Moskova’nın Kürt devleti endişesi

Son birkaç aydır Irak, Suriye ve Türkiye’de Kürt sorunu konusunda yeni gelişmeler yaşanıyor:

1. Suriye’nin kuzeydoğusunda PKK’nin Suriye kolu PYD ile Barzani’nin Suriye kolu ENKS arasında ABD’nin koordinatörlüğünde “ikinci aşama” anlaşma yapıldı (17.6.2020).

2. ABD ile PYD, Suriye’nin kuzeydoğusunda petrol anlaşması yaptı (3.8.2020)

3. ABD’ni Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in PYD/YPG’ye “artık operasyon olmayacak” güvencesi verdiği duyuruldu (22.9.2020).

4. Türkiye’de HDP’ye karşı 6 yıl önceki “Kobani olayları” nedeniyle operasyon başlatıldı (25.9.2020).

5. Bağdat ve Erbil, PKK’yi Şengal’den çıkarmak üzere bir güvenlik ve işbirliği anlaşması imzaladı (10.10.2020).

Kalın: Jeffrey’den duymadım

Bu gelişmeler bir bütünün parçaları mı, yoksa her biri kendi içinde ayrı konular mı, hatta bir gelişme doğrudan diğer gelişmeyi mi hedef alıyor, incelemeyi gerektiriyor.

Çünkü, örneğin Barzani Suriye’de PYD ile anlaşırken, Irak’ta PKK’ye karşı Bağdat’la anlaşma yapıyor.

Diğer yandan Türkiye’nin kimi gelişmelere tepkisinin düşük tonda kaldığı görülüyor. Örneğin ABD-PYD petrol anlaşmasına ciddi bir tepki gösterilmedi, geçiştirildi.

Jeffrey’in “artık operasyon olmayacak” güvencesi ise kamuoyunda yoğun tepki doğurduğu için, ancak 15 gün sonra Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından, üstelik farklı bir şekilde yalanlandı. Farklı diyoruz çünkü KalınBen James Jeffrey’in ağzından böyle bir şey duymadım, bu PYD’nin propagandası” dedi (5.10.2020).

Lavrov: ABD AKP’yi ikna etmeye çalışıyor

Tam bu süreçte, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un içeriği oldukça önemli şu açıklaması, tabloya daha geniş bir perspektiften bakmamızı gerektiriyor: “Amerikalılar (Suriye’nin kuzeyinde) yarı devlet işlevlerine sahip olacak bir Kürt özerkliği kurmaya çalışıyorlar. Türkleri de itiraz etmeyecek şekilde ikna etmeye çalıştıklarını biliyoruz. Bu durumda mesele sadece Suriye’yle ilgili değil, Kürt sorunu ile ilgilidir, Kürt sorunu bugünleri arattıracak kadar ciddi bir patlak verebilir” (5.10.2020).

ABD’nin bir Kürt devleti kurmaya çalıştığı elbette sır değil, bunun Rusya tarafından bölgeyi olumsuz etkileyecek bir gelişme olarak görüldüğü de… O nedenle açıklamada esas önemli olan Moskova’nın bildiğini söylediği “ikna” süreciydi!

Lavrov’un bu kritik açıklamasına hükümetten doyurucu bir açıklama gelmedi. Hal böyle olunca, Jeffrey’in PYD’ye verdiği “artık operasyon olmayacak güvencesi” haberi, Kalın’ın “Ben Jeffrey’in ağzından böyle bir şey duymadım” demesine rağmen, daha da önem kazanıyor.

Bu durum, aynı zamanda geçen yıl yapılan bir anlaşmayı da anımsamamızı gerektiriyor: Erdoğan ile Pence arasında 17 Ekim 2019’da imzalanan 13 maddelik mutabakat.

O mutabakatla PYD’yi hedef alan askerî harekât durdurulmuş, karşılığında da ABD Başkanı TrumpTeşekkürler Recep Tayyip Erdoğan, milyonlarca hayat kurtarıldı” demişti.

PYD’ye karşı ÖSO bölgesi

Şimdi soru şu: AKP, Suriye’nin kuzeydoğusunda bir Kürt özerkliğine, Lavrov’un ifadesiyle nasıl “itiraz etmeyecek şekilde ikna” edilebilir?

Baştan beri Şam’la anlaşmadan yapılan askeri harekatlara düştüğümüz o risk notunu anımsatalım: AKP, kendi nüfuz alanı olacak bir ÖSO özerkliği karşılığında PYD özerkliğini kabul edebilme potansiyeli taşıyor!

Bu noktada İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in şu önemli açıklamasını da anımsamalıyız: “Türkiye’de terör örgütleri nedeniyle mevcut olan, anlaşılabilir korkuların giderilmesi için en iyi yol, başka ülkelerin topraklarına güç sevk edilmesi değil, Suriye ve Irak ordusu güçlerinin sınır bölgelerine konuşlandırılmasıdır” (24.9.2020).

Evet, Türkiye’nin PYD devletini önlemesinin en maliyetsiz yolu Şam’la anlaşması ve Suriye ordusunun yeniden bu topraklarda egemen olmasını kabul etmesiydi ki hâlâ geçerlidir. Şam’la anlaşmadan Suriye topraklarında yapılacak hamleler, maalesef ABD’yle “PYD özerkliğine karşı ÖSO özerkliği” pazarlığı riskini taşıyor çünkü…

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
12 Ekim 2020

  1. #1 by puma on 13/10/2020 - 21:39

    O zaman bizimkilerin yaptigi soyle yorumlanabilir: Tek tur terorist devlet yetmez, cift sayida olmali, iki tane olsun; veya Suriyeyi 2’ye bolmek yetmez, Allah’in hakki 3tur, 3’e bolunmmeli.

    Mantiken Suriye ve Rusya bu sorunu halledebilir, gucleri yeter. Mesela Idlib cihatcilardan temizlense bu sefer Akpnin istedigi oso devletcigi var olamayacagi icin, Akp-ABD anlasmasi suya duser, bu sefer Akp der ki, hani benim devletcigim, o zaman oburunu de sana vermiyorum…

    Suriye ve Rusya orada mesru gucler olarak bulunuyorlar. Pyd ise, bize gore tabi ki mesru degil, ama kendi topraklari, yani oranin halkindan ve topragindan olusmus bir yapi, Suriye buna razi gelirse, bizim bunu engellemeye hakkimiz var mi , bize saldirmadiklarini da dusununce (yani direk olarak). Pyd devletcigi aslinda daha cok Suriye, Rusya, ABD’yi ilgilendirir, yani hepsi ayni anda razi olsa buyuk oranda mesruiyet kazanir, ama Oso devletcigini Suriye kendisi istemez, ordaki cihatcilarin borcogu Suriyeli degil ithal, oraya davetli olan Rusya istemez, o zaman Turkiye ne hakla baska bir ulkede ABD ile isbirligi yaparak devletcik kurabilir. O zaman ABD ile suc ortagi olunmus olur.

    Burda bence Trump yalnizca zaman kazanmaya calisiyor, diger ABDliler teror devleleri yaratmak isteyebilirler, ama ABD ordusu istese bile bunu basaramayacagini biliyordur. Ancak bir kuresel takas yapma amaciyla simdilik oralari ellerinde tutuyorlardir.

    Mesela Suriye ve Rusya BM’ye gitse, ABD burdan ciksin dese, BM’de ne karar cikar: dursun cunku kurtleri korumak gerek mi derler, yoksa, cikmiyorum var mi diyeceginiz mi derler.. Bu ikinci durumda dunya savasi riski var, cunku zorla cikmamak mumkun. Hillary secilseydi bu olacakti, Trump secilince hersey ertelendi, Biden kazanirsa Trump oncesi tehlikeli doneme donulur. Trump secilmeden hemen once 15 temmuz oldu, daha oncelerinde 4 ulkede savas ve teror oldu, ayrica Fransa’da 2 kere sahte bayrak operasyonlari oldu, Charlie Hebdo’da kan yoktu bence, ama digerinde “parali guvenlik gucleri” insanlari dograyip spor salonuna atip Isid’i suclamislardi.

    Bu arada eski Birgun’lerden birine goz atarken, gordum ki Birgun 11 Eylul saldirilarini ElKaide’nin yaptigini iddia ediyor (hani bize laiklik satacak ya, dinclilere vurmak isine gelir)..kasit var mi bilemiyorum. Sonra irkcilik’tan bahsederken, tarihte bula bula irkci olarak buyuk filozof Kant’i bulmustu (belki de haklidir, ama muhtemelen degil, bir kasit/ajanda var). Yani olabilir, hata falan olabilir, ama onemli olan samimiler mi, yani inanarak mi yaziyorlar..Kilicdar Taraf (pacavrasi) icin
    inadiklarini yaziyorlar demisti (ve midemizi bulandirmisti). Cok okusaydim daha net bir degerlendirme yapardim, ama okumasi da bayagi zahmetli. Evrensel’in aksine milli bayramlari kutladigi icin simdilik toplamda pozitif puan veriyorum, ancak hicbir yayini da yuzde yuz desteklemem.

  1. Moskova’nın Kürt devleti endişesi | Öykü-Şiir-Anı-Günce-Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: