Archive for category CRI Türk

ÇÜRÜYEN AMERİKA

Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’mızda belirttiği gibi, medeniyet, tek dişi kalmış canavardır!

Bunu salgın günlerinde daha da iyi anlıyor ve görüyoruz. İşte o manzaraların sonuncusu:

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Alex Azar katıldığı bir televizyon programında aynen şöyle diyor: “Trump yönetimi salgınla çok iyi baş etti. Buna rağmen en çok kurban veren ülke olmamız, Amerikalı azınlıkların dünyanın geri kalanından daha sağlıksız olmalarından kaynaklandı.

Bu sözleri, ABD yönetiminin salgınla mücadele yönetimindeki beceriksizliğine bahane bulma çapsızlığı diye de okuyabilirsiniz, çürüyen ABD’nin dışavurumu olarak da…

21. YÜZYILIN MALTHUS’U

Evet, ABD emperyalizmi çürüyor! Alex Azar da o çürümenin tipik öznesi…

Büyük ilaç şirketlerinde yöneticilik ve lobicilik yapan, milyonlarca dolarlık serveti olan Alex Azar’ın insana bakışı tipik sömürgeci ve halk düşmanı bakışı…

Azar, bu nedenle bir nevi 21. yüzyılın Malthus’u…

Bir rahip olan Thomas Malthus, 1803’te yayımladığı Nüfus Artışı Hakkında Araştırma adlı eserinde yiyeceklerin aritmetik, nüfusun ise geometrik arttığını iddia etmiş, bu dengesizliğin de salgınlarla ve doğal afetlerle dengelenmesi gerektiğini savunmuştu.

Oysa sorun nüfusun yiyecekten fazla olması değil, küçük bir kesimin yiyeceklerin/gelirlerin büyük bölümüne el koyuyor olmasıydı!

Alex Azar da malların büyük bölümüne el koyan o bir avuç kişiden biridir. O nedenle de sorunun kaynağı olarak Amerikalı azınlıkları, yani siyahları ve hispanikleri görmektedir.

SALGIN ZENGİN-FAKİR UÇURUMUNU BÜYÜTTÜ

Salgın sürecinde daha da netleşen o “çürüyen Amerika” gerçeğini, Bloomberg’de yayımlanan şu haber de aslında teyit ediyor:

“Koronavirüs salgını ABD’de sosyo-ekonomik eşitsizliği ortaya çıkardı. Salgın düşük gelirli insanları daha fazla etkiledi. Amerikan marketlerinde et satışları neredeyse durdu, ağırlıklı olarak yüksek gelirli insanların alışveriş yaptığı marketlerde ise durum tam tersi.”

Kısacası salgın, zenginle fakir arasındaki uçurumu daha da büyüttü; hem de dünyanın en gelişmiş(!), en büyük ekonomisi olan ABD’de!

1 MİLYON EVSİZ AMERİKALI

İşte “çürüyen Amerika”ya işaret eden bir gelişme daha…

Colombia Üniversitesi’nin araştırmasına göre ABD genelinde evsiz olan 568 bin Amerikalıya, salgın nedeniyle bu yıl 250 bin kişi daha katılabilir!

Yani evsiz Amerikalı sayısı 1 milyona yaklaşabilir!

Düşününüz, Soğuk Savaş boyunca anti-komünizmin öne çıkan propagandalarından biri komünist Rusların küçücük çirkin evlerde ama liberal kapitalist Amerikalıların kocaman güzel evlerde yaşadığıydı!

Evet, komünistlerin evi küçüktü ama bir evleri vardı!

Oysa emperyalist ABD’de evi olmayan, sokaklarda yaşayan yüzbinler var ne yazık ki…

ABD İÇİN GÖRÜLMEMİŞ DÖNEM

Amerikalı Prof. Dan O’Flaherty ülkesinin olağanüstü bir döneme girdiği konusunda uyarıyor:

“Benzeri görülmemiş bir dönemdeyiz. Bugün hayatta olan hiçbir Amerikalı işsizlik oranının yüzde 10’a çıktığı bir zamanı görmedi.”

FED’in, IMF’nin, Dünya Bankası’nın endişeleri ve uyarıları peş peşe geliyor…

Amerikan ekonomisi ne zaman toparlanabilir, kimse kesin bir takvim açıklayamıyor.

Görünen o ki tablo ABD için daha da kararacak.

AMERİKALILARIN İHTİYACI ÇİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL, ÇİN’LE İŞBİRLİĞİ

İşte Trump yönetiminin aslında büyük bir çaresizlik içinde hemen her gün dile getirdiği Çin yalanlarının nedeni işte bu “çürüyen Amerika” tablosudur!

Sistemin “beyaz efendileri” sorumluluğu dışarıda Çin’e, içeride ise siyalarla hispaniklere yükleyerek, kendi eserleri olan “kara tablo”yu gözlerden uzak tutmaya çalışıyorlar.

Ancak nafile…

ABD yönetimi ne iç kamuoyunu inandırabiliyor ne de uluslararası arenada müttefiklerini ikna edebiliyor.

Amerikalıların büyük bir bölümü de, ABD’nin çoğu müttefiki de Beyaz Saray’ın “Kasım seçimlerine” yönelik sürdürdüğü Çin düşmanlığını bırakarak Pekin yönetimiyle salgına karşı küresel işbirliği yapmasını istiyor.

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
19 Mayıs 2020

 

 

3 Yorum

BND’DEN TRUMP’A ‘ÇİN DÜŞMANLIĞI’ DESTEĞİ

9 Mayıs, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilere karşı zafer ilan edilmesinin 75. yıldönümüydü. Pentagon’un o güne özel yayını ise tipik emperyalist ikiyüzlülükle doluydu.

İkinci Dünya Savaşı’nı Almanya ile SSCB’nin Polonya’yı işgaliyle başlatan ABD, zaferi de Normandiya çıkarmasıyla başlayan sürece dayandırıyor özetle…

Pentagon yayınında 18 milyonu sivil olmak üzere 27 milyon yurttaşını kaybeden SSCB yok!

Hitler’in ordusuna Stalingrad’da direnerek savaşın gidişatını değiştiren ve Nazilere esas darbeyi Doğu Cephesi’nde vuran Kızıl Ordu yok!

Anavatan savaşında kararlı liderliğiyle milyonları Nazilere karşı direnişe geçirerek Avrupa’yı Hitler’in kanlı çizmelerinin altından kurtaran Çelik Stalin yok!

Kim var? Savaşa sonradan dahil olan ABD!

EMPERYALİZMİN HEDEFİ NAZİ-KOMÜNİZM SAVAŞIYDI

İkinci Dünya Savaşı, sonrasında ABD’nin kurduğu ideolojik hegemonya nedeniyle Batı’da hep eksiklerle ve yanlı olarak anlatıldı.

Örneğin hep SSCB’nin Hitler’le yaptığı anlaşma öne çıkarıldı. Hitler’i komünistlerin üstüne sürmeye çalışan İngiliz ve Fransız emperyalizminin ikiyüzlülüğü gizlendi.

Örneğin ABD’nin Nazilere verdiği mali destekler hep es geçildi. Hitler faşizminin dünyayı kan gölüne çevirmesinde Amerikan sermayesinin rolü ve sorumluluğu hep gizlendi.

Neyse, konumuz bu değil…

Bunları, Alman istihbaratının Çin düşmanlığında ABD’ye yaptığı acemice desteğe dikkatinizi çekmek için anlatıyorum…

Zira Alman istihbaratının, şıracı Amerikan istihbaratına neden bozacılık yaptığının yanıtı, İkinci Dünya Savaşı sürecindeki ve özellikle sonrasındaki süreçle ilgili…

ALMAN İSTİHBARATI TRUMP İÇİN MALZEME ÜRETİYOR

Amerikan sermayesi ile Naziler arasındaki ilişki, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurumsal bir alışverişe dönüştü. Nazilerin özel savaş ve istihbarat deneyimi, Alman uzmanlarıyla birlikte ABD’ye taşındı.

Almanya’nın bölündüğü süreçte de ABD, Batı Almanya’yı ideolojik tahakkümü altına aldı ve BND dünyada en Amerikancı istihbarat örgütü haline geldi. (Etkileri hâlâ süren o Amerikancılık BND içinde zaman zaman ciddi iç çarpışmalara dönüşüyor.)

Uzatmayalım, işte o BND, ya da BND’nin içindeki Amerikancı kanat yine sahnede. CIA kanalıyla Trump’a Çin düşmanlığı konusunda malzeme üretmeye çalışıyor.

Anlatalım…

TRUMP İÇİN ALGI OPERASYONU

Almanların ünlü Der Spiegel dergisi, BND’ye dayandırarak şöyle bir haber yaptı: “21 Ocak’ta Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yaptığı telefon görüşmesinde, DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’dan, virüsün insandan insan bulaşması hakkında bilgi vermekten kaçınmasını ve bir salgın uyarısı yapmasını ertelemesini istedi.”

Haberin hedefi ne? Trump’ın sürdürdüğü Çin düşmanlığına destek olmak…

Nasıl? Şöyle:

Ne diyordu Trump? “DSÖ Çincilik yapıyor. Çin dünyayı virüs konusunda geç bilgilendirdi, hatta virüs Çin laboratuvarında üretildi.”

İşte Alman istihbaratı, bazı Amerikan gazetelerinin bile yalanladığı bu dayanaksız iddialara destek veriyor. 21 Ocak’ta Şi Cinping’in DSÖ direktörünü arayıp “şunu söyleme, bunu sakla” dediğini iddia ederek, dünya kamuoyunda “Demek ki Trump haklıymış” algısı oluşmasını sağlamaya çalışıyor!

BİR CÜMLEDE DÖRT YALAN

Ancak Goebbels’in izcileri oldukça beceriksiz.

Dünya Sağlık Örgütü’nün BND ve Der Spiegel’e verdiği yanıt o beceriksizliği resmediyor: “Der Spiegel’in iddiaları asılsız ve gerçek dışıdır. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 21 Ocak’ta hiçbir görüşme yapmamıştır. Bu tür asılsız haberler salgınla mücadele konusunda DSÖ’nün ve dünya genelindeki çalışmaların gündemini değiştirme amacı taşıyor. Ayrıca, Çin hükümeti zaten 20 Ocak’ta korona virüsünün insandan insana bulaştığını açıklamıştı.”

Özetle BND içindeki Amerikancı kanadın fabrikasyonu o kadar beceriksizce ki neredeyse hiç ses getirmedi.

BND yalanı, ancak Trump’un kendisini yalanlayan yalanlarıyla yarışabilir kategoride…

Ne diyelim! Beyaz Saray, CIA ve BND bu tezgahlar yerine salgınla mücadeleye odaklansa Amerikalılara ve Almanlara daha çok faydalı olurlar demekten başka elimizden bir şey gelmiyor…

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
12 Mayıs 2020

 

3 Yorum

AMERİKA AMERİKA’YA KARŞI

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir suçlu “uydurmaya” öyle çok ihtiyacı var ki, bırakın Amerikan kurumlarını yalanlamasını, bu uğurda kendini bile yalanlayabiliyor!

Zira ABD salgının merkez üssü durumunda ve bu Amerikan ekonomisini oldukça olumsuz etkiliyor. Kötü ekonomi tablosu da haliyle sonbaharda yapılacak başkanlık seçiminde Trump’ın elini zayıflatıyor.

İşte Trump bu nedenle başarısızlığa bir gerekçe bulmaya çalışıyor. O nedenle de sürekli Çin’i suçluyor. Fakat Çin’e karşı ürettiği her argüman yalanlanıyor…

KANIT DEĞİL VARSAYIM

Trump’ın son yalanı, Kabataş yalanını aratacak cinsten…

Trump, koronavirüsün Vuhan’daki laboratuvardan çıktığına dair kanıt gördüğünü iddia etti (1.5.2020).

Ortada elbette bir kanıt yoktu. Nitekim Beyaz Saray sözcüsü Trump’ın “gördüğünü iddia ettiği kanıta” bir açıklama getirmeye çalıştı. Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany, “İstihbarat dediğimiz şey temelde bir varsayım ve bu istihbarat ile ne yapılacağı siyasilere kalmış” dedi (1.5.2020).

Evet, ortada bir varsayımdan ötesi yoktu. Kaldı ki ABD istihbaratı da aslında Trump’ı yalanlıyordu.

DSÖ TRUMP’U DEFALARCA YALANLADI

Trump ilk kez 18 Mart’ta koronavirüsün Vuhan’daki laboratuvardan çıktığı iddiasını mantıklı bulduğunu açıklamıştı. Zira Çin’in virüsle ilgili ABD’yi ve dünyayı geç bilgilendirdiği şeklindeki bir önceki iddiası yalanlanmıştı; hem de Amerikan basını tarafından! ABD gazete ve TV’lerinde çıkan haberlere göre ABD istihbaratı Beyaz Saray’ı önceden haberdar etmişti zaten.

Çin, bu yeni iddiaya, iddia medyaya servis edildiği anda ve daha Trump dahil olmadan tepki gösterdi. Çin Dışişleri Sözcüsü Zhao Lijian, koronavirüsün “Çin’de laboratuvarda üretildiğine” dair iddiaları kökten reddetti (16.04.2020).

Keza Vuhan’daki laboratuvar da koronavirüsün kaynağı olduğu iddialarını “imkânsız” diyerek reddetti (19.04.2020).

Dünya Sağlık Örgütü de konuyla ilgili açıklama yaptı. Elde edilen bütün kanıtların koronavirüsün hayvan kökenli olduğunu gösterdiğini belirten Dünya Sağlık Örgütü, virüsün laboratuvarda üretildiğine veya değiştirildiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığını vurguladı (21.4.2020).

Kaldı ki pek çok ülkede bilim adamları virüsle ilgili araştırma yapıyor ve aynı sonuca ulaşıyordu. Bu nedenle Rusya da Beyaz Saray’ın suçlamalarına itiraz etti. Kremlin sözcüsü Peskov “virüsün Çin’de üretildiğine dair asılsız suçlamalar kabul edilemez” dedi (22.4.2020).

ABD İSTİHBARATI: VİRÜS İNSAN ÜRETİMİ DEĞİL

Beyaz Saray, ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünü, virüsün Çin yapımı olduğunu ispat etmekle görevlendirdi.

Ancak Trump’ın iddiası o kadar dayanaksızdı ki, Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün vardığı sonuç da Trump’ı yalanladı.

Yapılan açıklamada “İstihbarat örgütleri yeni koronavirüsün insan eliyle üretilmiş ya da genetiğiyle oynanmış olmadığına dair genel bilimsel kanıya katılmaktadırlar” denildi (30.4.2020).

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Trump’ı memnun edebilmek için en fazla şu kadarını söyleyebildi: “Salgının ‘enfekte olmuş hayvanlarla temas üzerinden mi bulaştığı, yoksa Vuhan’daki bir laboratuvarda meydana gelen bir kaza sonucu mu yayıldığı’ konularını değerlendirmeye devam edeceğiz.”

POMPEO’NUN YALANI SÜRDÜRME GAYRETİ

Trump’ı bir kez de Dünya Sağlık Örgütü Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan yalanladı. Ryan, virüsün laboratuvardan çıktığı iddiasına karşı çıkarak “Pek çok bilim insanı koronavirüsn gen dizilimini defalarca inceledi. “Dolayısıyla, bu virüsün doğal kökenli olduğundan eminiz” dedi (1.5.2020).

Ancak Beyaz Saray o denli sıkışmış durumda ki ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün ve Dünya Sağlık Örgütü’nün yalanlamasına karşın Trump ve ekibi, tıpkı Kabataş yalancıları gibi yalanında ısrar etmek zorunda kalıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo örneğin, kendi istihbarat örgütlerinin yalanlamasına rağmen, iddiayı sürdürüyor: “Şu ana kadar birçok uzman bu virüsün insan yapımı olduğunu düşünüyor. Buna inanmamak için hiçbir neden yok. Rahatlıkla söyleyebilirim ki virüsün Vuhan’da bulunan laboratuvardan geldiğine dair çok sayıda kanıt mevcut” (3.4.2020).

TRUMP-POMPEO’NUN TOZ ŞİŞESİ BİLE YOK

Anımsatalım…

Pompeo’nun seleflerinden Colin Powell da Saddam Hüseyin’in kitle imha silahı ürettiğine dair kanıt diye içinde toz olan bir şişeyi BM toplantısında elinde sallayarak göstermişti. Ayrıca ABD, Saddam’ın kitle imha silahlarını kamyon ve trenlerle taşıdığına dair görüntüler servis etmişti dünya medyasına.

Ancak yıllar sonra Powell yalan söylediklerini itiraf etmek durumunda kalmıştı. Powell, “CIA beni kandırdı” diyerek sorumluluğu atmaya çalışmıştı. Powell ayrıca BM’deki o konuşmasının kariyerindeki “kirli iz” olduğunu belirtmişti.

Trump ve Pompeo’nun durumu Powell’dan da kötü! Zira ellerinde uyduruk bir toz şişesi ile CIA yapımı görüntü bile yok!

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
5 Mayıs 2020

2 Yorum

SORUMSUZ TRUMP!

ABD’deki COVID-19 vaka sayısı 1 milyonu aştı. Bu İspanya, İtalya, Almanya, İngiltere ve Fransa’daki toplam vaka sayısının çok daha üzerinde. Çin’deki vaka sayısının ise tam 12 katı.

Kısacası ABD salgının merkez üssü durumunda…

Oysa 21 Ocak’ta ABD-Seattle’da ilk vaka görüldüğünde, Donald Trump “Kaygılanacak bir durum yok, her şey kontrol altında, Çin’den gelmiş bir kişi” diyordu.

Ancak 28 Nisan’da 1 milyondan fazla Amerikalıya virüs bulaşmış durumda ve acı ki 56 binden fazlası yaşamını yitirmiş durumda…

TRUMP “BAHANE FABRİKASI” GİBİ

21 Ocak’ta “kaygılanacak bir durum yok, sadece bir kişi” diyen Trump, bir süredir kaygılı; zira salgınla mücadelede kötü bir yönetim sergiliyor.

Başarısızlığını perdelemek için de başkasını suçluyor.

Bu köşeden Trump’ın o dayanaksız suçlamalarını defalarca ele aldık. Trump’ın her suçlaması, hem de önce ABD basınında yalanlandı! Trump ise o kadar sıkışmıştı ki, çürütülen her suçlamasına karşı yeni bir suçlama üretti.

Fakat gittikçe suçlamalar iyice ciddiyetsiz hale geldi!

İşte sonuncusu…

Trump şöyle diyor: “Biz virüsün ilk çıktığı yerde durdurulabileceğini düşünüyoruz. Çin, bunu çok hızlı bir şekilde durdurabilirdi ve bu salgın tüm dünyaya sıçramazdı” (28.4.2020).

Tabii uzun bir süre “Çin’in virüsle ilgili kendilerini geç bilgilendirdiğini” iddia eden Trump, bunun doğru olmadığı ortaya çıktıkça, kendisinin ABD istihbaratı ve sağlık örgütleri tarafından da defalarca bilgilendirdiği ABD basınında yer alınca, yeni bir “bahaneye” sarılmalıydı.

Ancak o bahanenin bu kadar çapsız olacağını doğrusu beklemiyordum: Çin virüsü ilk çıktığı yerde durdurabilirmiş ama durdurmamış!

Bunu diyen Trump, 21 Ocak’ta ABD’de ilk vaka görüldüğünde “Kaygılanacak bir durum yok, her şey kontrol altında” diyordu!

ÇİN DÜNYAYI DAHA BÜYÜK SALGINDAN KORUDU

Aslında Trump’ın açıklamasının tersi doğru. Virüsün yayılma hızı ve alanına bakınca, bugün daha net söyleyebiliyoruz: Çin, Batı’nın tepkilerine rağmen salgına karşı çok sert tedbir alarak salgını kontrol altına aldı ve bir anlamda dünyayı daha büyük bir salgından korumuş oldu.

Anımsayın: Virüs Çin’in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 12 Aralık’ta tespit edildi. İlk can kaybı ise 11 Ocak’taydı. Çin yönetimi Vuhan’ı “tam karantinaya” aldığında, Batı Çin’i “virüsü bahane ederek özgürlükleri kısıtlamakla, insan haklarını rafa kaldırmakla” suçluyordu!

Çin tüm suçlamalara rağmen doğru olduğunu görerek “tam karantina” uyguladı ve salgının Çin’in diğer eyaletlerine yayılmasını önledi.

Bunun ne anlama geldiğini sayılarla anlatalım: Çin’in nüfusu 1,4 milyar! Yani 330 milyon nüfuslu ABD’nin 4 katından fazla…

Çin Batı’nın tepkisine rağmen Vuhan kentini ablukaya almasaydı, bugün Çin’de de, dünyada da tablo çok daha kötü olurdu!

TRUMP’IN “VÜCUDA DEZENFEKTAN ENJEKTE EDİN” ÖNERİSİ

Trump’ın Çin karşıtlığı, aslında ABD açısından vahim bir durum: Bu ülke, Çin’le işbirliği yapıp salgına karşı küresel bir mücadele verebilecekken, Trump yüzünden bunu yapamıyor. Çünkü Trump kendi yönetiminin başarısızlığını perdelemek için işbirliği yapması gereken ülkeyi suçlamaya çalışmakla meşgul…

Bunun da başta Amerikalılar olmak üzere tüm insanlığa zaman kaybettirdiği ortada…

Üstelik Trump Amerikalılara iki kere zaman kaybettiriyor zira bir de bilimdışı önerileri var: Üstelik bu alanda Çin’i suçlamaktaki beceriksizliğinden daha başarısız!

ABD Başkanı bir basın toplantısında koronavirüs tedavisi için vücuda “dezenfektan enjekte” edilmesini önerdi! O esnada basın toplantısındaki ABD görevlilerinin yüzlerindeki saşkınlık görülmeye değerdi…

Üstelik Trump bu bilimdışı önerisi konusunda sorumluluk da kabul etmiyor. Son basın toplantısında bir gazeteci, önerisi nedeniyle bazı eyaletlerde bunu deneyenler olduğunu anımsatınca, Trump, “Bunu neden yapıyorlar, bilemiyorum” şeklinde kaçamak bir yanıt verdi. Gazetecinin “Peki bu konuda sorumluluk alır mısınız?” sorusunu ise “Hayır, almam” diye yanıtladı!

Böylesine sorumsuz biri, yani Amerikalılara “vücudunuza dezenfektan enjekte” edin diyen ve bunun sorunluluğunu bile alamayan kişi, Çin’i salgını geç bildirmekle, hatta salgını durdurmamakla suçlamaya kalkıyor!

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
28 Nisan 2020

 

3 Yorum

TRUMP’IN BEŞ TEZGÂHI

Önünde seçim olan Trump zor durumda. Zira ABD koronavirüs salgının merkezi oldu ve süreci iyi yönetemeyen Beyaz Saray’a içeride büyük tepki var.

Ve tepkiler giderek artıyor, zira gün geçtikçe Trump yönetiminin zamanında uyarıldığı halde gerekli önlemleri almadığı ortaya çıkıyor.

Trump bu nedenle içeride valilerle kavga ediyor, dışarıda Çin’e düşmanlık yürütüyor.

Böylece kendi başarısızlığına gerekçe bulmaya çalışıyor.

Trump, Demokrat valilerin yönettiği eyaletlerde karantinanın kaldırılması için halkı protesto eylemi düzenlemeye teşvik etme noktasına kadar geldi.

1) ‘ÇİN VİRÜSÜ’ TEZGAHI

Trump içeride sıkıştıkça Çin düşmanlığı için bir tezgâh işleme sokuyor!

Anımsayacaksınız, Trump’un ilk argümanı, koronavirüse “Çin virüsü” demekti. Böylece küreselleşen salgın konusunda dünyanın geri kalanını Çin’e karşı kışkırtmaya çalışmıştı.

Müttefiklerinden en küçük bir destek görememesi nedeniyle ABD yönetimi 10 gün içinde bu düşmanca sözü, daha az düşmanca bir sözle değiştirdi: Çin virüsü yerine Vuhan virüsü demeye başladı.

Ancak yine beklediği desteği alamadı. Öyle ki ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun “Vuhan virüsü” ısrarı nedeniyle uluslararası toplantılarda kriz çıktı, ABD yalnız kaldı.

Anımsayacaksınız, G7 zirvesinde bu nedenle “ortak açıklama” yapılamamıştı.

2) ‘ÇİN GEÇ BİLDİRDİ’ TEZGÂHI

Trump’ın Çin düşmanlığında ikinci tezgâhı, Pekin yönetiminin virüsle ilgili dünyayı geç bilgilendirdiği iddiası oldu.

Ancak Amerikan gazetelerinin haberleri bile Trump’ı yalanlıyordu. Zira ABD istihbaratı da, ABD’nin sağlık kuruluşları da Beyaz Saray’ı uyarmış ancak Trump yönetimi ciddiye almamıştı.

Trump’ın konuyu ciddiye almadığı zaten açıklamalarına da yansımıştı. Nitekim virüsün Çin’i etkisi altına aldığı ocak ve şubat aylarında Trump, hemen her açıklamasında virüsü küçümsemiş, dahası küresel bir salgın olmayacağını iddia etmişti.

Kaldı ki o süreçte virüsün Çin ekonomisini yıkıma uğratacağı beklentisiyle ABD yönetimi gayet açık bir şekilde memnuniyet ifade ediyordu!

3) DSÖ’YE TEZGÂH

Çin’in dünyayı geç bilgilendirdiği tezgâhı da tutmayınca, Trump yönetimi üçüncü tezgâha geçti. Beyaz Saray Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) hedef almaya başladı.

Trump’a göre Dünya Sağlık Örgütü’nün parasını ABD veriyordu ama örgüt Çin’i tutuyordu!

Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne sadece ABD değil, ABD gibi tüm üye ülkeler de nüfusları oranında aidat veriyordu, bağış da yapıyordu…

Ancak Beyaz Saray Çin düşmanlığı için zayıf argümanlarla da olsa DSÖ’ye saldırılarını sürdürdü ve en sonunda sağladığı fonu kestiğini ilan etti.

Ancak ABD neredeyse bir tek Fransa’dan destek aldı. Rusya’dan İran’a pek çok ülke, hatta Almanya gibi kapitalist blokun en önemli ülkesi Trump yönetimine tepki gösterdi.

4) ‘ÇİN’İN SAYILARI YALAN’ TEZGÂHI

Trump DSÖ üzerinden Çin’e düşmanlığında da yol alamayınca, yeni bir tezgâha başladı!

Dördüncü tezgâh; Çin’in koronavirüsle ilgili açıkladığı sayılar konusundaydı.

Çin yönetimi, salgın kontrol altına alındıktan sonra, gayet olağan bir şekilde “istatistiksel bir doğrulama” süreci başlatarak sayıları güncellemişti. Aynısını pek çok ülke de yapacak. Zira klinik bulgularla korona teşhisi konan ancak PCR testi negatif çıkan ya da hasta kaybedildikten sonra sonucu gelen kimi vakalar, ölüm raporlarına farklı yansımıştı. (Aynısı Türkiye’de de oluyor, ABD’de de…) İşte bu düzeltmeler sonucunda Çin’deki insan kaybı 3300’den 4600’e çıkmıştı.

Bunu fırsata çevirmeye çalışan Trump, Çin’in açıkladığı sayıların yalan olduğunu, bu düzeltmenin de bunun göstergesi olduğunu iddia etmeye başladı.

ABD’deki vaka sayısı da, ölüm sayısı da neredeyse Çin’in 10 katıydı ancak Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in, “Yalan ne kadar büyük olursa inananlar o kadar çok olur” sözünden hareketle Trump aynen şöyle diyebiliyordu: “Çin bir numara, ölüm oranında bizden çok ilerideler!”

5) ‘VİRÜS LABORATUVAR’DA ÜRETİLDİ’ TEZGÂHI

Trump’ın beşinci tezgâhı ise virüsün Vuhan’daki laboratuvardan kaynaklı olduğu imasıydı. Komplocuların bu iddiasını değerlendiren Trump, bunu “mantıklı” bulduğunu açıkladı!

Oysa Çin’den ABD’ye, Rusya’dan Avustralya’ya, Almanya’da Brezilya’ya dünyanın pek çok ülkesinde doktorlar aşı geliştirmek için virüs üzerinde çalışıyorlar ve gen diziliminden hareketle virüsün laboratuvar imali olamayacağını belirtiyorlar.

Sonuç olarak Trump sıkıştıkça yeni bir tezgâha başvuruyor ama gittikçe en ucuz komplolara kadar düşüyor!

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
21 Nisan 2020

3 Yorum

TRUMP SALGINLA MÜCADELEYİ BALTALIYOR

Haftalardır Çin’i suçlayan ABD yönetimi, listeye Dünya Sağlık Örgütü’nü de aldı!

ABD Başkanı Donald Trump Dünya Sağlık Örgütü’nün “Çin’in tarafında durduğunu” (8.4.2020) ve “COVID-19 tehlikesini küçük gördüğünü” (9.4.2020) iddia etti!

Açık ki Trump ülkesinin salgının merkezi haline gelmesi ve yönetiminin etkili mücadele edememesi nedeniyle zor durumda ve sorumluluğu başkasına atarak, tepkileri yumuşatmaya çalışıyor.

Zira Beyaz Saray’ın Çinlilerden 5 kat az Amerikalılara, nasıl olup da 7 kat daha fazla COVID-19 bulaştığına ve nasıl olup da 8 katının yaşamını yitirdiğine işe yarar bir açıklama getirmesi mümkün değil!

BEYAZ SARAY UYARILDI AMA ÖNLEM ALMADI

Çareyi Çin’i suçlamakta arayan Trump, bunda da başarılı olamıyor. Trump Çin’i kendilerini geç bilgilendirmekle suçladıkça, ABD içinden tersi veriler ortaya çıkıyor!

Örneğin Washington Post, “ABD istihbaratının ocak ve şubat aylarında salgın uyarısı yaptığını ama Trump’ın umursamadığını” belirtiyor (21.03.2020).

Örneğin ABC’nin haberine göre ABD istihbaratının Vuhan’daki koronovirüs nedeniyle Beyaz Saray’ı 2019 Kasım’ında uyardığı ortaya çıkıyor (9.4.2020).

Örneğin New York Times, Trump’ın olası salgın hakkında çok önceden uyarıldığı halde “bürokrasideki iç bölünme, planlama eksikliği ve kendi içgüdülerine olan inancı nedeniyle uyarılara zamanında cevap vermediği” belirtiliyor (11.4.2020).

Örneğin ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Direktörü Robert Redfield, “Şubat sonunda Washington, Kaliforniya, New York ve Florida eyaletlerine virüs önlemlerini artırmaları konusunda uyarı gönderdiklerini” açıklıyor (13.4.2020).

TRUMP YÖNETİMİ HATASINA KILIF ARIYOR

Hepsini geçiniz!

Trump’ın Ticaret Bakanı Wilburr Ross daha 30 Ocak’ta “Çin’deki COVID-19 salgını Amerikan ekonomisine yarayacak. İstihdam Kuzey Amerika’ya geri dönecek” diye seviniyordu!

Ve Çin’in kendilerini geç bilgilendirdiğini iddia eden Trump örneğin 22 Ocak’ta “pandemi değil” diyerek, örneğin 10 Şubat’ta “Nisan’da biter” diyerek ve örneğin 27 Şubat’ta “mucize gibi bir anda bitecek” diyerek COVID-19 salgınını küçümsüyordu!

Her şey ortada!

Trump yönetimi, ilk günden itibaren salgın konusunda uyarıldı ama Beyaz Saray gerekli önlemleri almadı, gecikti…

Bunun insan maliyeti de vaka sayısının yarım milyonu aşması şeklinde ortaya çıktı ne yazık ki…

DSÖ MESNETSİZ SUÇLAMALARLA MEŞGUL EDİLMEMELİ

Ve maalesef Trump’ın bu tablodan ders almadığı görülüyor.

Zira Beyaz Saray salgınla küresel mücadele için Çin’le küresel işbirliği yapacağına bu ülkeyi hedef almayı sürdürüyor.

Açık ki sürekli Çin’i ve Dünya Sağlık Örgütü’nü suçlayan Trump yönetimi, bir bakıma küresel salgınla mücadeleyi de baltalamış oluyor.

Zira Çin, COVID-19 salgınıyla mücadelede büyük başarı gösterdi ve pek çok ülke Çin’in mücadele yöntemini model alıyor. ABD yönetiminin bu nedenle hem küresel salgının merkezi haline gelen ülkesini korumak için hem de küresel ölçekte başarılı bir mücadele sürdürebilmek için Çin’le işbirliği yapması gerekiyor.

Keza aynı durum Dünya Sağlık Örgütü için de geçerli. Salgınla mücadelede “küresel koordinatör” görevi gören Dünya Sağlık Örgütü’nün ve başkanının artık Trump’ın suçlamalarıyla meşgul olmaması gerekir.

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
14 Nisan 2020

 

 

3 Yorum

G2 Mİ, 5M Mİ? ÇİMERİKA MI, ÇOK MERKEZ Mİ?

ABD koronavirüs salgınına hangi şartlarda yakalandı?

Bir kaçını belirtelim:

1) Trump yönetimi ABD’nin küresel sağlık programlarına katkısını yüzde 35 azalttı.

2) Trump yönetimi ABD Dünya Sağlık Örgütü’ne katkısını yüzde 50 azaltma kararı aldı.

3) Trump yönetimi Ulusal Güvenlik Konseyi içindeki salgınla mücadele birimini iki yıl önce kapattı.

4) Trump yönetimi, SARS ve grip salgınlarından sonra ABD ve Çin arasında gelişen bilgi paylaşım kanallarını kısıtladı.

Trump yönetimi bu büyük hataları yaptığı şartlarda salgına yakalandığı için de çareyi Çin’i suçlamakta buldu: Virüs Çin virüsüydü, Çin yönetimi virüs konusunda dünyayı geç bilgilendirmişti!

Oysa Çin’de salgın başladığında ABD durumdan memnundu. ABD Ticaret Bakanı “salgın ABD ekonomisine yarayacak” diyordu. Dahası ABD’de ilk vaka 29 Ocak’ta görüldüğünde bile Trump yönetimi sorunu küçümsüyordu.

ABD-ÇİN İŞBİRLİĞİ İHTİYACI

Trump yönetiminin bu hataları ABD içinde tartışmalar yaratıyor.

Örneğin “Yumuşak Güç” kavramı üzerine çalışmasıyla bilinen siyaset bilimci Joseph S. Nye Jr. bu isimlerden biri…

Nye, National Interest dergisine 3 Nisan’da yazdığı “Koronavirüs ABD-Çin ilişkilerini daha kötüleştiriyor” başlıklı makalede Trump yönetiminin hatalarına dikkat çekerek salgınla mücadele için küresel bir reçete olup olmadığını sorguluyor.

Siyaset bilimci Nye’a göre en önemli soru şu: “ABD ve Çin, bir yandan geleneksel alanlarda süper güç rekabetine devam ederken diğer yandan salgın ve iklim değişikliği gibi ulusötesi tehditlerle başa çıkmak için işbirliği yapabilir mi? Yani ‘İşbirliği içinde rekabet’ mümkün mü?”

Joseph S. Nye Jr. özetle bunun mümkün olması gerektiğini belirtiyor ve somut bir öneri sunuyor: “ABD Başkan Yardımcısı Pence ve Çin Başbakanı Li Keqiang’ın başkanlık edeceği bir COVID-19 yüksek komisyonu kurulmalı.”

Benzer şekilde Çin’de de salgınla mücadele açısından ABD ile Çin’in işbirliği yapması gerektiğini savunan görüşler var.

Peki bu mümkün mü?

ÇOK MERKEZLİ DÜNYAYA DOĞRU

ABD’nin kendi sınırlarında bile altından kalkmakta zorlandığı bu sorun için Çin’le işbirliği yapması elbette mümkün.

Ancak bu zorunlu bir işbirliğinden ötesi olmayacaktır.

Yani bu dünyanın bir süre sonra G2 liderliğinde yönetileceğini savunan görüşlerdeki gibi bir “ittifak” olmayacaktır.

G2, yani ABD ve Çin’in dünyaya birlikte liderlik edeceği, “Çimerika” diye isimlendirilen bir birliktelik her iki ülkenin siyasi yapısı ve ekonomi modeli nedeniyle mümkün değil.

Diğer yandan süreç G2’yi değil, 5M’yi, yeni 5 merkezi işaret etmektedir.

Amerikan Hegemonyasının Sonu’nu incelediğim kitabımda da belirtiğim gibi yeni süreç şöyledir: “Küreselleşmeye karşı bölgeselleşmenin egemen olduğu, ulusal devletlerin emperyalizme birleşerek direndiği, kapitalizmin son krizinden çıkamadığı, bazı kapitalist ülkelerin serbest piyasa yerine devlet müdahalesini savunan bir çizgiye girdiği ve model olarak ‘sosyalist piyasa ekonomisi’nin büyük başarı kazandığı bir dünyadayız…”

Salgın, işte bu süreci daha da hızlandıracak. Çünkü salgınla birlikte geniş kitleler iki şeyin farkına vardı:

1) “Önce kâr” diyen kapitalizm büyük toplumsal sorunlarla baş edemiyor.

2) Büyük toplumsal sorunlar ancak kamu gücü ve devlet organizasyonu ile çözülebiliyor.

Kapitalizm paylaşmaz, bölüştürmez, hepsini kendine ister. G2 sadece bu nedenle bile mümkün değildir.

Dolayısıyla G2’nin liderlik edeceği bir dünya değil, ulusal devletlerin önem kazandığı çok merkezli bir dünyanın şekillenmesi gündemde.

5M, yani ABD, Çin, AB (kopmalar olsa bile), Rusya ve Hindistan merkezli yeni dünya…

Mehmet Ali Güller
CRI Türk
7 Nisan 2020

3 Yorum

%d blogcu bunu beğendi: