Stratejik oy

Biliyorum, çoğunuz oy kullanırken bugüne kadar hep yakın geleceği düşündünüz.

Önce ertesi günü düşündünüz hatta. Acaba oyunuz iktidar olmuş muydu? Oy verdiğiniz parti seçimi kazanmış mıydı? En kötüsü, acaba oyunuz partinizin barajı geçmesini sağlamış mıydı?

Sonra ilk haftayı düşündünüz. Oyunuz iş yerinizdeki sohbetlere yansıyacaktı. Oyunuz kazanan tarafta mıydı?

Ardından ilk ayı düşündünüz. Acaba oyunuzun sonucu pazara, alış verişe, enflasyona nasıl yansımıştı? Oyunuz masraflarınıza ama en çok da maaşınıza acaba nasıl yansımıştı?

Sonra?

TAKTİK OY

Sonra hayat rutine girdi ve oyunuz o ilk bir ayki etkisini yavaş yavaş yitirdi. Sandığı belirleme kudretiniz adım adım söndü…

Ne kapınızı çalan partiler vardı artık, ne de oyunuzu isteyen adaylar…

Ne o tek oyunuzu alabilmek için elinizi avuçları arasına alanlar vardı artık, ne de her akşam ekrandan gözlerinizin içine bakarak oyunuzu isteyenler!

Seçim süreci geçmişti, gitmişti…

Yani özetle çoğunuz oyunuzu yakın gelecek için atmıştınız. Bu nedenle oyunuz esas olarak taktik oydu…

Taktik oy kullanacağınız için de yakın hesaplar yaptınız: “Oy kullandığım parti iktidar olur mu” ile “oy kullandığım parti barajı geçer mi” arasındaki dar alanda sorular sordunuz.

BARAJSIZ SORULAR

Sizi yeni sorular sormaya davet ediyorum bugün: Oyumu kullandığım parti daha iyi mücadele eder mi? Oyumu verdiğim parti daha sağlam çarpışır mı? O benim tek oyum, yeni bir duvarın yıkılmasında el olur mu? O benim kıymetli tek oyum alanlarda ses olur mu? Var olan sesi daha da gürleştirir mi?

Biliyorum, bu sorularda ne baraj var, ne de yüzdelik dilim hesapları…

Fakat biliyorum, büyük mücadelelere giden yollar bu sorulardan geçiyor. Örneğin Mustafa Kemal o gün Bandırma Vapuru’na binerken baraj hesabı yapmıyordu; çünkü yapsa o vapura hiç binemeyecekti! İstanbul’daki Meclis’te kaç mebus vardı, Erkanı Umumiye’de kaç paşa vardı, bu hesapları yapmadı!

Fakat elbette bir hesap yaptı: Bu kavga kazanılmalıydı ve kazanılacak bir kavgaya giriyordu! Yumruğunun o günkü büyüklüğünü düşünmeden kararını verdi. Çünkü biliyordu ki, o yumruğu atma kararlılığı gösterdiğinde yumruklar çoğalacaktı!

7 HAZİRAN FİNAL DEĞİL BAŞLANGIÇ

Yarın sandıkta bu soruları sormanızı ve yanıt vermenizi istiyorum. Bırakın barajı, sayıyı, hesabı, kitabı… Bırakın “oyumu verdiğim parti TBMM’ye girer mi, girmez mi” sorularını… Bırakın “oyum boşa gider mi, gitmez mi” endişesini…

Bakınız, aslında oyunuz, bu sistem hesapları içinde değersizleştirilmektedir ve aslında o tek oyunuz, böyle hesaplanamayacak kadar değerlidir!

Yıkın kafanızdaki baraj engelini, kırın düşüncelerinizin önüne çekilmiş zinciri!

Bu kez taktik değil, stratejik oy verin! Oyunuz sıradan bir +1 değil, ağırlıklı ve etkili bir 1 olsun!

TBMM’deki sandalye sayılarını bir kenara bırakın, oyunuzu Taksim, Tandoğan, Gündoğan meydanlarına verin!

Stratejik oyunuzla stratejik yığınak yapın!

Zira yarın, yani 7 Haziran bir final değil, asıl mücadelenin başladığı gündür!

Oyunuzu sadece 7 Haziran akşamı sayılsın diye değil, 8 Haziran’da başlayacak asıl mücadeleye destek için verin!

Boşverin kıyıdakileri, siz Bandırma Vapuru’na binin!

Oyunuzu Vatan Partisi’ne verin!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
6 Haziran 2015

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: