Tahir Elçi’yi kim öldürdü?

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi‘nin öldüğü ve polisler Ahmet Çiftaslan ve Cengiz Erdur‘un şehit olduğu saldırı(lar) tuhaflıklarla dolu. Bir kere polislerin şehit olduğu olayla, Elçi‘nin öldüğü olayın ayrı olaylar mı olduğu, yoksa birincisinin ikincisi için mi gerçekleştiğini henüz bilmiyoruz.

O nedenle Tahir Elçi‘nin öldürülmesine eldeki verilerle ne suikast diyebiliyoruz, ne de kör bir kurşun…

Ancak sonucu itibariyle Tahir Elçi‘nin ölmesine siyasi cinayet diyebiliriz.

OLAY KAMERALARA NASIL YANSIDI?

Olay suikast olabilir mi? Buna evet demek için tüm şu aşamaların çok planlı olduğunu iddia etmek gerek:

28 Kasım 2015 günü saat 10:55’te, başka bir olay nedeniyle izlenen kişilerin bulunduğu bir taksi caddede duruyor ve üç polis taksinin yanına ilerliyor. Taksiden açılan ateş sonucunda, taksinin sol önünde bulunan Ahmet Çiftaslan ölüyor, taksinin sağ kapısını açan Cengiz Erdur da ağır yaralanıyor.

Taksinin şoförü sola, sağ kapısından çıkan iki terörist de sağ tarafa doğru kaçıyor.

İki terörist, 10 dakika önce Tahir Elçi‘nin basın açıklaması yaptığı sokağa giriyor. Basın açıklamasını izleyen güvenlik şube polisleri kendilerine doğru koşan iki teröriste ateş açıyor. Öndeki teröristin (PKK’li Mahsun Gürkan olduğu ortaya çıktı) kameraların önünden ve polislerin yanıbaşından koşarken, elindeki tabancasını kabzasından değil, namlusundan tuttuğu görülüyor. Hemen arkasından koşan teröristin de polislerin yanına koşarak geldiği sırada elindeki tabancayı üzerlerine attığı görülüyor.

Tam o esnada Tahir Elçi bir grup gazeteciyle birlikte dört sütunlu minarenin hemen yanında ve polislerin 5-10 metre ilerisinde.

Polislerin vuramadığı teröristler ise polislerin yanından koşarak geçtikten sonra, Tahir Elçi‘nin bulunduğu yerin de hemen yanından geçmiş oluyor.

O esnada kameralara Tahir Elçi‘nin vurulduğu ve yerde yattığı görülüyor. Ancak silah sesleri gelmeye devam ediyor. Dört sütunlu minarenin arkasına mevzilenen polisler karşıdan gelen ateşe karşılık vermeyi sürdürüyor.

SUİKAST Mİ, KÖR KURŞUN MU?

Bu görüntülere bakarak Tahir Elçi‘nin yanlışlıkla teröristlere ateş açan polis kurşunuyla da vurulmuş olabileceğini, koşanların dışındaki başka teröristlerce uzaktan ateşle vurulmuş olabileceğini de söyleyebiliriz. (Henüz Elçi‘nin ensesinden girip sol kaşının üstünden çıkan mermi çekirdeğine ulaşılamadı.)

Peki planlı suikast diyebilir miyiz? Bunu iddia edebilmek için 100 metre ötedeki bir taksinin durdurulmasını, içindeki teröristlerin polisleri öldürmesini, araçtan inip koşarak Tahir Elçi’nin bulunduğu sokağa girmesini, polis ateşi altında sokağı boydan boya koşmasını, sırf Tahir Elçi’nin vurulabilmesi için planlanmış olduğunu iddia etmek lazım ki, çok zorlama görünüyor.

Peki kör kurşun mu? Tüm bu olayların içinde, o kör kurşunun gelip bir tek Tahir Elçi’yi bulabilmesi de öyle kolay açıklanamıyor!

Zaten elde henüz çok fazla veri yok. Saat 15:00’te olay yeri incelemesi için gelen savcılar bile saldırıya uğradığı için gerekli verileri toplayabilmiş değiller.

TAHİR ELÇİ BİRLİKÇİYDİ

Ancak sonuçta Diyabrkır Baro Başkanı Tahir Elçi ölmüştür ve buradan hareketle olaya siyasi cinayet diyebiliriz.

Üstelik Elçi, CNN Türk televizyonunda “bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK, silahlı siyasal bir harekettir” dediği için hedef olmuştu ve tepkiler sonucunda hakim karşısına çıkmıştı.

Ancak Tahir Elçi‘nin PKK’ye bakışını sadece o cümlesi üzerinden yorumlamak, çok eksiktir. Zira Tahir Elçi PKK’nin silahlı eylemlerini onaylamayan, hatta son dönemdeki hendek politikalarını açıkça eleştiren bir isimdi.

Üstelik Elçi birlikçiydi. Örneğin Aydınlık gazetesine geçen ay verdiği söyleşide “Cumhuriyet döneminde sunulan imkanlar Kürtleri Türklerle bütünleştirmiştir”, “Kürtlerin yüzde 90’ından çoğu ayrılık istemiyor”, “Türkler ve Kürtler birlikte yaşayacaklardır ve bu kaçınılmazdır” diyordu.

Dolayısıyla Elçi‘nin suikast ya da kör kurşunla bir siyasi cinayete kurban gitmesi, maalesef birden çok kesimi memnun edecektir!

Bitirirken dikkat çekelim: Tam netlik kazanmayan Selahattin Demirtaş‘a suikast girişimi, Rus uçağının düşürülmesi, Can Dündar ve Erdem Gül‘ün MİT TIR’ı haberi nedeniyle tutuklanması ve Tahir Elçi‘nin ölümü… Birbiriyle doğrudan bağı olmayan bu olayların bir hafta içerisinde gerçekleşmesi, umarız Amerikancı bir “rejim değiştirme darbesinin” yolunun taşları değildir!

Mehmet Ali Güller
29 Kasım 2015

Reklamlar
  1. #1 by Ali Vedat Oygür on 29/11/2015 - 10:52

    Acaba mevcut iktidar yeterince Amerkancı değil midir? Yoksa sultanlık, halifelik hülyasıyla başına buyruk davranarak Amerikan planlarına bazen zarar vermekte, tam anlamıyla uysal bir yetiştirme gibi davranmamakta mıdır?

  2. #2 by Nuray Mestci on 29/11/2015 - 15:59

    Yazınıza belki katkı olabilecek bazı sorular da benim aklıma geliyor: 1-Taksiden aranan teröristlerin ineceğini düşünen bir polis uzanıp aracın kapısını açar mı? 2-Dört ayaklı minarenin bulunduğu sokak oldukça dar. Bu sokağa bir de araç sokulmuş. Araca yaslanan polis, koşarak kendisine gelen iki kişiye ateş açıyor, eğitimli olmasına karşın nasıl tutturamıyor? 3-Parmakları tetikte olmayan “teröristleri” ateş açmak yerine kollarından tutup yakalayamazlar mı? 4-Dört ayaklı minarenin bulunduğu sokağın devamında üç-dört tane dar sokak devam ediyor. Ne tarafa gitmiş olurlarsa olsunlar peşlerinden gidilip yakalanabilir ancak polislerden biri arkadaşlarının kaçanları takip etmesine mani oluyor, neden? 5-Gerçek anlamda bir adım ötesinden koşarak geçen “teröristlere” bir şarjör kurşunu denkleştiremeyen polise karşılık, koşanlar attıkları kurşunları Elçi’ye nasıl denk getiriyor? 6-Kaçanlar kovalayanlardan daha mı iyi eğitimli?

    • #3 by Emre Demir on 01/12/2015 - 02:23

      Slowmotion izlendiginde mermilerin birkac metreden kosan teroristlerin ayak diplerine sıkıldigi hatta ,arabanin yanindaki polisin yarim metre yakinindan gecen teroristi deviremeyip silahi attırması yuvarlanan silahın tam ayak dibinde durması bir tesaduf degil. Bir keskin nisanci vardı bukadar kargasayi neden bekledi . ve pkk yaptigi hangi eylem sonrasi delil yok etmeye gerek duydu ??? Bir polisiye okuru gozuyle baktigimda . Katilin kamera onundeki polisler olmasi dusuk bir ihtimal .bukadar gostermezlerdi bize eminim. Katil Elçinin hiç ummadığı biriydi kargaşa sırasinda arkasında duranlardan birisi hain bir polis veya sivil tek el ateşle yakın mesafeden bu işi yaptı. Otopsi raporundaki Uzak mesafe atışı da bu kuskuyu bir nebze sildi. Yersen.

  3. #4 by AYHAN DEMİR on 29/11/2015 - 23:45

    Sn Güller,somut durum çözümlemelerinde gerçeği aramak yerine gerçeği zorluyor.Ve somut duruma göre saptama yapmak yerine kendi öznel yargılarını dile getiriyor.Güller ile Rafet Ballı arasındaki fark bu.Güller,Rafet Ballı-nın yöntemini incelemeli.

  1. Tahir Elçi’yi kim öldürdü?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: