AKP’nin Ukrayna politikası ABD’ye yarıyor

AKP hükümetinin Ukrayna’yla ilişkilerden beklentisi ne? Daha çok turist mi? Bu ülkeye daha çok İHA satmak mı? Bu ülkenin SSCB’den miras motor ve savunma teknolojisinden yararlanmak mı?

Elbette Türkiye Ukrayna’yla iyi ilişkiler içinde olmalı, bu ülkeyle ticaret hacmini artırmalı, Ukraynalıların ülkemizde tatil yapabilmeyi tercih etmelerini sağlamalı, bu ülkeyle savunma alanında teknoloji transferine dayalı iyi bir işbirliği geliştirmelidir.

Ancak AKP hükümetinin Ukrayna’yla işbirliğinin, bu hedeflerin ötesinde anlamlar ve amaçlar taşıdığı görülmektedir.

Ankara’nın Ukrayna mesajları

Türkiye ile Ukrayna, geçen hafta dışişleri ve savunma bakanların katılımıyla 2+2 toplantıları yaptı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Hulusi Akar’ın mesajları ile yayımlanan ortak bildiriye yansıyan mesajları şöyle özetleyebiliriz:

1. Türkiye ile Ukrayna birbirlerini “stratejik ortak” ilan ediyor.

2. Türkiye, Kırım’ın ilhakını reddetmeyi sürdürüyor.

3. Türkiye Donbass’ta Ukrayna’ya tam destek veriyor.

4. Türkiye, Ukrayna’nın AB ve NATO üyeliğine tam destek veriyor.

5. Türkiye ve Ukrayna, Karadeniz’de birlikte faaliyet yürütmeyi hedefliyor.

AKP neden Rusya’yı hedef alıyor?

Bu mesajlar ve alınan kararlar neye işaret ediyor? AKP hükümetinin Ukrayna’nın AB üyeliğine destek vermesi daha çok Ukraynalı turist çekmemizi mi sağlayacak? AKP hükümetinin Ukrayna’nın NATO üyeliğine destek vermesi Türkiye’nin bu ülkeyle ticaret hacmini mi büyütecek?

AKP hükümetinin mesajlarının ve amaçlarının Türkiye’nin ticaret, turizm ve teknoloji transferi beklentileriyle doğrudan ilgisi yok. Ama bu mesajların ve alınan kararların Rusya’yı hedef aldığı ortada.

Peki AKP hükümeti Suriye’de, Karabağ’da birlikte çalıştığı ve bunun büyük yararlarını gördüğü Rusya’yı neden Ukrayna’da hedef alıyor? AKP hükümeti Suriye ve Karabağ’da gördüğü yararları Doğu Akdeniz’de de elde edebilmek için Rusya’yla ilişkileri derinleştirmesi gerekirken, neden Ukrayna’da göstere göstere bu ülkeyi hedef alıyor?

İkili ilişkilerde S-400, doğalgaz, nükleer santral gibi avantajları bulunan Rusya’yı dengelemek için mi? Rusya’yı bir konuda sıkıştırmaya çalışarak diğer alanlarda, örneğin Libya’da kendisine taviz vermesini sağlamak için mi?

Eğer öyleyse, belirtelim ki bu oldukça yanlış ve dahası tehlikeli bir taktiktir.

ABD’nin Rusya stratejisi

ABD Rusya’yı Baltık, Doğu Avrupa ve Karadeniz üzerinden sıkıştırmaya çalışıyor. En son NATO’da kabul edilen Baltık Planı ortada. Diğer yandan bizzat Obama’nın itiraf gibi açıklamasıyla ABD’nin Ukrayna’da iktidar değişiminde nasıl rol aldığı da ortada. ABD açık açık Ukrayna’yı AB ve NATO’ya üye yaparak Rusya sınırına yerleşmeye çalışıyor. Diğer yandan Karadeniz’e bir türlü istediği oranda giremeyen ABD, Bulgaristan ve Romanya’dan sonra Ukrayna’yı da Batı kampına dahil ederek bu özel denize yerleşmeye çalışıyor.

ABD’nin bu amaçlı atağı karşısında Rusya’nın karşı hamleyle Kırım’ı Ukrayna’dan koparması, Ukrayna’nın AB ve NATO üyeliğini engellemeye çalışması, hele de bu ülke üzerinden ABD’nin Karadeniz’e hamle yapmasını durdurmaya çalışması, açık ki Türkiye’nin lehinedir.

Ancak AKP hükümeti tersine 2016 yılından beri ABD ve NATO’ya “Karadeniz’de daha çok görünme” çağrısı yapmaktadır!

Kırımlıların çoğunluğunun Ukrayna’dan ayrılmak tercihini görmeyerek, yüzyıllar önceki Osmanlı-Kırım ilişkisi üzerinden bugün Kırımcılık yapmak, Kırım’a değil, etkileri bakımından ABD’ye yaramaktadır.

ABD’nin Türkiye-Rusya işbirliğini bozma hedefi

Sonuç olarak AKP hükümeti Karadeniz’in kuzeyinde oldukça tehlikeli bir politika yürütüyor. AKP’nin bu Ukrayna politikası;

1. Doğrudan Rusya’yı hedef alıyor.

2. ABD ve NATO’ya Karadeniz yolu açıyor.

ABD’nin Türkiye’ye yaptırım uyguladığı şartlarda, Türkiye’nin kendi ayağına kurşun sıkarak ABD’ye yarayan bir Ukrayna/Karadeniz politikası yürütmesi, en az “komşularla sıfır sorun” politikası kadar sorunlu bir girişimdir.

Hele de kimi ABD’li politikacıların, bağımsız hareket etmeye çalışan Türkiye’nin Karadeniz’de Rusya’yla karşı karşıya getirilebileceğini savundukları şartlarda!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
21 Aralık 2020

  1. #1 by puma on 22/12/2020 - 11:41

    Aynen,… demiyorum tam olarak ama nerdeyse diyorum. ABD diyerek neyi kastettigimize bagli. Yani Trump baskan olarak kalirsa tehlike ciddi olarak azalir, Biden baskan olursa (olmayacak, bu ugurda her yontem denenmeli, her bedel odenmeli, zaten organize bir hirsizlik var) tehlike artar, ve hatta 3. dunya savasina yonelik zorlamalar olur. Bizim muhalefet te Biden’den umutlanmasin bosu bosuna, o Turkiyeye baris ozgurluk demokrasi falan degil ancak fetovari bir iktidar getirir.

    Yeniden halkimiz korona asisi’ndan suphe duymaya davet ediyorum. Bu asi karsitligi degildir. Ebola asilarinin ciddi yan etkileri afrikada goruldu. Asi propagandasi yapanlar, asilarin yan etkilerinin gorulmesi halinde, bir sure sonra hedef olacaklar (nefret edilecekler) ve bu ihtmali hesaba katarak tek tarafli (o da yanlis taraf) reklam yapmamalidirlar… sen ne diyorsun, insanlar oluyor derlerse,.. isteyen asi olsun (ne hali varsa gorsun) ama tesvik olmasin. Baska yontemler denensin. En onemli leri ise yazin guneslenmek (ecnebiler (Ukraynalilar dahil) sirf bizim gunesimiz icin buralara geliyor, biz ise din bahanesiyle yaz-kis palto ile geziyoruz).. bir de herseye zararli olan cop ithalati ve yakilmasi durdurulmalidir…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: