AKP-AB ilişkilerinde yalan rüzgârı

Erdoğan iktidar olmadan önce AB’yi Hristiyan Kulübü olarak görüyordu. Ancak Erdoğan iktidar olunca en sıkı AB’ci oldu: “8 yıl sonra AB üyesiyiz” diye müjde verdi, 29 Ekim’de Papa heykelinin altında AB anayasasına imza attı…

Bu “rüya” yıllarca sürdü. Erdoğan da AB de karşılıklı birbirlerinden alacaklarını almışlardı. Yavaş yavaş birbirlerinden ayrılmaya başladılar. Erdoğan 2016’da “AB’nin kapıkulu değiliz, Ey AB, sen yoluna ben yoluma” dedi.

Ancak Erdoğan beş gün önce yine “Kendimizi başka yerde değil Avrupa’da görüyor ve orada bir gelecek inşa etmek istiyoruz” dedi! Peki ne oldu da yeniden AB’yle flört etme ihtiyacı doğdu?

Papaz elbisesi!

Erdoğan’ın iktidar olmadan önce “Hıristiyan Kulübü” diye niteleyip karşı çıktığı AB’ye, iktidar olduktan sonra hem de Hristiyanların Papa’sının heykelinin altında imza atması, Erdoğan’ın “iktidar olmak için gerekirse papaz elbisesi giyerim” şeklindeki siyaset anlayışıyla tam uyumludur!

Yoksa Erdoğan gerçekte AB’ci değildir…

Ama Erdoğan iktidar olabilmek için, dahası iktidarda kalabilmek için AB’ye sarılması gerektiğini gördü ve gerçekten de 10 yıldan fazla süre boyuna en hızlı AB’ci oldu.

Çünkü Erdoğan, AB desteğiyle, AB uyum yasalarıyla adım adım kurumları ele geçirebileceğini, dahası Türk ordusunu da AB sayesinde “dizginleyebileceğini” gördü.

Aynı “yararcılık” ilkesi AB için de geçerliydi. Brüksel de Türkiye’yi ekonomisinden hukukuna kadar istediği kıvamda biçimlendirebilmesinin Erdoğan’la mümkün olduğunu gördü.

Böylece Erdoğan ile AB, “yalan rüzgârı” altında işbirliği yaptılar yıllarca…

AB’nin kazançları

Peki AB neden üye yapmayacağı bir Türkiye’yi “aday üyelik” kapsamına alarak oyalıyordu?

Yukarıda belirttiğimiz gibi ekonomisinden hukukuna kadar Türkiye’yi istediği gibi biçimlendirmek için mi? Evet, bu nedenlerden biriydi.

Ancak, bir diğer neden de Kıbrıs sorunu ve sonraki yıllarda önem kazanacak Doğu Akdeniz’di. AKP AB’yi “kullanırken”, AB AKP’yi daha çok kullanmış ve iktidarın AB’ciliği üzerinden Güney Kıbrıs’ın AB üyeliğinin önünü açmış, dahası Rumların Doğu Akdeniz’de komşularıyla deniz sınırı yetkilendirme anlaşması yapmasını sağlamıştı.

Fakat asıl önemlisi, AB’nin “aday üyelik” yalanıyla Türkiye’yi AB kapısına bağlamak istemesiydi: Türkiye AB kapısında tutulacak, ne içeriye girebilecek ama daha önemlisi, ne de kapıdan ayrılabilecekti! Açalım:

28 Şubat’ın mirası

Türkiye’nin Rusya ve İran’la oluşturduğu Astana Platformu, AKP’nin çok istediği bir işbirliği modeli değil. ABD ve AB’yle gerilen ilişkiler sonrasında bir de Rusya’nın Suriye’de sahaya inmesi ve uçak düşürme olayından sonra “normalleşmemek”, iktidar için oldukça pahalı bir fatura olacaktı. “Taktik esnekliğe” sahip Erdoğan, o fatura nedeniyle bir parça dümen kırdı.

Oysa uyguladıkları bu çizgi, çok karşı oldukları 28 Şubat’ın eseriydi: Avrasyacı generaller, Türkiye’nin Rusya ve İran’la işbirliğini savunuyorlardı.

İşte AB 1999’da Türkiye’ye aday üyelik kapısını, Ankara Moskova ve Tahran’a yönelmesin diye araladı. AKP iktidar olunca da 2004’te “üyelik görüşmelerini” başlattı.

Yani Türkiye zaten AB kapısından içeri giremeyecekti de, kapıdan dönüp bölge ülkeleriyle işbirliği yapmasın diye kapıda tutulacaktı.

Yaptırım endişesi

Peki, Erdoğan şimdi neden birden bire “Kendimizi Avrupa’da görüyoruz” deme ihtiyacı duydu? Çünkü 10-11 Aralık’taki AB Zirvesi’nden yaptırım çıkma ihtimali var. Ve Erdoğan o yaptırım ile zaten kötü olan ekonominin büyük hasar alacağını, bunun da iktidarına mal olabileceğini hesaplıyor. O nedenle “yerimiz Avrupa” mesajı veriyor, o nedenle sözcüsü İbrahim Kalın’ı bazı özel temaslar için Brüksel’e gönderiyor.

Kısacası ortada stratejik bir işbirliği hedefi ya da ilkesel bir konumlanma durumu yok. Ne var?

İktidar olabilmek için papaz elbisesi giyenler, iktidarda kalabilmek için Hıristiyan Kulübü’ne üyelik masal kitabının sayfalarını yeniden açtı!

Neyse ki bu kez masal kısa sürecek…

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
26 Kasım 2020

  1. #1 by puma (bilincli sol kemalist (Ataturkcu)) on 27/11/2020 - 20:29

    Rusya ile yakinlasmamiz kuresel ince ve derin planin sonucuydu bence.
    Fetoyle Akpyi kavga ettiren guc yalnizca rantin paylasilmasi meselesi degildi,
    belki bu da katalizor olarak kullanildi,
    ama Soner Yalcin’in dedigi gibi bu easen dis etkenler sayesinde oldu..
    Bu yakinlasma ucak dusurlmesindne once olmustu.

    Ucak dusuruldugunde , Rusya cok kizdi, ama cok iyi biliyorlardi ki
    bu rus-turk yakinlasmasini sabote etmek icin derindevlet tarafindan fetoye yaptirilmisti
    (iktidarin ustlenmesi de ayri bir problemdi),
    ruslarin Turkiye ile tamamen bozusmalari ucagi dusurtenlerin tam da isteigi seydi,
    ve rusyanin resmi tepkisi “sirtimizdan vurulduk” ,
    “Ataturk mezarinda ters doner (laiklik karsiti eylemler sebebiyle, ozellikle Suriyedekiler)”,
    gibi seyler idiyse de iclerinden mutlaka
    “Hay aksi (ne de guzel Turkiyeyi derin devletten koparip kendi yanimiza cekiyorduk)” demislerdir.

    AB ile yakinlasmak derindevletle yakinlasmaktir.
    Akp de bariz olarak Biden kazandi zannettigi icin bir panik ile Avrupa ile “yakinlasma” ihtiyaci hissetti
    (yani taviz verme moduna girdi).
    Avrupa ile yakinlasilmali ama derin devletin unsurlariyla kirli pazarliklar seklinde degil.
    Trump’un yaptigi gibi , yani derin devletle mucadele ederek, Rusya-Cin-Trump cizgisinde kalarak,
    veya en azindan notr gorunerek .
    Mesela su an yilda yarim milyon ton cop alip kendi ulkemizde yakarak
    tasi topragi havayi suyu kendimizi gelecegimiz kalici olarak dioksinlerle kirletirken,
    bu miktari 1 milyon tona cikarmak olabilecek en igrenc yakinlasmalardandir.
    Turkiye Avrupanin coplugu olamaz.
    Mhpli biri bile , bu ise biraz ara verelim, korona yuzunden, dedi.
    Kilicdar diyebilir mi boyle bir sey, demez heralde, cunku o zaman derindevlete karsi gelmis olur.

    Koronadan daha buyuk bir tehlike korona asisi olabilir.
    Zaten cok agir yan etkiler gorulebiliyor.
    50 milyon asi yapmak, ve bazi gruplara zorla asi yapmak fasizmden daha kotu birsey olacaktir.
    Ve malesef Ay’a insanla inilmesi, ve 11 eylulun elkaide tarafindan yapildigi,
    ve Trump’un kotu Biden’in iyi oldugu yalanlarini , o kadar ispat sunmamiza ragmen
    Ataturkcu/solcu (artik ne kadarsa..)
    cevreler, Cumhuriyet, Sozcu, Korkusuz, Birgun, HBT, Tele1, hatta Aydinlik ,
    asinin mutlaka yapilmasi gerektigini iddia edeceklerdir (kimin urettigine bakmadan)…
    Bir kere, ayni gripte oldugu gibi, asi , ise yarasa bile kesin cozum degildir,
    ve surekli asilanma “gerekir” (kismi korunma icin)…
    ama esas sorun da bu degil, bunlarin hangileri bir ajandaya yonelik uretilmistir nerden bilecegiz.
    Mesela Cin’den gelene otomatik guvenebilir miyiz,
    ne bilecegiz derin devletin kontrolunde birilerinin bu asilari uretmedigini.
    Su asamada ben hicbir asiya guvenmem.
    En cok Rusyaninkine guvenirim, ikinci belki Cin’inkine.

    Biden’in baskanligi calmasina izin verilirse, ikinci korona dalgasina
    (yani satanistlerin ajandalarina yonelik asilari, soykirim veya kolelik..)
    direnmek zor olacaktir.
    Dikkat edilirse maske ve kapanma baskilari daha cok liberal” cevrelerden gelmektedir.
    Hakli haksi yinleri vardir bunun ama esas sebep burda suru bagisikligini engellemek,
    panik ve korku ile zorla asi yapmak,.. ondan sonra uzaktan kumanda soykirim ve fasizme
    cok yaklasilmis olacaktir.

  2. #2 by Dr. Murat Aygen on 27/11/2020 - 21:29

    Şerîatçılara göre Anglo-Amerikan dünyâsı “dârül harp” kıta Avrupa’sı “dârül islâm”dır, NETEKiM bkz: (—1—) “Afganistan’ın yasal temsilcisi: Mücâhitler” (2 sütun üzerine) başlıklı Avrupa Parlamentosu’na göre haberi, Hürriyet gzt., Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Ş. (adına) İmtiyaz Sahibi Erol Simavi, Genel Yayın Müdürü Seçkin Türesay, Yazı İşleri Müdürü Erol Türegün, Sorumlu Müdür Ertuğ Karakullukçu, Yıl 39 Sayı 13711, 14 Haziran 1986 Cumartesi, Basıldığı Yer Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Ş. Matbaa Babıali Cad. No.15-17 Cağaloğlu İST, s.6 ve (—2—) “Biz de intihar komandolarını anlıyoruz” (2 sütun üzerine) başlıklı Kutan’dan Bush’a yanıt haberi, Hürriyet gzt., Sahibi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.’yi temsilen Doğan Yayın Holding A.Ş. adına Aydın Doğan, Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Yazıişleri Müdürleri Tufan Türenç Erol Türegün Doğan Satmış, Sorumlu Müdür Necdet Tatlıcan, Yıl 53 Sayı 19432, 08 Nisan 2002 Pazartesi, Basıldığı Yer Hürriyet Medya Towers Güneşli – 34544 İstanbul, s.16. Bu vesîle ile “oryantalist” olayım derken oryantal olan bütün eski dostların hatırlarını sorar, arz-ı hürmet ederim.

  3. #3 by vural on 28/11/2020 - 10:54

    Sayın Güller Erdoğan ile ilgili yazdıklarınıza tamamen katılıyorum.AKP.tamamen kendi çıkarları yönünde fırıldak politakası yürütüyor.Aşıda bir oyunun parçası devamı olabilir.Ama biz Hıfzısıaya kapatarak birilerinin talimatını yerine getirdik gibime.Ama bu hastalık aşı olmadan nasıl atlatılacak.Okuyoruz sadece 450 milyon nüfusa sahip AB.1.5 milyar doz sipariş vermiş deniyor.Yani kendi vatandaşlarına da mı?

  1. AKP-AB ilişkilerinde yalan rüzgârı | Öykü-Şiir-Anı-Günce-Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: