ABD’nin bir operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırması, emperyalist haydutluktur. (Bir devlet başkanının bu kadar kolayca ele geçirilmiş olması ise üzerinde ayrıca durulması gereken vahim bir durumdur.)
Olayın yaşanmasından saatler sonra Youtube kanalımda yaptığım yayında da vurguladığım gibi bu saldırının üç temel nedeni var: Beyaz Saray, 1) ABD’li emperyalist şirketleri kovan milli-sol Chavez programından ve bunun Güney Amerika’ya etkisinden rahatsız, 2) Venezuela’nın hammadde kaynaklarına çökmek istiyor, 3) Çin’e karşı Güney Amerika kıtasına yönelik yeni-Monroe doktrini uygulama amacında.
Çünkü Trump’ın “önce Amerika” doktrini, pratikte “önce ABD şirketlerinin çıkarları sonra diğerleri” demek. Trump yönetimi de “Amerika Birleşik Şirketleri”nin çıkarlarını koordine etme kuruludur.
Petrodolar sistemi sorunu
Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip. Doğalgaz rezervleri de olağanüstü. Ayrıca Venezuela altın rezervleri başta pek çok maden bakımından da zengin bir ülke. (ABD 25 yıldır bu kaynakların üretilmesini ve satılmasını engelliyor ki Venezuela ekonomisi zayıflasın ve Chavez programı halk desteğini kaybetsin!)
Milli-sol Chavez, 2001’de iktidar olduğunda ABD’li şirketleri kovdu ve petrolü millileştirdi. Trump’ın kovulan şirketlere atıfla, aylardır “aslında Venezuela petrolü bizim” demesi bundan.
Kuşkusuz ABD’nin bir süredir petrole doğrudan ihtiyacı yok, üretiyor ve satıyor. Ama yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinde de ifade ettikleri gibi 1) petrolün düşman saydıkları güçlerin eline geçmesini engelleme peşindeler, 2) “petrodolar sistemi” için petrolün satışının kontrollerinde olmasını istiyorlar, 3) enerji nakil hatlarını denetimde tutmayı amaçlıyorlar.
Bu o kadar açık ki başta eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris olmak üzere pek çok ABD’li siyasetçi, olayı “bu demokrasi ya da uyuşturucuyla mücadele değil, petrol ve güç arayışıyla ilgili” diye yorumladılar.
Nitekim Trump Venezuela’ya saldırıdan sonra yaptığı açıklamada “ABD’nin dev petrol şirketlerini Venezuela’da devreye sokacağız” dedi.
Stratejik gerilemede taktik hamle
ABD İsrail’i Ortadoğu’da saldırtıyor, doğrudan İran’ı vurdu, Grönland’ı istiyor, Panama’yı alma peşinde, Kanada’yı 52. eyalet yapma amacında, Güney Kafkasya’ya Trump Koridoru ile girdi…
Haliyle şu soruluyor: Hani ABD hegemonyası zayıflıyordu, hani çok kutuplu dünya inşa oluyordu?
Evet, burada bir değişiklik yok, ABD hegemonyası zayıflıyor ve çok kutuplu dünya inşa oluyor. Geçen yüzyılda “düzen kuran ABD” dünya üretiminin neredeyse yarısını yapıyordu şimdi yüzde 15’leree geriledi. Doların rezerv para olma oranı yüzde 60’ın altına düştü. İkili ticaretlerde ulusal paraları kullanma oranı adım adım artıyor. ABD’nin finans sistemine alternatifler ortaya çıkıyor. ABD, teknolojinin en önemli alanlarında geçilmiş durumda.
İşte tam da böyle olduğu için ABD saldırgan.
Emperyalist ABD, stratejik gerilemede taktik hamleler yaparak, gerilemeyi yavaşlatma ve çözülen düzeninden kalanları koruma peşinde. Hâlâ dünyanın en güçlü ordusuna sahipken, buna dayanarak mevzi tutmaya çalışıyor. Son Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinde özetle “Batı yarım küresi benim, kalanı için de uğraşacağım” demesi bundan. Ve evet, Savunma Bakanlığının ismini Savaş Bakanlığı yapmaları da bundan.
Chavez’in saptaması
Yazımı Amerikan Hegemonyasının Sonu (Kırmızı Kedi, 2019) kitabımın girişine aldığım sözle bitereyim: “Bütün tarih boyunca ABD İmparatorluğu’ndan daha terörist bir devlet görülmemiştir. Yankee İmparatorluğu çökecektir ve bu çöküş bu yüzyıl içinde olacaktır.”
Bu sözün sahibi Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’di. 2009’da bu saptamayı yapan Chavez, emperyalizmin iki yüzüne işaret etmişti. Emperyalist ABD hem terörist bir devletti ama hem de çöküşe gidiyordu.
Evet, dünyanın hakimi konumundaki düzen kurucu süper devletlerin çöküşü uzun olur ama ergeç olur. ABD süper devlet olmaktan çıktı, iki büyük devlet içinde büyüğü kalmaya çalışıyor aslında.
Stratejik düzlemde olan budur, taktik düzlemde yaşananların bunu değiştirmesi olası değil.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
5 Ocak 2026