Stratejik özerklik

ABD’nin ve dünyadaki tüm Amerikancıların Joe Biden’dan iki beklentisi var:

1. ABD’yi yeniden “dünyanın efendisi” yapması.

2. ABD’nin geleneksel müttefikleriyle (özellikle AB) ilişkilerini restore etmesi.

Peki bu iki beklentinin de gerçekleşmesi olası mı?

Amerikan hegemonyasının sonu

Biden’in ABD’yi yeniden “dünyanın efendisi” yapması olası değil. Olası olsaydı, Trump da yapardı zaten.

ABD’nin durumu Trump’ın kötü yönetiminden değil; üretimde, ticarette ve ekonomik büyüklükte geçilmesinden, bilim ve teknolojide yakalanmasından kaynaklanıyor.

Amerikan Hegemonyasının Sonu adlı kitabımda ayrıntılı incelemiştim. Veriler ortada: ABD Trump’tan çok önce gerilemeye başlamıştı zaten. ABD hegemonyasının inişe geçtiğini, Amerikan rüyasının bittiğini, tek kutuplu dünyanın sona erdiğini, yeni bir dünyanın kurulduğunu, ABD hegemonyası zayıfladıkça geleneksel müttefiklerinin daha bağımsız hareket etmeye başladığını, kitapta somut verilerle ortaya koymuştum.

Anımsıyorum: Kitap ilk yayımlandığında, Türkiye’deki pek çok Amerikancı hayal gördüğümü, ABD’nin hâlâ dünyayı yönettiğini, tüm tezlerimin yakında çöp olacağını dile getirmişlerdi.

Oysa kitabın yayımlanmasından bu yana geçen süre içinde, tersine ABD hegemonyası daha da zayıfladı. Artık ABD döneminin kapandığı, Amerikan rüyasının bittiği, ABD hegemonyasının geride kaldığı, uygarlığın lokomotifinin batıdan doğuya geçtiği değerlendirmesi daha sık yapılır olmaya başladı.

Sonuç olarak, başta sorduğumuz ilk sorunun yanıtı ABD ve Amerikancılar adına olumsuzdur: ABD’nin yeniden “dünyanın efendisi” olması olası değil!

Yeni transatlantik ilişki

Peki, Biden’ın ABD’nin geleneksel müttefikleriyle (özellikle AB) ilişkileri restore etmesi olası mı?

Evet, bu hâlâ olası ancak restore edilebilecek ilişkinin eskisi türünden bir ilişki olamayacağını belirtelim. Yani artık Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi ya da ABD’nin Yugoslavya’yı parçaladığı, Irak’ı işgal ettiği yıllardaki gibi bir ilişki olası değil.

ABD hegemonyasının gerilemesine bağlı olarak zayıflayan ilişkilerin, bir restorasyonla eski haline dönmesi olası değil ama daha eşitler arası bir işbirliği olası elbette…

Nitekim AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Project Syndicate’te yayımlanan makalesi, artık eskisi gibi bir işbirliği modelinin olamayacağını birinci ağızdan ifade etmiş oluyor.

Borrell özetle, “ortaya çıkan yeni koşullar nedeniyle AB’nin kendi kaderini kendi ellerine alması gerektiğini” söylüyor ve “bunun gerçekleşebilmesi için de AB’nin ‘stratejik özerklik’ geliştirmek zorunda olduğunu” belirtiyor.

AB yetkilisi, “stratejik özerklik” kavramını ise şöyle açıklıyor: “Bir yandan ittifakları güçlendirip çok taraflılık ve açıklığa bağlı kalırken, kendi adına düşünme ve kendi değerlerine ve çıkarlarına göre hareket etme yeteneği.”

Borrell, gazetecilerin “Biden döneminde ABD-AB ilişkilerinin nasıl olacağı” sorusuna verdiği yanıtla da makalesindeki görüşlerini tamamlıyor: “İki tarafın da NATO üyesi, Batı ailesinin parçası olduğunu söylemek yetmez. Aile olmaktan çok ortak olmak istiyoruz. Aile içinde her zaman biri liderlik eder, diğerleri takip eder. Biz her iki tarafın da görevlerinin ve sorumluluklarının belirli olduğu bir ortaklık istiyoruz. Yeni transatlantik ilişkisi eşitlik temelinde kurulmalı.

Yeni kaptan gereksinimi

Türkiye’deki Amerikancıların da Biden’dan beklentileri var: Türkiye’nin Rusya ve İran’la işbirliğini kesmesi, AKP hükümetini BOP eşbaşkanlığı boyutunda olmasa bile bir ölçüde Washington’a çıpalaması vs.

İktidarının kimi yeni yaklaşımları, ekonomi ve hukuk konularında verdiği yeni mesajlar, Amerikancıları umutlandırmış görünüyor.

Tamam, Erdoğan, iktidarını sürdürebilme yolunda ne derece “taktik esnekliğe” sahip olduğunu geride kalan yıllar içinde pek çok kez gösterdi. Ancak genetik kodlarındaki Amerikancılığa rağmen, AKP’nin bile ABD’yle eski tür bir ilişkiye dönme olasılığı yok.

Çünkü yeni bir dünya kuruluyor ve Asyacı, bölgeci, Çin ve Rusya’yla ortaklığı esas almayan bir hükümetin artık Türkiye’yi yönetebilme şansı yok.

Türkiye’nin yeni sorunu, bu rotayı izleyecek iyi bir kaptanı dümene geçirebilmesidir.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
21 Kasım 2020

  1. #1 by Serdar Sağlamtunç, FCSI on 22/11/2020 - 11:18

    Yorumlarınızı takip etmeye çalışıyorum ve bir kısmına katılmıyorum. Neden?
    Kutuplar arasında kalmış olduğunuzu görüyorum. Yani ABD yerine Rusya ve Çin. Buna gerek var mı? Atatürk düsturları bu soruya net yanıt veriyor. O halde bizim içe dönüp daha az politika konuşup çok fazla üretim yöntemleri araştırmamız gerekiyor.
    Sistem bozuk ve çapraşık kurulmuş olmasına rağmen onun yanlışını söylemek yerine bozukluk içinde yeni düzenler kurmak konusunda ustalaştık. Bu bireye kadar indi. Bugün siz dahil hiç bir düşünce insanı 2002 yılından 2015 yılına kadar ekonomik başarının olmadığını anlatmıyor. Dıştan borç para alarak hovardalık edip ev araba almak başarı mı? Neden o paraların neye karşı alındığını irdelemezsiniz? Gelen para miras, ulufe, hediye, sadaka değil ki. Gelen para fazlasıyla çıkar.
    ABD 2008 de çökmüştü. Dikkat ederseniz kırılma zamanı hep seçim dönemleri ve halk bir şekilde uyutuluyor. Mortgage doğru olarak anlatılmadı ve aynısı şimdi bize geldi. Bu önceki paragraftaki paranın nereye ne amaçla verildiğinin özetidir. Bugün yerli üretim sıfırlanmıştır. Şimdi bu kötü ortamda bir politikacı gelir ve işler değişir mi? Olası değil.
    Henüz anlamadığımız ve sizlerin de bahsetmediği bir olgu var. Dünyayı kim nereye eviriyor? Önce halklar bir arada millet olarak yaşıyordu. Sonra iki partili düzeneğe geçildi. Bizdeki yetmez ama evetçiler ve sahte Atatürk softaları ile biz de bu sisteme balıklama atladık. Ama dikkat edin şimdiden sonra tek kişilik sistemler söz konusu olacak. Ve dünya tek kişi ve onun peygamberleri tarafından sağılacak. Tabir tanıdık geldi mi?
    Karşı duruş ortaya çıkacaktır ama kuvvetlenmesi ve tekrar adil düzene dönüş belki de olanaksız. Birey eğitimi, felsefi ve akılcı öğretiler ile kolektif üretim yolları bunun panzehiridir. Sizin yapabileceğiniz önemli bir katkı ise suni gündem tartışmaları yerine TV e çıktığınızda kitleleri bu tarz düşüncelere yönlendiren ve neyi nasıl yapabiliriz konularını dile getirmenizdir. Keşke yapabilseniz.
    Tohum toprağa düşerse iş toprağa kalır. ürün almak için toprağı da beslemek gerekir. Sıra gelir suya ve böylece devam eder ta ki ağaç olup meyveler herkes tarafından sevgiyle tüketilmeye başlayana kadar. Bence buna değer.

  2. #2 by puma on 22/11/2020 - 15:22

    ====================================================================================
    PUMA: Puma’nin yorumlari asagidadir.
    ====================================================================================

    Stratejik özerklik

    Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 22/11/2020

    ABD’nin ve dünyadaki tüm Amerikancıların Joe Biden’dan iki beklentisi var:

    1. ABD’yi yeniden “dünyanın efendisi” yapması.

    2. ABD’nin geleneksel müttefikleriyle (özellikle AB) ilişkilerini restore etmesi.

    ====================================================================================
    PUMA: Amerikanciliktan ne kastettigimze bagli.
    Mesela Ahmet Altan gibilerin istegi hapisten cikmaktir oncelikle.

    Derin devletten (yani alt tabaka kuklalarindan degil) bahsediyorsak, amac belli.
    Dunya nufusunu yuzde 90 azaltmak, geri kalanini kolelestirmek. Yalniz bu kolelik gonullu olacak,
    insanlar kole olduklarini bilmeyecek, laik bilimsel bir sistemde yasadiklarini zannedecekler.
    Ya da “daha modern” tek bir sentez din dayadilacak.
    Bilinclenip itiraz edenlerin uzaktan kumanda ile, damarlarinda gezen toksinlerin salinmasiyla
    ecelleri gelecek. Digerleri de chip’lerle surekli takip edilecek.
    Bulut bilisim ile, butun dijital veriler elitlerin kontrolleri altindaki sunucu bilgisayarlarda
    depolanacak. Butun elektronik aletlerde kapali kaynak internet olacak. Internet of things
    nedir: mesela camasir makinesi internete baglanacak.. buna neye gerek duyulur.

    Aslinda cok emin degilim, boyle seylerin bazilarini antiderindevlet te isteyebilir ve dayatabilir.
    Yeni bilgisayarlarin pillerini cikaramiyoruz, kapattigimzdan tam emin olamiyoruz.

    Amerikanci kelimesi yanlis anlasilabilir, belki Atlantikci demek daha dogru,ve bunu da
    bilerek veya bilmeyerek derin devletin projelerini desteklemek diye tanimlayabiliriz.

    Bu anlamda Macron, Merkel (muhtemelen Hitler’in kizi), Netanyahu, Biden Atlantikcidirler.
    Son 30 yilin ABD baskanlari ve
    secime giren baskan adaylari, Bush’lar, Clinton’lar (Rockefeller). Obama, Biden, McCain,
    Romney, hepsi atlantikcidirler, savas yanlisidrlar, Trump karsitidirlar,
    bazilari belki hepsi satanisttir. Boris’ten emin degilim.
    Kanada baskani Justin Trudeau (Fidel Castronun oglu)’dan da emin degilim.
    Japonyali Abe de Atlantikcilerin kuklasidir.

    Batida secimler hep hileli oluyormus zaten, yani ABD secimlerindeki durum ABDnin
    gerilemesiyle ilgili degil, temizlenmesiyle ilgilidir.

    Ne yani koskoca derin devlet, kuresel iktidarlarini halkin keyfine mi birakacaklardi..
    ====================================================================================

    Peki bu iki beklentinin de gerçekleşmesi olası mı?
    Amerikan hegemonyasının sonu

    Biden’in ABD’yi yeniden “dünyanın efendisi” yapması olası değil. Olası olsaydı, Trump da yapardı zaten.

    ====================================================================================
    PUMA: ABD dunyanin efendisi degildi, derin devlet dunyanin efendisiydi.
    ABD derin devletin askeri merkeziydi. Washington SC askeri merkez, City of London finansal merkez,
    Vatikan dini merkez (gorunurde katolik, gercekte satanist merkez). Ayrica Vatikan
    Bati’nin altin deposudur. Bir de isvicre var bu anlamda..
    ====================================================================================

    ABD’nin durumu Trump’ın kötü yönetiminden değil;

    ====================================================================================
    PUMA: Zaten iyi yonetiyor. Dunya devriminin ABDdeki sekreteridir. Secimi kazandi, ve
    durmak yok yola devam.
    ====================================================================================

    üretimde, ticarette ve ekonomik büyüklükte geçilmesinden, bilim ve teknolojide yakalanmasından kaynaklanıyor.

    ====================================================================================
    PUMA: Evet, devletler acisindan bakarsak (yani derin devlet yokmus diye farzedersek)
    bu durumu buyuk oranda zaten ABD kendisi yaratti. Cin’de altin coktu
    (Japonlarin 2. dunya savasinda yagmalamasina ragmen), bundan yararlanilmak istendi
    (ABD veya derin devlet, hangisi daha etkili oldu bilmiyorum).
    Nukleer denge olmasaydi bu altinlari calmaya calisirlardi heralde.
    Bir pazarliklar donmustur. Ve Cin’in saglam ideolojisi de Cin’in yukselmesinde etkili olmustur.
    Ama ABD izin vermese, fabrikalari oralara tasimasa, Cin’den ogrenci kabul etmese,
    Sovyetlere karsi Cin’i yanina cekme ihtiyaci olmasa falan, ..Cin boyle hizli ilerleyemezdi heralde.
    ====================================================================================

    Amerikan Hegemonyasının Sonu adlı kitabımda ayrıntılı incelemiştim.
    Veriler ortada: ABD Trump’tan çok önce gerilemeye başlamıştı zaten.
    ABD hegemonyasının inişe geçtiğini, Amerikan rüyasının bittiğini,
    tek kutuplu dünyanın sona erdiğini, yeni bir dünyanın kurulduğunu,
    ABD hegemonyası zayıfladıkça geleneksel müttefiklerinin daha bağımsız
    hareket etmeye başladığını, kitapta somut verilerle ortaya koymuştum.

    ====================================================================================
    PUMA: Derin devletin tam kontrol ettikleri muttefik oluyor, digerleri
    dusman oluyor.
    Mesela ABD Trump ve ABD ordusu sayseinde derin devletten ariniyor, Avrupada bu arinma
    siyasi olarak yok henuz, yalnizca Avraysa ile ekonomik iliskiler var.
    Biz de bunu ABD ile Avrupa eskisi kadar muttefik degil diye yorumluyoruz.
    ====================================================================================

    Anımsıyorum: Kitap ilk yayımlandığında, Türkiye’deki pek çok Amerikancı hayal gördüğümü,
    ABD’nin hâlâ dünyayı yönettiğini, tüm tezlerimin yakında çöp olacağını dile getirmişlerdi.

    ====================================================================================
    PUMA: ABD eskiden de dunyayi yonetmiyordu, derin devlet yonetiyordu, cokuluslu sirketler
    . krallik aileleri, vatikan, satanistler, italyadaki ve isvicredeki trilyoner aristokratlar,
    siyonistler, naziler, .. ABDde CFR falan.
    ====================================================================================

    Oysa kitabın yayımlanmasından bu yana geçen süre içinde, tersine ABD hegemonyası daha da zayıfladı.
    Artık ABD döneminin kapandığı, Amerikan rüyasının bittiği, ABD hegemonyasının geride kaldığı,
    uygarlığın lokomotifinin batıdan doğuya geçtiği değerlendirmesi daha sık yapılır olmaya başladı.

    ====================================================================================
    PUMA: Derindevletin hegamonyasi zayifladi, ,,ama sabotajlar devam ediyor.
    Savaslar olmuyor, cunku ordular da derin devlete karsi birlesti.
    Ermenistan-Azerbaycan savasina bakarsak,.. o zaten “gerekli” bir savasti.
    Yeni bir savas olursa, bu bu ancak 3. dunya savasi olur. O da kazara olur
    (ya da bir prookasyon sonucu ).
    ====================================================================================

    Sonuç olarak, başta sorduğumuz ilk sorunun yanıtı ABD ve Amerikancılar adına olumsuzdur:
    ABD’nin yeniden “dünyanın efendisi” olması olası değil!

    ====================================================================================
    PUMA: Soru yanlis bir soru, Biden’in kazandigini farzediyorsa.
    Trump kazandi ve ABD halki icin de , dunyanin geri kalani icin de daha iyi olacak.
    Korona gibi baska sabotajlar olmazsa..
    Yeni dunyanin efendisi olmayacak, ama ulke olarak bakarsak, ABD, Rusya, Cin garantor ulke olabilir.
    Avrupa, Hindistan da ikincil garantorler olabilir.
    ====================================================================================

    Yeni transatlantik ilişki

    Peki, Biden’ın ABD’nin geleneksel müttefikleriyle (özellikle AB) ilişkileri restore etmesi olası mı?

    Evet, bu hâlâ olası ancak restore edilebilecek ilişkinin eskisi türünden bir ilişki olamayacağını belirtelim.

    Yani artık Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi ya da ABD’nin Yugoslavya’yı parçaladığı, Irak’ı işgal ettiği yıllardaki gibi bir ilişki olası değil.

    ABD hegemonyasının gerilemesine bağlı olarak zayıflayan ilişkilerin, bir restorasyonla eski haline dönmesi olası değil ama daha eşitler arası bir işbirliği olası elbette…

    ====================================================================================
    PUMA: Biden’in temsil ettigi sey, iki tarafta da elitlerin yonetimde olmasidir.
    Buna ulkelerin ittifaki denmez, ayni yapinin kuklalari olmak denir.
    ====================================================================================

    Nitekim AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Project Syndicate’te yayımlanan makalesi,
    artık eskisi gibi bir işbirliği modelinin olamayacağını birinci ağızdan ifade etmiş oluyor.

    ====================================================================================
    PUMA: Halklar toplamda fakirlesmis olacaklar..
    ====================================================================================

    Borrell özetle, “ortaya çıkan yeni koşullar nedeniyle AB’nin kendi kaderini kendi ellerine alması gerektiğini” söylüyor
    ve “bunun gerçekleşebilmesi için de AB’nin ‘stratejik özerklik’ geliştirmek zorunda olduğunu” belirtiyor.

    ====================================================================================
    PUMA: Bence de ama onlarin kastettigi belki farkli bir sey…
    Onlarin kastettigi, madem derin devlet ABDde darbe aldi, o zaman bari
    Avrupayi elitler icin bir kale olarak koruyalim.. ya da toplam servet azaliyor,
    o zaman biz ureten taraf olarak ekomomizi ABDden ayristiralim,.. demek istiyorolabilirler
    (farkli kesimlere farkli mesaj, sonucta bunlari elitler ve normal is adamlari kendi
    pencerelerinden yorumlayacaklar..).
    ====================================================================================

    AB yetkilisi, “stratejik özerklik” kavramını ise şöyle açıklıyor:
    “Bir yandan ittifakları güçlendirip çok taraflılık ve açıklığa bağlı kalırken,
    kendi adına düşünme ve kendi değerlerine ve çıkarlarına göre hareket etme yeteneği.”

    Borrell, gazetecilerin “Biden döneminde ABD-AB ilişkilerinin nasıl olacağı” sorusuna verdiği yanıtla da makalesindeki görüşlerini tamamlıyor:
    “İki tarafın da NATO üyesi, Batı ailesinin parçası olduğunu söylemek yetmez.
    Aile olmaktan çok ortak olmak istiyoruz. Aile içinde her zaman biri liderlik eder, diğerleri takip eder.
    Biz her iki tarafın da görevlerinin ve sorumluluklarının belirli olduğu bir ortaklık istiyoruz.
    Yeni transatlantik ilişkisi eşitlik temelinde kurulmalı.”

    ====================================================================================
    PUMA: Bir kere Biden’i zorla bize satmaya calisiyorlar.
    Sorumluluklarin belli olmasi ne demek, derin devletin her ulkeye bir rol bicmesi ve
    hicbir ulkenin bagimsiz olamamasi anlamina gelir mi bu acaba.
    ====================================================================================

    Yeni kaptan gereksinimi

    Türkiye’deki Amerikancıların da Biden’dan beklentileri var: Türkiye’nin Rusya ve İran’la işbirliğini kesmesi,
    AKP hükümetini BOP eşbaşkanlığı boyutunda olmasa bile bir ölçüde Washington’a çıpalaması vs.

    ====================================================================================
    PUMA: Astana ve s400den vazgecmek.. Hdp egitimi o kadar ”onemsiyor“ ki, diyor ki s400leri iade edip
    o parayi egitime harcayalim. Onun yerine yandaslara giden hortumlari keselim der mi, dese bile Akp
    bunu kabul etmez, ama Biden sayesinde s400den vazgecebilecegimizi hesapliyorlar heralde.
    ====================================================================================

    İktidarının kimi yeni yaklaşımları, ekonomi ve hukuk konularında verdiği yeni mesajlar, Amerikancıları umutlandırmış görünüyor.

    ====================================================================================
    PUMA: Malesef saskin Ataturkculeri de umutlandirmis gorunuyor (mide bulandirici, cunku
    Biden’in (ve Trump’un) neyi temsil ettiginden habersizler)..
    Ozellikle Tele1’i uyarmak lazim.
    ====================================================================================

    Tamam, Erdoğan, iktidarını sürdürebilme yolunda ne derece “taktik esnekliğe” sahip olduğunu geride kalan yıllar içinde pek çok kez gösterdi.

    ====================================================================================
    PUMA: Aynen.
    ====================================================================================

    Ancak genetik kodlarındaki Amerikancılığa rağmen, AKP’nin bile ABD’yle eski tür bir ilişkiye dönme olasılığı yok.

    ====================================================================================
    PUMA: Trump kazandigi icin ya Akp gidecek, ya da gidene kadar daha dogru isler yapacak.
    ====================================================================================

    Çünkü yeni bir dünya kuruluyor ve Asyacı, bölgeci, Çin ve Rusya’yla ortaklığı esas almayan bir hükümetin artık Türkiye’yi yönetebilme şansı yok.

    Türkiye’nin yeni sorunu, bu rotayı izleyecek iyi bir kaptanı dümene geçirebilmesidir.

    ====================================================================================
    PUMA: Ataturkculerin durumunu gorunce, acaba ben mi kaptan olsam diyorum, ama yok,,
    bana uymaz, benim bambaska planlarim var. Ben arada bir maydanoz olurum uzaktan.

    ====================================================================================

  1. Stratejik özerklik | Öykü-Şiir-Anı-Günce-Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: