Devlet – komplo ilişkisi

AKP’li Mehmet Metiner’in yangınlarla ilgili “görüşü” şu: “Bu yangınların arkasında üst akıl var. Yangınlar Türkiye’nin ekonomisine ve Erdoğan hükümetinin algısına yöneltilmiş bir terör saldırısından ibarettir” (Yeni Şafak, 6.8.2021).

Devletler ile komplo teorileri arasında ters orantı vardır. Devletler ne kadar güçlü olursa, felaketler karşısında o kadar az komploya başvurulur. Çünkü:

1) Devlet güçlüyse, zaten felaket olmadan önlem almıştır ve felaket olduğunda da hızla kontrol eder, hasarı azaltır. Böylece “arkasında üst akıl var” gibi komplolara sığınmaz.

2) Devlet güçlüyse, karşılaştığı felaketin gerçek failinin kim olduğunu zaten saptar ve öyle “üst akıl” gibi soyut özneye gönderme yapmadan somut faile işaret eder. İşaret etmekle kalmaz, hesap sorar.

Devlet özelleştirildi

Depremlerde, yangınlarda, sellerde duyduğumuz “hani bu devlet” çığlığı, sıradan bir feryat değildir; aslında liberalizmin “her şey özel olmalı” anlayışına isyandır. Çünkü devletin/kamunun uçağı ve iş makinaları başta her türlü aracının olması gerektiği felaket anlarında daha çok anlaşılır.

Güçlü devlet, güçlü ekonomisi, güçlü ordusu, güçlü demokrasisi, güçlü kurum ve işletmeleri olan devlettir ama aynı zamanda güçlü devlet, felaketlere hazırlığı olan, gerekli ekipmanı olan, felaket anında dış yardıma ihtiyacı kalmayan devlettir.

Özal’la başlayan, Demirel-Çiller’le süren ve Erdoğan’la zirve yapan özelleştirme, son tahlilde devleti güçsüzleştirme işidir. Her felakette bu gerçekle daha çok karşılaşıyoruz.

O zaman da geriye şu kalıyor: Devleti yöneten hükümet eleştirilmesin, AKP-THK anlaşmazlığı nedeniyle yangın söndürme uçaklarının kullanılamadığı konuşulmasın, tedbirsizlik, beceriksizlik ve yönetim sorununa tepki gösterilmesin diye 40 komplo ile 40 takla atılıyor…

Güçlü devlet bilimle hareket eder

Ormanları ABD’nin yaktığı, PKK’nin yaktığı konuşuluyor sosyal medyada. İkisi de şaşırtmaz. Çünkü nükleer kaygı nedeniyle savaşlar biçim değiştirdi. Elektrik santrallerine sabotajdan orman kundaklamaya kadar her türlü “terör faaliyeti” emperyalist yöntemlerin içindedir.

Ancak güçlü devlet, bunu saptar ve gereğini yapar. Cumhuriyet Savcılıklarının açtığı soruşturmalardan henüz böyle bir sonuç çıkmadı. Kaldı ki Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli 20 gün önce “çakmak yaksalar haberimiz oluyor” demişti, “İHA’lar ve 776 gözetleme kulesiyle yangınlara müdahale eden Türkiye’nin bu alanda lider ülke olduğunu” söylüyordu (Türkiye, 13.7.2021).

Ve bilim, günler öncesinden uyarıyordu. Hava sıcaklığının mevsim normallerinin çok üzerinde seyredeceği, bu nedenle önceki yıllardan daha fazla orman yangını çıkacağı anlatılıyordu. Tam da bu nedenle orman yangınları sadece Türkiye’de değil, Yunanistan, İtalya ve İspanya’da da felaket düzeyinde yaşanıyor. ABD’de bile California eyaleti üç haftadır yanıyor.

Aslında bu tartışmaları geçen yılki yangınlar sırasında da yaptık, önceki yıl da yaptık. Örneğin Em. Hava Tümg. Beyazıt Karataş’ın 2019 yangınları sırasında Pakdemirli’nin uçak açıklamalarına verdiği yanıtlara ve hükümetin almadığı tedbirlere dikkat çektiği konuşmasını bulup izleyin; bugün de geçerlidir.

Hükümet yönetememektedir

Tablo şu dört örnekle özetlenecek kadar vahimdir:

1) Erdoğan, “Yerleşim bölgelerindeki yangının sorumluluğu büyükşehir belediyesinin” dedi. Oysa yangın ormanda başladı, yerleşim bölgelerine ulaşana kadar sorumluluk devletindi. Bu söz, hükümetin söndüremediği yangının sorumluluğunu belediyeye atma acizliğidir!

2) Yangınlar başlar başlamaz, TOKİ yangından sonra yapacağı evlerin reklamına başladı. AKP’li Gündoğmuş Belediye Başkanı Mehmet Özeren de TOKİ reklamı yaptı: “Evleri kullanılamaz hale gelenler için TOKİ tarafından cüzi faizlerle 20 yıl ödemeli evler yapılacak. Çok eski evi olan vatandaşlar keşke bizim de evimiz yansaydı diyecekler.

3) Yangının daha ilk günlerinde, 30 Temmuz’da, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “milletimiz cömerttir” diyerek “yardım hesabı açılacağını” duyurdu. Erdoğan, yangın bölgesinde -seçim propagandası sırasında yaptığı gibi- vatandaşa otobüs üstünden çay paketi dağıttı.

4) Ve RTÜK, yangın genelgesi yayınlayarak, televizyonlara “yanan yerleri değil, sönen yerleri gösterin, kaos isteyenlere hizmet etmeyin” talimatı verdi.

Son söz: Akıl ve bilimle hareket azaldıkça, “üst akıl” arama işi çoğalıyor!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
7 Ağustos 2021

  1. Devlet – komplo ilişkisi | Öykü-Şiir-Anı-Günce-Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: