İKİNCİ ONE MİNUTE

Bir süredir özellikle AKP’ye yakın gazetelerde okuyoruz: Türkiye ile İsrail Mavi Marmara krizi konusunda anlaşmaya yakın.

Hatta hükümet üyeleri zaman zaman “şöyle ilerleniyor, şu kabul edildi, bu müzakere ediliyor” diye açıklamalar da yaptı. En son tazminat olarak “20 milyon dolarda” anlaşıldığı da basına servis edildi.

Ancak bu ilerlemeye Erdoğan birden fren koydu ve ikinci kez İsrail’e “one minute” dedi. Erdoğan özetle “Gazze ablukası kaldırılmazsa barışma yok” dedi.

SÜNNİ LİDERLİĞİ İSRAİL KARŞITLIĞINDAN GEÇİYOR

Acaba Erdoğan neden yeniden “one minute” demişti, neden sonuçlanmak üzere olan bir anlaşmaya engel olmuştu?

Yanıt belli: Erdoğan daha önce neden İsrail’e “one minute” demeye ihtiyaç duymuşsa, şimdi yine aynı nedenle ihtiyaç duyuyordu.

Açalım: Erdoğan’ın BOP görevi bölgede İran’ı dengelemek ve Şii bloğuna karşı Sünni blok kurmaktı… Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin Ortadoğu Birliği adı altında Suriye, Irak ve Lübnan’la kurmaya çalıştığı birlik, bu stratejinin gereğiydi.

Peki, Erdoğan’ın bir Sünni bloğu kurması ve o Sünni bloğun lideri olması nasıl mümkün olacaktı? Tamam, bu hedefe uygun olmayan Türkiye’nin “laik” kimliği kazınmış ve yerine “Ilımlı İslamcı” kimliği konmuştu ama yeterli olmuyordu.

Yöntem belliydi: Sünni Araplara liderlik yapabilmenin yolu Filistin davasına sahip çıkmaktan ve İsrail karşıtlığı sergilemekten geçerdi. “One minute “bu senaryonun gereğiydi…

CEMAAT KARŞITLIĞINI İSRAİL’LE PEKİŞTİRMEK

Şimdi Erdoğan aynı ihtiyaç nedeniyle yeniden “one minute”  dedi. Fakat bu kez dışarıdan çok içerinin ihtiyacı nedeniyle…

Açalım: Haziran Halk Hareketi’nden bu yana iktidarı sallanan Erdoğan’ın belirlediği stratejinin başarısı öncelikle saflarını sıkı tutabilmesine bağlı. Erdoğan eğer tabanını sıkı ve diri tutabilirse ve 30 Mart’tan az kayıpla çıkarsa, ABD’nin “zorunlu” desteğini alarak yola devam edebileceğini hesaplıyor.

Peki, taban nasıl sıkı tutulur?

Hatta gelin bizi bu soruya götürecek diğer soruları da soralım: Erdoğan her gün ekranlardan Fethullah Gülen cemaatini hedef alıyor, medyası dış bağlantılı diye yazıyor, hatta kimi kalemşorlar açıkça cemaati İsrail destekli olmakla suçluyor…

Peki, tam bu zamanda AKP İsrail’le barışırsa bu argümanlar inandırıcı olabilir mi? Elbette olamaz!

Hatta ihtiyaç, AKP tabanını cemaat karşıtlığında sıkılaştırabilmek için bunu İsrail ile pekiştirmektir.

İşte Erdoğan bu nedenle tam anlaşma yoluna girilirken yeniden İsrail’e “one minute” demiştir!

MEVZİ MEVZİ İLERLEMEK

Erdoğan’ın savaştan galip çıkabilmek için sarıldığı taktiklerden biri bu…

Bir diğeri de “orduya kumpas” diyerek kimi milli kesimleri 30 Mart’a kadar oyalamaktı; tutmadı…

Kuşkusuz Erdoğan’ın çantasında başka numaralar da var; çarpışmadan geri çekilmeyecek!

Ama tüm bu numaraları geçersiz kılacak esas doğru ise Ankara’nın Arslanlarının bugün yeniden yola çıkmış olmasıdır; Bugün Ankara, yarın İstanbul, İzmir, ertesi gün 30 Mart sandıkları…

Adım adım, güç biriktire biriktire, mevzi kazana kazana…

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
13 Şubat 2014

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: