ABD HAVLU ATTI, ZAFER ŞAM’IN

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla irtibatlı SETA Vakfı’nın internet sitesinde yayımlanan son Suriye makalesinde, konuya “Muhalefet birleştikçe güçleniyor ve yedi düvele karşı ilerleme kaydediyor” cümlesiyle girilmesi, AKP’nin Şam’la ilişkilerde sıfır manevra kabiliyetine sahip olduğunu göstermeye yetiyor.

Oysa Suriye’de tablo tamamen değişti ve rüzgâr olabildiğince Beşar Esad’dan yana esiyor. Hatta CIA’nın eski Başkanı Michael Hayden bile hem Suriye hem de bölge için artık en iyi senaryonun, Esad’ın zafer kazanması olduğunu savunuyor! Jamestown Foundation tarafından düzenlenen yıllık konferansta konuşan Hayden, Suriye’de olası üç senaryodan hiçbirinde muhaliflerin zaferinin göz önünde bulundurulmadığına dikkat çekiyor.

ÖSO, 3 CEPHEYLE KARŞI KARŞIYA

Üstelik hemen sınırın dibinde yaşanan son gelişmeler bile Suriye’de “muhalefetin birleştikçe güçlenmediğini”, tersine bölündüğünü, etkisizleştiğini, birbirine düştüğünü gösteriyor. Hemen sıralayalım:

1) El Kaide türevleri dışındaki İslamcı örgütlerden 7’si, Eylül’de ÖSO’dan ayrılmış ve ayrı bir cephe kurmuştu. İslam Cephesi adındaki bu yeni oluşum ÖSO’nun kontrolünde bulunan Türkiye sınırındaki Bab El Have’ye saldırdı ve karargâhı ele geçirdi.

Karargâhta ABD ve İngiltere’nin ÖSO’ya verdiği savaş teçhizatlarının bulunduğu depolar da vardı. Böylece silahlar İslamcı Cephe’nin eline geçmiş oldu. Bu gelişme üzerine Washington ve Londra, Türkiye üzerinden muhaliflere yaptıkları askeri yardımı kestiklerini açıkladılar!

2) Böylece AKP’nin desteklediği ÖSO, fiilen üç cephede birden savaşmak zorunda kalmış oldu: Şam’la, El Kaide’yle, İslamcı Cephe’yle…

Ağır baskı altındaki ÖSO, en azından El Kaide’ye karşı PKK-PYD ile ittifak yaparak nefes almaya çalıyor. Bu yönde kimi görüşmelerin yaşandığı da biliniyor.

3) ÖSO’nun ne denli sıkıştığının ve zayıfladığının en önemli göstergesi ise ÖSO Genelkurmay Başkanı Selim İdris’in Suriye’den kaçmak zorunda kalmasıydı. İdris, kendisine bağlı Birinci Tugay’ın İslamcı Cephe ve El Kaide tarafından çevrilmesi üzerine kaçarak Türkiye’ye sığındı.

MUHALEFET 4 PARÇA

2,5 yıl önce aynı cephede Beşar Esad’a karşı savaşan kuvvetler, bugün dördü güçlü olmak üzere en az 8 parçaya bölünmüş durumda: ÖSO, PYD, El Kaide ve İslami Cephe.

Kuşkusuz bu Atlantik Cephesi’nin başarısızlığıdır fakat daha çok Şam’ın zaferidir. Beşar Esad, halkıyla birleşerek bu büyük saldırıya önce direnebilmiş, şimdi de karşısındaki güçleri bölmeyi başarmıştır.

Esad, muhaliflerin arasındaki etnik ve dinsel çatışma noktalarını iyi değerlendirmiş, hatta bu çatışma noktalarının Atlantik Cephesi’ni oluşturan ülkelerle çelişmesinden de yararlanmıştır. Örneğin PYD’nin önce ÖSO ve Türkiye ile ardından da El Kaide ile karşı karşıya getirilmesi, sadece başarılı bir taktik olmakla kalmamış, aynı zamanda Şam’a kadar dayanmış muhaliflere karşı Esad’ın Suriye’nin ortasını tahkim etmesini sağlamıştır.

ŞAM’IN BÜYÜK BAŞARISI

Önce direnen, sonra düşmanı bölen Esad’ın sıradaki hamlesi 2. Cenevre Konferansı’nda siyasal üstünlük sağlamak ve ardından Suriye’nin kuzeyinde askeri zafer kazanmak olacaktır!

Kaldı ki, 2. Cenevre Konferansı’nın kendisi bile Suriye adına önemli bir siyasal başarıdır. Şimdi buraya İran’ın da çağrılmasının kabul edilmesiyle, ufukta kesin başarı gözükmüştür!

Ya Davutoğlu? Hatta Erdoğan?

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
14 Aralık 2013

Reklamlar

,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: