KÜRDİSTAN REFERANDUMUNUN MALİ SPONSORU: AKP

Önemli bir gelişme olmazsa, Barzani 25 Eylül’de bağımsızlık referandumunu yapacak gibi görünüyor. Ancak her şey olabilir. Zira ABD-İngiltere’nin devreye girmesi sonrasında Bağdat ile Erbil arasında bir kapı açılmış ve o kapıda Irak Petrol Bakanı üzerinden hâlâ pazarlıklar yapılmaktadır.

Peki referandum konusunda AKP hükümeti “tam olarak” ne düşünüyor? Yanıtı referandumdan üç gün önce(!) yapılacak MGK toplantısı sonrasında öğrenebileceğiz!

Oysa ciddi bir devlet, tavır ilanını son üç güne bırakmaz ve referandum sonrasında ne yapacağından önce, bizzat referandumun engellenmesini önüne hedef koyardı.

AKP Hükümeti referandumu engelleyebilmek için herhangi bir tedbir almadı. Habur sınır kapısını kapatmak, Barzani’nin Türkiye’deki şirketlerinin faaliyetlerini askıya almak, petrol akışını en azından kısmak gibi önleyici tedbirlere başvurmadı.

22 Eylül’den itibaren ilan edilecek bir tavır, içeriği dolu bir tavır olsa bile, gecikmiş bir tavır olarak etkisini yitirecektir.

Peki Türkiye neden gecikti? Anlatalım. Ama önce “nereden çıktı bu referandum” sorusunu kısaca yanıtlayalım.

BARZANİ’NİN REFERANDUM MANEVRASI

Bağımsızlık referandumu, birincisi KDP düzleminde, ikincisi de Kürt bölgesi düzleminde ele alınabilir.

KDP düzleminde durum şudur: Mesut Barzani siyaseten sıkışmış durumda. 2004 ve 2009 yılında kazandığı başkanlık seçimleri sonrası yasa gereği süresini 2013’de doldurdu. Ancak Barzani koltuğunu bırakmadı. Türkmenlerin de desteğiyle başkanlık süresini iki yıl uzattı. Fakat koltuğunu 2015 yılında da bırakmadı ve siyasi kriz hâlâ sürüyor.

Üstelik 2013 seçimleri sonuçları Kuzey Irak’ta KYB’den kopan Goran’ı ikinci parti durumuna yükseltmiş ve Kürdistan İslami Birliği de beklenenden çok sandalye kazanmıştı.

İşte bu koşullarda Barzani Ocak 2016’da partileri topladı ve hepsinin önüne “referandum” hedefi koydu. İşte bu manevrayla da koltuğunda oturmaya devam ediyor!

  1. MADDE VE KERKÜK’ÜN İŞGALİ

Kürt bölgesi düzleminde ise durum şudur: Irak Anayasası’nın tartışmalı bölgeleri ilgilendiren 140. maddesi referandum kararının ana nedenidir. O maddeye göre 2007 yılı sonuna kadar Kerkük başta tartışmalı bölgelerde nüfus sayımı yapılacak ve nihai statü belirlenecekti. Ancak o süreçteki Şii-Sünni çatışması başta olmak üzere pek çok nedenle nüfus sayımı yapılamadı. Fakat bu süreçte Barzani hem tartışmalı bölgelere Kürt nüfus kaydırdı hem de tartışmalı bölgelerdeki yerleşimcileri göçe zorladı.

IŞİD’in ortaya çıkması ise en çok Barzani’ye yaradı. IŞİD 9 Haziran 2014’te Musul’u işgal etti, Barzani-Talabani ise bunu fırsat bilip 10 Haziran’da Kerkük’ü ele geçirdi.

O tarihten bu yana Barzani IŞİD’den arındırılmış bölgeleri kendi denetimine geçiriyor. (“IŞİD: Kara Terör” kitabımızda anlattığımız Obama’nın IŞİD strateji tam da buydu: IŞİD’den kurtarılacak bölgelerde Kürt egemenliği ilan edilecek!)

Barzani bu stratejinin getirdiği kazanımın ardından “140. madde zaten gerçekleşti, artık bunun üzerine konuşmayacağız” dedi! Yani tartışmalı bölgeleri ele geçiren Barzani, “tartışmalı bölgelerin statüsü belirlendi” demiş oluyordu!

AKP-KDP KAÇAK PETROL ANLAŞMASI

Barzani kendi cephesinden haklıydı. Zira Kürdistan’ın bağımsızlık ilan edebilmesi için iki temel şartın gerçekleşmesi gerekiyordu: Kerkük’ün ele geçirilmesi ve Doğu Akdeniz’e açılmak.

Zira Kerkük petrol bölgesiydi ve petrolü olmayan bir Kürdistan yaşayamazdı. Kerkük petrolünü Doğu Akdeniz’e bağlanarak pazara açma şartı da kısmen AKP’nin yardımıyla giderildi!

Şöyle: AKP hükümeti Bağdat’a rağmen Erbil’le “petrol anlaşması” yaparak Barzani’ye referanduma giden yolu açmış oldu!

Barzani Irak’a ait petrolü kendi petrolü gibi tankerlerle Ceyhan’a yolluyor, AKP hükümeti de o “kaçak petrolleri” gemilerle İsrail’e satıyordu! Zaten bu tür kaçak alışverişler için en uygun adres İsrail’di. Diğer yandan miktar artıkça, Malta açıklarında gemiden gemiye petrol sevkiyatı yapılarak Bağdat’a ait kaçak petrollere yasal kimlik kazandırılmaya çalışıldı. (Bu arada referandum nedeniyle hazırlanan istihbarat raporuna göre PYD, Suriye’nin kuzeyinde çıkardığı ham petrolü KDP’ye satarak gelir elde ediyor. (Aydınlık, 18 Eylül 2017) Dolayısıyla Barzaninin petrolünü alıp satan AKP Hükümeti, PYD’nin petrolünü de alıp satmış oluyor!)

50 YILLIK STRATEJİK ANLAŞMA

AKP Hükümeti neden referandum konusunda net bir tavır ilan etmiyor ve bunu son 3 güne bırakıyor? Türkiye neden referandumu engelleyecek tek bir tedbir bile almıyor?

İşte yanıtı bu petrol alışverişindedir. Zira bu alışveriş sıradan bir alışveriş ve anlaşma değildir. İmzalandığında Neçirvan Barzani’nin “50 yıllık stratejik anlaşma” dediği bir anlaşmadır.

O nedenle Dışişleri Bakanlığı referandumla ilgili yayınladığı resmî belgede “IKBY’nin anayasal anlaşmazlıklara dayanan meşru talepleri…” demekte, o nedenle konu kendisine sorulduğunda Erdoğanduygusal çıkışlar yapmamalıyız” demekte, o nedenle Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlureferandumu durdurmak için güç kullanımı söz konusu değil” demekte ve o nedenle Türkiye’nin referandum tavrı, referandumdan 3 gün önce yapılacak MGK toplantısına bırakılmaktadır!

Özetle 22 Eylül’de MGK’den referandum konusunda nasıl bir tavır ilanı çıkarsa çıkın, AKP Hükümeti fiilen referandumun mali sponsorluğunu yapmış oldu!

Mehmet Ali Güller
21 Eylül 2017
ABC Gazetesi

Reklamlar
  1. #1 by Muharrem Erduran on 24/09/2017 - 13:23

    Her açıdan dört başı mamur ve çok faydalı bir analiz..ama,fakat vs diyebileceğim netlikte..klasik 5 N – 1 K şablonu ile bakınca da doyurucu yazınızı okudum..her zamanki gibi sizin analizleri çok faydalı buluyorum..Saygılar

  2. #2 by Mayk on 25/09/2017 - 00:05

    Katiliyorum. Turkmenlerin Barzaniyi destekledigini simdi sizden ogrendim, ve garipsedim.
    Bu arada ulusalcilarin bir cogunun savundugu, Turkmenlerin otomatik olarak bizden, ve bizden yana oldugu
    tezini dogru bulmuyorum. CIn devleti ile Uygur Turkleri arasindaki problemlerde Cin tarafini tutuyoruz,
    hakli olduklari icin. Etnik kimligi degil uluslararasi anlasmalari referans almak gerekir.
    Cunku haydut bir devlet degilsek, hakkimizi ancak hukuk yoluyla savunabiliriz
    (o da ancak ayni zamanda guclu olmak ve akilli davranmak sartiyla mumkun).
    Kibris’a mudahelemizin kaynagi orda “turkler”in olmasi degildi, garantorluk hakkimizidi.
    Soykirim yapanlar turkler olsaydi da (olmaz ya), bence rumlari korumak icin de
    Turkiye tarafindan Kibris harekati yapilabilirdi.

    Kurdistani Barzaniden baskasina kurdurtamazlardi, kurdurtulursa da Amerikanci/Israilci olmayabailirdi.
    Reis’in saf degisitirmesi ile BOP buyuk bir darbe yedi. Bati’nin derin devleti ne yapacagini sasirdi.
    Beklese olmaz, referandum yaptirsa olmaz, cunku daha koridor kurulamadi. Koridor fiilen Turkiye
    uzerinden isbirlikci yonetimler uzerinden kuruluyor (yani fiilen var). Turkiye ekonomik santajla kontrol edilmeye calisiliyor.
    Zarrab davasindan bir sey cikartamazlar, ama azar azar korkutma amacli adimlar atabilirler.
    Uluslararasi hukuk izin verseydi, kendilerine saldirttiklari firtinalardan bizim icin de uretirlerdi.

    17-25 ve 15 temmuz azar azar geldi ve Turkiye tehlikeye karsi bagisiklik kazandi.
    Su anda belki ABD Turkiyenin bagisiklik kazanamamasi icin birkac koldan birden saldirabilir.
    Bence Reis’i dusurmeye calisabilirler, zaten dustugu anda Fetoculer kontrolu ele gecirir.
    Secimlerde kendisine hic oy vermedim ve de vermeyeceksem de Turkiyenin malesef su anda ona ihtiyaci var.

    Akp ile Barzanistan birbirlerine ekonomik olarak bagimlilar.
    Ayrica birbirlerinin referandumlarini el altindan desteklemis gibiler, cunku sorunlu olan fiili durumu hukuki hale
    getirmeleri gerekiyor. Turkiyedeki kurtlerin buyuk cogunlugu referandumu destekliyor gibi.
    Heralde referandumu burdaki kurtlere sorsalar (yani Kuzey Irak bagimsiz olsun mu diye sorsalar)
    evet orani Iraktakinden bir kac kat yuksek cikar, cunku beyin yikama o yonde.
    Referandumdan hayir cikacak, evet yazilacak. Butun mesele oldu bittiyle bin yillik bir projeyi yururluge koymak.
    Satanistlerin yonetecegi ikinci yani musluman israili yaratmak, daha sonra da hristiyan israil ile (ermenistan)
    Karadenize acilmak.

    Habur’u kapatirsak ac kalirlar teslim olurlar diye dusunenler var.
    Ben bundan pek emin degilim. Oyun buyuk oldugu icin ABDnin deneyebilecegi cok sey var.
    Tirlar dolusu silah yollayan tirlar dolusu gida, su, ilac, dolarlar da yollar. Hatta stoklarini onceden hazirlamis bile olabilirler.

    Rusyanin rolunden emin degilim. Sessiz kalarak onayliyor diye dusunuluyor. Belki de koridor
    tamamlanmadiktan sonra benim icin sorun yok diyordur. Zaten Abd ile eninde sonunda anlasmasi lazim.
    Rusya enerji piyasasini kontrol etmek istiyor, ABD ise petro-dolar sisteminin omrunu uzatmak istiyor, kisa vadede.
    Ayrica yeni ipek yolu, yani ticaret yollari, ve tatli su kaynaklari da orta vadede onemli.
    Uzun vadede ise herkesin kendi istedigi gibi bir yeni dunya duzeninin kurulmasi.. Yani bu konu yalnizca ortadogu
    halklarini degil, butun dunyayi, hatta varsa aramizdaki uzaylilari da ilgilendiriyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: