ERDOĞAN ANTİ-ATATÜRKÇÜDÜR!

Medyada okuyorsunuzdur: Erdoğan’ın 29 Ekim mesajından hareketle, AKP’nin Atatürkçüleri de kazanma hedefi koyduğu yazılıp çiziliyor.

Örneğin Erdoğan’ın mesajındaki Atatürk vurgularının, onun ilan ettiği “yüzde 50 artı 1’i almak için artık toplumun yüzde yüzünü kucaklamalıyız” anlayışının bir yansıması olduğu savunuluyor. (Mahmut Övür, Atatürk ve toplumsal uzlaşma, Sabah, 29 Ekim 2017)

Erdoğan’ın yüzde 50 artı 1 için biraz da Atatürkçülük yapacağı ifade ediliyor. (Ahmet Hakan, Hürriyet, 30 Ekim 2017)

Dahası, kimi isimlere “kurtulun şu Atatürk kompleksinden” mesajı veriliyor. (Ardan Zentürk, Star, 30 Ekim 2017)

15 YILIN ÖZETİ: CUMHURİYET KURUMLARINI YIKTI!

Peki öyle mi? Erdoğan gerçekten Atatürkçü bir çizgiye mi girecek?

Baştan söyleyelim: Keşke!

Ancak niyetler başka, gerçekler başkadır.

Gelin meseleyi anlayabilmek için önce Erdoğan’ın şu çok övülen 29 Ekim mesajına bir bakalım: “Türkiye Cumhuriyeti, asırlardır hürriyetinden ve onurundan taviz vermektense ölmeyi tercih eden asil bir milletin şahlanışının, küllerinden yeninden doğuşunun nişanesidir.”

Peki, ne var bu mesajda? Bu mesaja bakarak Erdoğan’ın Cumhuriyetçi olduğunu iddia edebilir miyiz? Daha doğrusu, Erdoğan’ın önce başbakan sonra cumhurbaşkanı makamı gereği yapmak zorunda olduğu açıklamalara bakarak onun siyasi çizgisini yorumlayabilir miyiz? Hayır!

Çünkü Erdoğan’ın daha önceki 29 Ekim açıklamalarında da “cumhuriyet kurumlarını yıkacağız” mesajı yoktu! Ama 15 yılda cumhuriyet mesajı yayınlaya yayınlaya, cumhuriyet kurumlarını yıktı!

Cumhuriyet mevzilerini tek tek ele geçirdi, cumhuriyetin kurumlarını tek tek yıktı, geriye cumhuriyetçilik kaldı. Şimdi 50+1 için Atatürk mesajlarıyla bir kısım cumhuriyetçiyi avlamaya çalışacak, hepsi bu!

ATATÜRKÇÜLÜK NE Kİ, PAPAZ ELBİSESİ BİLE GİYER!

Ne demişti Erdoğan 1995’te, daha belediye başkanıyken?

Biz bu toplumun içinde yeni bir nizamı hâkim kılmanın mücadelesi içindeyiz. Bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında eğer benim emir komuta merkezim bana papaz elbisesi giymen gerekiyor diyorsa yaparım dedim. Papaz elbisesi dahi giyerim. Bu var mı usulün içinde? Var tabii ki.”

İşte asıl Erdoğan bu paragrafta kendini anlatandır ve bu paragraftaki hedef de gizli ajandasıdır!

Erdoğan hedefi için papaz elbisesi de giyer, cumhuriyet ve Atatürk mesajları da verir!

Zira o hedef için göz kırpılacak Atatürkçülük, tıpkı yıllar önce yaptığı demokrasi tanımı gibidir: “Demokrasi bizim için bir tramvaydır, istediğimiz durağa gelince ineriz.”

ERDOĞAN 15 YILDA 6 OKU DA PARÇALADI!

Önemli olan laflar ve mesajlar değildir, uygulamalardır.

Uygulamalara bakınca da Atatürkçülük yapacak bir cumhuriyetçiyi değil, “Kemalist vesayet” diye diye cumhuriyet kurumlarını yıkmış bir iktidarı görüyoruz!

Atatürkçülük 6 oktur:

Cumhuriyetçilik, egemenliğin sultandan millete devredilmesini savunmaktır; Erdoğan ise başkanlık rejimiyle milletin egemenliğini tek adam egemenliğine dönüştürmektedir.

Devletçilik, ekonomide kamuculuktur; Erdoğan ise gelmiş geçmiş en özelleştirmeci ve serbest piyasacı siyasetçidir. Öyle ki, görevini “ülkemi pazarlamakla mükellefim” diye özetlemiştir!

Milliyetçilik, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti” denmesidir; Erdoğan ise “milliyetçiliği ayaklarımın altına alırım” demiş, daha 10 gün önce Türk milliyetçiliğini bölücülük ilan etmiştir. Erdoğan’ın dilindeki “millet” de, tıpkı Osmanlıdaki anlamı gibi, tüm Müslümanların nitelenmesidir. Özetle Erdoğan milletçi değil, ümmetçidir!

Halkçılık, demokrasidir; Erdoğan için ise demokrasi inilecek tramvaydır, araçtır!

Laiklik, din ile dünya işlerinin ayrılmasıdır; AKP ise anayasaya aykırılık hükmü giymiş laiklik karşıtı bir odaktır!

Devrimcilik ise eskiyeni sürekli devirme kararlılığıdır, yeniye doğru ilerlemektir özetle; iktidar ise karşı devrimcidir ve başta eğitim alanında olmak üzere hemen her alanda Türkiye’yi geriye götürmeye çalışmaktadır!

Hepsi bir yana, eğitim müfredatından Atatürk’ü çıkarmıştır!

Tablo budur!

Ve bu tabloya göre de Erdoğan en anti-Atatürkçü kişidir!

Mehmet Ali Güller
ABC Gazetesi
31 Ekim 2017

Reklamlar
  1. #1 by teoman şanal on 01/11/2017 - 10:22

    Okuma yazma bilen her insanın bu gerçeği anlayabileceği şekilde yazılmış anlatım için teşekkür. Anlayamayanları, kavrayamayanları hayretle izliyorum.

  2. #2 by Okan on 01/11/2017 - 10:46

    Yazılarınızı ivedilikle okumaktayım.çok çok teşekkür ederim

  3. #3 by YAKUP on 01/11/2017 - 12:55

    Tespitler son derece isabetlidir.İnsanların geçmişindeki eylem ve söylemleri,onların gerçek hayat bakışlarıdır.Hele bir siyasetçi ise bu çok daha anlam kazanıyor.

  4. #4 by Esen Zafer on 01/11/2017 - 15:58

    Çok doğru, sorun şu ki, bu ülkede Atatürkçülük, Nato-Türkçülük, Kenan Evren Atatürkçülüğü gibi terimlerle ikizleştirilerek anlatıldığından ve Sosyal Demokrasi safsatasıyla AB Atatürkçülüğüyle harmanlandığından ve işin en acısı tıpkı dinciliği kalkan edenler gibi Atatürkçülüğüde kalkan edenlerin sayesinde Erdoğan bunu başarır. Sistem partileri ve göya sistem karşıtı partiler arasında ki fark yöntem farkından başka birşey değil. Bu ülkenin hiç başaramadığı şey her zaman bir merkez sağ oluşumu başarılırken, karşısına bir merkez solun çıkarılamayışı, birleştirilemeyişi olmuştur. Tespitler doğru, ihtiyaç olan var olanı eleştirmekten çok, çıkış ve birlik için çözüm üretilmesi gerekiyor. Vatan Partisi Erdoğanın Atatürk çizgisine geldiğini söylediğinde ne yazık ki Erdoğan Kemalistleri yedeğine aldı demiş dinlenmemiş dışlanmıştım. Bugün artık Kemalist rolünüde Erdoğan oynayacak ve 50 yıldır yutturdukları gibi yutturacaklardır. Sol kendi arasında ortak bir çıkış yapamadığı sürece sizin gibi aklını yoranları ne kadar doğru diye okur dertleniriz o kadar. Şu en son Adalet yürüyüşü ile alınan gaz dahi ne kadar umutsuzca K.K lara dahi bel bağlayabildiğimizi sol un ne denli maniplasyona açık olduğunu gösterdi. Artık acil ve yakıcı ihtiyaçları tesbit edip teorik tartışmalara boğmadan ( hayır çalışmaları güzel örnektir) bir merkezi birlikle ses getirmek şarttır. Ben ortada ne Atatürk ne de Atatürkçü göremiyorum. Kapitalist piyasanın reklam yöntemlerini kullanarak iyi resimler vermekten öte birşey yok. Ne gençlikte ne orta yaşta. Tek tük insanlar var o kadar. Bizler sosyal medya dediğimiz bizi denetleme araçlarında onları beslerken sağ ev ev sokak sokak cami kahve dernek her yerdeler ve birebir çalışıyorlar. Sade halktan bir vatandaş olarak görebildiğim bu. Sizler, sizin gibi gerçeği görüp dillendirenler umutsunuz öte yandan bu insanların umudun pratiğine hasreti var.

  5. #5 by Mayk on 01/11/2017 - 18:39

    En anti-Ataturkcu kisi degildir. En anti-Ataturkcu kisi belki Fethullahtir, belki Sorostur,..belki baska biridir.
    Tamam reisin gecmisine bakarsak, anti-Ataturkculuk anlaminda ne ararsak var.
    Ote yandan en onemli konu nedir: jeopolitik.
    Yani soz konusu vatansa, gerisi teferruattir.
    Bu konuda reis nerdeyse dogru bir konuma geldi.
    Astana sureci, S-400 alimi, Irak ve Suriyedeki yeni tutum, iranla ortak hareket, dolarsiz ticarete yonelik adimlar,
    mecburiyetten ve isimize geldigi icin Avrasya ortakligi.
    Bunlar ille de ovguyu gerektirecek seyler degil, ulkemizin cikari zaten bunu gerektiriyor diye hafife alabiliriz,
    ama iyi parti ve chpye bakarsak, natocu, batiya demokrasi diyen, dogu ulkelerine diktatorluk diyen bir anlayis var.
    Yani onemli bir konuda Akp, muhalefetten (yani buyuk partilerdeki muhaleffetteki liderlikten) daha ileri bir konumda.
    Tabi Chpde de, IyiPde de cok daha iyisini yapacaklar vardir, ama lider kesimini soylemlerine bakinca
    yeterince guven vermiyorlar.

    Akpnin Ataturkcu gorunmesine gerek yok. Muhalefetten daha Ataturkcu gorunse yeterlidir.
    Su anda bir gecis donemindeyiz. Fiilen bir tek kisi iktidari var gibi gorunuyor, ama
    sunu soyleyebiliriz ki durum on yil oncesinden cok daha iyi. O zamanki kotulukler
    cok daha organize, tehlikeli ve de sinsiydi. Simdi bir yanlislik yapilinca siritiyor, ve
    yandaslar disinda savunacak kimse yok. Ayrica o zamanki kotuluk kaynaklariyla da
    yetersiz de olsa samimi bir mucadele oldugunu saniyorum. Samimi derken, kendine
    dokunmasina izin vermiyor, bu da ayri bir konu.

    Jeopolitik bence bir butundur, ve mesele yalnizca toprak, su, ordu, petrol degildir.
    Ayni zamanda gida ve ilac ithalatidir. Teknoloji cok gelisti. Halkimiz sessizce ithal urunler yoluyla soykirima ugruyorsa
    topragimizi korumanin da cok bir anlami kalmayabilir. Biz yoksak bizim olan toprak ta yoktur.

  6. #6 by ZAFER SEL on 06/11/2017 - 18:48

    MERHABA SAYIN GÜLLER,
    ÇALIŞMA KOŞULLARINIZIN BİR MÜHENDİS OLARAK NE KADAR YOĞUN OLDUĞUNU BİLİYORUM.
    AMA…
    MAKALELERİNİZ ARASINI DA ÇOK AÇMAYA BAŞLADINIZ SON ZAMANLARDA.
    SİZİ SEVEN OKURLARINIZI DA İHMAL ETMEYİN LÜTFEN.
    SAYGILARIMLA
    ZAFER SEL (VE EMİNİM TÜM DİĞER OKURLARINIZ)
    5304061900
    ________________________________

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: