Irak ve Suriye’de AKP-PKK ortaklığı

AKP hükümeti ile HDP yetkililerinin Dolmabahçe’de ilan ettiği Öcalan‘ın 10 maddelik metni, kamuoyuna “silah bırakma” çağrısı olarak yansıtıldı. Tersine, yapılan anlaşma PKK’yi IŞİD gerekçesiyle Irak ve Suriye’de silahlandırma anlaşmasıdır ve asıl sahibi de “IŞİD stratejisinin” sahibi olan ABD’dir.

ABD’NİN KABUL ETTİRDİĞİ PAKET

Öncelikle saptayalım: ABD ile Türkiye’nin Eğit-Donat anlaşması imzalaması, Şah Fırat operasyonu, Musul’u IŞİD’den kurtarma harekatına Türkiye’nin hava gücü ve özel birlikleriyle katılma hazırlıkları, İncirlik ve diğer üslerin bu harekat gerekçesiyle kullandırılması ile yeni anayasa, başkanlık sistemi ve özerklik hedefli AKP-PKK anlaşması aynı düzlemdedir.

Türkiye bu paket anlaşmalarla ABD’nin yeni Ortadoğu hamlesinde artık aktif rol almaktadır. Türkiye bu paket anlaşmalarla, ABD’nin IŞİD’le mücadele koalisyonunu içinde artık alt oyuncu olarak yer almaktadır.

Peki kimlerle birlikte? Barzani‘nin peşmergesi ve PKK’nin gerillalarıyla… Nasıl mı? Açalım:

ABD’NİN IŞİD STRATEJİSİ

Tekrar tekrar vurgulamak durumundayız: ABD’nin ana stratejisi Basra’dan Doğu Akdeniz’e bir Kürt Koridoru kurmaktır. Bu ikinci bir İsrail işlevi taşıyacak olan Büyük Kürdistan’dır. Büyük Kürdistan demek küçük Türkiye, küçük İran, küçük Suriye ve küçük Irak demektir.

ABD bu ana hedefi için IŞİD’den boşaltılacak alanlarda Kürt hakimiyeti kurmayı esas alan bir planlama yaptı. Barzani‘nin Kerkük’ü işgal etmesinden başlayarak Türkiye’ye peşmerge eğittirilmesi, peşmergelerin Türkiye’den açılan bir koridorla Suriye’ye sevkedilmesi ve PKK’nin Suriye kolu olan PYD ve onun askeri birimi olan YPG’ye Kobani’de dolaylı destek olunması işte o planlamanın gerekleriydi.

İKİ FARKLI YOL

Haliyle denilebilir ki madem bu strateji aslında komşularıyla birlikte Türkiye’yi de hedef alıyor, o zaman Türkiye neden bu stratejiye destek veriyor, neden komşularıyla bu stratejiye karşı ortaklık yapmak varken komşularına düşmanlık yapıyor ve neden bu stratejinin merkezinde yer alan PKK ve Barzani‘yle işbirliği yapıyor?

Soruların AKP ve TSK açısından iki ayrı yanıtı var. AKP 13 yıldır ABD’yle birlikte hareket etmeyi içeride iktidarının dayanağı ve bölgede “genişleme” fırsatı olarak görüyor. TSK ise daha doğrusu Genelkurmay Karargahı ise ABD’nin hedefine dışardan direnme şansı olmadığını, ancak içinde bulunarak ve bu yolla planı mümkün mertebe Türkiye lehine uygulatarak plana direnilebilceğini savunuyor.

Önemle anımsatalım: 1 Mart tezkeresi öncesinde de benzer bir tartışma vardı ve hakim görüş plana dışardan direnmek olmuştu. Ergenekon operasyonlarından sonra ABD planına bu kez yeniden içerden direnmenin seçilmiş olması acı dersler içermektedir.

İÇERDER DİRENMEK, DİRENEMEMEKTİR

TSK’nin hafızasında mevcuttur ve geride kalan 25 yılın en önemli dersidir: ABD planına içerden direnme yolunu seçmek, gerçekte direnememektir!

TSK ve Türkiye ABD planına ne zaman dışardan direndiyse, o plana ağır hasarlar verdi: Torumtay‘ın istifasıyla Irak savaşına girmeyerek, Saddam‘la dolaylı anlaşıp Irak’ın kuzeyine Çelik Harekatı yaparak ve 1 Mart tezkeresini reddedip ABD’ye kuzey cephesini kapatarak…

Fakat TSK ve Türkiye ne zaman ABD planı içinde yer aldıysa, yani içerden direndiyse, ABD planı aşama katetti: 36. paralele ve Çekiç Güç’e onay vererek, BOP içinde yer alarak…

Ve en önemli derstir: Türkiye ABD planına dışardan direndiğinde PKK küçülmekte fakat içerden direndiğinde PKK büyümektedir!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
2 Mart 2015

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: