Meşru açıklamasındaki teslimiyet

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 16 Nisan referandumu sonuçlarını ve dolayısıyla o sonuçlarla ortaya çıkan anayasaya değişikliğini “gayrimeşru” ilan etmesi, muhalefet çevrelerinde yeni bir tartışma başlattı. 16 Nisan ve anayasa değişikliği meşru mu, değil mi?

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını yanlış bulan bakışın tezi şöyle:

1) Gayrimeşruluk açıklaması yanlıştır.

2) Çünkü meşruluk ile kanunilik farklı düzlemlerdir.

3) Anayasa değişikliği gayrimeşru ise yapılacak seçim de gayrimeşrudur.

4) O zaman CHP seçimlere katılmayacaktır.

5) O zaman CHP AKP iktidarını yıkmaktan vazgeçtiğini ortaya koymuştur.

6) CHP, gayrimeşru diyerek aslında AKP’ye teslim olmuştur. (Doğu Perinçek, Gayrimeşru açıklamasındaki teslimiyet, Aydınlık, 15 Haziran 2017)

NE YAPMALIYDI?

Yararlı bir tartışma olması bakımından konu ile ilgili biz de görüşlerimizi paylaşalım:

Bize göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun gayrimeşru saptaması gecikmeli bir doğrudur. Kılıçdaroğlu’nun yanlışı 16 Nisan’ı gayrimeşru ilan etmesi değil, gayrimeşru demenin gereğini yapmamasıdır!

Ümit Özdağ’ın tek başına 16 Nisan akşamı YSK önünde “hayır” oylarına sahip çıkma iradesini Kemal Kılıçdaroğlu anamuhalefet partisi lideri kimliği ile beş bin CHP’li avukatı peşine takarak yapsaydı, çok şey değişirdi!

Cumhuriyet yıkıcılarının provokasyon ihtimali var diye eyleme geçmeyerek, yıkılmakta olan Cumhuriyet savunulamaz!

Öte yandan 10 gün boyunca on binden fazla yurttaşın Türkiye’nin dört bir tarafında YSK’ye dilekçe eylemleriyle ortaya çıkan o enerjiyi sönümlemek, hele hele de ayağa kalkan o kitleleri daha baştan FETÖ’cü, PKK’li ilan etmek, iç karışıklık senaryoları çizmek, kitleleri Sorosçuluk diyerek frenlemek muhalefetin büyük hatasıydı.

YSK’ye adıyla soyadıyla dilekçe veren on binlerce yurttaşın FETÖ’cü ya da PKK’li olabileceğini varsaymak, sıradan bir hata değildi.

TESLİİYET DEĞİL MÜCADELE İRADESİ SERGİLEMEKTİR

Öte yandan meşruluk ile kanunilik kesinlikle farklı düzlemlerdir. Fakat tersine bu düzlem farklılığı, gayrimeşruluk saptamasını doğrulamaktadır. Zira 16 Nisan sonucu öyle ya da böyle artık “kanunidir” fakat hukuki değildir, o nedenle de gayrimeşrudur!

Bu durum, seçimlere katılmamak anlamına gelmez. Tersine, anayasa değişikliği halk oylamasının gayrimeşruluğunun teknik temelini oluşturan “mühürsüz oy pusulası” gibi girişimlere karşı şimdiden kesin önlemler alacak türden örgütlenmelere ve seçim ittifakları ihtiyacı anlamına gelir.

Dolayısıyla 16 Nisan sonuçlarını ve o sonuçlara dayanan anayasa değişikliğini gayrimeşru ilan etmek AKP’ye teslim olmak demek değil, tersine AKP’ye karşı etkili mücadele etmenin bir başlangıcıdır.

Dahası, 16 Nisan sonuçlarını ve o sonuçlara dayanan anayasa değişikliğini gayrimeşru ilan etmek, CHP’den önce Vatan Partisi’nin görevidir! Şundan:

‘ERDOĞAN’LA HÜKÜMET ORTAKLIĞI’ TESLİMİYETİ

Aslında İşçi Partisi’nin yakın tarihi bu tartışmaya ışık tutmakta ve dikkat çektiğimiz bu görevlerin nasıl yapılması gerektiğine işaret etmektedir.

Örneğin Doğu Perinçek’in çok önemli kitaplarından biri olan “Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divan Dosyası” baştan sona “AKP iktidarı gayrimeşrudur ve yıkılacaktır” tezini işlemektedir!

Örneğin İşçi Partisi, AKP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından laiklik karşıtı odak ilan edildiği için tüm uygulamalarının gayrimeşru olduğunu savunmuştur yıllarca.

Örneğin bir önceki halk oylaması öncesinde İşçi Partisi bir basın açıklamasıyla tavrını ortaya koymuştur ve “Anayasa Mahkemesi’nce mahkûm edilmiş AKP’nin yapacağı anayasa değişikliği gayrimeşru olacaktır!” demiştir!

Nitekim AKP’nin referandumdan çıkardığı o anayasa değişikliği gayrimeşru olmuştur ve o gayrimeşruluktan doğan rejim sorunları hâlâ sürmektedir!

Ve AKP, o gayrimeşruluktan doğan sorunları çözebilmek adına yeni sorunlar yaratmakta, yeni gayrimeşruluklar sergilemektedir.

Bu gayrimeşruluğa karşı çıkmak teslimiyet değildir, tersine süreci meşru görmek AKP’ye teslimiyettir!

Teslimiyettir, zira artık “Erdoğansız bir Türkiye’nin mümkün olmadığı” savunulmakta ve o nedenle “Erdoğan’la milli mutabakat hükümeti” aranmaktadır…

TURUNCULAŞMANIN PANZEHRİ

Gayrimeşruluğun bir kanıtı da, son olarak CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasıdır.

Ve Kılıçdaroğlu gayrimeşruluk ilanından sonra, Berberoğlu kararına tepki olarak Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş kararı almıştır, çok önemlidir!

Tamam, bu çıkış eksiktir, gecikmelidir ve elbette süreç anamuhalefet partisinin yanlışları nedeniyle bu noktaya gelmiştir ama yine de Kılıçdaroğlu’nun “eylem” kararı doğrudur ve tüm muhalefet kesimlerince desteklenmelidir.

Kılıçdaroğlu’nun yanlışlarını yine tartışırız ama bugün o gün değildir. Muhasebeyi yine yaparız. Bugün muhasebe değil, mücadele günüdür. Ki en iyi muhasebe de mücadeledir.

Elbette PKK ve FETÖ Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışından yararlanmak isteyecektir, tıpkı Gezi’de olduğu gibi…

Fakat o yararlanma girişimlerine bakarak ilk defa ortaya çıkan bu eylem iradesine sırtımızı dönemeyiz.

Hatta mesele tam da bu noktada önem kazanmaktadır. Eylemlerin turunculaşmaması ve kırmızı rengini alabilmesi için tüm Cumhuriyetçiler destek vermelidir!

Soros turuncusunun panzehri, al bayraktır, Atatürk’tür!

Mehmet Ali Güller
15 Haziran 2017

  1. serdar adlı kullanıcının avatarı

    #1 by serdar on 15/06/2017 - 10:10

    Çok isabetli ve doğru tespitler. Bugün farklı yanları bırakıp birleşme zamanıdır. Eklektik fikir ve görüş beyanı tatsız. Bu yönden Vatan Partisi çoğunluğu kucaklayan ve birlikte yola devam eden tavır içinde olmalıdır. Farklı görüş açıklamak veya yanlışları tevil etme sadece turuncu rengin tonunu kuvvetlendirir. Acaba parti yöneticileri bunun farkında mı?
    Politika zigzag çizerek yapılmaz. Bize kılavuz olan Atatürk ve altı ok var. Burada kimliksiz toplanma dışında başarı olanağı bulunmamaktadır.

    • ayhan demir adlı kullanıcının avatarı

      #2 by ayhan demir on 16/06/2017 - 11:30

      GÜLLER, CHP-HDP-FETÖ bağlaşmasını savunuyor.KILIÇDAROĞLU HİZBİ, PKK için de yürüdüğünü açıkladı.Fetö-yü zaten ( Ilıcaklar,Altangiller vb) savunuyor.GÜLLER bu durumu görememiş.Güller e göre Milli Hükümet yanlış,ama CHP-PKK-FETÖ koalisyonu desteklenmeli.

  2. Ali Vedat Oygür adlı kullanıcının avatarı

    #3 by Ali Vedat Oygür on 15/06/2017 - 10:36

    Sayın Güller’in gün muhasebe değil mücadele günüdür ifadesini önemsiyor ve benimsiyorum. Önce Geszi, ardından 7 Haziran ve şimdi 16 Nisan … Bu hatalar hiç bitmeyecek mi? Tartışmamız gereken, sürekli aynı hataların yapılıyor olmasının ideolojik temeli ve CHP liderliğinin beslendiği kaynaktır. Kayıtsız şartsız Kılıçdaroğlu’nun peşine takıldığımızd, yarın, yeni bir hata yapmayacağı kesin midir? Geçen günlerde, referandumda Hayır oyu veren kitle temsilcileriyle “temel ilkeler” görüşmeleri yapılacağı duyurulmuştu. Sonuç?

  3. Mayk adlı kullanıcının avatarı

    #4 by Mayk on 15/06/2017 - 11:54

    Hemen hemen tamamen katiliyorum.
    ….
    Dogu Perincekin RTE’ye yakin durmasi, Fetoyle mucadele ile ilgilidir. RTEnin Fetoden uzaklasmasi
    az bir sey degildir. Feto orduyu nerdeyse ele gecirmisken sebebi ne olursa olsun RTE ile Fetonun kavgali hale gelmesi
    Turkiyenin ucurumun kenarindan donmesi anlamina gelmistir. Kavga biraz daha gecikse, iran (karsi)devrimi
    gibi bir sey olacak, ve halkin ilerici kesimi sokaklarda dogranacakti, ve kimsenin de bunu durdurmaya gucu yetmeyecekti,
    cunku ordu ve polis te tamamen fetocu olacakti.
    RTE yeniden Fetoyle ortak olursa, veya bilmeden onlarin kontrolune girerse bu herkes icin bir felaket olacaktir.
    RTEyi Fetoyle mucadele konusunda yalniz birakmamak gereklidir.
    DPnin RTEye, Fetoye karsi mucadele etme karsiliginda yakin durmasinin bedeli Chpyi elestirmesiyse,
    bence bu kucuk bir bedeldir.

    Kilicdaroglu da Feto sayesinde basa gelmistir, ve bu durum Akp tarafindan memnunlukla karsilanmistir.
    Partisine het turden Ataturk dusmanlarini almasi,
    laiklik tehlikede degil diye sacmalamasi,
    Akpnin zayif oldugu hayati konularda ABDyi uzmemek icin muhalefet yapmamasi,
    Derin Tarihci Ekmel’i CB adayi yapmasi,
    Suheyl Batum gibi kaliteli adamlari partiden atmasi,
    parti icinde diktatorce davranmasi, sebebiyle Ataturkcu kesime yeterince guven vermiyor.
    Dokunulmazliklarin kismen kaldirilmasina “bize korkak derler” korkusuyla destek vermesi de
    bariz bir hesap hatasiydi.
    Muhalefet yapacaksaniz, oyle bir sey soyleyeceksiniz, kimse itiraz edemeyecek,
    ve bu soz dillerde dolanacak, ve halk Kral ciplak diyecek.
    Ornegin dinci kelimesini kullanmaktan cekinmemek gerekir.
    Dine yapilan olumlu bir atifla beraber, ne felaket geldiyse basimiza bu dincilerden geldi, denilebilmelidir.
    ..
    Normal kosullarda referandum baslamadan once AYMde iptal ettirilmeliydi, ama
    feto iftirasi tehdidiyle yargi esir alinmistir, bu yuzden chpnin AYMye gitmemesini elestirmiyorum.
    Ama ilerde gayrimesru ilan edecektiysen de gitmeliydin.
    Esas problem burda, Muharrem Ince’nin dedigi gibi, CHPnin oylari koruyacagi konusunda
    halka guvence vermesine ragmen, bunun geregini yapmamasidir.
    Muhurlu/muhursuz oylarin tutanaga baglanmamasi, her sandikta musahit bulundurulmamasidir.
    Ayni suclamayi Vatan Partisine de yapiyorum. Neden musahitsiz binlerce sandik var.

    Gayrimesruluk bu anayasa degisikligi meclise geldiginde baslamistir.
    Ama gayrimesru diye de kusup gitmek olmaz. Mesruymus gibi secimlere katilinir.

    Bir savas icindeyseniz, gucunuzu bileceksiniz, tartacaksiniz, gerekli ortakliklari kuracaksiniz.
    Zavalli portresi cizerek, kendinizi acindirarak sonuc alamazsiniz.
    (chpnin secim reklaminda kuru ekmekle corba kullanilmasi bir acizliktir,
    cunku fakirler bir rusvet sayilabileek bir sosyal destek aliyorlar zaten ve hallerinden memnunlar)
    Dusman uzun vadeli projeler yaparken, ilericiler sacma sapan ego derdine duserlerse
    bu savas daha cok uzun surer, veya kaybedilir.
    Ataturk Kuvayu Milliyeyi bir hesap isi olarak tanimlamistir.
    Yani iman dolu gogus, damardaki asil kan, yararli olabilir, ama yeterli degildir.
    Hesap demek analitik dusunme demektir.
    Butun siyasilerimizin sozel bolumden olmasi sakincalidir.
    Ataturk sayisalcidir. Muharrem ince de oyledir.
    ..
    RTE ile Kilicdaroglu ikisi de magdur edebiyati yapiyor, ama Kilicdaroglu’nunki hakli oldugu
    halde ise yaramiyor. Cunku insanlar guce taparlar.
    Guclunin yaninda dururlar. Bu bir survival mechanism’dir.
    Kilicdaroglunun konusma tarzi, konu secimi v.s. muhalefet yapmaya uygun degil.
    12den vurmak yerine 3-5ten vuran yarim muhalefet.

    Dogu Perincek gecmiste bir cok zikzaklari olmus bir kisidir.
    Hatta kemalist diktatorluk diye bir tamlama kullandigini internetten duydum.
    Donek demiyorum, ama kendi hedefine hizmet edecegini dusundugu argumanlari her seferinde
    abarttigi icin boyle bir tablo ortaya cikiyor.
    ..
    Bence Vatan Partisi ile CHPnin temsilcileri sirayla HalkTV ve Ulusal Kanala ciksinlar,
    bu konulari tartisissinlar. Partili olmayan ilericiler de tartismaya alinsinlar.
    ..

  4. Hüseyin günyel adlı kullanıcının avatarı

    #5 by Hüseyin günyel on 15/06/2017 - 20:43

    Sayın Güller,bir kez daha yaptíğınız son derece doğru analizler için sizi kutlarım.son dönem ilkeleri bir kenara koyup,güce tapan tutumlar.VP’sini olumsuz etkilemektedir.umarım bu yanlıştan bir an önce dönülür

  5. Mayk2 adlı kullanıcının avatarı

    #6 by Mayk2 on 15/06/2017 - 23:30

    Bu siyasetciler beni delirtiyor. Bir bildikleri vardir diye dusundugum zaman sakinlesiyorum.
    ….
    4. yoruma cevap…Dogu Perincek guce tapan birisi degildir. Tam tersine sanki zayif olan tarafi tutar gibidir.
    Kurtler ezilirken “kurtcu”dur, “turkluk” ezilirken turkcudur. Sovyet gucluyken Maocudur,
    Abd gucluyken Avrasyacidir. En son olarak Avrasya gucluyken Avrasyacidir, ama bu
    da Batinin saldirganligiyla ilgilidir.
    Ama kendi fraksiyonunda tek lider olma iddiasinda partizan bir kimsedir.
    Deniz Baykal’in devletin zirvesinde bir noktaya erisme hirsi gibi Perincek te
    turk devrimcileri listesinde yuksek bir yere (yani ikincilige) oynamaktadir.
    Hatta bence zorla cikartilan eveti bu amacla kullanmak istemektedir.
    iktidara ortak olmasini isteyecegim, ama tek adam olmasini istemeyecegim bir sahsiyettir.

    Vatan Partisi diyordu ki: Evet diyen de Hayir diyen de bizim insanimizdir, evet te hayir da makbuldur,..
    gibisinden bir sey diyordu. Bu biraz neye benzer: Ataturk’un yaninda vatan savasi verenler de
    padisahlik, halifelik, manda icin savasan da bizim insanimizdir, ve esit derecede makbuldur..
    Evet demek felakettir turunden bir sey dedi mi. Sanki yazi gelirse evete bas, tura gelirse hayira bas der gibi.
    ..
    Kilicdaroglu diyordu ki: Boyle dusunuyorsan evet de, dusunmuyorsan hayir de.. Kendi icinde
    tutarsiz bir mantik, cunku 18 madde var. 2010da da yalnizca 2 madde icin hayir diyorduk, ama
    bu mantikla evet demek icin de 24 madde oldugu ortaya cikar.
    (mantikci olan Ali Nesin’in mantiksiz mantigi da boyle, liberal ruzgar solculari aptallastiriyor)
    Sanki evet demek te hayir demek kadar mesruymus gibi davranacaksin, sandiklari
    korumamak icin sanki ozel caba harcayacaksin, aradan zaman gecip m.v.in tutuklaninca
    yuruyeceksin. Tamam destekliyoruz bu hareketi, ama yuruyus bitince lutfen biraz dinlen,
    yerini Muharrem inceye birak. Ya da tabanin daha cok begenecegi, ve diger tabanlari da etkileyecek
    baska bir chpliye.

  6. teoman şanal adlı kullanıcının avatarı

    #7 by teoman şanal on 16/06/2017 - 20:39

    Yine teşekkür ederim. Aklımda hep 24-25 günlük yürüyüş sürecinde HDP/PKK ve Fetoşcuların bu yürüyüş eylemini gezideki gibi karıştıracakları çekincesi vardı. Şimdi çok az kaldı.

  7. Egemen Türkmen adlı kullanıcının avatarı

    #8 by Egemen Türkmen on 27/06/2017 - 18:59

    Sayın Güller,
    Yazınızı üzülerek okudum. Baştan ayağa tezvirat. Perinçek’in antitezi, Erdoğan’ın hasmı olayım derken emperyalizmin hısmı olma tehlikesine karşı yazma ihtiyacı hissettim.
    Önce Kılıçdaroğlu ne dedi hatırlayalım: “Bu anayasa gayrımeşrudur, hükümet gayrımeşrudur ve bu anayasa dayanarak yapılan her şey gayrımeşrudur. Anayasanın yürürlükte olması meşru olduğunu göstermez…”
    Kılıçdaroğlu, devletin temelini, kurumların işleyişini, devletin bireylerle olan ilişkilerini, egemenliğin kullanım yollarını ve iktidara geliş yollarını, hükümet etme yolunu belirleyen en temel kanun olan anayasayı gayrımeşru ilan etti. Bir siyasi kararı veya uygulamayı veya siyasi iktidarın kendisini değil.
    Anayasa gayrımeşru ise ortada devlet yok, fiilî bir işgal yönetimi var, demektir. O durumda ise direnme veya meşru müdafaa hakkı olur. Bu durumda sistemden çekilip yeni bir alternatif kurmak gerekir. Gayrımeşru anayasaya göre çalışan mecliste bulunulamaz. Gayrımeşru olan seçimlere girilemez. Gayrımeşru olan sistemin RTÜK, yargı seçimlerinde bulunulamaz, belediye ve il özel idarelerinde yer alınamaz. Bunu yapmak neyi gerektirir?
    Anayasalar namlunun ucunda derdik. Yani, anayasalara meşruiyet sağlayan silahlı güçtür. Anayasayı koruyacak veya bir anayasa yapacak silahlı gücünüz yoksa meşruiyetiniz yok, demektir. Peki, Kılıçdaroğlu tanımadığı bu anayasayı hangi silahlı güç ile yıkacak? Pentagon ile mi, ABD’nin kara gücü ile mi?
    Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Devletini gayrımeşru ilân etti, Ankara’da meclis açtı, ordu kurdu. 1921 Anayasasını dayatan zor gücü o orduydu. Kılıçdaroğlu neye güveniyor? Bunu anlamak için birkaç anektot gerek: Kılıçdaroğlu “Tüm dünya bilsin ki, bir diktatör ile mücadele ediyoruz”. Engin Altay: Erdoğan Lahey’de savaş suçlusu olarak yargılanacak.” Bu iki beyan Kılıçdaroğlu’nun meşruiyeti nerede aradığını gösteriyor. İP’in bir tek açıklaması var mı, emperyalist mahfillerden yardım isteyen? Bilakis, iktidarı BOP eş başkanlığı olarak niteleyip anayasaya aykırı fiillerinden dolayı gayrımeşru ilan etti ve kendi meşru gördüğü anayasanın yargı merciî olan Yüce Divan’da yargılamaktan söz etti. CHP yönetimi gayrımeşru gördüğü anayasal düzenin yargı merciî Yüce Divan’ı tanımıyor, emperyalist merkezlerin mahkemelerinde meşruiyet ve adalet arıyor!
    Anayasanın toptan gayrımeşru ilan edilmesi ile iktidarın veya bazı fiillerinin gayrımeşru ilan edilmesi aynı değildir. İsmet Paşa da DP’nin Tahkikat Komisyonu’nu gayrımeşru ilân etti;ama asla anayasayı gayrımeşru görmedi. Tersine, meşru olan anayasadan uzaklaştığı ölçüde hükümeti gayrımeşru olmakla itham etti. İkisinin ayırdına varmak gerekir.
    Bugün BOP eşbaşkanlığı yönetimi yıkılmış, fakat yerine millî hükümet kurulamamıştır. Bir geçiş dönemindeyiz. İktidar, sınıfsal çıkmazları içinde Türkiye’nin zorunluluklarıyla bazı millî adımlar atıyor, sonra sınıfsal dayanakları gereği başka adımlar atıyor. Yalpalıyor. Kararlı, tutarlı bir iktidar değil. Onun için Vatan Partisi doğru adımlarını destekliyor, yanlış adımlarını eleştiriyor. Üretim ekonomisi talebi üzerinden eleştiriyor. Komşularla barış için zorluyor, hükümet gibi çalışıyor. ABD’nin Tomahavk füzelerini alkışlayan Erdoğan’ı VP eleştirdi. Başka bir parti var mıydı? Referandumda iktidarın karşısındaydı. Barzani bayrağının çekilmesine en sert tepkiyi verdi. Trump’la yapılan görüşmedeki tutumu eleştirdi. Nasıl bir teslimiyet bu? PKK ve FETÖ’nün neoliberallerin çizgisinde mücadele etmemek mi teslimiyet?
    Erdoğan’a hasım olayım derken emperyalizme hısım olmayalım… Türk milletini temsil edecek millî hükümet emperyalizme karşı kurulacaktır. Çağımız emperyalizm çağı. Bizim açımızdan ise millî/demokratik devrim çağı. Millî demokratik devrim emperyalizme karşı en geniş millî cephe ile yapılır. Cephemizi emperyalizme karşı kuralım, pusulamız şaşmasın.

  1. Meşru açıklamasındaki teslimiyet | Doğa + Yaşam ve Politik Yazılar =Paylaşım Sitesi -(okuyup düşünmek için!)

serdar için bir cevap yazın Cevabı iptal et

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın