Putin’den Neo-Abdülhamit’e El Bab uyarısı

Anımsayacaksınız, “büyük güçler arasında denge arayarak iktidarını sağlamlaştırmaya çalıştığı” için Erdoğan’ı Neo-Abdülhamit diye nitelemiştik. Abdülhamit’in dengeciliğinin de parçalanmayı önlemediğini belirtmiştik.

Geçen hafta yaşananlar bir kez daha bu gerçeği anımsattı…

EL BAB’DA AKP-ABD İŞBİRLİĞİ ve “YENİ BİR GÜN”

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’la görüştü. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada “iki liderin El Bab ve Rakka’da ortak hareket edilmesi konusunda mutabık kaldığı” açıklandı! (Anadolu Ajansı, 8.2.2017)

Ayrıca Trump’ın Erdoğan’a “CIA Başkanı’nı gönderiyorum, detaylı konuşun” dediği de basına yansıdı. (Sputnik, 9.2.2017)

Nitekim CIA Başkanı Mike Pompeo ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye yaptı ve önce MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüştü. Ardından Fidan’la birlikte Saray’a gidip Erdoğan’la görüştü. 1.5 saatlik o görüşmede ele alınan ana başlıkların detaylandırılması için tekrar Fidan’la MİT Müsteşarlığı’na dönüp 3.5 saatlik bir görüşme daha yaptı. CIA Başkanı son olarak da Başbakan Binali Yıldırım ile görüşüp, raporunu Trump’a götürdü… (Ajanslar, 9.2.2017)

Tüm bu trafik içinde iki önemli temas daha yaşanıyordu. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence Başbakan Binali Yıldırım ile telefonda görüşüyor ve ikili “iş birliğinin yoğunlaştırılması ve yanlış anlaşılmaların giderilmesi konusunda” mutabık kalıyordu! (NTV, 9.2.2017)

Pence, Türkiye-ABD ilişkileri için “yeni bir gün” ifadesini kullanıyordu! (Hürriyet, 9.2.2017)

Diğer yandan İngiltere Genelkurmay Başkanı Org. Stuart William Peach de, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ı ziyaret ediyordu… (Sputnik, 10.2.2017)

ÖSO, SURİYE ORDUSU’YLA ÇATIŞTI

Peki bu trafiğin sahadaki yansıması ne oldu?

Anadolu Ajansı’na özel açıklama yapan Pentagon sözcüsü Eric Pahon, “Türkiye ile özellikle El Bab’da iş birliği arttı” dedi! (Anadolu Ajansı, 9.2.2017)

Peki ABD’yle El Bab’da iş birliğinin artması hangi sonucu doğurdu?

El Bab’da Suriye Ordusu ile TSK destekli ÖSO karşı karşıya geldi; 3 ÖSO’cu öldü, 5 ÖSO’cu yaralandı… (Sputnik, 9.2.2017)

Suriye Ordusu Rusya’nın hava desteğiyle bir süredir adım adım El Bab’a doğru ilerliyordu ve 10 gün önce El Bab’a dayandığı da açıklanmıştı.

Fırat Kalkanı operasyonunun hedefi IŞİD’in temizlenmesi ve Kürt Koridoru’nun önlenmesi olarak açıklandığına göre artık yapılması gereken belliydi: Türkiye Şam’la anlaşarak Suriye Ordusu ile birlikte aşağıdan ve yukarıdan kıskaçla El Bab’ı tamamen IŞİD’den temizlemeli ve şehri Suriye ordusuna teslim ederek asıl hedefine, yani Münbiç’e yönelmeliydi.

Oysa Türkiye bunu yapmak yerine ÖSO üzerinden Suriye Ordusu ile karşı kaşıya geldi! Neden? Çünkü AKP’nin hedefi El Bab’ı IŞİD’den arındırıp ÖSO’ya teslim etmektir!

Erdoğan’ın asıl hedefi açıktır ve sonradan Moskova uyarısıyla düzeltmeye çalışsa da, bir kez dile getirmiştir: “Suriye’ye zalim Esed’in hükümranlığına son vermek için girdik, başka bir şey için değil” (Hürriyet, 29.11.2016)

DİPLOMATİK UYARI

Türkiye’nin ÖSO üzerinden El Bab’da Suriye Ordusu ile kaşı karşıya gelmesi üzerine Moskova birkaç uyarı birden yaptı:

Bunlardan ilki Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko’dan geldi. “Türkiye’nin yürüttüğü Fırat Kalkanı operasyonunun Şam yönetiminin onayıyla düzenlenmesi gerektiğini” söyleyen Harçenko, “Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımını düzelteceğini umuyorum” dedi! (Sputnik, 8.2.2017)

Harçenko ayrıca Trump’un “Suriye’de güveni bölge” açıklamasından memnun olan AKP Hükümeti’ne uyarı olarak “Türkiye’nin Suriye’de tampon bölge kurmayacağını düşünüyoruz” dedi! (Sputnik, 8.2.2017)

ŞANTAJ İÇERİKLİ UYARI

Moksova’dan gelen ikinci uyarı, aynı zamanda şantaj içeriği taşıyordu. Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko “PKK ve YPG’yi terörist olarak görmüyoruz” dedi! (Sputnik, 8.2.2017)

Zaten Rusya PYD’nin Moskova’da ofis açmasına izin vermiş, Moskova ve Astana bildirilerinde PYD/YPG’yi dışarıda tutarak sadece IŞİD ve Nusra’nın mücadele edilecek terör örgütleri olarak kabul edilmesini sağlamış, Astana Zirvesi’nde hazırladığı özerklik içeren Suriye anayasası taslağını açıklamış ve ardından PYD yetkililerini Moskova’ya davet etmişti.

Son olarak Rusya’nın BM Cenevre Ofisi Daimi Temsilcisi Aleksey Borodavkin, Kürtlerin de masada olması gerektiğini açıkladı! (Sputnik, 9.2.2017)

Tüm bunlar yaşanırken, bir yandan da Moskova, Şam-PYD iş birliği zemini yaratıyordu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov “Suriye hükümetiyle Kürtler arasındaki görüşmelere aracılık ediyoruz” diyordu. (Sputnik, 10.2.2017)

SİLAHLI UYARI

Fakat Moskova’nın üçüncü uyarısı diplomatik ve şantaj içerikli uyarıyı aşan nitelikte ve silahlı oldu!

Önce TSK, Rus savaş uçağının yanlışlıkla Türk askerlerini vurduğunu açıkladı: 3 Mehmetçik şehit oldu, 11 Mehmetçik yaralandı. Açıklamaya göre Rus uçağı yanlışlıkla TSK kuvvetlerinin bulunduğu bir binayı vurmuştu.

Fakat Moskova’dan yapılan ilk resmî açıklama farklıydı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov “Uçaklarımız, Türk partnerlerimizin verdiği koordinatlara göre hareket etti, orada Türk askerlerinin bulunmaması gerekiyordu” dedi! (Sputnik, 9.2.2017)

TSK hızla bu açıklamayı yalanladı. Genelkurmay’dan yapılan açıklamada “Uçakla vurulan unsurlarımız takriben 10 günden beri aynı noktada ve bulunduğu noktanın koordinatları son olarak aynı gün akşam saat 23.11’de tekrar iletilmiştir.” (Hürriyet, 10.2.2017)

NE YAPMALI?

Bugün olabilecek en kötü şey, normalleşmeye başlayan Türk-Rus dostluğunun tekrar bozulmasıdır.

Fakat bozulmaması da öncelikle şu şartlara bağlıdır:

1) Ankara oyalamayı bırakmalı ve hızla Şam’la anlaşmalıdır. Bu, hem Fırat kalkanı operasyonunun gerçek amacına ulaşmasını sağlar hem de maliyeti düşürür. Şam’la anlaşmayı atlayan bir Fırat Kalkanı operasyonunun hangi açmazları bulunduğuna, hangi riskleri taşıdığına daha operasyonun başladığı ilk gün dikkat çekmiştik. (Fırat Kalkanı’nın Açmazları, www.mehmetaliguller.com, 25.8.2016)

2) Ankara, Trump yönetimiyle Suriye’de iş birliği aramayı bırakmalı. Dahası Obama yönetimiyle yaptığı İncirlik Mutabakatı’nı yırtıp atmalı.

3) Ankara, bölgeselleşen ve uluslararasılaşan Kürt sorununun çözümünü ne ABD’ye ne de Rusya’ya bırakmalı. Ankara, Tahran, Şam ve Bağdat, Kürtlerin de yararına olacak bir bölgesel iş birliği çözümü için anlaşmalı…

4) Rusya’nın Suriye’ye desteği hayatidir ve Atlantik Koalisyonunun Suriye’yi yıkamamasının en önemli nedeni Moskova’nın Şam’a desteğidir. Fakat Moskova “Suriye’nin anayasasını Suriyeliler yazar” prensibine uygun olarak hareket etmeli ve Kürtlerle ilişkisini “Kürt kartı” oluşturmaya yönelik olarak değil, tersine Kürt örgütlerini ABD denetiminden çıkarmaya odaklanarak ve Kürtleri Suriye’nin siyasal birliği ve toprak bütünlüğü içinde tutma hedefine uygun olarak geliştirmelidir.

5) Kuşkusuz bizler için asıl mesele, tüm bunların Erdoğan yönetimiyle yapılıp yapılamayacağı meselesidir. En başından beri belirtiyoruz: Problemin kaynağı, probleme çözüm bulamaz. Erdoğan bu probleme kaynaklık etmiştir ve problemi çözemez.

Bu da Türkiye’nin problemidir ve bizim için asıl mesele Türkiye’nin bu kendi problemini öncelikle çözebilmesidir. Bunun da yolu, öncelikle 16 Nisan’da “#BaşkanlığaHayır” demektir!

Mehmet Ali Güller
11 Şubat 2017

Reklamlar
  1. #1 by kemalturan on 11/02/2017 - 21:49

    Hocam büyük devletle oyun olmaz. Koordinat doğru olsa da sonuç değişmez! Konuyu toparlayan yol gösteren uyaran yazınız için teşekkürler.

  2. #2 by Sedat Luma on 12/02/2017 - 07:37

    Sayın Güller,”burada Türk askerlerinin bulunmaması gerekiyordu”cümlesi herşeyi açıklamıyormu? Bu, El bab’da artık olmayın demek değil mi? İsteselerdi Ruslar, açıklamayı
    “burada Türk askerkerinin olduğunu bilmiyorduk”diye pekala yapabilirlerdi, ama o zaman “burdan gidin” mesajı olmazdı..

  3. #3 by SUNA YALINDERE on 13/02/2017 - 05:07

    Şahane analiz.

    ________________________________

  4. #4 by mayk on 14/02/2017 - 09:56

    (bir onceki mesaj onaylanmasin, cunku eksikler var)

    Bizim asker neden korkuyor *. Feto orduda buyuk olcude temizlendi.
    Yoksa askerin amaci da Esati devirmek gibi imkansiz otesi bir sey mi.
    Esat rejimi dunyanin en guclu ulkesi tarafindan korunmaktadir.
    Amac Suriyenin butunluguyse, Suriye ordusu geldiginde kenara cekilirsiniz.
    Bizim icin onemli olan koridoru engellemek.
    “Terorden arindirilmis bolge” demek PYDye ayrilmis alan ve koridoru buyutmek demek.
    O topraklar Suriyeye ait. Terorden temizlenince Suriyeye teslim edilmesi gerek.
    Bir bolge degil, butun Suriye terorden arindirilmis bolge olmalidir. Bunun nasil yapilacagina
    da Suriye ve Suriyenin ulkesinde savasmasina izin verdigi gucler karar verebilir.
    Yani Rusya, iran, ve ne yaptigina bagli olarak Turkiye.
    Isidle savasmak, ne kadar kendimiz icin gerekli ise de, ayni zamanda Suriyeye borcumuzu odemektir.
    TC sinirlarini ve incirliki kullandirmasaydi Isid diye birsey olmayacakti. Pyd de boyle guclenmeyecekti.

    Rakkayi Rusya ve Suriye Isidden temizleyemez mi. Abdye ne gerek var.
    Abdnin amaci isidi yenme zaferinden biraz pay kapmak, ve medya yoluyla isidi yenen
    ve bu sayede ordadoguda hak iddia edebilen bir ulke konumuna yukselmek.
    Aynen Nazileri Abdnin yendigi yalani gibi.
    (gercekte yaptiklari sey savas boyunca desteklemek, savastan sonra Hitleri kurtaramak,
    uyduruk mahkemeler kurmak, bilim adamlarini kacirmak, ve
    alman askerleri tel orguler icinde olume terk etmek idi,
    ve tabi bir de yahudi soykirimi yalanini ortaya atmak (her turlu pislik vardi, ama
    yahudilere ozel bir soykirim yoktu))

    Belki Rusyayla Abd anlasirlar, ve Rusya Rakkayi Abdnin temizledigi iddiasina goz yumar.
    Aynen Ay’a gitme yalanina goz yumdugu gibi.
    Karsiliginda el altindan bilmedigimiz pazarliklar olur.
    Bizim amacimiz koridoru engellemek, ve de Hatay’i korumak
    (cunku koridor tamalanirsa bu Hatay uzerinden olur, diger kiyilarda Suriye ve Rusya hakim.)
    Bir bakarsiniz Hatay’i Varlik Fonuna devrederek ipotek gostermisler, ve borclarin odeme zamani geldiginde
    Hatay’i vermisler. Halki kandirmak icin de once orayi eyalet yaparlar.
    Yunanlilarin isgal ettigi adalarimizin da belki zamaninda gizlice satilmis olma ihtimalini
    de goz ardi etmemek gerekir. Kardak icin nihayet kiyamet koparan generallerimizin
    bu adalar konusunda sessiz kalmasi ilginctir.

    * neden korkuyor derken, kahraman askerimize korkak demiyorum,
    ama gorevinin bilincinde olmalidir. Yani Rusya ile Turkiye bir anlasma yaptiysa,
    ve bu bizim icin de dogru olan sey ise, siyasiler bunun aksi bir emir verdiginde,
    gerekirse bir felaketi onlemek icin o emir uygulanmayabilir.
    Tabi bu isin nasil cereyan ettigini bilmiyoruz.
    Asker oraya halkin cogu musluman olan baska bir ulkeye cihat yapmaya gitmedi.
    Turkiye ve Suriyenin ortak bekasi icin gitmis olmali.

  1. Putin’den Neo-Abdülhamit’e El Bab uyarısı | (=Öykü-Şiir-Anı-Günce=)------------->>>Doğa+Yaşam+Sağlık ve Politik Yazılar
  2. KÜRESEL POLİTİKALAR * | Cumhuriyetimiz İçin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: