NATO’nun beyin ölümü

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Economist dergisine verdiği röportajda “NATO’nun beyin ölümü yaşadığını” söyledi. Macron’a göre beyin ölümünün nedeni ise birincisi ABD ile AB arasındaki koordinasyon eksikliğiydi, ikincisi ise Türkiye’nin Suriye politikasıydı…

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Macron’un bu açıklamasını “yersiz bir sözlü saldırı” olarak niteleyerek “Transatlantik ortaklık bizim için vazgeçilmez” dedi.

Merkel’in sözleri, kuşkusuz ABD ile AB arasındaki gerilimi arttırmamaya dönüktü. Yoksa ABD ile NATO konusunda yaşananlar bakımından Berlin, Paris’ten farklı düşünmüyordu.

Avrupa Ordusu

Amerikan Hegemonyasının Sonu isimli kitabımda ayrıntılı yazdım: Berlin ve Paris, önüne “ABD’ye ve NATO’ya bağımlılığı azaltma” hedefi koymuş durumda.

AB ülkeleri bu nedenle 13 Kasım 2017’de savunma alanında daha sıkı işbirliği ve koordinasyon için “Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması (PESCO)” imzaladı.

Dönemin Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, PESCO’nun Avrupa için bir alternatif olacağını belirtti. Diğer yandan AB ülkeleri önlerine “Askeri Schengen Bölgesi” kurma hedefi de koydu.

Macron 6 Aralık 2018’de ABD’ye bağımlı olmayan egemen bir AB ordusu kurmadıkça Avrupalıların güvende olamayacağını söyledi.

Macron’dan daha da ileri giden Merkel, Berlin’in “gerçek” bir Avrupa ordusu istediğini belirterek, bunu sağlayabilmek için “Avrupa Güvenlik Konseyi” kurulmasını savundu.

Dahası Macron, Avrupa ordusu istedikten kısa bir süre sonra Alman Parlamentosu’nda konuştu ve “ABD’den bağımsız olmayı” birliğin önüne görev koydu.

ABD’den bağımsız AB isteği

İşte asıl mesele de buydu. AB, ABD’den adım adım bağımsızlaşmak istiyordu. AB ordusu çıkışı bunun içindi…

O günlerde hem Berlin’den hem de Paris’ten “bağımsız AB” mesajları geliyordu:

Örneğin eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder “ABD işgali altında gibi olmamalıyız, yeni müttefikler aramalıyız” diyordu.

Örneğin Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, “ABD ile AB ilişkilerinin gözden geçirilmesi gerektiğini” söylüyor, “Washington’a eskisi gibi güvenilmediğini” belirtiyordu.

Örneğin Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire “Almanya’yla birlikte bağımsız Avrupa finans mekanizmasını geliştirme kararı aldıklarını” duyuruyor ve “Avrupa’nın vasal toprak değil bağımsız kıta olmasını istiyoruz” diyordu.

Yeni bir dünya kuruluyor

Peki AB, neden ABD’den bağımsızlaşmak istiyor?

Bunun belirleyici nedeni ABD’nin hegemonyasının inişe geçmiş olmasıdır. Zayıflayan ABD’nin çekim gücü azalıyor.

Dahası ekonomisi zayıflayan ABD, “transatlantik müttefiki” AB’ye ticaret yaptırımları uyguluyor, hatta AB’nin güvenliğini sağladıklarını belirterek, NATO’ya olan borçlarını ödemesini istiyor!

Berlin ABD’ye rağmen Çin’le İpek Yolu, Rusya’yla enerji anlaşmaları imzalıyor; Berlin ve Paris, ABD’ye rağmen İran’la ticaret yapıyor.

Kısacası yeni bir dünya kuruluyor, AB de o dünyada daha bağımsız bir konumda olmak istiyor!

NATO dağılır mı?

Peki NATO dağılır mı?

Kuşkusuz NATO sadece bir askeri örgüt değildi, siyasal bir ittifaktır. Dahası ABD’nin üye ülkeleri denetim altında tutmasının da aracıdır. Bu nedenle SSCB ve Varşova Paktı dağıldığında, NATO varlığını sürdürdü.

Ancak bugün ciddi ciddi NATO’nun geleceği, üstelik ABD’de sorgulanıyor. Dahası ABD Başkanı Donald Trump açık açık NATO’yu anlamsız bulduğunu söylüyor. Hatta Neo-Conlar bile bu konuda Trump’a destek veriyor.

Öyle ki ABD Temsilciler Meclisi, bir oldubittiyle karşılaşmamak için bu yılın başında ABD’nin NATO’dan çıkmasını yasaklayan bir tasarıyı bile geçirdi!

Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da, “NATO beyin ölümü yaşıyor” diyen Macron’un sözleri üzerine NATO’nun değişmesi ve gelişmesi gerektiğini, aksi taktirde ittifakın hükümsüz olma riski taşıdığını belirtti!

Tabi bugünden yarına NATO’nun dağılması söz konusu değil ama NATO üyelerinin günden güne “bağımsız” hareket etmeye başladığını da önemle belirtelim.

Emperyalist savaş aygıtı NATO’nun dağılması, tün dünya için çok yararlı bir gelişme olacaktır!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
11 Kasım 2019

  1. #1 by puma on 13/11/2019 - 16:10

    Bana gore Nato, kartelin yani derin devletin aygitidir. Derin devlet bu ulkelerin hepsini kendi kuklasi yapmayi amaclar. Karsi taraftakileri dusman gostererek icerde birligi guclendirmeye calisir. Disardakileri de korkutarak kontrol etmeye calisir.

    Nato niye oluyor. Cunku Natonun 1950lerden berin onemli lan kuklasi artik kuklaliktan cikiyor. Cunku karsi tarafla derin iliskiler icine giriyor. Benzer sekilde ABD ordusu da kartelin kontrolunden cikiyor. Mesela Ukrayna ve Libya savaslarinda Nato ve parali teroristler etkiliyken, Abd ordusu o kadar
    taraftar degildi sanirim. Suriye de benzer sekilde. Abd ordusu azar azar Nato kuklaligindan cikiyor ve bu da iyi bir sey.

    Simdi kartelin emrinde olmasi gereken bir Nato var ve icindeki ABD ve Turkiye ordulari bu kartelin planlarina aykiri hareket ediyor, ve ayrica oy haklari var. Tabi ki bu durumda kartel acisindan boyle
    bir orgut anlamsiz. Kartelin en guclu oldugu yerler su anda Avrupadir, belki biraz da Israil, Japonya, Avustralya gibi yerler. ABDde de son hamlelerini yapmaya calisiyor, ama kaybedecek.

    Yani Avrupanin hem hakli sebeplerle (korunma ihtiyaci), hem de haksiz sebeplerle (kartelin siginacagi yer) kendi ordusunu kurmak istemesi gayet dogal.

    Ayrica Avrupa ekonomisini korumak isteketedir. Dunyada kur denilen paralarin omru dolabilir, ve Altina dayali sistem mecbur hale gelebilir. Bu durumda 500 milyon nufuslu Avrupa Isvicre ve Vatikandaki 200bin ton altin , Almanyanin sanayisi, Norvecin balikciligi, Hollandanin inekleri ile
    yalnizca Rusyanin enerjiyle disari bagimli olarak Avrupa kendi kendine yetebilir.
    Vatikandaki altinlardan ABD kendine pay isteyebilir, ve Avrupa bunu engellemek istiyor olabilir.
    Niye cunku kartelin planinda Vasington DC askeri merkez, Londra finansal merkez, Vatikan
    dini merkez olarak planlanmisti, ve hepsi de satanik sembollerle doludur. ABDnin vergileri dogrudan Londra ve Vatikana gidiyormus diyordu yahudi KarenHudes. ABD de heralde para basarak idare ediyordu, ama para basma tekeli de kartelin elinde.

    Trump yalnizca Natoya degil ayni zamanda kartel medyasina ve Fed denen sozde ABD merkez bankasina da karsidir. Fed kismen kontrol altina alinmistir. Hatta taa Obama zamaninda ABDli bir general (gkb olabilir), Fed’e baskin yapti diye bir haber vardi. Bu da iyi bir sey. Cunku egemenlik kartelin degil halkin olmali.

    KarenHudes kartele karsi olmakla beraber Trump ve Dunford’a da karsidir. Heralde istedigi sey
    herkese dolari oraninda altin verilmesi, Filipinlerdeki altinlarin bu sekilde dagitilmasi, ve bu sekilde belki kendisi gibi yahudi olanlara kalici zenginlik verilmesi. Ben de yok oyle yagma diyorum. Ayrica
    Almanya Rusya ve ABDnin Cin ve Hindistana karsi birlesmesini oneriyordu. Biz de gidip nedense Trump’a beyaz ustunlukcusu muamelesi yapiyoruz..

    Yeni bir dunyaya gecildiginde herkes hemfikir. Butun mesele bunun ne kadar kaotik olacagi.
    16 nisan ve Reis’in super yetkili CB yapilmasindan hakli olarak nefret ediyoruz, ancak Alliance de
    bunun tek yol oldugunu dusunmus gibi. Bizim Ataturkcu generallerimizin de yuz ifaadelerinden durumdan memnun olmamakla beraber bu duruma katlanilmasi gerektigini dusundukleri anlasiliyor.

    Turkiyenin ic politikasi anlaminda careyi acikliyorum: Chpnin Avrasya ile barismasi. Cin ve Rusya da cok demokratik degildir, ama Avrupa ve ABD de oyle degildir. Hepsi biraz monarsidir. Kilicdar’in Ahmet Altan’dan gazeteci arkadas diye bahsetmesi heralde Avrasyanin Chp konusundaki umutlarini iyice yitirmesine sebep olmustur.

    Bence Natonun dagilmasina artik gerek yok, cunku zaten kartel adina islevlerini yerine getiremiyor.
    Nato varmis yokmus cok onemli degil. Hatta belki kartelin emrinde olmayan, ve bazi savaslari onleyecek bir Natonun varligi belki daha hayirli olacak. Mesela Libyaya saldiri bu zamanda olsaydi,
    Fransa yalniz kalacakti, ve ya saldiramayacakti ya da mesruiyeti sorgulanacakti.

    Macrona karsi 5 mayis saat 5 te eylem olacakti, onun yerine galiba gecen sene 11 kasim saat 11 de eylemler oldu. Bayagi da uzun surdu. Bu eylemler artik yok. Niye yok. Belki Macron da flip yapanlardan. Belki bir unlu genc matematikciyle gezmesi daha makul davranmasina sebep oluyordur.

  2. #2 by puma2 on 13/11/2019 - 22:00

    Aslinda eski bir yaziya ve ordaki yorumuma referans olarak dunyada ne kadar petrol olduguna dair tahmini bir hesap yaptim, ve inanilmaz bir sekilde gercege yakin cikti, ama gercek derken kastettigim, metrekuplerin gaz degil sivi olarak , yani ton olarak olculdugu durum.

    Dedim 100 milyon(larca) yil boyunca dunyada dinozorlar yasadi. Dunyanin canli barindiran yuzeyinin alani Turkiyenin 100 kati olsa yuvarlak hesap 100 milyon kilometrekare.
    Hayvanlar petrole, bitkiler komure donustu diye farzediyoruz. Bir hayvan 10 yil yasar, ve metrekareye 1 gram hayvan duser ve bunun 10da biri petrol olur dedim. Boylece toplamda metrekareye 1 milyon gram petrol duser, yani 1 ton petrol duser. 100 milyon x 1 milyon = 100 trilyon ton.

    Benzer sekilde Everest’in yuksekligini (ya da Marianna cukurunun derinligini) de 5bin veya 10bin gibi diye hesaplamistim.

    (Yazarimiza da demokrat kisiligi icin tesekur ediyoruz. Baskasi olsa bu beyaz sayfayi kirletme, kendi sayfani yap derdi, ama ben burayi izleyen kaliteli ve ilerici insanlarin fikir zengiligine katkida bulunmak icin bu yorumlari yaziyorum. Baska birkac yerde daha yazmisligim vardir.)

  3. #3 by puma2 on 13/11/2019 - 22:02

    (yollanamadi diye ikinci deneme)
    Aslinda eski bir yaziya ve ordaki yorumuma referans olarak dunyada ne kadar petrol olduguna dair tahmini bir hesap yaptim, ve inanilmaz bir sekilde gercege yakin cikti, ama gercek derken kastettigim, metrekuplerin gaz degil sivi olarak , yani ton olarak olculdugu durum.
    Dedim 100 milyon(larca) yil boyunca dunyada dinozorlar yasadi. Dunyanin canli barindiran yuzeyinin alani Turkiyenin 100 kati olsa yuvarlak hesap 100 milyon kilometrekare.
    Hayvanlar petrole, bitkiler komure donustu diye farzediyoruz. Bir hayvan 10 yil yasar, ve metrekareye 1 gram hayvan duser ve bunun 10da biri petrol olur dedim. Boylece toplamda metrekareye 1 milyon gram petrol duser, yani 1 ton petrol duser. 100 milyon x 1 milyon = 100 trilyon ton.
    Benzer sekilde Everest’in yuksekligini (ya da Marianna cukurunun derinligini) de 5bin veya 10bin gibi diye hesaplamistim.
    (Yazarimiza da demokrat kisiligi icin tesekur ediyoruz. Baskasi olsa bu beyaz sayfayi kirletme, kendi sayfani yap derdi, ama ben burayi izleyen solcu Ataturkcu ve ilerici insanlarin fikir zengiligine katkida bulunmak icin bu yorumlari yaziyorum. Baska birkac yerde daha yazmisligim vardir.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: