Atatürk’ün Kafkas planı

Hürriyet’in, Türk-Rus işbirliğini hedef alarak Dağlık Karabağ sorunu için manşetten “Stalin’in Kanlı Mirası” demesine daha önce kısa bir yanıt vermiştik.

Günümüze ışık tutan yüzyıl önceki o süreci bugün biraz daha ayrıntılı aktaracağız. Hem de doğrudan Atatürk’ün telgrafıyla…

Mustafa Kemal Atatürk’ün 5 Şubat 1920’de komutanlara gönderdiği “siyasi vaziyetin muhakemesi” belgesi, Kemalistlerle Bolşeviklerin İngiliz Kafkas Seddi’ni yıkma işbirliğinin önemini tüm boyutlarıyla sergilemektedir.

Mustafa Kemal Atatürk, stratejik analizinde, Avrupa’dan Hindistan’a uzanan hat üzerinde emperyalizmin yolunun nasıl kesileceğine dikkat çekmekte ve aynı hat üzerinde bir mazlumlar ittifakına işaret etmektedir.

Oldukça uzun olan bu tarihi önemdeki belgenin konumuzla ilgili kısımlarını okurlarımızın dikkatine sunuyoruz:

İngilizlerin Kafkas Seddi planı

Türkiye Kafkasya’dan Bolşevik istilasını kolaylaştırmak ve onunla harekât birliği etmekle batıdan doğuya doğru Anadolu, Suriye, Irak, İran ve Afganistan ve Hindistan kapılarını müthiş bir şekilde açmış olacaktır. Bu açık kapıları kapamak için Müttefikler stratejik taarruz harekâtı yapacak kuvvetleri süratle tedarik edemezler. Lüzumlu hareket üslerine ise tabiaten sahip değildirler. Böyle bir harekât ancak Batum’da söz konusu olur ki, bu halde dahi Kafkasya ile Hazar Denizi’nin arasını tıkamak için Batum’dan itibaren 400 kilometre fazla uzaklaşmak icap eder.

Bu hal karşısında İtilaf devletleri Bolşevikler ile Türklerin arasını Kafkas milletleri vasıtasıyla kesmek planını bulmuşlardır. Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan belki de Kuzey Kafkasya hükümetlerinin bağımsızlıklarını tasdik ederek onları kendilerine çektiler. Şimdi Bolşeviklerle vuruşmalarını bir emrivaki yapmak için onları her şekilde teşvik ve takviye etmektedir. Bundan başka bizzat kuvvet sevkine de başlamışlardır ki, bu kuvvet tesiriyle hem Bolşeviklerle çarpışmayı çabuklaştırmak ve hem de Kafkas milletlerinin gerek Türklerle Bolşeviklerin herhangi bir temaslarını önlemek ve kontrol etmek fikrindedirler.

Kafkas Seddi’nin yıkılmasının önemi

Eğer bu plan muvaffak olur ve Kafkas milletlerinin bize karşı kati bir set vaziyeti almasıyla memleketimiz kuşatılmış kalırsa, artık Türkiye için mukavemet imkânları temelinden yıkılmış olur, ondan sonra siyasi mevcudiyetlerini tamamen kaybedebilecek olan Anadolu Türkleri İtilaf devletleri subayları kumandası altında sömürge askeri olarak ordular teşkil edecek, hem Kafkasya milletlerinin İtilaf itaatinde tutulmasını ve hem Bolşevik istilasının durdurulmasını temin için kan dökeceklerdir. Bu halde İtilaf devletlerine mutlak teslimiyet halinde Türkler için canlarını feda etmekten kurtulmak emin değildir.

Dolayısıyla Kafkasya seddinin yapılmasını Türkiye’nin kati mahvı projesi sayıp, bu seddi İtilaf devletlerine yaptırmamak için en son vasıtalara müracaat etmek ve bu uğurda her türlü tehlikeleri göze almak mecburiyetindeyiz.

Bolşeviklerle anlaşmanın önemi

“İşte 5 Şubat 1920’de aleyhimize tatbik edilmekte olduğunu gördüğümüz plan budur. Bu planın açıklanması, bize düşen tedbirleri ve vazifeleri göstermektedir. Bu tedbirler aşağıdadır.

“Doğu cephesinde resmi veya gayri resmi seferberlik yaparak Kafkas seddini arkadan yıkacak yığınaklara başlamak, yeni Kafkas hükümetleriyle ve bilhassa Azerbaycan ve Dağıstan İslam hükümetleriyle acilen temasa gelerek İtilaf planına karşı kararlarını ve vaziyetlerini anlamak, Kafkas milletleri bize set olmaya karar verdikleri halde taarruz harekâtımızı birleştirmek için Bolşeviklerle anlaşmak ve dahilen milli teşkilatı son derece genişletmek ve takviye etmek ve silah, cephane ve malzememizi vermemek için silah kullanmaktır.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.6, s.266-269)

Ne yapmalı?

Benzer tablo, aslında bugün de geçerlidir. ABD emperyalizmi, 20 yıldır Kafkasya’da bir dayanak oluşturmaya çalışmaktadır. Gürcistan örneğini yinelemek peşindedir.

ABD için Kafkaslar; birincisi Türkiye, Rusya ve İran’ın arasına girmenin; ikincisi Karadeniz’e doğudan da yerleşmenin, üçüncüsü Karadeniz-Hazar bağlantısını kesmenin, dördüncüsü de Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifini düğümlemenin sahasıdır.

Bu saha, Türkiye-Rusya-İran ve elbette Çin işbirliğiyle ABD’ye kapatılabilir ve böylece Güney Kafkasya’da Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan için en yararlı “ortak çözüm” bulunabilir.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
8 Ekim 2020

  1. #1 by puma on 09/10/2020 - 23:40

    Trump’un s400le almamizla oldugu gibi, Cin onderligindeki “yeni ipek yolu” (OBOR) ile de sorunu yok. Oyle tahmin ediyordum, ve aradim, evet gercekten de durum bu . Baska bir kaynaktan da ABD ordusunun yeni ipek yolu ile sorunu olmadigini duymustum (yani yari guvenilir kaynak).

    https://www.forbes.com/sites/sarahsu/2017/05/18/trumps-support-for-chinas-one-belt-one-road-initiative-is-bad-for-u-s-good-for-world/

    “Although candidate Trump supported the OBOR initiative, his position clashes sharply with his anti-China trade rhetoric. ”

    Turkcesi: “Trump’un Yeni ipek Yolu’nu desteklemesi, O’nun anti-Cin soylemleriyle tamamen celismektedir”.

    Peki o zaman hangisi dogru hangisi yanlis. Tabi ki, anti-Cin soylemleri bloftur. ic-siyaset geregi ve derin-devleti oyalamak icin soylenen laf kalabaliklaridir.

    Durum bu iken, niye Atauturk’cu ve solcularimiz nerdeyse tamamen Trump’a karsidir. Ben bir tek ben varim zannediyordum, galiba. Ayrica Halktv-HaberGlobal gibi yerlerde konuk olan Gurkan Hacir da Trump’a sempati ile bakmakta gibi. “Komplo teorisici” Abdullah Ciftci zaten Trump destekcisidir (, ama ne kadar Ataturkcu-solcu’dur emin degilim). Muhtemelen ideolojik olarak tam olarak ayni tarafta olmasam da, onun bahsettigi “komplo teorileri”ni ciddiye alirim (ozellikle guncel konular ise, tarih-din konusunda ise pek emin olamam).

    Eski Amerika, eski derken 5 yil oncesine kadarki ABD , yukarida anlatildigi gibidir. Yenisi tam yerlesmedi, mesela Pompeo, Kushner, Bolton, Pence, gibiler de
    zihniyet olarak eski (derin devlet emrindeki) Amerika’ya daha yakin olabilirler. Trump ise bunun dunya savasi anlamina geldiginin farkinda. Ve dogu bloku ile pazarlik ve isbirliginden yanadir. Peki ABD ne uretiyor ki, askeri gucu ne kadar ki, ne kadar altini var ki (bircok konuda ilerde ama birinci degil), pazarlik yapabilecek gucu olsun denirse,…bunun cevabi bence soyledir, derin devleti dogu-bloku ile birlikte yikip servetine el koymak, bunun bir kismini ABDyi endustrilestirmek icin harcamak niyetindedi, bir kismi insanligin ortak projelerine harcanacaktir, bir kismi ile Cin’e borcunu odeyecektir. Hangi borc diye sorulursa, su anki tahvillerin karsiligi degil yalnizca, 1930lardan kalan altin karsiligi verilmis tahviller vardir, ve bu zamanin parasiyla trilyonlar eder. Asya altin zengini idi, cunku, Bati Dogu’dan tarih boyuna ipek , baharat falan aldi, karsiliginda altin verdi. Altinlar bir tarafta birikti. Derindevletin emrindeki Japonya bunlarin birkismini 2. dunya savasi sirasinda yagmaladi, ve Filipinler’e gomdu, sonra bu servet uzerine dunyabankasi-imf falan kuruldu. Filipinler’e Vatikan’dan da altin tasinmis olabilir.. Ama sonucta Cin’in de Vatikan’in da hala altinlari cok. Satanist Vatikan bunu Bati’yi yonetmek icin kullandi. Cin ise Bati ile yaptigi olumlu isbirliginde. Cin’i eskiden fakir diye biliyorduk.. bilim-tekonoloji olmayinca
    fakirlik kacinilmaz. Bush’a soruyorlar, en zengin ulke hangisi,cevabi Filipinler. Pakistan’in da nukleer silahlari var , birseye yariyor mu, onlari atacak fuze yoksa nafile.

puma için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: