GİZLİ ÖRGÜTÜN 114 KANITI

Erdoğancılar “paralel devlet” ve “emniyet ve yargı içindeki cunta” diyerek bir gizli örgüte işaret ediyorlar. Bu örgütün üst yapısının 30 kişiden oluştuğunu ve altındaki yüzlerce kadroyu yönlendirdiğini belirtiyorlar.

Erdoğancıların işaret ettiği bu örgüt, F tipi örgüt de denilen Cemaat’tir. Ancak bu örgüt, Erdoğanların da içinde olduğu örgütün aslında sadece bir parçasıdır. Bugün örgüt birbiriyle mücadele eden iki yapıya bölündüğü için, biri diğerine işaret etmektedir.

Ergenekon sanıklarından eski İşçi Partisi Genel Başkanvekili Mehmet Bedri Gültekin, işte bu ikiye bölünen örgütün bütününün resmini çekti: “Tayyip-Gül ve Gülen Örgütü.”

ÖZAL’DAN ÇİLLER’E, ÇİLLER’DEN ERDOĞAN’A

Gültekin’e göre bu örgüt ABD’nin NATO ülkelerinde kurduğu Gladyo’dur ve 80’lerde Evren ve Özal’ın, 90’larda Çiller’in ve 2000’ler de Erdoğan, Gül ve Gülen’in örgütü olmuştur. ABD’nin Türkiye’deki siyasi temsilcisi, bu örgütün de koordinatörü olmuştur.

Mehmet Bedri Gültekin, Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Tayyip, Gül ve Gülen Örgütü” isimli kitabında, bu örgütün Ergenekon tertibi sırasında oldukça çok suç işlediğini ancak geride de çok fazla kanıt bıraktığını belirtiyor.

Gültekin, tam 114 kanıt saptamış durumda!

Gültekin bu kanıtları sınıflandırmış ve ortaya Emniyet, MİT, Yargı ve Basın içindeki ilişkiler ağını, yani özel örgütü ortaya çıkarmış!

GROSSMAN-EDELMAN LİDERLİĞİNDEKİ ÖRGÜT

Biz bugün sizler için kitaptan bir özet yapacağız ve Ergenekon tertibini yapan bu örgütü 114 kanıttan bazılarıyla anlatacağız:

Bugün Gülen ile Erdoğan ve Gül arasında arabuluculuk ve mektup alışverişi görevini yapan Fehmi Koru, 28 Ocak 2008’de Kanal 7’de ve 2 Şubat 2008’de Yeni Şafak’ta şöyle dedi: “Operasyonun düğmesine 5 Kasım 2007’de Washington’da, Oval Ofis’te Bush-Erdoğan görüşmesinde basıldı.” Bu tertibin merkezinde ABD’nin olduğunu tek başına gösteren kanıttır.

Nitekim düğmeye basıldıktan ve Erdoğan Türkiye’ye döndükten sonra, Ocak 2008’de ilk ciddi tutuklama dalgası başlamıştır.

Özal’dan Çiller’e, ondan da Erdoğan, Gül ve Gülen’e devredilen özel örgütün tepe yönetimi de belli. Örneğin Eski FBI ajanı Sibel Edmonds’a göre eski ABD Büyükelçileri Grossman ve Edelman ile onlara bağlı eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, Türkiye’deki oluşumun en önemli liderlerindendi. (Vatan, 3 Ağustos 2009)

Ergenekon tertibi sırasında bu liderliğe bağlı 35 kişilik bir CIA ekibinin Türkiye’ye geldiği ve işleri koordine ettiği ortaya çıktı. Hatta Wikileaks’in yayımladığı ABD kriptolarında Emniyet’teki bir ekibin kendilerine rapor verdiği de belgelendi.

İSRAİL’DE YETİŞTİRİLEN EKİP

Yavuz Donat daha 11 Temmuz 2003’te Sabah gazetesinde, Çiller’den Erdoğan’a devredilen bu örgütü yazdı: “Doğrudan Başbakan’a bağlı. İçişleri ve Adalet Bakanlarının bilgileri dâhilinde. Bütün ‘iç güvenlik birimleri’ de bu organizasyonun içinde. Çalışmalar gizli.”

Erdoğan’ın eski yardımcısı Abdüllatif Şener de bu örgütü somut bilenlerden. Şener 18 Kasım 2009’de Show TV’de örgütü deşifre etti: “Dinlemeleri bizzat Erdoğan’ın başında olduğu ekip yönetiyor. TİB’deki düzenlemeleri odacısına kadar Ulaştırma Bakanı ile birlikte yaptılar. Ekipler İsrail’de özel olarak yetiştirildi.”

Bu örgütün Emniyet ve Yargı içinde de birimleri var. Bugün Erdoğanların çarpıştıkları için “gizli örgüt” diye işaret ettiği işte bu birimlerdir ve örgüt daha Özal tarafından yönetilirken, Fethullah Gülen Cemaati üzerinden yapılandırılmıştır. Uzun yıllara dayandığı için de, özellikle Emniyet içinde kökleşmiştir.

KOALİSYONUN GAZETESİ: TARAF

Mehmet Bedri Gültekin, örgütün basın ayağını da kanıtlarıyla deşifre etmiştir. Örneğin Gültekin’e göre Aslı Aydıntaşbaş çok özel bir rol oynamıştır. Zira Doğu Perinçek’te çıktığı iddia edilen Ergenekon Temel Belgesi’ni aslında ortaya çıkaran ve incelemesi için Doğu Perinçek’e veren, bizzat Aydıntaşbaş’tır. Fakat Aydıntaşbaş, Perinçek aylarca manşetlerden suçlanırken sessiz kalmış, ancak yıllar sonra tanık olarak Silivri Mahkemesi’ne çağrıldığı zaman bu önemli gerçeği açıklamıştır.

Gültekin’e göre Taraf gazetesi, Ergenekon tertiplerinde kullanılmak üzere özel olarak çıkarılmıştı. Nitekim yandaş kalemşorlardan Nuh Gönültaş, bu gerçeği içeriden bilenlerdendir ve 17 Aralık 2012’de sosyal medyada şöyle anlatmıştır: “Taraf gazetesi Ergenekon için kurulan bir koalisyon için yayıma başlamıştır. Koalisyon kurulurken yapılan pazarlıkların çok çetin geçtiğini yakından biliyorum. Taraf’ın yaptığı yayınları hiç kimse yapamazdı. Özel bir görev yaptı.”

SAVCININ ABD ADINA YAPTIĞI SUÇLAMA

Peki, “Tayyip, Gül ve Gülen Örgütü” neden Bush’un düğmeye basmasıyla Ergenekon operasyonunu yaptı?

Bakın Gül’ün “bulun bir savcı” demesiyle göreve getirilen Zekeriya Öz, operasyonun merkezinde İşçi Partisi’nin, yani Aydınlıkçıların olduğunu ATV’de söylemişti. Bir diğer savcı Cihan Kansız’ın sorgulama sırasında Aydınlıkçılara söylediği şu sözler, Ergenekon tertibinin gerekçesini fazlasıyla ortaya koyuyor: “Kafkasya’dan Kuzey Irak’a uzanan coğrafyada, Orta Asya’ya açılan kapı eşiğinde Amerika’nın önüne bir terör hattı oluşturmak amacıyla yayın yapıyorsunuz.”

Evet, Aydınlıkçılar yayınlarıyla, İşçi Partisi siyasetleriyle ve TSK uygulamalarıyla ABD’nin bölgedeki çıkarlarının tam karşısında duruyor ve engelliyordu!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
8 Ocak 2013

Reklamlar

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: