Erdoğan’ın Türkiye’yi ABD kucağında Suriye’yle savaşa sürmesine Hayır!

Erdoğanların yeni ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un ziyaretinden hemen önce “Fırat Kalkanı’nın tamamlandığını” ilan etmesi, yeni bir viraja işaret ediyordu. O viraja doğru gelirken AKP Hükümeti’nin Astana sürecini gevşettiği, Rusya’yla normalleşme yolundaki ilişkilerde tökezlemelerin başladığı, gözünü kapatmayanlar için, aslında ortadaydı…

Bu yeni virajda önce kimyasal saldırı komplosu yaşandı. Benzeri, anımsayacaksınız, 2012’de de yaşanmıştı. ABD’yi Suriye’ye doğrudan askeri müdahaleye çekmek isteyen kuvvetler, Esad yönetiminin kimyasal saldırı yaptığını iddia ederek dünyayı ayağa kaldırmaya çalışmıştı. O günkü koşullarda Obama doğrudan saldırıyı göze alamamıştı.

Şimdi yeni girilen virajda benzer bir kimyasal komployla karşı karşıyayız. Yine Esad’ın kimyasal silah kullandığı, yine benzer yöntemlerle gündeme getirildi. Oysa en acemi siyasetçi için bile durum çırılçıplak ortadadır: Esad’ın siyasi konumunu en sağlama aldığı koşullarda kimyasal saldırı yoluna girmesi akıl işi değildir. Esad kendi kendini neden zora soksun! Açık ki ABD’nin Suriye savaşı için bir gerekçe üretiliyor!

TRUMPSEVERLER ve TAYYİPSEVERLER DERS ÇIKARMALI

Fakat bu kez, 2012’den farklı olarak kimyasal komplo alıcı buldu: Trump!

Ve ABD, Suriye hava üssüne 50 füze fırlattı!

Fakat Türkiye açısından daha vahimi, henüz füzeler fırlatılmadan ve Trump savaş naraları atarken Erdoğan’ın yaptığı açıklamaydı!

ABD Başkanı Trump kimyasal komplo sonrası “Benim Suriye ve Esad’a karşı tavrım çok değişti. Bu olay kırmızı çizginin ötesinde çok çok çizgileri geçer” dedi.

Erdoğan ise Trump’a “Lafta kalmasın. Eğer bu icraat hakikaten ortaya konulursa, biz de Türkiye olarak, bize ne düşüyorsa, biz onu yapmaya hazırız.” sözü verdi!

Tam bu noktada parantez açıp şu üç noktaya dikkat çekmeliyim: 1) Sırf bu açıklama bile 16 Nisan’a neden hayır denilmesi gerektiğini göstermektedir. Yasaya göre TBMM kararı gerekmesine rağmen, sanki başkanmış gibi Türkiye’yi ABD’nin Suriye savaşının kuyruğuna bağlamayı şimdiden vaat eden bu anlayışa 16 Nisan’da hayır denmeli! 2) “Erdoğan’ın vatan savaşı verdiği”, “ABD’yle savaştığı”, “Avrasyacı olduğu” gibi hayaller, umarım onun asıl siyasal konumunu ortaya koyan bu olgu sonrasında yerini gerçekçiliğe bırakır! 3) Trump’ın seçilmesini Amerikan elitlerine karşı bir zafer ilan edenler, Trump’ın Ortadoğu’ya barış getireceğini savunanlar ve hatta Trump’ın ABD’yi emperyalist bir devlet olmaktan çıkaracağı hayalini kuranlar, umarım 50 füze gerçeğiyle yeninden ayaklarının üzerlerine basarlar!

ABD’NİN YAPACAĞI SON ALÇAKÇA İŞ OLUR!

ABD’nin son olarak Genelkurmay Başkanı düzeyinde PYD/YPG’ye verdiği desteğe ve kimyasal komplo sonrası füzelere sarılmasına bakılırsa, Trump, geçen ay Pentagon’un önüne koyduğu senaryolardan askeri seçenekli olanı seçti!

Fakat bunu uygulayabilecek mi? ABD, arkasına Erdoğanlı Türkiye’yi alsa bile Rusya-İran-Suriye cephesine karşı doğrudan bir askeri savaşı göze alabilecek mi? Bunu göreceğiz ama şimdiden şunu söyleyelim, bu ABD’nin “bir emperyalist devlet olarak” yapacağı son alçakça iş olur!

ABD’nin Suriye’ye doğrudan savaş açması, ABD’nin yenilgisiyle sonuçlanacak!

Amerikan devletinin bu riski alıp almayacağını, sürecin ne yönde ilerleyebileceğini, ortaya çıkacak yeni olgularla birlikte değerlendireceğiz.

Şimdilik şu kadarını söyleyelim: ABD’nin Trump’lı yönetime rağmen doğrudan bir Suriye saldırısına yönelebilmesi, yine de çok olası görünmüyor. Esad’ın son aylardaki kazanımlarını törpüleyen ve Rusya’yı Suriye’nin federasyonlaşmasına mecbur etme hedefli bir kısa saldırı ABD için daha olası görünüyor. Tabi bu seçenek bile kararlı bir Rusya-İran duruşuyla rafa kaldırılacaktır!

BİR HAYIR YETER!

Bugünlük meseleyi bizi ilgilendiren şu boyutuyla noktalayalım:

Erdoğanlar Türkiye’yi ABD’nin Haçlı saldırısının kuyruğuna takabilecek mi, takamayacak mı? Meselenin bizim için düğüm noktası burasıdır.

Hatta daha da iddialı olarak söyleyelim: Bu sorunun yanıtı, ABD’nin yukarıda söylediğimiz riski alıp almayacağını belirleyecek etkenlerin de içindedir!

Dolayısıyla önce komşumuzu, sonra ülkemizi ve en sonunda da tüm bölgemizi yangın yerine çevirecek bu savaş atmosferine karşı çıkabilmek, öncelikle 9 gün sonra yapılacak başkanlık halk oylamasında “hayır” oyu vermekten geçmektedir. Öncelikle, bir hayır yeter!

Mehmet Ali Güller
7 Nisan 2017

Reklamlar
  1. #1 by Zafer Kemik on 07/04/2017 - 10:26

    selim gültay

  2. #2 by Haldun Hitay on 07/04/2017 - 15:41

    Ufuk açıcı yazılarınız için sizi kutlarım sn. M.A.Güller… İyi ki varsınız…

  3. #3 by Mayk on 12/04/2017 - 14:46

    Ben burda Rusya-Cin-Trump/Pentagon’un anlasmali olarak boyle davrandigini dusundum.
    (Tabi gaz olayi ancak komplo olabilir. Suriyenin gaz kullanmasi kadar sacma birsey olamaz.)
    Niye boyle dusundum. Esas olarak gorunurde 2013 Ekim’indekine benzer olaydan daha agir bir durum
    olmasina ragmen ulkelerin ve piyasanin daha hafif bir tepki vermesi.
    Mesela Cin’in onceki sefer 3. dunya savasi cikar ha, derken, simdi sessiz kalmasi.
    Rusyanin bu fuzeleri kolayca vurabilecekken, hatta Suriyenin S-300lerle bunu yapmasi mumkunken,
    sakin saldirma denmemesi, ve saldiriya izin verilmesi.
    Boyle davranmayi tercih ettirecek seyler de sunlar olabilir
    – Elitlerin ABD fasist derin devletinin Trumpu Rusyaya yakin olmakla elestirmesi,
    ve bunu curutecek bir ornege ihtiyac duyulmasi.
    – Kendini Rusya-Cin kampinda goren, ve buna guvenerek rahatca ABDye kafa tutup
    riskli hareketler yapabilen KuzeyKoreye bir mesaj.
    -Cezasi her turlu kesildigi icin (yani dogruysa da yanlissa da) kimyasal konusunun
    simdilik kapanmasi, en azindan bu durum arastirilincaya kadar ya da bir sonraki
    provokasyona kadar Suriyenin rahatlatilmasi.
    Danisikli dovus olmasaydi, 59 fuzeyi ayni anda havada goren Rusyanin alarm durumuna gecip
    fuzeleri dusurmesi gerekirdi. Cunku havadaki fuzeler yon degistirebilir ve baska bir yeri vurabilir,
    mesela Rusyanin uslerini, ya da Sam’i.
    Fasist derin devlet te bunu anlamis olmali ki, bu kozmetik saldiridan memnun degil, arkasi gelecek diyor.
    ……….
    Bu benim gorusum.
    Bir kaynaga gore de Trump bir kasetle esir alindi.
    Siyasete atilacak genclerimize acik vermemeyi ogretmek gerekir.
    Her tarafta elektronik gozetleyiciler dolu (cep telefonlari, bozdolaplari..). Bunlarin kimlere ait oldugu,
    koordinatlari v.s. belli. Ufacik onemsiz bir acik, bir ulkenin kaderini karartabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: