DEMOKRASİ, SİLİVRİ’Yİ ANKARA’DAN KUŞATMAKTIR

Türk siyasal hayatının son 10 yıldaki en önemli sorunlarından biri şudur: Yerel olmayan sağ demokrasinin Erdoğan’la, yerel olmayan sol da demokrasinin Öcalan’la geleceğini varsaymıştır! Her ikisinin kesişme noktasında ise liberaller vardır.

Bu saptamayı yapmamızın nedeni, Erdoğan ve Öcalan’ın hemen her gün attığı ve basında yer alan “demokrasi” nutuklarıdır. Bu öyle bir bombardımandır ki, Erdoğan’a ya da Öcalan’a karşı çıkanlar anında demokrasi düşmanlığıyla suçlanır!

Örneğin AKP ile PKK’nin “bölünme” ortaklıkları demokrasidir fakat Türk-Kürt birliğini savunmak demokrasi düşmanlığıdır!

Örneğin Öcalan’ın “Türk’ten daha Türk’üm” demesi, hatta sorgusunda Kürtleri aşağılaması demokrasidir ama Birgül Ayman Güler’in “Kürt milliyeti ile Türk milleti eşit değildir” şeklindeki bilimsel saptaması demokrasi düşmanlığıdır.

Uzatmayalım; “demokrasi” nasıl Irak’ta emperyalizmin bombası olduysa, Türkiye’de de bu ikilinin silahı olmuştur.

Kuşkusuz “demokrasiyi tramvaya benzetip istediği durakta inebileceğini” söyleyen Erdoğan ile silahlı terör örgütü lideri Öcalan’ın demokrasi havariliği yapabilmeleri hepimizin ayıbıdır ancak bu ayıptan kurtulma zamanı artık gelmiştir!

HALK YAMULTTU, AKP İLE CEMAAT PARALEL OLDU

Öcalan’ın sorgu kasetleri ile Erdoğan’ın Salı grup konuşmaları ben de ikilinin çok benzediği duygusu uyandırıyor hep. Belki de ABD, siyasal enstrümanları olan ikiliyi açılım ortağı yapınca, Erdoğan ile Öcalan birbirlerine benzemeye başlamıştır: Aynı “mantık”, aynı kurnazlık, aynı demagoji, aynı belagat…

Örneğin Erdoğan dün grup konuşmasında “paralel örgütün kökünün 12 Eylül darbesinde olduğunu, 40 yıldır yapılandıklarını” söyledi. Hatta bir ara “Bu ülke artık faiz lobisi tarafından yönetilemez” bile dedi.

Sanırsın Erdoğan muhalefet lideri! Sanırsın ülkeyi 11 yıldır yöneten o değil! Sanırsın 10 yıldır paralel örgütle koalisyon kuran kendisi değil!

Ayrıca bu paralel lafları da artık şirazesinden çıktı. Erdoğan öğrencileri geometri dersinden nefret ettirecek kadar bu kavramı sık kullanıyor; paralelle yatıyor, paralelle kalkıyor; tıpkı bir zamanlar krizin teğet geçtiğini iddia ettiği gibi.

Oysa olan biten ortadadır: Recep Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen aynı kümenin elemanıdır. Fakat Haziran Halk Hareketi ikiliyi yamultunca ve aralarına sütun gibi girince, AKP ile Cemaat ikiye bölünüp birbirlerine paralel oldular.

JÖN TÜRKLER AYAKTA

Devlet nihayetinde otoritedir, egemenliktir… Ve sadece AKP ile Cemaat değil, bu anlamıyla PKK de paraleldir!

Üçü de ABD’nin enstrümanları olarak Türkiye’de otorite olmuştur. Cemaat yargı ve emniyette, AKP ise MİT’te, bürokraside, medyada, finans dünyasında, eğitimde, sağlıkta, kısacası devletin en önemli yerlerinde paralel olmuştur. Bu arada PKK de ülkenin güneydoğusunda bu ikiliye paralel olarak konumlanmış ve üçlü paylaşım sağlanmıştır!

Memleketin nihai tablosu budur fakat geçicidir.

Zira asıl güç yeniden ayaktadır! 19 Mayıs 2012’de Taksim’e 250 bin genci çıkararak büyük halk hareketini başlatan Jön Türkler, Mustafa Kemal’in askerleri, yani TGB yine duruma el koymuştur!

Jön Türkler bu kez “13 Şubat’ta Meclis’e” diyerek, 13 Aralık 2012’de kuşattıkları Silivri duvarlarını bu kez asıl yerinde, yani Ankara’da kuşatma kararı almıştır!

İşte asıl demokrasi budur!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
12 Şubat 2014

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: