AKP’nin hedefi: İkili hukuk düzeni

Kuşkusuz Ayasofya kararında da, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme hamlesinde de AKP’nin oy kaybını frenleme etkisi vardır. Saray, düşen oyları durdurabilmek ve esas tabanı olan “cami cemaatini” sağlam tutabilmek için, hatta 2002’de koalisyonla bir araya getirdiği tarikat ve cemaatlerin taleplerini yerine getirerek desteklerini kesintisiz sürdürmelerini sağlamak için bu hamleleri üt üste yapıyordur.

Ancak Erdoğan’ın temel hedefinin bu olduğunu söyleyemeyiz. İyi taktisyendir, her hamlesinin ana ve tali hedefleri olmasını gözetmektedir zira…

Peki nedir bu hamlelerle hedeflenen? İnceleyelim:

Çoklu baro operasyonu

AKP hükümeti, FETÖ, PKK ve liberallerle ittifak yaptığı süreçte yargıyı ele geçirebildi; 12 Eylül 2010 referandumu bugüne gelinirken alınan en önemli virajdı. Gerçi AKP’nin açtığı yoldan yargıya daha çok FETÖ’cüler yerleşmişti ama 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başlayan FETÖ’yle mücadele sürecinde, “eski ortaklar” tasfiye edildi; yerleri kendi kadrolarıyla, diğer tarikat ve cemaatlerin kontenjanlarıyla dolduruldu. Neticede yargıya “büyük ölçüde” egemen oldular.

Ancak Anayasa Mahkemesi’ne, Yargıtay’a, adliyelere “egemen” olan iktidar, baroları bir türlü ele geçiremedi.

İşte “çoklu baro” operasyonu, ele geçirilemeyen baroları önce bölmek, içinden kendine ait bir parça çıkarmak, ardından bunu iktidar desteğiyle esas kılmaya çalışmak, olduğunda da diğer parçayı yutarak baroları yeniden “tek baro” yapma operasyonudur.

Ayasofya’yı cami yapma hamlesi

Ayasofya ise elbette “siyasal İslamcıların” 50 yıllık rüyasıdır; Atatürk’le, Cumhuriyet’le, laiklikle hesaplaşmaya soyundukları bir konudur.

Ayasofya müzesinin camiye dönüştürülmesi, işte tam da bunu besleyecek şekilde, Cumhuriyet hukuku yerine Osmanlı hukukunun dayanak alınmasıyla sağlanmıştır; sonuç olarak 1470’li yıllarda hazırlanmış bir vakıf senedi, 1934 yılında imzalanmış bir bakanlar kurulu kararının yerini almıştır.

İlk ibadet için 24 Temmuz’u, yani “hezimettir” dedikleri Lozan Antlaşması’nın yıldönümünü seçmeleri bile önemli bir işarettir. (Aslında Ayasofya’nın bir bölümü 1991’den beri zaten ibadete açıktır ama mesele zaten ibadet ve ibadet yeri ihtiyacı değildir!)

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme hamlesi

AKP’nin kendisinin öncülük etiği İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma hamlesi, elbette çocuk gelin isteyen, kadınlara sosyal hayatı kısıtlamak isteyen, kadına şiddeti normal gören tarikat ve cemaatlerin istediği bir gelişme…

Ancak iktidar, bunu da tıpkı Ayasofya gibi yine “egemenlik ve bağımsızlık” konusu gibi sunarak toplumsal destek arıyor. Oysa mesele “egemenlik ve bağımsızlık” bile olsa, sözleşmeye öncülük yaparak o “egemenliği” devreden de kendileriydi!

Fakat asıl mesele, yasaları ve toplumsal hayatı, iktidarın kadın-erkek eşitliğine inanmayan anlayışına uygun hale getirme niyetidir.

Cumhuriyet adım adım yıkılıyor!

Sonuç olarak tablo şudur:

Çoklu baro, Cumhuriyet’in “hukukun birliği” ilkesini hedef almaktadır.

Ayasofya kararı, Cumhuriyet hukukun yerine Osmanlı hukukunu koyabilme hamlesidir.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişimi, Medeni Hukuk’ta gedik açma operasyonudur.

Toplamda AKP iktidarının hedefi; “ikili hukuk düzeni” oluşturmaktadır! Yani son tahlilde “ulemaya sormak” istemektedirler!

Süreci görmeyen ve aymazlığı sürdürenler için açık açık belirtelim: Cumhuriyet adım adım yıkılmaktadır!

NOT: “Alt kimlik-üst kimlik” başlıklı makalemize çok sayıda olumlu eleştiri geldi ancak az sayıda “suçlama” da vardı: Kürt ırkçıları beni faşistlikle, Türk ırkçıları da örtülü Kürkçülük yapmakla suçladı! Fakat en çok üzüldüğüm, Kürtlerden Yaşar Kemal’e yöneltilen ağır ithamlardı… Sonuç olarak işimiz çok, mücadeleye devam.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
25 Temmuz 2020

  1. #1 by özge on 26/07/2020 - 12:24

    Alt kimlik üst kimlik yazınız gayet anlaşılırdı ve çok öğretici bir yazıydı. Objektif okunduğunda, ders niteliğinde ve toplumun tamamını olumlu yönde kapsayıcı bir içeriği olduğu anlaşılır. Hem size hem Yaşar Kemal’e saldırgan üslup takınanlar, zaten başından beri objektif olmayıp, dünyayı sadece kendi doğrularıyla görebilen kişiler olmalı. Üzülmeyin.

  2. #2 by Dr. Murat Aygen on 26/07/2020 - 12:46

    En kritik dâvâlarda, Şeriat’a uygun hüküm, sessiz-sedâsız, en laik olduğumuz yıllarda bile verilirdi. Türkçe karşılığı henüz olmayan “shareholder activism”in ilk kurşunu İstanbul’da sıkıldı (Mart 1975). Maktul işadamı öldü, katil zanlısı birkaç sene yatıp çıktı. Bugün, bu tarz eylemciliği, Ç.ç.n mafyası yapıyor. Pkk’yı CIA kurmuş olsa onlara da öğretirdi.

  3. #3 by puma on 26/07/2020 - 14:11

    Her turden irkci dinci bolucu provakotrler ne derse desin, dogrulari soylemeye devam.

    Mesela ben forumlarda Ay’a inilmedi dedigimde ve bunu ispatladigimda, baska turlu troller hemen soyleyecekleri hicbir sey olmadigi icin “what are you smoking (veya drinking)”, ve “tin foil hat” derler. Bu gerizeklalilar hem cahildirler, hem akil yurtemezler, hem de zerre yaraticiliklari yoktur. Ya da herseyin farkindadirlar, ama paniktedirler.

    Derin devlet her turlu ihanete para akittigi icin , boyle tipler her zaman olacaktir, derin devlet tamamen yikilana kadar. (ve Bu yuzden Trump’u desteklemeliyiz, (Cin’e karsi degil tabi ki, Cin’le Trump’un ortak oldugu zamanla gorulecektir, zaten baska turlusu olamaz bence)).

    Sonucta, Turkiye’nin gidecegi yolun , dunya konjokturu ile cok ilgisi var. Dunyadaki iyi gucler de kotu gucler de kismen Akpyi destekliyorlar (bence). Onemli olan iyi guclerin Chpyi desteklemesini saglamak olmali. Iyiler niye Akpyi destekliyor, cunku feto ile savasmak lazimdi, bu savas “meclisin keyfine” birakilamazdi, ve rejim hileyle degistirildi, ve guvenlik gucleri de buna katki sundu. Bu katki niye yapildi, cunku dunya oyle istedi. Sonra Akp biraz hizadan cikti, ama Chp is “devletcilik acilimi” haricinde
    atlantikcilikten uzaklastigina dair yeterli sinyal vermedi.
    Tabi ki ruzgara uygun hareket etmek sart degildir, mesela Ataturk ruzgarin tersine hareket etmistir, ama ruzgarin ve akintilarin yonunu iyi anlamak gerekir.

    • #4 by Dr. Murat Aygen on 26/07/2020 - 23:28

      “CHP ise (…) atlantikçilikten uzaklaştığına dâir yeterli sinyal vermedi” ← doğru tespit tebrikler teşekkürler. İSMET İNÖNÜ’nün 1Mayıslara bedel 14MAYIS 1972 Kurultayı için kullandığı tâbir ile «sabah erken kalkan babayiğitlerin» yerini, nerede ise yarım asır sonra, bezme-revnak-veren ve daha da çoook verecek olan DOSTLAR almıştır, müjdeler olsun [bkz: (i) Yaman, Ş., “Dostlarımızla iktidar olacağız” (4 sütun üzerine) başlıklı haberi ve (ii) Didem Özel Tümer, “CHP ve dostlarının kurultayı” (2 sütun üzerine) başlıklı köşe yazısı, Milliyet gzt., Yayın Sahibi Milliyet Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş., Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı, Yazı İşleri Müdürleri Bertan Ağanoğlu Menderes Özel Kemal Bulut, Sorumlu Müdür Murtaza Gürler, ISSN 0540-0910, 71. Yıl 23208. Sayı, 26 Temmuz 2020 Pazar, Basıldığı Yer DPC Baskı Tesisleri Hoşdere Yolu Esenyurt/-İstanbul, s.15].

  1. AKP’nin hedefi: İkili hukuk düzeni | (Öykü-Şiir-Anı-Günce)-----Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: