Neo-Abdülhamitçilik: Rusya’dan S-400, Rusya’ya karşı SİHA

“İstediğim ülkeden silah alır, istediğim ülkeye silah satarım” diyebilmek, elbette her egemen devletin hakkıdır. Ancak bu ilkeyi uygulayabilmek için, dış politikada bütünlüklü bir stratejiye sahip olmanız ve taktik hamlelerinizi o stratejiye uygun olarak yapmalısınız. Stratejiniz yanlış olduktan sonra, taktik hamleleriniz doğru olsa bile, bir işe yaramaz zira…

AKP tipi dengecilik

AKP iktidarı Rusya’dan S-400 almayı nasıl gerekçelendiriyor? İçeriye, daha çok “egemen devletim, istediğim silahı alırım” diyor, haklı.

Ya dışarıya? ABD’ye de “Sen bana Patriot satmadığın için Rusya’dan S-400 almak ‘zorunda’ kaldım” diyor, zayıf argüman, net olmayan tavır, ikircikli tutum.

Peki Ukrayna’ya SİHA satışı?

Rusya’ya şu mesajı veriyor: “Nasıl bir NATO ülkesi olarak senden S-400 alıyorsam, Ukrayna’ya da SİHA satabilirim.”

ABD’ye de şu mesajı veriyor: “Tamam, Rusya’dan S-400 aldım ama senin Rusya’ya karşı cephe ilan ettiğin Ukrayna’ya da silah satıyorum.”

Moskova’nın ‘diplomatik’ tepkisi

Bu AKP’nin dış politikadaki Neo-Abdülhamitçiliğinin silaha yansıma biçimidir özetle. “Rusya’yla işbirliği yaparak kendisine alan açan, bu işbirliğini ABD’yle pazarlığında kullanan, iki büyük gücü de AB’yle dengelemeye çalışan” Neo-Abdülhamitçilik, Rusya’dan S-400 alarak ABD’yle ters düşmeyi, ABD’nin Rusya karşıtı cephesi Ukrayna’ya silah satarak dengelemeye çalışıyor. Ancak sonuçta her iki tarafla da ters düşmüş oluyor.

Moskova, Ukrayna’nın Donbass’ta Rusya yanlılarına karşı SİHA kullanmasına tepkili. Kremlin sözcüsü Peskov, Rusya’nın Astana ortağı Türkiye’ye karşı oldukça diplomatik bir dil kullandı: “Türkiye ile gerçekten iyi ilişkilerimiz var ancak mevcut durumda, Ukrayna ordusuna bu tür silahların sağlanmasının, temas hattında, durumu potansiyel olarak istikrarsızlaştırabileceğinden endişe duyuyoruz.”

Çavuşoğlu’nun savunması

AKP iktidarının Moskova tepkisine karşı “savunması” ise Neo-Abdülhamitçiliğin bir kez daha “çok taraflılık” değil, “çok tarafa taviz” anlamına geldiğini ortaya koydu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun savunması şöyle: “Bir ülke, bizden, başka bir ülkeden almışsa o silah daha fazla Türk ya da Rus ya da Ukrayna silahı olarak anılamaz. Bir devlet bizden bunu satın alıyorsa, o daha fazla Türk ürünü değildir. Belki Türkiye’de üretilmiş olabilir ama Ukrayna’ya ait. Türkiye bununla suçlanamaz.”

Çavuşoğlu’nun savunmasının devamı daha da vahim: “Bazen terörle mücadelemiz sırasında farklı ülkelerden farklı silahlarla karşılaşıyoruz, Rusya da dahil olmak üzere. Biz asla Rusya’yı suçlamıyoruz. Ukrayna da bizim adımızı kullanmayı bırakmalı.”

Üstelik iki kere vahim: Hadi Ukrayna’ya “bizim adımızı kullanmayın” demelerini geçtik, ancak “bir ülke terör örgütüne silah sattıktan sonra artık o silah o ülkeyle anılmaz, terör örgütünündür” şeklindeki savunma, Türkiye’nin 40 yıllık argümanını zayıflatmıştır.

Bu savunmayı yapan AKP iktidarı, örneğin PKK’nin elindeki silahlar nedeniyle NATO müttefiki ABD’yi nasıl suçlayabilecek artık? PKK’nin elindeki ABD silahları artık ABD’nin değil, PKK’nin mi denilecek yani!

Bütünlüklü strateji ihtiyacı

Sonuç? AKP Rusya’dan aldığı S-400’ü ABD’nin tepkisi nedeniyle hâlâ çalıştıramıyor, Rusya’nın tepkisi nedeniyle de Ukrayna’ya sattığı silahı savunamıyor, müşterisine “benim adımı kullanma” diyor!

Çünkü ortada bütünlüklü bir strateji yok. Oysa Türkiye bölge ve Asya ülkeleriyle işbirliği yapacaksa, bunun gereğini yapmalı. ABD’nin Rusya karşıtı planlarında olmak, ABD’nin Rusya’ya karşı açtığı Ukrayna cephesine destek vermek, ABD’nin Karadeniz odaklı Rusya karşı master planını onaylamak, Türkiye’nin çıkarına değildir. Tersine, ABD’nin bu hamleleri, Karadeniz bağlamında Türkiye’nin çıkarlarını da hedef almaktadır.

Not 1: AKP iktidarının BM’de ABD-Fransa ikilisinin öncülük ettiği Çin karşıtı çağrıya destek vermesi, Çin’in Suriye’deki TSK varlığına tepki açıklamasını getirdi. Ankara’nın bundan da çıkarması gereken dersler var.

Not 2: Erdoğan’ın ABD bayrağı önünde, Biden’ın Türk bayrağı önünde poz vererek başladığı Roma görüşmesi; özetle “diyalog var, mesaj var ama çözüm yok” şeklinde sonuçlandı.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
1 Kasım 2021

  1. Neo-Abdülhamitçilik: Rusya’dan S-400, Rusya’ya karşı SİHA | Öykü-Şiir-Anı-Günce-Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: