Washington’un 6 aşamalı Irak-Suriye planı

Irak Kürt Bölgesi Başkanı Mesut Barzani‘nin Washington ziyareti “bağımsız Kürdistan” talepli diye sunuldu. Örneğin Irak Kürt Bölgesi Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin ziyaretin ana gündeminin Kürt devleti olduğunu belirtti. Irak Kürt Bölgesi Başkan Yardımcısı Kusret Resul da ziyaretin hedefini “ya bağımsızlık ya konfederasyon” diye sundu.

Kuşkusuz bu talep gerçekçi değildi. Barzani talebi bu seviyede tutarak, esas hedefine ulaşmak istiyordu: Bölgesinin sınırlarını genişletmek! Yani IŞİD’in Musul’u işgaliyle başlayan fırsatlar döneminde ABD’nin desteğiyle ele geçirdiği yerleri Bağdat’tan koparıp Erbil’e bağlamak.

Önceki gün Fikret Akfırat‘ın da Aydınlık‘ta belirttiği gibi bunun yolu “özerk Kerkük” gibi ara aşamalardan geçiyordu. Çünkü ABD’nin bögedeki gelişmeleri kısa yoldan belirleyebilme gücü yoktu.

Nitekim Barzani‘nin ABD Başkanı Barack Obama ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden‘le görüşmesinden “bağımsızlık ya da konfederayon” değil, “birleşik ve federal Irak’a devam” mesajı çıktı!

ORTAK OPERASYON ODASI

Tamam, ABD IŞİD’in Musul’u işgalini fırsat bilerek bölgeye yeniden döndü, taktik ataklar yapıyor, müttefiklerini devreye sokuyor ama hâlâ bölgedeki Rusya destekli direniş cephesini kırabilmiş değil. O nedenle bazıları içiçe geçen aşamalı bir Irak-Suriye planı uygulamaya çalışıyor:

1) ABD Suriye’deki taşeronlarını yeniden biraraya getirdi. Müslüman Kardeşler nedenli ayrılık giderildi ve Salman‘ın kral olmasıyla Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye yeniden Suriye’de tek cephede buluşturuldu. Hatta üç ülke bir aydır süren saldırıların karargahı olan “ortak operasyon odası” kurdu.

2) “Ortak operasyon odası”nın ilk işi destekledikleri grupları bir cephede birleştirmek oldu. Riyad’ın desteklediği El Kaide kolu En Nusra ile Türkiye’nin desteklediği Ahrar uş-Şam’ın başını şektiği gruplar Fetih Ordusu adı altında biraraya geldi.

3) Önümüzdeki 5-6 hafta boyunca sürecek Cenevre-3 görüşmelerinde Esad‘ın temsilcilerinin masaya zayıf oturabilmesi için Fetih Ordusu harekete geçirildi. ABD’nin silah, Katar’ın mali, Suudi Arabistan ile Türkiye’nin istihbarat desteğiyle önce İdlib’i, ardından da Cisr Şugur’u ele geçeiren Fetih Ordusu Lazkiye kırsalına doğru ilerlemeye başladı.

4) Eğit-Donat programı başlıyor; Kırşehir’de terörist eğitecek “uzman” ABD askerleri gelmeye başladı. “Yabancı askerlerin Türk topraklarında bulundurulması” sorunu ise Suriye tezkeresine konulan bir cümleyle zaten en baştan halledilmişti!

Hedef şu: Bir yandan Fetih Ordusu’nun ele geçirdiği yerlerde “güvenli bölge” benzeri “cep bölgeler” kurulacak, diğer yandan da Eğit-Donat programından geçmiş “kontrgerilla” tipi teröristlerle doğrudan Halep’i, hatta Şam’ı hedef alan “özel operasyonlar” yapılacak.

5) ABD bu şekilde zayıflattığı Şam yönetimini sonbaharda yapmayı planladığı “uluslararası konferans”ta masaya oturtmaya çalışacak. Washington burada, önceki aşamalardaki başarılarına bağlı olarak “Esad’lı geçiş döneminden” “Esad’sız geiş dönemine” kadar değişik senaryoları ön plana çıkaracak.

6) Bu süreçte ayrıca hazırlıkları tamamlanmış Musul Harekatı başlatılacak. Türkiye harekata özel operasyon ekipleriyle sınırlı katılacak.

NASRALLAH’IN UYARISI

ABD’nin asıl hedefi ise Irak ve Suriye’yi bölmek ve Basra’dan Doğu Akdeniz’e bir Kürt Koridoru kurmak. ABD bu hedef için en başından beri “tasarlanmış düşman” olan IŞİD’in saldırılarından yararlanıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyit Hasan Nasrallah‘ın dünkü uyarısı bu nedenle çok önemli: “ABD’nin IŞİD’le savaşta acele etmeyeceğini ve IŞİD tehlikesinden bölgedeki kendi planları doğrultusunda yararlanacağını söylemiştim. Ben o dönemde ABD’nin Irak ve bölge ülkeleri ile ilgili planının bu ülkelerin bölünmesi olduğunu söylemiştim. Örneğin Irak Arap ve Kürt olarak, Araplar da kendi içinde Sünni ve Şii olarak. Yine Suriye’ye baktığımızda onlar bu ülkeyi de etnik ve mezhebi temelde bölüyor.” (YDH, 6 Mayıs 2015)

Kuşkusuz inisiyatif hala bölge ülkelerinde ve ABD’nin masada yazdığı bu senaryoyu sahada gerçekleştirme şansı çok zayıf. Ve en önemlisi ABD’nin bu çapta bir hedef için gücü yok ama elinde Salman ve Erdoğan gibi benzin bidonları ve çakmaklar var! O nedenle 7 Haziran, aynı zamanda AKP’den kurtularak bölge barışını koruyabilmenin seçimi olarak önümüzde duruyor!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
7 Mayıs 2015

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: