ABD’NİN KIBRIS’TAKİ ASIL HEDEFİ RUSYA

Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’yi 1974 Barış Harekâtı nedeniyle Rum yönetimine 90 milyon avro tazminat ödemeye mahkûm etmesi, Aydınlık’ın dün manşetten ilan ettiği gibi çifte kıskacın birincisiydi.

İkincisi ise ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Kıbrıs’a geliyor olmasıydı. Washington’dan gelen bilgilere göre Biden, “taraflara bölgenin güvenliği ve barışı için çalışmalarını yoğunlaştırması gerektiğini hatırlatmak için” Kıbrıs’a gelecek. Yani baskı için!

Bu çifte kıskacı anlayabilmek için çok boyutlu bir inceleme yapmamız gerekiyor:

AİHM’İN ZAMANLAMASI

Kıbrıs müzakereleri, Türk ve Rum tarafını iki ayrı toplum olarak aynı federasyonda birleştirme işidir. Son 15 yılda birkaç ülkeyi bölen emperyalist ABD’nin, ısrarla Kıbrıs’ı “birleştirmek” istemesi, aslında Kıbrıs adasını Rum tekeline alma, AB içine sokma ve dolayısıyla Doğu Akdeniz’i Batı’nın çıkarlarına uygun hale getirme projesidir.

Bu projeyle KKTC federasyonla ortadan kalkacak ve Türkiye’nin garantörlüğü sonlandırılacaktır.

Müzakere masasında altı başlık var: Yönetim, toprak, mülkiyet, AB, ekonomi ve garantörlük.

Müzakereler kritik bir dönemeçteyken ve 13 Mayıs’ta taraflar mülkiyet ve federal yetkiler konularını ele alacakken, bir gün önce, 12 Mayıs’ta AİHM’in Türkiye’yi Rum yönetimine 90 milyon avro tazminata mahkûm etmesi tesadüf değildir. AİHM bu kararın esasa ilişkin bölümünü 2001 yılında almıştı ve tazminatı daha sonraya bırakmıştı. 13 yıldır bekleyen AİHM, tam da gününü buldu!

Peki neden?

DOĞU AKDENİZ’DE ASKERİ MÜCADELE

Mesele sadece Kıbrıs konusunda Türkiye’ye baskı değildir; bu kez bu da dâhil fakat daha da ötesidir! Açalım:

ABD için Kıbrıs, Doğu Akdeniz’in kontrolü ve batmayan bu uçak gemisinden Ortadoğu’daki çıkarların korunmasıdır.

Ancak Kıbrıs’ın bu jeopolitik önemine iki gelişme daha eklendi:

ABD Suriye’de istediği sonucu alamadı. Rusya hem Ortadoğu’daki üssü olan Suriye’deki Tartus Üssü’nü korudu hem de Kıbrıs adası ile Suriye arasındaki bölgede kalıcı filo görevlendirdi.

Hatta bu bölge Rusya ile Çin’in ortak deniz tatbikatı yaptığı, İran savaş gemisinin Süveyş’ten geçip ziyarete geldiği bir bölge oldu. Yani ABD’nin nüfuz alanına girilmiş oldu!

ABD, bu baskıyı dengeleyebilmek için Akdeniz’de “NATO Daimi Deniz Görev Grubu 1” isimli bir filoyu görevlendi. Grubun resmi görevi şu: “Ukrayna krizi nedeniyle ve NATO’nun müttefiklere güvence verilmesi, deniz güvenliğinin güçlendirilmesi ve dayanışma ile hazırlığın sergilenmesi.”

“Aktif Çabalar” operasyonu yürüten NATO filosunun dün itibariyle büyütülmesi kararlaştırıldı. Bu da Kıbrıs konusunda üçüncü kıskaçtır!

Trajik olan Türkiye’nin de TCG Gemlik firkateyni ile bu kıskaca destek verecek olmasıdır!

İSRAİL-RUM DOĞAL GAZI

Kıbrıs jeopolitiğine eklenen ikinci gelişme ise İsrail-Rum Yönetimi ortaklığı ile Kıbrıs çevresinde bulunan büyük doğal gaz rezervleridir.

ABD, hem Güney Kıbrıs’taki bu gazın hem de İsrail’in kendi gazının Türkiye üzerinden Batı pazarlarına taşınmasını istemektedir.

Washington böylece hem AB’nin Rus doğal gazına olan bağımlılığını azaltmayı, hem de Ortadoğu’da Türkiye-İsrail ekseni kurmayı hedeflemektedir.

Bu konuda da Cuma günü yeni bir gelişmenin yaşanacağı, Erdoğan ile Netanyahu’nun anlaşacakları iddia edilmektedir.

Bu da Kıbrıs’ta dördüncü kıskaçtır!

Sonuç olarak artık şunu söyleyebiliriz: ABD’nin Kıbrıs hamlesi, hem Türkiye’yi hem de Rusya’yı hedef almaktadır. Hatta bu kez daha çok Rusya’yı hedef almaktadır.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
14 Mayıs 2014

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: