Sosyalist-Kemalist ittifakı

Merdan Yanardağ, Birgün gazetesinde “Yakın ve vahim tehdit” ile “Sosyalist cumhuriyetçi – devrimci ittifakı” başlıklı iki çok önemli yazıyla, “ne yapmalı” ve “nasıl yapmalı” sorularının yanıtlarına işaret etti. Muhalif aydınların okuması, tartışması ve dahası yazıdaki fikirleri geliştirmesi gerekiyor. 

Ama elbette daha önemlisi “ne yapmalı” ve “nasıl yapmalı” sorularına yanıtların ete kemiğe büründürülebilmesi, canlandırılabilmesi, hayata geçirilebilmesidir.

Üç saptama

Yanardağ’ın iki yazısındaki birbirini bütünleyen üç saptaması var:

– “Bir cumhuriyetçi-sosyalist ittifakı, dinci-faşist bir diktatörlük girişimini önleyecek tek yoldur. Merkezin de sosyalistlerin de olacağı, bir cumhuriyetçi devrimci ittifakının tarihin önümüze koyduğu bütün sorunları çözemeyeceği ve fakat bir totaliter rejim kurulmasını önleyeceği açıktır. Başka yol yoktur.”

– “Bu cumhuriyetçi ittifak CHP ile yapılacaktır, bu kaçınılmazdır. Örgütsel muhatap CHP’dir.”

– “Sosyalist sol, kendi bağımsız çizgisini ve örgütlenmesini hem koruyabilir hem de birleşik bir muhalefet cephesinin nitelikli gücü olabilir. Sorun devrimci özgüvendir.”

Sosyalist-Kemalist ittifakı

Türkiye’nin cumhuriyetçilerinin ve devrimcilerinin ittifak yapması gerektiği fikri elbette yeni değil. İçinde Merdan Yanardağ’ın da olduğu devrimci aydınlar olarak bunu uzun yıllardır dile getiriyoruz. Hatta bunu hayata geçirmeye çalışan bir siyasi parti de oldu ama ne yazık ki kazanımlarını alıp Külliye önlerinde heder etti. 

Cumhuriyetçi – devrimci ittifakı ya da Sosyalist – Kemalist ittifakı Türkiye’nin en önemli ihtiyacıdır. Bu ittifakın hayata geçirilmesinin gecikmesi, siyasal maliyeti artırdı. 90’lardan beri Sosyalist – Kemalist ittifak ihtiyacına işaret ediyoruz ve kaçırılan her fırsat, sonraki 30 yılda da görüldüğü gibi, Türkiye’nin büyük bedeller ödemesine neden oldu.

Şimdi bu ihtiyaç, Türkiye açısından dünden daha hayati durumda. Hiçbir sosyalist ve Kemalist aydının “ama şurası şöyle, burası böyle” deme ve meseleye dudak bükme lüksü yok. Merdan Yanardağ’ın Silivri’den bu meseleye dikkat çekmesi boşuna değil.

Cumhuriyetçiler Kurultayı

Yanardağ’ın da öncüleri arasında bulunduğu Cumhuriyetçiler Kurultayı, tam da bu meseleyi her yönüyle ele almaya ve geliştirmeye çalışıyor. Hayli yol kat ettiğini de söyleyebilirim. Elbette içinde pek çok rengi barındıran bir cephede farklılıklar kaçınılmaz ama çoğunluğun prensiplerde anlaştığı ve Koordinasyon Kurulunun da bu farklılıkları zenginliğe dönüştürebileceği görülüyor.

Bu arada iki önemli gelişme var: CHP’nin çizgisindeki sapmalara itiraz eden yeni bir Kemalist gençlik dalgası ile mevcut milliyetçi partilerin siyasal çizgileriyle uyumsuz, hatta yer yer kendini toplumcu olarak nitelendiren bir milliyetçi gençlik dalgası yükseliyor. 

CHP meselesi

30 yıldır bu meseleye kafa yoran biri olarak söylemeliyim: Doğru, Yanardağ’ın da işaret ettiği gibi böylesi bir ittifakın CHP’siz olması mümkün değil ama CHP ne yazık ki “dönüşen çizgisi” nedeniyle, 30 yıldır bu ittifakın önündeki asıl engel oldu. 

CHP’nin uzun yıllardır adım adım Altı Ok’tan uzaklaşarak “yenileştirdiği” çizgisi hem kendisini ama hem de  kendisine yaklaşan sosyalistleri geriye doğru dönüştürdü. Zaten mesele de bu. CHP Altı Okçuluğu sürdürebilse, Türkiye bugünleri yaşamazdı. Neyse, her krizin fırsat doğurması ve zorlukların çarelere kapı açması gibi, CHP de silkiniyor. “Salon partisi” olmayı bırakıp meydanlara dökülmeleri çok önemli. Ancak Atlatlanti çizgileri en büyük zaafları.

Kanaatime göre “CHP’yle ittifak” konusu, sosyalistlerin, CHP’yle bütünleşmesi şeklinde değil tersine cumhuriyetçilerle birleşerek bir güçlü karargah oluşturmasıyla mümkün olur. Çünkü ancak böylesi bir karargah, CHP’yi ittifaka mecbur edebilir.

Devrimci halkalar

Sosyalist-Kemalist ittifakı ihtiyaç ama bunu fikirden çıkarıp ete kemiğe büründürmek ne yazık ki çok kolay değil.

Yolumuz uzun, virajlı, taşlı, çukurlu ama hem sosyalist devrimciler hem de Kemalist devrimciler düşe kalka maratonu tamamlayacaklar. Bu toprakların 1876 Anayasa Devrimini, 1908 Hürriyet Devrimini ve 1923 Cumhuriyet Devrimini ileriye taşıyacak birikimi var. Namık Kemallerden Talatlara, Mustafa Kemallerden Nazımlara ve Denizlere uzanan devrimci halkalara elbette yenilerini ekleyeceğiz. 

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
3 Ocak 2026 

, , ,

  1. nurtekinaran adlı kullanıcının avatarı

    #1 by nurtekinaran on 03/01/2026 - 23:33

    Ben CHP üyesiyim.Ortaca/Muğla.e.ogretmenim.Partide ilçe sekreteri olarak görev yaptım.Parti tabanında sorgulayan tek tük insan var.%1 bile çıkmaz.Simdi üye olanların çoğu “parti iktidara gelirse biz de bir şeyler kapalim, işimizi hallederiz”modunda.yazinizda belirttiğiniz “CHP nin sapmalarina karşı yükselen gençlik” bunu açmanız gerekir.

  2. Serdar Saglamtunc adlı kullanıcının avatarı

    #2 by Serdar Saglamtunc on 04/01/2026 - 14:06

    Tespitler geçerli ve doğru ama yöntem eksik. Bugün yaşanan sefalet ve adaletsizlik asıl olarak herhangi bir parti veya ideolojisi sonucu değildir. Eksiklik burada.
    11.11.1938 günü karşı devrim başlamıştır, aynı şekilde tüm siyasi fikir ve partiler tek cephede halk karşı cephede yer almıştır. Bunu ispat etmek oldukça kolaydır. O günden bugüne sözde muhalif olan partiler, sizin değindiğiniz yanlayan dahil, halk için TEK bir proje sundu mu? Muhalif olmak sadece karşı çıkmak değil ama sorunun çözümünü önermektir. Peki, bugün bile ne yapılıyor? Sadece muktedire güya karşıt fikir ve görüş öne sürülerek halk oyalanıyor.
    CHP tarafından düzenlenen toplantılar son derece tehlikeli çünkü içi boş ve halk boş umudu anladığı anda toplumsal çöküntü olacak. Aynı Cumhuriyet mitingleri gibi. Peki, bunu görüyorum da anlı şanlı, cafcaflı parti başkanları ve şürekası görmüyor mu? İşte yine geliyoruz, onların aynı safta halkın ise kimsesiz karşı safına.
    Yapılması gereken 6 oka ilave üretim, eğitim ve hukuk eklemek ve dokuz ok ile yola çıkmaktır. Halkın önce karnını çok basit usuller ile doyurmak ve kaynaşmayı sağlamak olasıdır. Bunu belediyeler yapabilir. Kent Lokantasına da gerek yoktur. İkinci olarak semtlerde açık okullar oluşturulabilir. Sadece bu iki kıvılcım ateşlense toplum kendine gelecektir. Çünkü bu millet Cumhuriyeti daha kötü koşullarda kurmuştur. Şimdi neden ikincisi olmasın?

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın