Türk-Amerikan ilişkilerinde hangi sorunlar var?
En büyük sorun ABD’nin PKK’ye her türlü desteği vermesi ve bu örgütün Suriye koluna, tıpkı daha önce Irak’ta Barzani’ye yaptığı gibi bir devletçik kurdurmaya çalışmasıdır.
Bir diğer sorun ABD’nin FETÖ’yü desteklemesi ve Fethullah Gülen’i Türkiye’ye iade etmemesidir.
Öte yandan ABD’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı cepheyle hareket ediyor olması da önemli sorunlardan biridir.
S-400 sorunu, Washington’a göre Türk-Amerikan ilişkilerindeki en önemli sorundur. F-35 sorunu ise S-400 sorununa bağlanmış bir alt sorundur. Ama S-400 aynı zamanda Ankara açısından bir karttır. Halkbank gibi konular da yine temel sorunlarda kullanılan kartlardandır.
Kuşkusuz başka sorunlar da vardır ama bugün ele alacağımız konu çerçevesindeki belli başlı sorunlar bunlardır.
Çıkarlar tablosu
Erdoğan’ın “ittifakı sürdürme” mektubu, Çavuşoğlu’nun “ortak çalışma” ilanı, “ABD’yle yeniden ortak çalışmanın getirileri” üzerine Kalın’dan Oktay’a pek çok AKP’linin açıklamaları…
Şimdi soru şu: Türkiye Libya’da ABD’yle ortak çalışabilme noktasına nasıl geldi? Tüm diğer sorunlar, sorun olma özelliğini korurken, hiçbir sorun yokmuş gibi Libya’da ortak çalışma yapılabilir mi? Bunun mümkün olmadığı ortada…
Libya’da Türk-Amerikan ortak çalışması için iki tarafın da çıkar ortaklığı gerekir.
Washington için tablo şöyle: Birincisi, Libya’da ortak çalışmayı Türk-Rus ilişkilerini baltalamanın bir fırsatı olarak görüyorlar. İkincisi, bunun Suriye’ye olumlu yansıyacağını düşünüyorlar; ona uygun hazırlıklar da (Sezar yasası, Barzani-PKK anlaşması) yapıyorlar. Üçüncüsü Rusya’nın Kuzey Afrika’daki varlığına karşı “anlaşma yapılmış” bir Türkiye’nin dengeleyici olacağını varsayıyorlar.
Ankara için de tablo şöyle: Birincisi, Libya’da ABD ile ortak çalışmanın Rusya’ya karşı pozisyonu güçlendireceğini hesaplıyorlar. İkincisi bu işbirliğinin sıkışık ekonomik tablolar için bir anahtar görevi göreceğini düşünüyorlar. Üçüncüsü ve en kritiği, bunun Suriye’de bir getiri oluşturmasını planlıyorlar!
S-400 ve Halkbank tavizleri
Tüm bu çıkarlar tablosu, ortak çalışma için yeterli mi? Pek mümkün görünmüyor. Bu gibi durumlarda “çıkarları” destekleyen “tavizlerin” de masada olması gerekir. İşte o noktada karşımıza S-400 ve Halkbank konuları çıkıyor.
S-400’de durum ne? Sistem nisanda çalıştırılacaktı, salgın “bahanesiyle” ertelendi. Bahane diyoruz, çünkü birincisi salgın bir silah sistemini çalıştırmaya engel değildir, ikincisi de madem 1 Haziran’da normalleşme başladı, o zaman sistem artık çalıştırabilir! Görünen o ki, “ortak çalışma”nın nasıl ilerleyeceğine bağlı olarak S-400 Ankara tarafından bir pazarlık kartı olarak kullanılmaya devam edecek.
Halkbank’ta durum ne? Son olarak Trump’ın Halkbank davasının savcısı Geoffrey Berman’ı görevden aldığı açıklandı. (Berman’ın görevden alınmadan hemen önce istifa ettiği de belirtiliyor). Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Bolton’ın kitabında yazdığına göre Trump bu konuda Erdoğan’a şunu demişti: “Halkbank sorunu Obama döneminden kalma savcılar değiştiğinde çözülecek.”
Nitekim Erdoğan daha önce “Trump’la Halk Bankası konusunu konuştum. İki bakanımıza yaptırım kalktı.” demişti, bir süre sonra da Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla serbest bırakılmıştı.
Fırat’ın doğusuna tahkimat
Gelelim asıl meseleye; bu ortak çalışmanın Suriye’ye nasıl yansıyacağına, bu konuda Ankara ve Washington’un beklentilerine…
Washington açısından Suriye meselesinde temel hedef en başından beri Suriye’nin kuzeyinde bir Amerikan koridoru kurmaktır. Bunu, Irak’ın kuzeyindeki koridorla birleştirip Doğu Akdeniz’e açmak istemektedir.
Bu olmadı; Türkiye’nin koridora müdahalesinden Esad yönetiminin iyi direnmesine kadar bir dizi nedenle ABD hedefini gerçekleştiremedi. Ancak bir fırsattan yararlanarak hedefini ileride gerçekleştirebilmek üzere parçalı olarak ayakta tuttu: AKP’nin Fırat’ın batısında ÖSO koridoru kurma hayalini bir fırsata dönüştürerek Fırat’ın doğusundaki PYD koridorunu korudu. Nitekim Fırat’ın doğusu Ankara’nın gündeminden uzun bir süre önce düşmüştü!
Şimdi ABD Libya’daki ortak çalışmayı da fırsata çevirerek Fırat’ın doğusunu tahkim ediyor. Nasıl? Barzani ile PKK’nin Suriye kolu PYD’yi anlaştırarak!
Tuzak ortada: Fırat’ın doğusundaki özerk yapının “dokunulmazlığı”, artık AKP’nin müttefiki Barzani de içinde yer aldığından, biraz daha artacaktır!
Ne yapmalı?
1. Libya, Doğu Akdeniz ve Suriye artık tek cephedir ve Libya’da ABD’yle ortak çalışma, Türkiye’yi Doğu Akdeniz ve Suriye’de taviz vermeye zorlar.
2. Fırat’ın batısında ÖSO koridoru kurma ajandası olan, Fırat’ın doğusundaki Amerikan koridoruna razı olur!
Ankara’nın son tahlilde savaşlara gebelik yapan jeopolitikçi anlayıştan çıkıp, Atatürk’ün “komşularla barış ve güvenlik kuşağı” kurma anlayışına dönmesi, “beka” meselesidir!
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
22 Haziran 2020
#1 by Dr. Murat Aygen on 23/06/2020 - 09:01
İSMET İNÖNÜ hâriç bütün liderler, ABD’yi, Mafya babaları gibi haraca bağlamaya çalışmıştır: “Radikal İslâm korkusu ABD’ye (karşı) koz olarak kullanılınca, taleplerin karşılanması bir ölçüde kolaylaştı” [bkz: (–1–) “İşte NOT farkı!” (tam sayfa üzerine) başlıklı Kapak yazısı, Not Haftalık Ekonomik Siyasi Dergi dergisi, İmtiyaz Sahibi Meriç Köyatası, Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Semerci, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Funda Özkan, Yıl 1 Sayı 6, 24-30 Nisan 1994, Baskı Cilt Hürriyet Ofset Matbaacılık ve Gazetecilik A.Ş 34625 Sefaköy İstanbul, s.9 ve (–2–) Özdemir, S., “ABD, Türkiye’yi ihmal ederse, rahat uyuyamaz” (2⅔ sütun üzerine) başlıklı Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı Akın Güngör haberi, Hürriyet gzt., Sahibi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.’yi temsilen Doğan Yayın Holding A.Ş. adına Aydın Doğan, Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Yazıişleri Müdürleri Tufan Türenç Erol Türegün Doğan Satmış, Sorumlu Müdür Necdet Tatlıcan, Yıl 53 Sayı 19410, 17 Mart 2002 Pazar, Basıldığı Yer Hürriyet Medya Towers Güneşli – 34544 İstanbul, s.9].
#2 by puma on 24/06/2020 - 01:34
Akpnin tek bir esas hedefi vardir, iktidarini kalici hale getirmek. Diger ulkelerde de benzer rejimler kurmak ta isine gelir.
Libyada hangi tarafta oldugumuz pek anlamadim. Akp musluman kardesler tipi biri oldugu icin Serraj’a yakin. Misir da ayni sebepten ona karsi , ve Hafter tarafinda. Rusya da Hafter’e daha yakin. Fransa niye Hafter’e yakin, tabi ki bir cikar meselesi tamamen, ama mesela Almanya ve Fransa Nato yerine Rusyanin guvenlik semsiyesi ile korunmayi yillardir dusunuyorlar. Rusyayi sevmeseler bile mantikli, cunku Rusya’nin olasi saldirisindan korunmak ve benzer etkili bir cevap verebilmek su an imkansiz, Natoda kalip kendilerini kime karsi koruyacaklardi ki zaten.. Fransa’yi Rusya mi ikna etti, yoksa Fransa’nin kendi tercihi midir, Hafter’i desteklemek..benim bilmem imkansiz. Fransa baskani Macron derin devlet adami diye biliniyor, ayni Merkel ve belki Boris ve Abe gibi hatta Merkel Hitler’in evladidir, en azindan karisinin evladidir.. Ama Fransa ordusu Macron’dan rahatsizdir, cunku cok begenilen serefli bir generali gorevden almisti, ve sari-yelekliler bile bununla ilgili olabilir. Yani belki de Fransa ordusunun tercihidir… Ote yandan bizim ordumuz da sanki Serraj tarafinda, yani Aydinlik’a gore oyle gibi (cok takip etmediysem de). Yani Serraj’i desteklemek milli politikamiz gibi, ve MEB anlasmasini da onunla yapmistik. Fransa’nin Hafter’le eskiden gelen bir samimiyeti oldugunu tahmin ediyorum, cunku ikisi de Kaddafiyi devirmek istemisti. Rusya Kaddafi’yi destekliyordu gibi, ama koruma ihtiyaci duymadi, veya gafil avlandi, bence ikincisi. Zamaninda s200 verseydi Libya kendini Fransa ve Nato saldirisindan korurdu…ABD ile Libya konusunda nasil ortak calisacagiz, benim bildigim ABD de Hafter tarafinda. Bence Libya-Suriye konularinda ABDve Ruya ayni tarafta, daha dogrusu Rusya ve YeniABD ayni tarafta. Niye oyle cunku Irak ve Suriyede hatta kismen Ukraynada kismen anlasma yaptiklarini anliyoruz. En azindan bu konularin belli bir seviyede donduruldugunu goruyoruz. Mesela biraz guneye itilen Ypgnin elinde bir suru silah var, ama sinirdan uzak oldugu icin onllarin kullanildigi bir provokasyon yapilmasi zorlasti. Guneydoguda terorle savas veriyoruz, ama bence bu daha cok cografyanin daglik yapisi ile ilgili, yani su an Abd bir butun olarak pkkyi destekliyor olmayabilir. Barzaniyi ne kadar destekledigi de kuskulu, mesela Barzani , ozerk bolgesini buyutecek bir oldu bitti yapmaya karar verdiginde karsisinda Iran’li milisleri buldu, ve ABD bu konuda sessiz kaldi, yol verdi. Bence ABDnin su andaki Irak ve Suriye politikasi Rusyadan bagimsiz degil. ABD Rusya’ya ragmen koridoru tamamlayabilir mi.. Bence Hatay uzerindne tamamlayabilir, yeter ki isbirlikci bir yonetim olsun…ABDnin geri cekilmesinin esas sebebi Rusya’nin acik ara askeri teknolojideki ustunlugudur. Tabi bir de Trump’un varligi, o olmasa, ABD geri cekilmezdi, 3. dunya savasi olurdu, veya daha buyuk ihtimal, ABD ordusu laf dinlemezdi, kendi ulkesinde darbe yapardi.
Rusya s400’u sattim , parasini aldim , isterseniz bilmem ne olarak kullanin beni ilgilendirmez demismis, boyle dediyse bence gercek fikri degil. ABD daha dogrusu derindevlet S400 karsidir, cunku etkili bir savunma silahidir, benzeri yok, hata bence S300un bile esdegeri yok. Ama Trump karsi degildir. F35 dersek, F35in S400e baglanmasi komik. Cunku bizim icin S400 almamiz, F35leri ise almamamiz dogru ve karli olandir. F35 almak kazik yemektir. 1 milyar ziyan olsun, 100 milyar ziyan olmasin. Ille de F serisi alacaksak, 16 veya 22 daha mantikli olurdu. F35’e ucan hindi diyorlar. ABDnin ucak gemilerine de yuzen ordek diyorlar, yani o kadar kolay hedef. S400u aktive etmemenin tek makul gerekcesi olabilir, Trump’u secim oncesi zor durumda birakmamak. Ama korona provokasyonunun bile yapilabildigi boyle bir donemde bence savunma onemliydi, ilan etmesek te aktive etmeliydik.
“ABD” ile ortaklik bahanesiyle derindevlet’ele ortaklik yapmanin bedeli Yaycinin gorecden alinmasi, Muyesser Yildiz’in tutuklanmasi, ve Yas tasviyelerine hazirlik yapilmasidir. Dogu Akdenizde hakkimizi korumak ille de bir tarafin Libya’ya hakim olmasina bagli olmamali.
Halkbank konusunda bizim bir hatamiz yok, sacma sapan bir ambargoyu delmisiz, ceza olarak Swift uzerinden odeme yapmamizi engelleyebilirler, ama o zamanda CIPS uzerinden yapariz, sonucta zararli cikarlar. ABDnin en buyuk kozu bence elektronik aletleriimizdeki kapali kaynak sistemler, feysbuklar falandir. Derindevlet bunu koz olarak kullanmak istemistir, ama Trump boyle seylere tenezzul etmez , o ic politika hesabi yapar ve bunda da haklidir. Simdi biz Bolton’un kitabina dayanarak Trump ile Reis’i gizli anlasma yapmasina kizalim mi. Biz kimi tarafini tutuyoruz, Trump mu, Bolton mu, hani Bolton saldirgan biriydi, ve onu sectigi icin Trump’u elestiriyorduk, ne oldu bu sefer Bolton’u tutup yine Trump’u mu elestirecegiz, sirf Reis’e yakin zannettigimiz icin. Bence esas korkmamiz gereken derindevletle yapilan gizli anlasmalardir… Gitmisiz Katar’la para takasi yapmisiz, ama dolar 12,5 tl diye farzetmisiz, bu ne demektiir, iki bavula lira’lari doldurduk, sonra bavullardan birini takas yapip diger bavulu kendimize ayirdik. kim hesap soracak ki. .. Bunun benzeri olarak, Ingiltere ile ne anlasmalar yaptik. Belki ingiltere bize plastik coplerini verirken uzerine para da veriyordur, ama biz gidip satin aliyormus gibi yapiyorduk. .. Ve galiba korona Asisi alacagiz diye de soz vermis olabiliriz. Umariz boyle bir sey olursa bizim Ataturkcu gecinen bilim camiamiz hemen “ASI iyidir” diye atlamazlar. Ben biraz da bu yuzden koronaya karsi normal yoldan yazin bagisiklik kazanalim diyorum, cunku halkin cogu icin asi koronadan daha zararli olacaktir. Grip asisi olanlar Koronaya karsi daha dayaniksiz imis, ben de yeni ogrendim.
Sonuc olarak ben kisa vadede en cok Yas kararlarini onemsiyorum. Dis politikamizla da ilgili oldugunu dusunuyorum. Simdi derin devlet bizdeki herkesin her zeryini biliyordur, cunku akilli telefonlarla her yer her an istegimiz disinda gozetleniyor. Simdi bizimkilere bir tsaviye listesi vermislerdir, ve isbirligi icin, ayni s400ten vazgecmemiz icin bir on sart olarak bu tasviyelerin gerceklesmesini sart kosmuslardir. Bu durumda bu tasviyeleri kim durduracak. MGK toplanacak, H.Akar diyecek ki sunlari emekli ettim hadi imzalayin, imzalamzsaniz sizi de emekli ederim haa diyecek.. O zaman TC diye bir devlet kalmayacak . Barolarin yaptigi gibi generaller de Anitkabire yurumezler heralde. Zaten son derece uyumlu gorunuyorlar, bere de maske de taktirilar, tasviye de ederler, samar olglani muamelesi yaparlar. Bizimkiler de herseyi iclerine atarlar.