Pentagon’da Çin Görev Gücü

ABD Başkanı Joe Biden, “Eğer harekete geçmezsek Çin bizi geçecek. Hızlanmak zorundayız” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de “Trump’ın Çin’e karşı sert yaklaşımı doğruydu” diyerek, aynı sertliği sürdüreceklerini işaret etmiş oldu. Nitekim Blinken o konuşmasında, Çin’e karşı askeri bakımdan caydırıcı bir şekilde konumlanarak bu ülkeye karşı güçlü pozisyonda olmak istediklerini belirtti.

Bu yaklaşım, sahaya da yansıma başladı:

ABD’nin iki uçak gemisiyle Güney Çin Denizi’nde Çin’i hedef alan tatbikatı, Covid-19 üzerinden Çin’i ve DSÖ’yü hedef alması, Uygur ve Hong Kong konularında bir ülkenin içişlerine müdahale etmenin bile ötesine geçen açıklamaları; Biden yönetiminin Çin’e saldırganca bir tutum izleyeceğini gösteriyor.

15 KİŞİLİK EKİP

Cumhuriyet gazetesinde köşemizde iki gün boyunca incelediğimiz Atlantik Konseyi’nin yayımladığı “Daha Uzun Telgraf” başlıklı “Çin’e karşı ABD stratejisi” raporu, görülmekte ki Biden yönetimi tarafından uygulanacak.

O strateji, esas olarak Çin yetişmeden bu ülkeyi olabilecek en saldırgan yöntemlerle baskılamayı, kuşatmayı hatta askeri kışkırtmalar uygulamayı öngörüyor…

Washington yönetimi neredeyse o strateji raporuna tıpatıp uyan adımlar atmaya başladı. Örneğin ABD Başkanı Joe Biden, Pentagon bünyesinde “Çin Görev Gücü” adlı bir birimin kurulduğunu açıkladı.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un konuyla ilgili açıklamasında “Çin Görev Gücü’nün ana odağının Çin’e yönelik politika, program ve süreçlerin analizi olacağı” belirtildi.

Açıklamada, Çin Görev Gücü’nün asker ve sivil 15 kişiden oluştuğu, direktörlüğüne Savunma Bakanlığı Özel Müsteşarı Dr. Ely Ratner’in atandığı kaydedildi.

PASİFİK CAYDIRICILIK İNİSİYATİFİ

Çin Görev Gücü direktörü olan Ely Ratner oldukça deneyimli bir bürokrat. Daha ilginci, Ratner’in Kurt Campbell’le ortak Çin karşıtı yaklaşımı sergilemiş olması…

Kurt Campbell da, Biden’ın Ulusal Güvenlik Konseyi’ne atadığı bir bürokrat. Campbell’ın konsey içindeki görevi Hint-Pasifik Koordinatörlüğü.

Hint-Pasifik stratejisi, ABD’nin Trump döneminde güncellediği Asya-Pasifik stratejisiydi. Özetle ABD’nin Hindistan’dan Japonya’ya uzanan geniş yay üzerinde Çin’i kuşatmasını ve baskılamasını öngörüyor.

Stratejinin isminin 2019’da Asya-Pasifik’ten Hint-Pasifik’e dönüşmesi, ABD’nin Çin’i ancak Hindistan gibi bir büyük kuvvetle dengeleyebileceği gerçeğinin gereğiydi.

ABD, bu stratejiye uygun olarak Pasifik Komutanlığını da Hint-Pasifik Komutanlığına dönüştürmüştü.

Anımsatalım: Pentagon’un 2021 bütçesinde bu komutanlığa 2,2 milyar dolarlık bir ek fon ayrılmış, yine bütçede “Pasifik Caydırıcılık İnisiyatifi”nin kurulması öngörülmüştü.

CAMPBELL-RATNER ORTAKLIĞI

İşte o fonu, o caydırıcılık inisiyatifini kullanacak konumdaki ABD Ulusak Güvenlik Konseyi Hint-Pasifik Koordinatörü Kurt Campbell ile ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki Çin Görev Gücü’nün direktörü Ely Ratner, 7 yıl önce birlikte çok önemli bir çalışmaya imza atmışlardı.

Dış İlişkiler Konseyi’nin ünlü dergisi Foregn Affairs tarafından 2014 yılında yayımlanan Campbell-Ratner ortak çalışması, “Uzakdoğu Vaatleri: Washington Neden Asya’ya Odaklanmalı?” başlığını taşıyordu.

İkili “21. yüzyılın tarihi büyük ölçüde Asya-Pasifik’te yazılacaktır” diyerek ABD’nin Asya-Pasifik bölgesine daha fazla ilgi ve kaynak ayırmak üzere dış politikasını yeniden belirlemesini istiyordu.

İşte ikili artık daha fazla kaynakla o ilgiyi gösterecek iki ayrı kurulun başına geçmiş oldular.

BIDEN’IN ÇİN TAKIMI

Sadece Kurt Campbell ve Ely Ratner mi?

Aslında Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Konseyi’ne atadığı diğer isimler de oldukça özel isimler.

Örneğin Çin’den sorumlu direktörler Laura Rosenberger ve Rush Doshi… Örneğin Demokrasi ve İnsan Hakları Koordinatörü Shanthi Kalathil… Örneğin Teknoloji ve Ulusal Güvenlikten Sorumlu Baş Direktör Tarun Chhabra

Bu dört isim Ulusal Güvenlik Konseyi’nde Kurt Campbell ile birlikte ABD’nin Çin politikalarını belirleyecek takımı oluşturuyorlar.

Bu arada Biden’ın Ticaret Temsilciliğine Katherine Tai’yi ataması da, yeni yönetimin tamamen Çin’e odaklanacağına işaret ediyor. Tai’nin anne ve babası Çin kökenli; Tayvan’dan ABD’ye göçmüşler. Katherine Tai haliyle Çince biliyor ve Çin’i yakından tanıyor. Nitekim Dünya Ticaret Örgütü’nde ABD-Çin ticaret anlaşmazlıkları için hukuk müşavirliği yapmış.

ZAMAN ÇİN’İN LEHİNE, ABD’NİN ALEYHİNE

Özetle, Biden döneminde ABD Çin’e karşı oldukça saldırgan bir strateji izleyecek. Bunun için de dışişlerinde değil ama savunma bakanlığı bünyesinde “Çin Görev Gücü” kuruyor!

Yani Biden bir bakıma Çin konusunu diplomasiden askeri alana doğru kaydırmış oluyor. Ulusal Güvenlik Konseyi içindeki Çin karşıtı takımı oluşturan beş isim de Pentagon’daki “Çin Görev Gücü” ile paralel çalışacak.

Ancak bu emperyalist saldırganlığın Çin üzerinde ele geçirebileceği bir hedef yok: Çin sakince ekonomisini büyütüyor, buna paralel olarak da ABD’nin askeri saldırganlığına karşı askeri gücünü artırarak önlem alıyor. Zaman, üretimi her yıl azalan ABD’ye değil, her yıl büyüyen Çin’e yarıyor.

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
16 Şubat 2021

  1. #1 by puma on 17/02/2021 - 09:44

    ABDde kontrol buyuk oranda , artik, orduda.
    (Yok yani burda ABDyi zaten Pentagon yonetiyordu,
    anlaminda soylemiyorum. ve bu sefer durum olumlu)
    Bunu nerden anliyoruz,
    ABD ordusunun Ukrayna ve Suriye tecrubeleriyle akillandigini biliyoruz.
    Bu akillanma ne anlamda, haddini bilme anlaminda.
    Haddini bilme de iki farkli sekilde anlasilabilir.
    Gucunun sinirlarini bilme; ve
    saldirganliktan vazgecme, ve dogu blokuyla isbirligi anlaminda.
    Trump’u kim basa getirdi, daha dogrusu 2016da aday yapti,
    kartelden rahatsiz olan askerler ve emekli askerler.
    Koruma garantisi de verdiler (ama yine de kardesini koruyamadi).
    Trump , anti-provokasyonlar (ben blof diyorum, siz yalan diyin)
    ile savaslari engellemeye calisirken, mesela israilci gorunurken,
    israile yakin olan kartelciler Trump’a dusman oldular,
    cunku gercekte ne olup bittigini biliyorlardi.

    Mart sonuna kadar 25bin asker Washington DC de nobetteler,
    ve orayi terketmeleri istendigi halde bunu yapmiyorlar.
    Sanildigi gibi Biden’in gercek bir baskan olmadigi belli bence.
    Hatta bazilari, gecen sene idam edildi, su anda gordugumuz
    bir dublor falan diyorlar de pek ciddiye almiyorum.
    Baskent abluka altinda iken baska yerlerde de
    derin bir savasin devam ettigini tahmin edebiliriz.
    Bu sekilde , mesela kartel bir provokasyon yapsa,
    herkes Biden’i yani kartelin adamini sorulu tutacak.
    Yani Trump’un baskan olmasindansa Biden’in sahte baskan olmasi
    cok daha hayirli olabilir.
    Zaten “demokratlari” ikna etmek veya yenmek yeterli degil, cogu hain olan
    cumhuriyetcileri de ikna etmek gerekiyordu.

    Bunun haricinde Cin Obama’dan cok rahatsizdi.
    Biden icin de manyak diyordu.
    Rusya ve Cin stratejik ortak olduguna gore,
    Rusya Trump’a yakin olduguna gore,
    o zaman Cin de Trump’a yakin olmali.
    Bunu destekleyecek bir cok olay var.
    Trump zamaninda “ABDnin saldirganligi” hep basarisiz oldu.
    Tek istisna Kasim’a yapilan suikast, ama fuzeyle yapildi dediler,
    fuze saldirisi olamaz bu, dronla saldirilmis olabilir.
    Bence Trump’la ilgisi yok, hatta belki saldiri da yok.
    Cunku bu bir provokasyon olurdu, Trump’unkiler
    genelde yalanciktan saldirilar. Suriyeye iki kere Akdenizden atilan
    gezgin fuzeler gibi (anlasmali olmasa dunya savasi cikardi).

    O zaman Trump’un ABD karsitligini ciddiye almiyorum.
    Trump kartele dusmandir, bunu bir cok kere gorduk.
    Hatta boyle olacagi bilinseydi, kartel onu isadamiyken coktan oldurmustu.
    Feto-AKP ortakligini en yenilikci Turkiye yonetimi diye oven Chomsky,
    (tabi o da ayni Taraf gibi sonradan ve ayni zamanda reis dusmani oldu)
    Trump’u da tarihteki en kotu adam ilan etti.
    Halbuki Trump kartelin tecavuz ve kurban edilmek uzere kaciridigi cocuklari
    kurtariyordu… Bu niye haber olmadi, cunku millet galeyana gelirdi,
    anaakim medya olayi tam tersi sekilde sunardi, ABDnin ve Batinin
    karizmasi darbe alirdi v.s. Boyle bir sey ancak ilan edilmis bir devrimin
    parcasi olarak ortaya konabilir.

    Peki Cin bir melek mi. Bircok kaynaktan duyduguma gore
    Cin kartelle icli disli. Hicbir kaynaga tam guvenmesem de ,
    heralde mutlaka bir dogruluk payi vardir bunda.
    Cin’in buyumesi yalnizca Cin’in ideolojisi ve caliskanligiyla olmadi.
    ABD sanayisini Cin’e kaydirdi, ..bir cok sebepten.
    Mao ile Nixon’un ve Kissinger’in tokalastigi bir suru fotograf bulabiliriz.
    Kissinger burda direk olarak kartel’i temsil ediyordu, hatta bence Nixon’u deviren de odur.
    Nixon’u satanik ayine goturmusler veya gotureceklermis…
    bize uymaz demis, Belki de orda ipi cekildi.
    Bence Nixon soylendigi gibi en kotu baskan falan degil,
    kartel onu gunah kecisi yapti, ya da belki ondan korktu,
    arastirmak lazim. Belki indirilmeseydi Kennedy gibi oldurulurdu.

    ABD ile Cin’in yakinlasmasi ne zamana rastegliyor, galiba
    “Ay’a inme”, ABD’nin dolardaki altin standardi sebebiyle
    iflasin esigine gelmis oldugu bir zamana.
    Yani bu yakinlasma biraz mecburiydi bence.
    ABD (daha dogrusu kartel) para basip Cinlileri ucuza calistiracakti,
    (bunun icin once altin standardini kaldirmak ve
    bunun icin de yalanciktan da olsa uzay yarisinda one gecmek lazimdi)
    ve hem dolar kullanimini yayginlastiracakti , hem bu sayede
    insanlarin eli dolara alisacakti; hem Cin’deki altin stoklarindan yararlanilacakti.
    Cin acisindan ise ekonomik , bilimsel, teknolojik anlamda
    ABDnin birikimnden faydalanilacakti.
    Mao ABD icin kagittan kaplan demisti, niye
    cunku nukleer denge sebebiyle buyuk bir savas yapamaz,
    ve altinlari bitiyor, ve sirf dolarla uzun sure gidemez.

    Sonuc olarak Cin ABDnin bilim ve teknolojisinde yararlandi,
    ogrencilerini ABDye doktoraya gonderdi, ABD sanasiyisini
    Cin’e kaydirdi, Cinliler birikimlerini ABDye yatirdilar
    (boylece dolar devaluasonuna karsi riskleri azallmis oldu).

    Butun bunlari nye soyluyorum,.. peki ABD veya kartel bu kadar aptal mi ki
    Cin’in boyle buyumesine bilerek katikda bulundu. Hayir bence,
    onlar Cin’i icerden kontrol edeceklerini hesaplamislardi.
    Yani siyasi yatirimlar yapmislardi. Bizdeki gibi siyasetin yuzde 80ini
    irkci-dinci-bolucu yapmamistir heralde, ama baska sekilde
    bir kontrol saglamaya calismistir. Nasil peki,
    karsiliksiz bastigi ve heryerde gecerli olan
    dolarlari rusvet olarak kullanarak.
    Ornegin soylendigine gore yeni-korona’nin yayildigi
    Wuhan laboratuvari Soros’a (kartele) aitmis.
    Bu laboratuvarin yikilmasi ise heralde delilleri yoketmeye yoneliktir,
    baska ne sebep olabilir.

    Yani bence Rusya-Cin ortakligi iyiligi temsil ediyor, ama
    Cin homojen olarak bir iyilik melegi degil.
    Kartelin buyuk bir bankasinin adi HSBC dir.
    H ve S harfleri Honkong ve Shanghai demektir.
    Mantiken bu bir CInli sirket olmali gibi, ama kartelin bir bankasi.
    Yani isvicreli bir sirketin adinin Ankara-istanbul bankasi olmasi gibi
    garip bir durum var burda.

    Yani bence sorun kartel acisindan Cin’in guclenmesi degil,
    hizadan cikmasidir. Ve bence hizadan da tam cikmamistir,
    ve kartelin amaci Cin’i yenmek degil, hizaya getirmektir.

    Ucak gemisiyle superguclere karsi savas olmaz.
    Onlar gosteri icindir.
    Savas isteyen denizaltilarla yapar bunu.
    Ucak gemileri 2 boyutta gezer, denizaltilar, ayni ucaklar gibi
    3 boyutta, ayrica biryerlere konma ihtiyaclari yoktur.

    Biden saldirganligi temsil ediyor. Herkes Biden’i
    Cin dostu saniyordu, ozellikle Cumhuriyetci partiden olanlar.
    Hala da secim hilesinde Cin’i sucluyorlar.
    Bu secim hilesinde bir cok ulke isin icinde,
    Almanya, Ingiltere, Ispanya, Italya, Cin.
    Bu durum bu ulkeleri suclu yapmaz.
    Secim hilesinin bir parcasi , secimde kullanilan makinelerin internete
    baglanmasiydi. Normalde boyle bir sey olmamali, hatta
    oyle degil diye biliniyordu.
    Cumhuriyetci tabana Cin karsitligi satildi, ama
    aslinda Trump Cindeki antikartel unsurlariyla paralel hareket ediyordu.

    Biraz biliyorum, biraz da mantik yurutuyorum, hatta mantik yurutme
    bilgiden fazla. Ugur Mumcu’un dedigi gibi bilgi sahibi olmadan
    fikir sahibi olmuyorum, ama az bilgiyle cok fikir (ve bence dogru fikir)
    uretiyorum.
    Ozetle diyorum ki, yalnizca ulkeler bazinda olaya bakmak
    olup biteni anlamaya yetmez. Ayrica medyaya, sosyal medyaya,
    ve alternatif medyaya da bakmak yetmez, hepsine bakip
    mantikli mantiksiz ayirimi yapmak gerekir.

    Ornegin, bu sekilde, bati kokenli korona asilarinin
    tehlikeli oldugu sonucuna vardim. Cin asisi konusunda da
    ise yalnizca supheciyim. 5G konusunda da supheciyim,
    yani belki olumlu bir kullanimi olabilir, ama tehlikeleri de
    (kasitli, kasitsiz, potansiyel..) olabilir.

    • #2 by puma2 on 17/02/2021 - 14:31

      Duzeltme: Trump’un Cin karsiti oldugu iddiasini, ciddiye almiyorum diyecektim
      (yani ABD karsiti degil; ABD karsiti zaten degil)
      …………..https://robertdavidsteele.com/matt-ehret-on-uk-central-banks-as-main-enemy-of-the-usa/

      Bu genc cocuk (aslinda bilmiyorum yasini) cok sey biliyor.

      Roma imparatorluguna, hatta Babylon’a kadar giden bir sistem var.
      Bunlara elitler dersek, bir de bunlara finans anlaminda yardim eden “yahudiler” var.
      Romadaki temsilcisi Sezar dersek, “yahudi” yardimcilar,
      Rotshschild, Rockefeller ,..falan.

      Baskan Trump, Rusya-Cin-Iran’in olusturdugu koklu medeniyetlerle
      beraber bu Britanya sistemine karsi mucadele ediyorlar…

      Biden’in baskanligindan bahsetmiyorlar, yalnizca secimlerin calindigindan bahsediyorlar.
      Yani Baskan Biden ne yapacak, hic gundemlerinde yok.
      Cunku boyle bir baskan yok, ama ezilmesi gereken bir kartel var.
      …………..

      Baska bir video’da birisi 6 milyon yahudinin olduruldugunden bahsediyordu.
      Degisik yerlerde yahudiler oldurulmus, ama sayi hep 6 milyon.
      Niye oyle, cunku 6 satanik bir sayi. Onlar icin 666 kutsal, israil bayraginda
      bir cok 6 sayisi gorulebilir.
      Peki yahudiler icin kendileri cok degerli digerleri cok degersiz mi,.
      garip bir sekilde dini sebeplerle 3te 1’inin yakilmasi, 3’te 1 inin dunyaya hakim olmasi,
      falan ongorulmus. Yoksa bu oldurulenler ayni tip yahudi degil mi.

      Niye yahudilik ve satanistlik boyle yakin olsun .
      Bence soyle, butun tek tanrili dinlerin ortak bir temeli var.
      Eskiden peygamberler ayni zamanda kral imis, ve
      buyuk bir hazineye sahipmisler.
      Davut, Suleyman,.. v.s.
      Hatta bir suru heykeli bulunan eski Misirli firavun Akheneton
      Hz. Musa imis (Karen Hudes’e gore, kendisi de gururlu bir yahudi,
      niye bu konuda bilerek yalan soylesin) ve bu adam
      aslinda insan degil, baska bir insansi irktan.
      Ve zaten oglu Tutankamon’un mumyasini rontgenlemisler ve
      onun kafasi da geriye dogru uzanmakta.

      ……………
      Kartel finansi hala kontrol ediyor mu. Birkac ay once SWIFT uzerindeki kontrollerini
      kaybettiklerini duymustum.

      Parca parca bilgi veriyorum (zaten kendim de cok bilmiyorum) ki
      birileri arastirsin, hatta doktora tezleri, kitaplar yazsinlar.
      Belki o zaman kartelin tuzaklarina daha az duseriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: