Posts Tagged ABD Savunma Stratejisi
Pentagon’un yeni strateji belgesi
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 28/01/2026
ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinin ardından Pentagon’un Ulusal Savunma Stratejisi belgesi de yayımlandı.
Bugün Trump döneminde yayımlanan 2026 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi belgesini, Biden döneminde yayınlanan 2022 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi Belgesinden farkları üzerinden analiz edeceğiz.
Çin’le güçlü konumda müzakere arayışı
2022 tarihli belgede “Çin, ABD’nin ulusal güvenliğine yönelik en kapsamlı ve ciddi tehdit” olarak değerlendiriliyordu. ABD’nin Çin’i “baş rakip” gören o yaklaşımı, sonrasında NATO belgesine de girmişti.
2026 tarihli yeni belgede ise ABD’nin Çin’le çatışma istemediği, Çin’i güç ile caydırmayı esas aldığı vurgulanıyor. Belgede ABD Başkanı’nın “Çin ile istikrarlı bir barış, adil ticaret ve saygılı ilişkiler kurmak istediği” belirtiliyor ve “ABD’nin Çin ile güçlü bir konumdan müzakere etmesinin önemine” işaret ediyor. İşte Pentagon’un görevi de “Trump’ın uygun şartları müzakere edebileceği bir askeri güç konumu oluşturmak” diye ifade ediliyor.
Belgede Pentagon’un “Trump’ın yaklaşımıyla uyumlu olarak Çin’le stratejik istikrarı destekleyeceği, genel olarak çatışmaları önlemeye ve gerilimi azaltmaya odaklanacağı, bunun için de Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile geniş bir askeri iletişim yelpazesi arayacağı” belirtiliyor.
Belgede “ABD’nin amacının Çin’i domine etmek olmadığı, tersine Çin’in ABD’yi domine etmesinin önlenmesi” olduğu vurgulanıyor. ABD’nin bu amaçla Hint-Pasifik bölgesinde “güç dengesi” sağlayacak şekilde askeri koşullar oluşturmaya çalışacağı belirtiliyor. Pentagon bunun için “Birinci Ada Zinciri” boyunca savunma kuracağını ve bölgedeki müttefiklerini kolektif savunma için çaba göstermeye teşvik edeceğini kaydediyor.
Bu arada iki belge arasındaki en kritik farklardan biri de Tayvan. 2022’deki belgede “Çin’in Tayvan’a yönelik zorlayıcı faaliyetleri artırdığı” iddia edilerek, Tayvan Boğazı’nın istikrarının savunulacağı belirtiliyordu. 2026’daki belgede Tayvan’dan hiç bahsedilmiyor.
Rusya ‘yönetilebilir tehdit’ durumunda
Biden döneminde yayınlanan 2022 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde, Rusya “akut tehdit” olarak değerlendiriliyordu. Pentagon, Rusya’nın “kilit alanlarda ciddi ve sürekli riskler” oluşturduğunu belirterek Moskova’nın nükleer, seyir füzesi, denizaltı savaşı gibi yollarla ABD ile müttefiklerini tehdit ettiğini kaydediyordu.
Trump döneminin yeni Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde ise Rusya’nın, “NATO’nun doğu üyeleri için kalıcı ancak yönetilebilir bir tehdit olmaya devam edeceği” belirtiliyor. Böylece Rusya akut tehditten, yönetilebilir tehdide gerilemiş oluyor.
Bu arada yeni belgede önemli bir saptama da var: Rusya’nın Ukrayna’da savaşı sürdürebilmesi, “derin askeri ve endüstriyel güç rezervleri” ile “ulusal kararlılığa” sahip olduğunu gösteriyor.
Önceki Pentagon strateji belgesinin en önemli özelliği, Çin-Rusya ortaklığına vurgu ve ABD’nin bu “iki büyük gücü” caydırma zorluğuyla giderek daha fazla karşı karşıya kalacağı endişesiydi. Yeni belgede ise o endişe görünmüyor.
İran’a karşı bölgesel cephe
Belgede ABD’nin temel amacının İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğu belirtiliyor. “Geceyarısı Çekici” operasyonunun bu amaçla yapıldığı, ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer programını yok ettiği kaydediliyor.
İran’ın 12 Gün Savaşı’yla zayıflatıldığı, “Direniş Ekseni”nin yıkıma uğratıldığı belirtilen belgede “Şimdi İran rejimi, on yıllardır olmadığı kadar zayıf ve savunmasız durumda” deniyor.
Belge, İran’ın bu durumuna rağmen “konvansiyonel askeri güçlerini yeniden yapılandırma” çabasında olduğu, “vekilleri ciddi şekilde zayıflatılmış olsa da yıkılan altyapı ve yeteneklerini yeniden inşa etmeye” çalışabileceği belirtiliyor.
Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde ABD’nin İran’a karşı bir bölge cephesi inşa edeceğine işaret ediliyor. Bu cephenin merkezinde “örnek bir müttefik” diye nitelenen İsrail var. İsrail’in “ortak (ABD-İsrail) çıkarları destekleme gücünün” daha da artacağı belirtiliyor. ABD’nin Körfez’deki ortaklarının İran’a karşı “kendilerini savunmak için daha fazlasını yapmaya giderek daha istekli ve muktedir hale” geldiğine işaret ediliyor. Ve ABD “bölgesel ortaklar arasında entegrasyonu” teşvik ederek, “birlikte daha fazlasını yapabilmelerini” sağlayacağını belirtiyor.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
26 Ocak 2026
ABD’NİN PASİFİK STRATEJİSİ
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 18/02/2012
ABD’nin yeni dönem stratejisine ilişkin dört önemli belge var:
1. Mayıs 2010’da açıklanan “ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi.”
2. Hillary Clinton’un Kasım 2011’de Foreign Policy’de ilan ettiği “Amerika’nın Pasifik Yüzyılı” başlıklı dış politika belgesi.
3. “ABD – Çin Ekonomik ve Güvenlik İncelemeleri Komisyonu“nun, Kasım 2011’de ABD Kongresi’ne sunduğu 400 sayfalık rapoır.
4. Barrack Obama’nın Ocak 2012’de Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile birlikte ilan ettiği “ABD Savunma Stratejisi.”
ABD ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ – 2010
Mayıs 2010’da açıklanan “Ulusal Güvenlik Stratejisi” ile ABD, cephe savaşı yerine özel savaşı ve diplomasiyi tercih ettiğini, “yumuşak güç” kullanmayı esas alacağını ortaya koydu.
Bush döneminde, ABD’nin güvenliği, dünyanın en uç noktasındaki tehdidin ortadan kaldırılması yoluyla ülke güvenliğinin sağlanması anlayışına dayanıyordu. Bu stratejiye göre, dıştan içe halka halka kurulacak yapılarla ABD’nin güvenliği sağlanacak ve tehdit kaynağında yani ortaya çıktığı yerde yok edilecekti!
Obama döneminde ise bu dıştan içe güvenlik yapıları oluşturma stratejisinin yerini başka bir model aldı. Tam ters istikametteki, yani içten dışa örülen bu model, iki sütun üzerinde yükseliyordu.
Birinci sütünda, ABD’nin güvenliğinin içeriye dayandığı tezi vardı. Buna göre ABD güvenliği için öncelikle ülkenin içeride ekonomik, mali, teknolojik ve bilimsel olarak güçlenmesi gerekiyordu.
İkinci sütunda ise müttefikler vardı. ABD, müttefikleri üzerinden dışa doğru genişleyen bir siyaset ile güvenliğini sağlayacak; silahlı kuvvetlerini de bu yönelimde diplomasiyi tamamlayan bir unsur olarak değerlendirecekti.
AMERİKA’NIN PASİFİK YÜZYILI – 2011
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Kasım 2011’de Foreign Policy’de ülkenin yeni dış politika yol haritasını ilan etti.
Clinton “Amerika’nın Pasifik Yüzyılı” başlıklı belgede, “politikaların geleceği Afganistan veya Irak’ta değil, Asya’da belirlenecek ve ABD de bu sürecin tam merkezinde yer alacak” diyordu.
Clinton, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Filipinler ve Tayland’ın, ABD’nin pasifik stratejisi için kaldıraç olduğunu, Washington’un bu ülkelere dayanacağını, bu ülkelerle ortak savunma ve ortak hedefler konusunda işbirliğini geliştireceğini belirtiyordu.
ABD KONGRESİ’NE SUNULAN RAPOR – 2011
ABD Kongresi’ne sunulan 400 sayfalık rapor, esas olark Çin’in geldiği yeri saptıyordu.
Raporda, Çin’in “alan kontrolüne dayalı bir askeri strateji izlediği” vurgulanıyor ve “Pekin’in aktivitelerinin artık direkt olarak ABD’nin ilgi alanlarına etki yaptığına” dikkat çekiliyordu.
ABD SAVUNMA STRATEJİSİ – 2012
Barrack Obama’nın ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ve ABD Genelkurmay Başkanı Martin Demspsey’le birlikte Ocak 2012’de açıkladığı “ABD Savunma Stratejisi”nin köşe taşları şunlardı:
1. Obama, ABD’nin 10 yıldır devam eden savaş dönemini kapadığını ve yeni bir sayfa açtığını ilan etti. Panetta da, ABD’nin “stratejik bir dönüm noktasında” olduğunu vurguladı.
2. Obama, ABD’nin dünyadaki temel gücünün kaynağının ülke içindeki ekonomik güç olduğunu belirtip, bunu yenilemeye yöneleceklerini söyledi.
3. Obama, yeni ABD stratejisinin, “uzun dönemli askeri operasyonlarla ulus inşası” yaklaşımına son vereceğini ilan etti.
4. Bir önceki strateji belgesinde yer alan ve 2,5 savaş konsepti olarak anılan, “aynı anda iki büyük savaş ve bir yerel istikrar sağlama operasyonu kapasitesi” hedefi, yeni belgede yerini “bir büyük savaş ve bir yerel istikrar sağlama operasyonu kapasitesi” hedefine bırakıyordu.
5. Yeni strateji belgesinde, ABD’nin, problemleri müttefikleriyle birlikte çözeceği belirtiliyordu.
6. Yeni stratejide, ABD’nin güvenlik yöneliminin merkezinin Asya-Pasifik olduğu belirtiliyordu; Ortadoğu ise artık geride, ikinci sıradaydı… Yeni strateji belgesinde, Çin’e karşı Hindistan, Güney Kore, Japonya yayının dengeleyici olacağı savunuluyordu.
SONUÇ
Her üç belgenin ortaya koyduğu gerçek şu: “20. Yüzyılın Atlantik Yüzyılı” olduğu dönemi arkasına alarak “21. Yüzyılı Amerikan Yüzyılı” yapmak isteyen ABD, geride kalan 10 yılda bu hedefi gerçekleştiremeyeceğini görerek, doğrudan asıl hedefe yönelip, “21. yüzyılı Amerika’nın Pasifik Yüzyılı” ilan etmeye çalışacak!
NOT: Bugün ve yarın, Antalya TÜYAP kitap fuarında (Cam Piramit), okurlarla buluşuyoruz. Bekleriz…
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
18 Şubat 2012