Atatürk’le hesaplaşma konusu: Türkçe Kuran

Türkçe Kuran konusu, öyle “iktidar gündem değiştirmek istiyor, ekonomiyi konuşmamızı istemiyor” denilerek geçiştirilecek bir konu değildir; dahası iktidarın temel hedefi bakımından çok önemli bir konudur: Devrim-karşıdevrim sorunudur.

Dünkü Ayasofya tartışması ve bugünkü Türkçe Kuran tartışması, bir ibadet tartışmasından öte, iktidarın “Atatürk’le ve Kemalist Devrimle hesaplaşma” tartışmasıdır.

O nedenle üzerinde önemle durmaya ve iktidarın bu konularda Atatürk’ü “faşist” diye suçlamalarına varan saldırılarına yanıt vermeye gerek vardır.

Taviz veren teslim olur

CHP Genel Başkanlığının daha dördüncü ayında, 22 Eylül 2010’da “Laiklik tehlikededir diyemem” açıklaması yapan Kemal Kılıçdaroğlu acaba bugün ne düşünüyor?

Erdoğan’la yarışabilmek için Erdoğan’a benzemeye çalışma taktiği izleyen, bu nedenle Erdoğan’la çarşaf açılımı rekabetine giren, karşısına kopyası olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu çıkararak Erdoğan’a cumhurbaşkanlığı hediye eden CHP yönetimleri acaba bugün ne düşünüyor?

Bunları şu tarihi gerçeğe işaret etmek için anımsatıyorum: Atatürk dönemi sonrası Kemalistlerin tavizleriyle başlayan süreç, bugün teslimiyet boyutunda sürüyor. Gericilikle uzlaşan, gericiliğe teslim olur. Gericilik adım adım karşıdevrimle devrimi yıkar. İmamlar en sonunda Mustafa Öztürk gibi çağdaş ilahiyatçıları da, Yılmaz Özdil ve Cüneyt Akman gibi gazetecileri de hedef alır!

‘Kuran’ın tercümesi Kuran değildir’ yalanı

Şabi Arus ya da Türkçesiyle Düğün Gecesi töreninde Kuran’ın Türkçe okunması üzerine Erdoğan büyük tepki gösterdi ve törenin ev sahibi olması üzerinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile CHP’yi hedef aldı. AKP medyası “Türkçe Kuran’a tepki” manşetleri attı, yayınlar yaptı.

Erdoğan’ın ardından Diyanet fetva verdi, İslam ulemasının “Kuran’ın tercümesine Kur’an denilemez” görüş birliğinde olduğunu iddia ederek, “Türkçe Kuran olmaz” dedi. Elbette doğru değildi. Çağdaş ilahiyatçı Cemil Kılıç’ın da belirttiği ve İslam Bu, Kuran ile Aldatmak, Cami ve Siyaset kitaplarında işlediği gibi “Ebu Hanife, Ebu Bekr er- Razi el Cassâs, Alauddin Kâsânî, el- Merğinanî, Ahmed en- Nesefî, Zeyla’î başta olmak üzere pek çok İslam alimi, ‘Kuran’ın tercümesi de Kuran’dır’ diyor.”

Kaldı ki “Türkçe Kuran olmaz” fetvası veren Diyanet daha beş yıl önce “Kürtçe Kuran” basmadı mı? Türkçe Kuran’a itiraz eden Erdoğan, o Kürtçe Kuran’ı eline alıp Batman’da, Diyarbakır’da, Siirt’te, Mardin’de, Van’da miting meydanlarında elinde sallamadı mı?

Bu durumda Kürtçesi olan Kuran’ın Türkçesi neden olamıyor?

Bahçeli’den Kürtçe Kuran tepkisi

Yeri gelmişken anımsatalım. Erdoğan’ın miting meydanlarında elinde Kürtçe Kuran sallamasına en sert tepki gösteren, bugünkü ortağı Devlet Bahçeli’ydi; 15 Mayıs 2015’te şöyle diyordu: “Erdoğan çıkmış, eline Allah kelamını alarak AKP’ye 400 milletvekili istiyor. Erdoğan pusulayı şaşırmış, rotayı kaybetmiştir. Kürtçe Kuran ne demektir? Bu nasıl bir edepsizliktir?”

Peki Kürtçe Kuran’a karşı çıkan Bahçeli, Türkçe Kuran’a da karşı mıdır?

Müslümanların kutsal kitabı Kuran-ı Kerim, Muaviye’den sonra bu boyutta siyasete alet edilmiş midir, dindarlarımız üzerinde düşünmeli…

İmamoğlu’nun geri adımı

İşte bu şartlarda Atatürk’ün siyasi mirasçıları çıkıp Atatürk’ün savunduğu Türkçe Kuran’ı ve Türkçe ibadeti kararlı bir şekilde savunmalıydı. Ancak tersine, İmamoğlubence de Kuran Arapça okunmalı” diyerek geri adım attı.

Son 70 yılın dersidir: Gericiliğe taviz vererek, gericilikle uzlaşarak “laik cumhuriyet” savunulamaz ve korunamaz!

Dün seçim mitinginde HDP’ye Kürtçe Kuran sallayan ama bugün CHP’ye “Türkçe Kuran olmaz” tepkisi gösteren Erdoğan karşısında “bence de Arapça okunmalı” geri adımı atılarak, laik cumhuriyetten geriye kalan da kurtarılamaz!

Türkçe ibadetin önemi

Atatürk’ün Türkçe ibadeti neden savunduğu, aslında bugün çok daha iyi anlaşılıyor ve Türkçe ibadet, bugün dünden daha çok ihtiyaç.

Timur Soykan’ın Badeci Şeyh’in Sır Odası kitabında yer alan mahkeme tutanaklarından hareketle anlatalım: Hâkim, şeyhinin cinsel organından gelen sıvıyı ibadet diye içen müritlere bunun nedenini soruyor. Müritler, El Mürselat suresinin ayetlerine göre “cennete gitmek için şeyhlerinin cinsel organından çıkan meniyi içmeleri gerektiğini” söylüyorlar. Çünkü o surenin Türkçesini bilmiyorlar ve şeyhleri de anlamını bilmedikleri bu sure üzerinden müritlerini madden ve manen sömürüyor!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
26 Aralık 2020

  1. #1 by cumhuriyetciyorum on 27/12/2020 - 10:48

    Yazınızda dile getirilen görüşlere tümüyle katılıyorum.
    Bu tartışma çıktığında siyasilerin konuya ilgisiz kalacağından adım gibi emindim.
    Yanılmadım!
    Diğer yandan, İmamoğlu’nun bu kadar kısa sürede çark etmesi de ilginç bir başka nokta oldu.
    Anlaşıldığı kadarı ile Türkiye’de Cumhuriyet’in korunması ve kollanması gibi bir kaygı kalmamıştır.
    Gündelik siyaset ortamından gözlerimizin önüne serilen görüntülerin kısır iktidar-muhalefet çatışmasının ötesine geçmeyen değerde olduğu da açıktır.
    Kaygıyla..

  2. #2 by puma on 27/12/2020 - 21:24

    Aynen.

    Ekmeleddin yanlis secim idiyse de secimle reis’i yenmek o zamanlar mumkun degildi.

    Bu konularda en iyi savunmayi Merdan Yanardag yapardi. .. tek hatasi,.. feto’yle cumaya gidiyordunuz seklinde soyledigi vecizedir. Ne demek istedigini cok iyi anliyoruz, ama bunu duyan ne der, der ki, cumaya gitmek yanlis bir sey mi, biz cumaya giderken onlar da gidiyorsa onlara engel mi olmaliydik, asil siz cumaya gelmiyordunuz, yoksa alevi misiniz , falan derler.

    Kendisinin gercek yanlislari direk olarak uzaktaki jeopolitik gelismelerle ilgildir. Trump karsitligi, asi destekciligi gibi. Benim haricimdeki Ataturkculeri nerdeyse su sekilde tanimlayabilirim: s400 taraftari olup ta Trump karsiti olanlar. Bu paradoks halledilmeli, ve gercek Ataturkculer, herkes Biden secildi zannederken, daha zaman varken, inandrici olmak icin, tovbe edip Trump tarafini secmelildirler, ve ASI taraftarligindan vazgecmeli ve karsit goruslere (mesela derin devlet, bigfarma , 11 eylul.. gibi konularda) yer vermelidirler en azindan.

  3. #3 by Dr. Murat Aygen on 28/12/2020 - 18:46

    Ludwig ERHARD ekolünden ilk başvekili ATATÜRK atamıştır. Bu başvekil CELAL BAYAR’dır. Orhan Pamuk, Nobel alan kitabında, ATATÜRK’ü lüzumundan fazla laik bulanlara (e.g. Salih Mirzabeyoğlu), “başınız derde girerse, Atatürk’e, BAYAR üzerinden sığının” tavsiyesinde bulunmuştur (İkinci Kısım 8. Bölüm “Uzun süren bir satranç oyunu”). Büyüksün PAMUK büyüklüğüne şek yokdürur, gerçi yanlış söyleyenler çokdürur.

  1. Atatürk’le hesaplaşma konusu: Türkçe Kuran | Öykü-Şiir-Anı-Günce-Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: