Sorunun kaynağı, soruna çözüm bulamaz-2

Geçen yazımızda Türk dış politikasının en önemli iki sorununun, Doğu Akdeniz’deki enerji savaşı ve Suriye’nin kuzeyindeki Amerikan Koridoru inşası olduğunu belirtmiş ve ilk sorundan başlayarak Türkiye’nin neden bu soruna “doğru çözümü” bulamadığını incelemiştik…

Rauf Denktaş’ı devre dışı bırakan, ABD ve AB taleplerine uygun olarak Annan Planı’na destek veren AKP’nin “ilk düğmeyi yanlış iliklediğini” belirtmiştik.

Bugün, ikinci sorunla, Suriye’nin kuzeyinde Amerikan Koridoru inşası sorunuyla devam edelim…

ABD’yle anlaşan, PYD koridorunu tanır

Önce tabloya bakalım:

Türkiye Suriye’de ne istemiyor? ABD’nin denetiminde bir Kürt koridoru.

Peki, Türkiye’yi yöneten AKP hükümeti koridora karşı ne yapıyor?

1. Askeri operasyon düzenleyip -ÖSO için güvenli bölgeler kurarak- koridoru kesiyor.

2. ABD’yle anlaşarak PYD ile Türkiye arasında tampon görevi görecek bir güvenli bölge kurmaya çalışıyor.

Peki, ABD ile anlaşarak ABD’nin denetimindeki Kürt koridoru engellenebilir mi? Irak örneği yeterince açık değil mi? PYD ile Türkiye arasında tampon bölge kurmak, fiilen PYD bölgesini de tanımak anlamına gelmiyor mu?

Öte yandan ÖSO bölgeleri kurmak, Kürt koridorunu önlüyor mu? Tamam, bazı noktalarda koridoru kesiyor ama PYD bölgelerini ortadan kaldırıyor mu? Tersine, Suriye’yi böldüğü için son tahlilde aynı kapıya çıkıyor.

Çünkü Suriye’nin bölünmesi, diğer devletçiklerden önce bir PYD devletçiği kurulması demektir!

Koridor istemeyen Suriye’yle anlaşır

Peki, AKP hükümeti Suriye’nin bölünmesinden vazgeçti mi? Çünkü resmi açıklamalarda “toprak bütünlüğü” diyor ama uygulama tersini gösteriyor! ÖSO bölgeleri de, PYD ile Türkiye arasında tampon bölge de fiilen Suriye’nin bölünmesi demektir…

Kaldı ki Suriye’nin bölünmesini istemeyen, ABD ile değil Suriye ile “müşterek operasyon merkezi” kurar!

Oysa tersine AKP hükümeti fiilen Esad yönetimi karşıtlığını sürdürüyor; değişen tek şey “6 ayda yapacağını” sandığı rejimi devirme işinden -zorunlu olarak- vazgeçmesidir.

AKP’nin İhvan hattı

Zaten AKP hükümeti açısından Suriye meselesi neydi? İç karışıklık üzerinden İhvan’ı Şam yönetimine monte etme meselesiydi. Böylece Ankara’dan başlayan ve Şam, Gazze, Kahire’den Tunus’a uzanan bir hat üzerinde İhvancı rejimler oluşacaktı.

EsadErdoğan’ın verdiği, Davutoğlu’nun götürdüğü İhvancı isimler listesinin hükümete alınması “dayatmasını” kabul etmedi ve “kardeş Esad”, “düşman Esed” oldu!

Ve AKP hükümeti sınırları açarak dünyanın dört bir tarafından cihatçıların Suriye’ye girmesini sağlayarak, söndürülebilecek bir yangına benzin dökmüş oldu.

AKP’nin PYD’ye verdiği söz

Öte yandan AKP hükümeti, aslında Suriye’de oluşacak bir PYD özek bölgesine de kesin karşı değildi. Bunu bizzat Ankara’ya ve İstanbul’a davet ederek birkaç kez görüştükleri PYD lideri Salih Müslim’e de söylediler! “Yeter ki bizimle birlikte Esad’ı devirme cephesinde yer al, özerkliğinize karışmayız” dediler!

Bu sözlerin verilmesi ve PYD liderlerinin Türkiye’de kırmızı halılarla karşılanması, daha sonra “PYD teröristtir” söylemine inanmak istemeyen dünya başkentleri için “mazerete” dönüştü haliyle!

İki sorun

Sonuç olarak ortada iki büyük sorun duruyor ve Türkiye o sorunlara “doğru çözümü” geliştiremiyor:

1. AKP hükümetinin “PYD’nin özerk bölgesine karışmayız” diye başlattığı yanlış süreç, “biz de fırsattan yararlanır ÖSO bölgesi kurarız” diye ilerledi ve maalesef ABD’yle anlaşarak PYD bölgesini tanımaya götürecek bir çizgiye girdi.

2. AKP hükümetinin sınırları açıp cihatçı transfer ettiği için yangını büyütmesi ve 5 milyon sığınmacı gelmesine neden olması ile başlayan sorun, Şam yönetimi karşıtlığı nedeniyle hâlâ sürüyor.

Kısacası Doğu Akdeniz’de olduğu gibi Suriye’de de sorunun kaynağı olan AKP hükümeti, soruna çözüm bulamıyor!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
22 Ağustos 2019

 

Reklamlar
  1. #1 by puma on 25/08/2019 - 01:34

    Rusyanin, Suriyenin, ve bizdeki gercek vatanseverlerin Suriye plani nedir: Once Idlib’i halletmek, sonra kuzey-dogu Suriye’yi kontrol altina almak. Bizim askerlerimiz verilen gorevleri yapmayip cihactilari besliyorlarmis, o zaman demek ki ordu Ataturkcu degil. Gorevini planlandigi gibi layikiyla yapardi, ve iktidara hesap vermesi gibi bir sorun olmazdi. O zaman Suriye ve Rusyanin yapmasi gereken, bizi Idlibden cikarmalari, ve ordaki temizligi kendilerinin yapmasi, kacan cihatcilar varsa bir suru yontemle imha edilebilir, ya da etkisiz hale getirilebilir. Mesela bir elektronik saldiri ile iletisimlerini bozarsiniz. Sonra etrafini sarip ac susuz birakip teslim ol dersiniz. Rusya bizim lehimize calisiyor, bizdeki hain demiyeyim de bilincsizler bizim aleyhimize calisiyorlar.
    Rusya bizi koruyor, cunku korumasa Bati’nin tam kuklasi ve somurgesi olacagiz. Biz ise gaflet icinde, nankorce, ve aptalca davraniyoruz.

    Ikinci ihtimal ise su: Rusya ve ABD anlasti, bolge ulkelerinini nasil boleceklerine falan tamamen karar verdiler, ve bize de birlikte bir gorev verdiler. Boyle bir birliktelige karsi cikacak bir guc yok. Ordu karsi gelirse ve devrim yapsa mesela, bu sefer ekonomik olarak cokertecekler. Rusyanin dogu akdenizdeki hamlelerimize karsi cikmasi bir koz ya da blof mu, yoksa zaten bizi parcalaycacak ve kara ve mavi vatanimizi paylasacaklardan bir de o mu.

    Bir de idlib’de nukleer silah var diye bir iddia vardi, galiba x22report’ta. Dogruysa, Rusyanin bu pis isleri bize ve Suriyeye yaptirmasi anlasilabilir.
    Hulusi bey G.kurmay baskani gibi davranmayi birakmali, askeri planlamalari kumpaslar sayesinde degil bileginin hakkiyla yukselen gercek askerler birakmali.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: