AYDINLIK OKURLARINA YANITLARIM

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Erdoğan’ı hedef alan konuşması nedeniyle önceki gün yazdığım makaleye bazı tepkiler geldi. Bu tepkileri üç grupta topluyorum:

1) “Son dönemde Doğu Perinçek’e ve Aydınlık’ın genel çizgisine aykırı şeyler yazıyorsun. Büyük bir mücadelenin sürdüğü şartlarda bu aykırılık bir özgürlük değildir!”

2)Erdoğan yıkıldı, ABD yerine F tipi yapı üzerinden yeni bir iktidar oluşturmaya çalışıyor. Sen F tipi yapı yerine daha çok Erdoğan’ı hedef alarak ABD’ye ‘yardımcı’ oluyorsun!”

3) “İBDA-C kimlikli Haşim Kılıç, Cumhuriyet’in adım adım yıkılması sürecine kararlarıyla destek vermiş biridir. Onun Erdoğan’ı eleştirmesi Türkiye adına değil, ABD adınadır. O Aydınlık’ın da belirttiği gibi Cemaat’in kılıcıdır.”

HER FİKİR, KARŞITIYLA GÜÇLENİR

Bugün bu üç gruptaki eleştirileri yanıtlamaya çalışacağım:

1) Evet, zaman zaman Doğu Perinçek’in ve Aydınlık’ın genel çizgisine aykırı şeyler yazıyorum. Ancak bu yeni bir durum değil. Aydınlık’ta yer alan 957 makalem incelendiğinde görülecektir ki, bazı konularda üç yıldır farklı şeyler zaten yazıyorum.

Bu durum hem gazetecilik açısından özgürlüktür hem de Aydınlık için zenginliktir. Her fikir, karşıtıyla kendisini sınar, yeniler ve güçlenir.

Bu gerçeği en iyi bilen isim de Doğu Perinçek’tir. Nitekim geçen hafta bir grup Aydınlık yazarının da bulunduğu bir yemekte, onlardan kendilerini kıyasıya eleştirmelerini istedi. Fikirlerine güvenen Perinçek, İşçi Partisi içinde karşıt fikirlere en açık olan kişidir.

Kimi çevrelerin “Perinçek, Güller’i de yakında kapının önüne koyar” şeklindeki sözleri, bir saptama değil fakat devrimci saflarda “sorun arama” gayretidir!

ABD, ERDOĞAN’I ÇİZMEDİ!

2) Tartışılan o makalede belirtmiştik, özetleyelim: Birincisi halk ile sistem arasında, ikincisi de sistem içinde iki ayrı çelişme vardır ve bunlardan halk ile sistem arasında olan esastır, birincildir, belirleyicidir. Halkın ilerici örgütleri, sistem içi çelişme olan AKP ile Cemaat arasındaki kavgada taraf tutmaz, fakat kavgadan yararlanır. Burada da ölçüt, iktidar olanı esas almaktır. Çünkü iktidar olan zayıfladıkça, karşıtı olan zaten zayıflayacaktır.

Erdoğan yıkıldı, ABD F Tipi ile yeni iktidar arıyor” tezi doğru değildir. 17 Aralık’tan beri ısrarla belirttim: Beyaz Saray, 30 Mart seçim sonuçlarını görmeden, Erdoğan’ı çizmez, çizemez! Neden?

ABD güç erozyonu içinde olduğu için, eskisi gibi seçenek üretemiyor. Bırakın Türkiye’yi, Irak’ta bile “Büyük Kürdistan” projesinin tam karşısında yer alan Maliki’ye mecbur kalıyor. Sırf Maliki köprüleri atmasın diye, Barzani’yi dizginliyor, Kürdistan projesini askıya alıyor.

Bu şartlarda, yani Erdoğan’ın oy oranını belli bir büyüklükte tuttuğu koşullarda, ABD Erdoğan’dan vazgeçemez; ondan yararlanmaya çalışır, daha fazla kullanabilmek için uğraşır. F Tipi yapı, ABD’nin Erdoğan’ı hizaya sokma aracı olmuştur en fazla.

Nitekim Erdoğan hizaya girmiş; Kürt, Kıbrıs, Ermeni ve İsrail açılımları başlatmıştır!

Tamam, Erdoğan’ın iktidarı sallandı, Erdoğan bir süre yönetemedi ama sonuçta henüz yıkılmadı! “Erdoğan yıkıldı” üzerinden siyaset yapmak, gerçekçi değildir ve son tahlilde Erdoğan’a yarar. Şundan: Siz Erdoğan nasıl olsa yıkıldı diye, Erdoğan’ı bırakıp, onu hedef alan kuvvetlerle boğuşmaya başlarsınız. Hem enerjinizi boşa harcarsınız hem de dolaylı olarak Erdoğan’ın yanına düşersiniz!

KILIÇ’IN ERDOĞAN’A BİAT ETMESİ KİME YARAR?

3) Elbette söylediğiniz gibi Haşim Kılıç İBDA-C bağlantılıdır. Bizim de o makalede belirttiğimiz gibi Haşim Kılıç, bırakın tüm icraatını, sadece AKP’yi kapanmaktan kurtardığı için bile büyük suçludur.

Ama neticede siyaset somut işlerdir, pratiktir. O nedenle şu iki sorunun yanıtı önemlidir:

Önce bütün kimlikleri, geçmişi ve niyetleri bir kenara bırakarak şu soruya yanıt verin: Haşim Kılıç’ın Erdoğan’ı hedef alan sözleri, onun kimliğini ve niyetini bir kenara bıraktığınızda, bir doğruya işaret etmiyor mu? O sözler yanlış mı?

İkinci olarak da şunu soralım: Diyelim ki Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç o sözleri hiç söylemedi, Erdoğan’ı hedef almadı, hatta pek çok kurumun başı gibi o da tam biat etti. Bundan halkın çıkarı ne olacak, halkın ilerici örgütleri bu tablodan ne fayda görecek?

Neyse, Ufuk Ötesi’ne ayrılan yer bitti ama bu konuya yine döneceğiz.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
28 Nisan 2014

Reklamlar
  1. #1 by Esen Zafer on 30/04/2014 - 13:12

    Sayın Güller,
    Aydınlık Okurlarına Yanıtlarım, başlıklı yazınızda özellikle bir cümle dikkatimi çekti.
    …Her fikir, karşıtıyla kendisini sınar, yeniler ve güçlenir. Diyorsunuz. Devamında … Fikirlerine güvenen Perinçek, İşçi Partisi içinde karşıt fikirlere en açık olan kişidir.
    Burada, sanırım dilin kullanımından kaynaklı, amacınızın dışında bir anlam karmaşası var.
    TDK Sözlüğünde;
    Karşıt: Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.
    Olarak açıklanıyor ve örnekler veriliyor; ak-kara, doğru-yanlış gibi.
    Farklı sözlüklerdede karşıt sözcüğünün içeriği aynı.
    Oysa her ikinizin fikirlerinden yazdıkları ve yaptıklarından bizim anladığımız aranızda KARŞIT GÖRÜŞ değil YÖNTEM FARKI olduğudur.
    Eğer karşıt görüşte olduğunuzu varsayarsak, ikinizden birinin Erdoğanın temsil ettiği Sistemin yandaşı olduğunu kabul etmemiz gerekir. Hatta giderek, İşçi Partisi içersinde, sistem yanlısı ve karşıtı iki akımın olduğunu kabul etmemiz gerekir. Çünkü siz ‚
    1.‘‘İşçi Partisi içinde karşıt fikirlere en açık olan kişidir.‘‘ diyerek karşıt fikirler olduğunu söylüyorsunuz.
    2. Kendi tahlillerinizi öne sürdükten sonra, ‚‘Erdoğan’ı bırakıp, onu hedef alan kuvvetlerle boğuşmaya başlarsınız… dolaylı olarak Erdoğan’ın yanına düşersiniz!
    Diyerek D. Perinçek’in tahlilleri ile Erdoğanın yanına düştüğünü söylüyorsunuz. Düşmanın amacıda iddiasıda budur.
    Öncelikle hatırlatmam gereken, Stratejik merkezler, Türk Bayrağı, milli mücadele vb. Ta başından bu yana, başta D. Perinçek olmak üzere dile getirdikleri HALKI AYAĞA KALDIRAN söylemlerle, şu son seçimi kazandı. Tıpkı Sosyalist söylemleri (sınırların kaldırılması, kardeşlik, özgürlük, halkların kaderlerini tayini vb.) söylemlerimizi alıp, altını oyup milyonlarca insanın aklını yanılttıkları gibi. Solu kendi kucaklarına düşürdüler.
    Yaptıkları proboganda ve seçimlerde Perinçek’in söylemlerini kullanarak Perinçek (İP) + Erdoğan yanılsamasını bilerek işlediler. Ve hatta sosyal medyada, kaç yıldır arada bir bu konu işlendi. Bu iğrenç bir psikolojik algı oyunu.
    Tüm Türkiye, hatta giderek dünya çapında insanlığın aklı bulandırılarak, kelimelere zıddı anlamlar yüklenerek, toplumsal algı yönetimi ile aklımıza yapılan korkunç büyük bir saldırı var. Üzgünüm ama bu durum, geniş bir biçimde de yerleşti. İnsanlar, aralıksız olarak,hepsi aynı sisteme hizmet eden bir sürü kirli, yanıltıcı ve hatta sapkın bir bilgi bombardımanı altında.
    Tv, internet, basında üretilip yayılan her titreşim, sinsi bir virus ordusu gibi sürekli alt ve üst belleklerimize saldırıyor bizleri ayakta uyurken biçimlendiriyor. Bu saldırılardan korunabilmenin en ve tek etkili yöntemi, temiz akıl sahipleri ile sürekli iletişimde olmak ve düşünmek.
    Doğu Perinçek yanlış birşey söylemiyor, Erdoğan yıkılmıştır.
    Elbetteki tamda bu nedenle, daha tehlikeli daha saldırgan olacağı kesindir.
    Sorun, ne sistemin kendisinin ne de bu sistemi yıkacak güçlerin, Erdoğanın yerine koyacağı bir şeyi henüz çıkarılabilmiş olmasıdır. Sırf bu nedenle Erdoğan yıkılmıştır! Tezi havada asılı gibi görünüyor.Oysa değil. İnsanlara , yıllardır muhalefetin (!) yardımı ile işlenen ‚‘‘Yıkılmaz Erdoğan, Yıkılamaz AKP‘‘ algısının tamda karşıtıdır. İnsanlara cesaret vermektedir. Nihai hedefi göstermektedir.
    Size bir örnek vereceğim. Emine Ülker Tarhan birkaç kadın milletvekili ile Kürecikte Patriotların yerleştirildiği alana gidip,içeri giremeyip, millete şikayet ettiğinde, kendisine tepki göstermiştim. Çünkü bu eylem, toplumun algısında şu sonucu yarattı. ‚‘‘ bakın biz milletvekili olduğumuz halde bir şey yapamıyoruz, bunlar çok güçlü siz hiç bir şey yapamazsınız‘‘ Nitekim kimse birşey yapamadı, yapmadı, yapılanda cılız kaldı.
    Erdoğanı hedef alan kuvvetlerden söz ediyorsunuz. Nerede bu kuvvetler? TGB , İP nin Balyoz kararını meclis önünde protesto ettiği günü hatırlayın. O gün Erdoğanı ‚‘‘hedef alan kuvvetler‘‘in kimler olduğunun turnusol kağıdıdır.
    Erdoğanı hedef alan kuvvetlerin hedefinde aynı zamanda, akıllarınca ve özellikle İ.P nin başını koparmak için D.Perinçek vardır. Y.Küçük ün tabiri gibi, o kadar öyle ki, saldırı ve iftirada, kendi iddialarını kendi görüşlerini bile inkar ederek, insanların bilgisizliğinden, sabırsız ve ateşli yüreklerimizden faydalanmakta sakınca görmüyor. Bu yöntemin düşmandan ne farkı var? Bunu Erdoğan gibiler yaptığında iftiracı faşistler ama dost sandıklarımız (yada sol görünenler) yaptığında, vay uyanıklar mı? diyeceğiz .Bu tür insanlara asla güvenilmez. Çünkü onlar, iktidar ellerine geçerse yine aynı yöntemleri kullanacaklardır.
    Kanımca Doğu Perinçek zor olanı başarmaya çalışıyor. Ancak, kullandığı dil ve anlatım tarzı sizden farklı olduğu için KARŞIT dememelisiniz. Bu çok yanlış.
    Kuran da ‚‘‘Bir işin yapılması öteki işin yapılmasına engel değildir!‘‘ diye bir açıklama okumuştum. Bazı konularda taktikler bulanık görünebilir. Ama bu yanlış olduğunu göstermez. Belki daha net açıklanmasını gerektiriyordur. Erdoğan Yıkılmıştır! Buna rağmen onu iktidarda tutan kuvvetler vardır. Tıpkı Osmanlı padişahı gibi. Yıkıktır ama İngiltere (ABD) ve etrafındakiler onu ayakta tutan kuvvetlerin götüreceği tehdidi, onu kızgın sacın üzerinde tutmaktadır. Bu anlamda, sizin tahlilinizdede yanlış birşey yok elbette yıkılmalı. İktidarın eğilimlerinin hepsini göz önünde tutmak zorundayız. Ve elbette memleketin bütün güçlerininkinide.
    Bu durum bugün M.Kemal‘ in İstanbul hükümetine kendi milletvekillerini göndermesi gibidir. Padişahı zorlamışlar ve yine padişahın kurdurduğu yeni hükümetin içinde yeralmışlardır.
    Şahsen anladığım, Mustafa Kemal’in yalnız Milli düşmanlara karşı değil, doğrudan itilaf devletlerine başta İngiltereye karşı uyguladığı yöntemlere benzer olmasıdır. Yani tali olarak biri veya öteki öne çıkabilir.
    Daha fazla uzatmayacağım. Böylesi karanlık bir dönemde her birinizin üstlendiği sorumluluk ve yük çok ağırdır. Tam da bu nedenle seçtiğiniz sözcükler çok önemli. Emin olun, düşman bundan pek güzel yararlanır. Farlı fikirler yarışsın ama Karşıta dönüşmesin.
    Selamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: