Posts Tagged Çeçen Kampı

RUSYA, ELE GEÇİRİLEN TÜRK’ÜN İFADESİNE DAYANARAK DIŞİLERİNİ UYARDI: ‘YALOVA’DAKİ ÇEÇEN KAMPINA SON VERİN’

Rusya, Çeçenistan’da düzenlediği operasyonda, 4’ü ölü, 9’u sağ olmak üzere 13 Türk vatandaşını ele geçirdi. Rusya öldürülen Aydın Kaya’nın üzerinden çıkan mektuba dayanarak MİT’i suçluyor. Sağ ele geçirilen Ali Özçelik ise Yalova’da eğitim kampına katıldığını açıkladı. Rusya, bu ifadeye dayanarak Türk Dışişlerine yazı gönderdi. Gelişmeler, Aydınlık’ın, aylar önce duyurduğu, “Yalova’da Çeçen kampı” haberini bir kez daha doğruladı.

MEHMET ALİ GÜLLER
Aydınlık Dergisi
14 Aralık 2004

Rus güvenlik güçlerinin, 5 Kasım Cuma sabahı, Çeçenistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Grozni yakınlarında düzenlediği operasyonda toplam 30 terörist ölü olarak ele geçirildi. Öldürülenler arasında 4 de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çıktı. Rus güvenlik güçleri ayrıca 9 Türk vatandaşını da sağ olarak ele geçirdi.

Rusya, operasyonda öldürülen Türk vatandaşlarından Aydın Kaya’nın üzerinden çıkan mektuptaki ifadeler nedeniyle, hem Türk Dışişleri Bakanlığı’na yazı gönderdi, hem de MİT’i suçladı.

ÇEÇEN TERÖRİST – MİT BAĞLANTISI

Çeçenistan’daki Rus birlikleri terörle mücadele karargahının sözcüsü General İlya Şabalkin, öldürülen Türk vatandaşlardan ikisinin; 5 Nisan 1981 Malatya doğumlu Aydın Kaya ile 23 Nisan 1980 Samsun Vezirköprü doğumlu Burhan Çelebi olduğunu açıkladı.

General Şabalkin, RİA ajansına yaptığı açıklamada, Aydın Kaya’nın üzerinde bulunan gönderilmemiş mektupta iki önemli isme dikkat çekiyor. Bunlardan Muktedir İlhan, Kafkas Çeçen Dayanışma ve Kültür Derneği Başkan Yardımcılığı yapıyor. Kamuoyu onu Çeçen lider Cehar Dudayev’in eşi Alevtina Dudayeva’nın avukatı olarak tanıyor.

Mektupta yer alan ikinci isim ise Erhan Ersoy. Rus karargahı, Ersoy’un, MİT Rusya Masası’nda çalışan görevli olduğunu iddia ediyor.

General Şabalkin’in açıklamasına göre, Aydın Kaya, Muktedir İlhan’dan, Gürcistan üzerinden rahatça geçebilmesi için MİT ile bağlantı kurmasını istiyor.

KİMYASAL SİLAHLA OPERASYON PLANI

Muktedir İlhan’a yazılan mektupta, şu ifadeler de kullanılıyor: “Burada durum çok kötü. Gündüzleri bodrumlarda kalıyor, sadece geceleri kımıldayabiliyoruz. İnsanlar artık mücahitlere yardım etmiyor. Tehditler de işe yaramıyor. Hiçbir komutan diğerine güvenmiyor. İlacımız da kalmadı. Beslan’dan sonra beklediğimiz paralar da gelmedi.”
Mektupta ayrıca, içme suyuna katılmak için kimyasal madde gönderilmesi de isteniyor.

Rus karargahının Aydın Kaya’nın üzerinden çıkan mektuba dayandırdığı bir başka çarpıcı suçlamaya göre, Çeçen teröristler MİT bağlantıları kullanarak Grozni’de ‘Gümüş Sis’ adlı kimyasal silah kullanarak operasyon düzenlemeyi planlamışlar.
Rus karargahı, MİT’in Türkiye’de ‘Mazlum’ ve ‘Çeçenlerle dayanışma’ dernekleri kurdurduğunu, bu dernekler üzerinden Çeçenistan’a para ve yeni eleman gönderdiğini de açıkladı.

General Şabalkin, operasyonda, 150 kilogram patlayıcı yerleştirilmiş bir araç bulduklarını da söyledi.
Bu arada, Burhan Çelebi’nin babası Hamit Çelebi, “Oğlum burada sıvacılık yapıyordu. Bir şirket aracılığıyla dışarıya çalışmak için gideceğini söyledi. Ben gitmesini istemedim. 2-3 ay önce gitti. Oğlum Kazakistan’a gideceğini söyledi. Sonra haber alamadık” dedi.

MGK RAPORU: 58 TÜRK ÇEÇENİSTAN’A GİTTİ

1999 yılından beri Rusya tarafından öldürülen Çeçen teröristlerin yaklaşık 200’ü yabancı uyruklu. Rusya Savunma Bakanı Sergei İvanov’un verdiği rakamlara göre bunlardan 24’ü Türk.

Öte yandan geçen yıl MGK’ye sunulan bir raporda, 1999’dan bu yana 58 Türk vatandaşının Çeçenistan’a savaşmaya gittiği belirtilmişti.

AYDINLIK YAZARSA DOĞRUDUR!

Son operasyon üzerine Rusya Türk Dışişleri’ne “Çeçen terörüne karışan Türk vatandaşlarını takibe alması yolunda” bir ultimatom verdi. Rus Hükümeti Türkiye’nin işbirliği yapmaması halinde iki ülke arasında ciddi sorunlar yaşanacağını ve özellikle ekonomik alandaki gelişmelerin askıya alınabileceğini açıkladı. Özellikle Türkiye’yle yapılan bavul ticaretine ek vergiler konabileceğini belirten Rus Hükümeti, Türk vatandaşlarının Rusya’ya gitmesinin önüne daha geniş vize engelleri konabileceğini de belirtti.

Rusya’nın Türk Dışişlerine gönderdiği yazıdaki dikkat çeken bir başka nokta ise, sağ olarak ele geçirilen Ali Özçelik’in ifadesine dayandırılan bölüm! İfadeye göre, Türkiye’den Çeçenistan’a geçen Türk vatandaşları, Yalova Çiftlikköy ve Çınarcık kırsalındaki kamplarda, lojistik ve savunma eğitimi aldılar.

Böylece, Aydınlık’ın 895 sayılı, 12 Eylül 2004 tarihli “Yalova’da Çeçen terörist kampı” başlıklı kapak haberi de bir kez daha doğrulanmış oldu.

Rusya Ali Özçelik’in ifadesine dayanarak, Türkiye’den, hem iyi komşuluk gereği, hem de iki ülke arasındaki güvenlik işbirliği anlaşması gereği, bu bölgedeki tüm faaliyetlere derhal son vermesini ve kampta eğitilenlerin yakalanmasını istedi.

Türk Dışişleri, Rus Dışişlerine gönderdiği cevabi yazıda, iddiaların incelendiğini ancak belirtilen bölgede herhangi bir faaliyete rastlanmadığını, bununla birlikte terör eylemlerine göz yumulmayacağının belirtti.

,

Yorum bırakın

EMNİYET İFADESİ: YALOVA’DAN ÇEÇN TERÖR KAMPLARINA

GÜRCİSTAN’DAKİ ÇEÇEN KAMPLARINDA FAALİYET YÜRÜTEN MUSTAFA UYKIZ, YALOVA’DA YAKALANDI

Emniyet ifadesi: Yalova’dan Çeçen terör kamplarına

Yalova Emniyet Müdürlüğü’nün düzenlediği operasyonla ele geçirilen Mustafa Uykız, avukatının huzurunda verdiği ifadede, Yalova’daki faaliyetlerinin ardından Gürcistan’daki Çeçen kamplarına katıldığını kabul etti. 26 Haziran 2004 tarihli ifade tutanağında, Yalova’dan bu kamplara uzanan ve Türkiye’nin ulusal güvenliğini ilgilendiren faaliyetlerin perde arkası var.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Dergisi
19 Eylül 2004

Geçen haftaki “Yalova’da çeçen terörist kampı” haberimiz, Yalova Emniyet Müdürlüğü’nün bir operasyon sonucu ele geçirdiği şahıslara isnad ettiği suçla ve şahısların ifadeleriyle de doğrulandı. Yalova Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, düzenlediği bir operasyon sonucunda gözaltına aldığı 48 kişi hakkında, “25.06.2004 tarihi öncesinde uluslararası terörist faaliyetler kapsamında cihad bölgeleri olarak tabir edilen Afganistan, Pakistan, Çeçenistan vb ülkelere giderek terör örgütleri kamplarında askeri, siyasi ve dini eğitim aldıkları tespit edilen ve ilimizde de muhtemel faaliyetleri bulunan şahıslarla faaliyet yürütmek” şeklindeki isnad edilen suçla aldığı ifadelerden, “Yalova’dan Çeçen terör kamplarına” uzanan zincir ortaya çıktı.

Rusya, Gürcistan-Pankisi Vadisi’nde düzenlenen operasyondan sonra Çeçen teröristlere yardım eden Türk vatandaşlarının listesini Türk makamlarına iletir. Türkiye, yapılan güvenlik işbirliği gereği operasyon düzenler. Kocaeli’deki operasyonda ele geçirilen Yasin Dinçay’ın verdiği isimler arasında Mustafa Uykız’da vardır. Uykız, Yalova Emniyetince ele geçirilir. Avukatının da hazır bulunduğu ifadesinde, Gürcistan’a, İran’a, Azerbaycan’a ve Pakistan’a gittiğini kabul eden Mustafa Uykız, “Gürcistan’daki Çeçen kamplarında ‘sosyal yardım’ maksatlı bulunduğunu söyler. Uykız, Yalova’da da, benzer faaliyetlerde bulunduğunu kaydeder.

YALOVA VALİSİ’NİN AÇIKLAMASI

12 Eylül 2004 tarihli, Yalova’daki kampla ilgili kapak haberimizi hazırlarken, 9 Eylül 2004 Perşembe günü Yalova Valisi Yusuf Erbay’la da görüşmüştük. Geçen haftaki sayımızda da yayınladığımız gibi Vali Erbay, “bize bu konuda herhangi bir bilgi gelmedi” demiş ve şunları kaydetmişti:

“Vilayette hergün emniyet toplantısı yapıyoruz. Ayrıca ayda bir genişletilmiş emniyet toplantısı yapıyoruz. Tam da sizin anlattığınız konular üzerinde duruyoruz. Böyle bir şey olsa, kesinlikle üzerinde durulur. Ayrıca, böyle bir şey varda, köylülerin jandarmaya bildirmeleri gerekir. Bir ara bazı misyonerlik faaliyetleri oldu. Hep yakından takip edildi bu konu da. Yine de sizin verdiğiniz bu bilgiyi mutlaka değerlendirip gereğini yaparız.”

Yalova Valisi Yusuf Erbay, 13 Eylül 2004 Pazartesi günü, dergimize şu “tekzip”i yolladı:

“Yalova İl sınırları içerisinde bugüne kadar herhangi bir terörist kampı olmadığı gibi yasadışı örgütlerin eğitim yaptığı bir bölge yoktur. Gerçeği yansıtmayan bu tip asılsız iddiaların hiçbir ciddi araştırma yapılmadan yazılması kamuoyunu yanlış yönlendirdiği gibi turizmin gelişmesi için her türlü çalışmanın yapıldığı bir ortamda bölge turizmini olumsuz etkileyeceği açıktır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla bu açıklamanın derginizde yayınlanmasını rica ederim.”

TEKZİBİ TEKZİP EDİYORUZ!

Evet, Yalova Valisi Sayın Yusuf Erbay, haberimizi “tekzip” ediyor ve meseleye turizm açısından bakıyor. Oysa olay, Türkiye’nin ulusal güvenlik sorunu!

Vali Erbay’ın tekzibini biz de resmi bir belgeyle tekzip ediyoruz.

İşta Vali Erbay’ın görev alanı içindeki Yalova Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nce 26 Haziran 2004’te alınan ifade tutanağı.

Avukatının da hazır bulunduğu sırada ifade veren Mustafa Uykız isimli şahıs, Yalova’dan Çeçen terörist kamplarına uzanan zincir hakkında önemli açıklamalar yapıyor. Gürcistan’daki Çeçen kamplarına katıldığını kabul eden Uykız “sosyal yardım maksatlı” gittiğini söylüyor. İran, Azerbaycan ve Pakistan’da da bulunan Uykız, Yalova’da da para temin etmekten lojistik hizmetlere kadar çeşitli faaliyetler yaptığını kabul ediyor.

MUSTAFA UYKIZ KİMDİR?

Mustafa Uykız, 1967 Yalova doğumlu. Ortaokulu Yalova İmam Hatip Lisesi’nde okuyan Uykız, Yalova Merkez Endüstri Meslek Lisesi’ni ikinci sınıftan terk eder ve askere gider. 1989 yılında terhis olan Mustafa Uykız, kendi ifadesine göre, Yalova’ya döner ve Ülkü Ocakları’na gidip gelmeye başlar. 1992 yılındaki bölünmede, Alperen Ocakları’nı seçer. Alperen Ocakları Büyük Birlik Partisi’ne bağlı Nizamı Alem Ocakları ismini aldıktan sonra, siyasi sebeplerden dolayı başkanlığını yaptığı ocaktan ayrılır. 1995 yılında Ziya Peçe’nin ablası ile evlenir.

ZİYA PEÇE KİMDİR?

Ziya Peçe, 2 Şubat 2004 tarihinde, Çeçenistan’ın Vedeno İlçesi Ersenoy köyünde düzenlenen operasyon sonrasında ölü olarak ele geçirilir. Rus makamlarının, Sarp sınır kapısından çıkarak Gürcistan üzerinden ülkeye girdiğini belirttikleri Ziya Peçe’nin üzerinden pek çok silahın yanı sıra, Türk pasaportu da ele geçirilir. Pasaport, son iki yılı Çeçenistan’da geçiren Peçe’nin daha önce Pakistan’da bulunduğunu gösterir. Rus makamları, konuyla ilgili olarak Türk makamlarını bilgilendirir. Peçe’nin ağabeyi Yaşar Peçe, 9 Şubat 2004’te Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada, kardeşinin 2000 yılına kadar Yalova’da muhasebecilik yaptığını, sonra kendini birden dine verdiğini, ardından sakal bırakıp, şalvar giyip sarık taktığını belirterek, “En son 6 ay önce telefonla aradı konuştuk. Nerede olduğunu ne yaptığını bilmiyorduk” dedi.

RUSYA’DA METRO SALDIRISI

Yine “Putin Türkiye geldi, gelecek” denilen günlerde, 6 Şubat 2004’te, Rusya Metro’ya terörist saldırıyla sarsıldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Moskova ziyareti sırasında yapılan saldırıda 40 kişi hayatını kaybetti, 300 kişi de yaralandı.

7 Şubat 2004 tarihinde 40. Münih Güvenlik toplantısına katılan Rusya Savunma Bakanı İvanov, “bazı Türk vatandaşlarının ve Batı Avrupalıların Çeçen militanlara yardımcı olduğunu” söyledi.

PANKİSİ VADİSİ’NDE EĞİTİM

Rusya “Metro” saldırısının ardından geniş çaplı operasyonlar düzenledi. Yine bir operasyonda Namık Vahid Abbasoğlu isimli bir Türk vatandaşı ele geçirilir. Çeçen teröristlere yardım ettiği saptanan Türk vatandaşları hakkında Türk makamları bilgilendirilir.

15 Haziran 2004 tarihinde Kocaeli’nde bir operasyon düzenlenir. Emniyet’in ele geçirdiği Yasin Dinçay, Gürcistan’daki Pankisi Vadisi’nde eğitim yaptıklarını kabul eder ve burada eğitim görenlerin isimlerini açıklar. Dinçay’ın verdiği ifadede, Pankisi Vadisi’nde eğitim görenler arasında 12. sırada Mustafa Uykız da vardır.

Mustafa Uykız, düzenlenen operasyon sonucu ele geçirilir. Yalova Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, 26 Haziran 2004 tarihinde Mustafa Uykız’ın ifadesini alır. Uykız, avukatının da bulunduğu sırada verdiği ifade de Yasin Dinçay’ı Karamürsel’den tanıdığını, Gürcistan sınırları içerisinde çeşitli Çeçen mülteci kamplarında, çeşitli zamanlarda “yardım amaçlı” bulunduğunu kabul eder ama Pankisi Vadisi’ndeki eğitim kamplarına katılmadığını öne sürer.

YALOVA-ÇEÇEN KAMPLARI HATTINDA

GÜCİSTAN VE PAKİSTAN ZİYARETLERİ

Mustafa Uykız, Emniyet’teki ifadesine göre yurtdışına ilk kez mayıs 2001’de çıkar. Yener İğdeli ve İbrahim Türkmen’le Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e giden Uykız, kendilerini karşılayacak ve Çeçen kampına götürecek İlker isimli şahısla buluşamayınca Yalova’ya geri döner. Uykız, bu ilk Gürcistan ziyaretini “gidiş nedenimiz, Gürcistan’da bulunan Çeçen mülteci kamplarına sosyal destekte bulunmaktı” diye açıklar.

Mustafa Uykız, mayıs 2002’de, Nihat Şahin ile birlikte, önce Nahçıvan’a, oradan da Azerbaycan’a geçer. Bölgede 3 ay kalan Uykız, yine Emniyet’teki ifadesinde, “kamplarda bulunan yardıma muhtaç insanların ihtiyaçlarını karşıladık” der.

Mustafa Uykız, Nisan 2002 tarihine kadar çalışmalarını Yalova’da sürdürür. Uykız, Nisan 2002’de, Yalova’daki Dağıstanlıların yaşadığı Çiftlikköy’de ikamet eden Muhammed isimli şahıs ve Nihat Şahin’le birlikte, bu kez İran’a, Tebriz kentine gider. Üçlü burada bir ay kalır. İran üzerinden Azerbaycan’a geçemeyen üçlü, Tebriz’de kaldıkları misafirhanede tanıştıkları Tebliğ Cemaati’nden bazı şahıslarla birlikte Pakistan’a gitmeye karar verirler. Pakistan’ın Lahor şehrindeki Tebliğ cemaatinin Lahor-Rayvan merkezine giden grup burada 10 gün kalır. Oysa Mustafa Uykız, Emniyet’teki ifadesinde “Pakistan’a Arapça dil eğitimi için gittiğini” söyler!

Yalova’ya dönen Uykız, temin ettiği parayla, bir ay sonra, yine İstanbul-İran üzerinde Pakistan’ın Lahor kentine gider. Uykız bu kez Lahor-Rayvan’da 15 gün kalır. Yeniden Yalova’ya dönen Uykız, iki aylık faaliyetinin ardından bu kez Ersan Işık’la birlikte İran-Tebriz’e gider. Uykız, bir ay kaldığı Tebriz’den, yeniden Yalova’ya döner.

ZİYA PEÇE’YLE YALOVA’DA FAALİYET

Mustafa Uykız, 23 Kasım 2003’te Rus güvenlik güçleriyle çatışmaya giren kayınbiraderi Ziya Peçe’yle, çatışmadan bir hafta sonra irtibata geçer. Peçe, Azerbaycan’dan İstanbul’a döner. Uykız, İstanbul’da Peçe ile buluşur. Ziya Peçe, 23 Kasım 2003 ile öldüğü 2 Şubat 2004 tarihindeki operasyondan önce bir süre Yalova’da faaliyetlerde bulunur. Uykız, bu durumu Emniyet’teki ifadesinde “Ziya Peçe ile Yalova’da çeşitli ortamlarda bir arada bulunduk” diye açıklar.

Dikkat çeken bir başka ayrıntı da Türkiye İnsan Hakları Vakfı TİHV’nin raporunda var. Rapora göre 27 Haziran 2003’te Kırıkkale’de, “Afganistan, Pakistan ve Çeçenistan’da eğitim aldıkları saptanan” M.U, T.K, E.I, A.I ve O.Y ile Ziya Peçe gözaltına alınır. Aynı gün tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırlar. Buna göre Ziya Peçe ile birlikte gözaltına alınan “M.U”nun faaliyetlerinin Yalova dışında da olduğu görülüyor.

AYDINLIK SORUYOR

Yalova Valisi Sayın Yusuf Erbay’a soruyoruz. İliniz sınırları içinde Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı bu operasyon hakkında bilgilendirilmediniz mi? Vilayette “her gün yapılan emniyet toplantılarında ve ayda bir yapılan genişletilmiş emniyet toplantılarında” bu konu hakkında bilgilendirilmediniz mi?

Biz söyleyelim. Rusya, Gürcistan’daki Pankisi Vadisi operasyonundan sonra Türk makamlarını bilgilendirdi ve bir liste verdi. Türkiye-Rusya Güvenlik İşbirliği nedeniyle harekete geçildi. Önce Kocaeli’nde, ardından da Yalova’da operasyon düzenlendi. Yalova’da düzenlenen operasyon sonucunda bu tür faaliyette bulunan 48 kişi saptandı ve ifadeleri alındı. Biz bu ifadelerden birini yayınladık.

Ve diyoruz ki, olay, Türkiye’nin ulusal güvenlik sorunudur ve üzerine gidilmelidir.

 

YALOVA’DA YAKALANAN MUSTAFA UYKIZ’IN EMNİYET’TEKİ İFADESİ

‘Gürcistan’daki Çeçen kamplarında bulundum’

SORULDU: Yurtdışına ilk kez hangi tarihte çıktınız, hangi ülkeye ne şekilde gittiniz? Gidiş amacınız, aldığınız eğitimler hakkında bilgi verir misiniz.

CEVAP: Yurt dışına ilk kez 2001 yılının mayıs ayında çıktım. Gürcistan ülkesinin Tiflis kentine gittim. Yanımda Yener İğdeli ve İbrahim Türkmen vardı. Bizi Tiflis’te daha önceden Karamürsel’den tanıdığım İlker isimli bir arkadaşım karşılayacaktı ancak kendisi bizi karşılamadı. Biz de bir gece kaldıktan sonra geri döndük. Bizim bu seferde gidiş amacımız Tiflis’te bulunan Çeçen mülteci kamplarına sosyal destekte bulunmaktı. İkinci sefer 2002 yılının mayıs ayında Nihat Şahin ile birlikte önce Nahçıvan’a geçtik. Burada yaklaşık olarak üç ay süreyle bu kamplarda bulunan yardıma muhtaç insanların ihtiyaçlarını karşıladık. Üç ayın sonunda Türkiye’ye tek başıma geri döndüm. 2003 Nisan ayına kadar Türkiye’deydim. Yalova’da Dağıstanlı Çiftikköy’de oturan Muhammed isimli şahısla beraber Nisan ayı içerisinde önce İran ülkesine geçtik, Tebriz kentinde yaklaşık bir ay kaldık. Yanımızda daha önce beraber Gürcistan’a gittiğim Nihat da vardı. Buradan Azerbaycan’a geçemediğimiz için o dönemde Tebriz’de kaldığımız misafirhanede tanıştığım Tebliğ Cemaati’nden şahısların vasıtasıyla Pakistan’ın Lahor şehrine Tebliğ Cemaati’ne ait Lahor Rayvan’da bulunan merkezine Arapça dil eğitimi almak üzere Nihat’la beraber geçtim. Bu merkezde çeşitli maddi sorunlardan dolayı bir miktar para temin ederek tekrar İstanbul-İran üzerinden Pakistan’ın Lahor şehrine gittim. Lahor- Rayvan’da yaklaşık onbeş gün kaldıktan sonra rahatsızlığım neticesi Türkiye’ye geri dönmek zorunda kaldım. Yaklaşık olarak iki aya yakın Türkiye’de kaldım, bu dönem içerisinde herhangi bir faaliyetim olmamıştır. Daha sonra 2003 yılının ağustos ayında tekrar Pakistan’a gitmek üzere İran’ın Tebriz kentine geçtim. Bu gidişimde İran’da Ersan Işık da vardı. Yaklaşık bir ay kadar İran’da kaldıktan sonra vize problemi yüzünden Türkiye’ye dönüş yapmak zorunda kaldım. Ersan ile birlikte döndük. Nihat Şahin ile de haberleştik, o da Türkiye’ye döneceğini söyledi. En son dönüşümden sonra genel olarak Yalova’da kaldım.

SORULDU: Çeçenistan’da faaliyet yürüten Ziya Peçe ile olan irtibatların hakkında bilgi verir misiniz?

CEVAP: Bana sormuş olduğunuz Ziya Peçe benim kaynım olur. 1995 yılında ablası ile evlenmeden önce pek samimiyetimiz yoktu. Ablası ile evlendikten sonra irtibatım oldu. Kendisi ile 23 Kasım 2003 günü Rus güvenlik güçleriyle Çeçenler arasında meydana gelen, daha sonra da şubat ayında medyaya yansıyan çatışmadan yaklaşık bir hafta sonra telefonla irtibat kurdum. Ziya Peçe Azerbaycan’dan İstanbul’a geldikten sonra orada ziyaret ettim ve daha sonra da Yalova’da çeşitli ortamlarda bir arada bulunduk. Bu zaman zarfında güvenlik güçlerine teslim konusunda bilgi alışverişi yapmadık.

SORULDU: Kocaeli ili tarafından 15.06.2004 günü yapılan operasyonda göz altına alınan Yasin Dinçay’ın ifadesinin beşinci sayfasında Pankisi Vadisi’nde eğitim alan kişiler sıralamasında on ikinci şahıs olarak adınız geçmektedir. Bu konu ile ilgili bildiklerinizi aktarınız.

CEVAP: Ben Gürcistan sınırları içerisinde Çeçen mültecilerin ailelerinin bulunduğu kamplarda çeşitli zamanlarda yardım amaçlı faaliyetlerde bulundum. Ancak Pankisi Vadisi’ndeki eğitim faaliyetlerine hiçbir zaman katılmadım. Yasin Dinçay benim Karamürsel’den tanıdığım bir şahıs olup, benim Gürcistan’a gidip geldiğimi bildiğinden dolayı bu şekilde ifade vermiş olabilir.

SORULDU: İfadenizin akışı içerisinde Çeçenistan’daki insanlara maddi yardım sağlama amaçlı Yalova ve civarındaki faaliyetleriniz olduğuna dair bilgi verdiniz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

CEVAP:Ben Çeçenistan’daki insanların mağdur olduğunu düşündüğümden onlara yardım edebilmek için ve Allah rızası için kendi çabalarımla Yalova ve civarında gerek para olsun gerekse giyecek yiyecek açısından olsun yardım etmek istemedim. Aslında ben Çeçenistan’da savaşmak isterdim ama askeri eğitimim olmadığından ve kendimi savaş konusunda yeterli görmediğimden orada külfet olabileceğimi düşündüm. Bu yüzden bu şekilde destek vermeye çalıştım.

SORULDU: Selefilik ve Vehabilik hakkında bildikleriniz nelerdir? Bunlara bakış açınız nelerdir?

CEVAP: Selefilik ve Vehabilik hakkında herkesin bildiği kadarını biliyorum. Selefilikle herhangi bir alakam yoktur.

Yorum bırakın

KAMPTAKİ SON GRUP, 20 GÜN ÖNCE BÖLGEDEN AYRILDI: YALOVA’DA ÇEÇEN TERÖRİST KAMPI

Çeçen terörist kampı, Davlumbaz Tepe’nin eteklerinde ve Erikli Şelalesi’nin yakınında. Türk Ordusu bölgedeki kamplara karşı. Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre MİT Bursa biriminde görevli A.E, bölgedeki terörist faaliyeti izliyordu. A.E’nin tayini Diyarbakır’a çıkarıldı. A.E, Diyarbakır’a tayini belli olduktan sonra, 24 Mayıs’ta şüpheli bir şekilde öldü.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Dergisi
12 Eylül 2004

Aydınlık Haber Merkezi’ne bir buçuk ay önce ulaşan bilgi şuydu: “Yalova’nın dağlarında yasa dışı örgütler eğitim yapıyor. Çoğunluğu dışardan gelen Kafkas kökenliler gruplar halinde ideolojik, sportif ve askeri eğitimden geçiriliyor.”
Aydınlık bir buçuk aylık titiz bir çalışmanın sonucunda kamp yerini buldu ve görüntüledi. Kampa tanıklık edenlerle konuştu.

KAMPTA BİR GECE

Önce Yalova-Termal yolundan Çınarcık’a ve hemen güneyindeki Teşvikiye Köyü’ne geldik. Bu köyde buluştuğumuz ve söz konusu kampta bir gece kalmış olan Kafkas kökenli E.İ’den kampla ilgili ilk bilgileri aldık. Kamp Erikli Yaylası’nda bulunuyordu. E.İ, geçtiğimiz Temmuz ayında bir gece geçirdiği kampta Kafkas kökenli on kişilik grubun sportif eğitim yaptığına tanık olmuştu. Gruptakiler, aralarında, yakında ülkelerine döneceklerini ve zor koşullara alışmaları gerektiğini konuşuyorlardı.
İlk bilgileri aldıktan sonra, Erikli Vadisi üzerinden ve orman yolundan güneye, Erikli Yaylası’na yöneldik. Orman yolunda karşılaştığımız traktör sürücüsü N.Ö ile tanıştık. N.Ö. ile yaptığımız söyleşiyi yan sütunlarımızda bulacaksınız. N.Ö. işi gereği uzun süre Çeçen terörist kampının çevresinde dolaşmıştı. Zaman zaman koruma çabasında olmakla birlikte, kamp yapanlar ve faaliyetleri hakkında Aydınlık’a önemli bilgiler verdi. Yurtdışından on, on beş kişilik gruplar halinde gelen Kafkas kökenliler, beş ile on gün arasında kampta kalıyorlardı. Onlar ayrılınca yerlerine yeni grup geliyordu.

ERİKLİ YAYLASI’NDAKİ NOKTA

N.Ö.nün anlatımına göre, faaliyetlerinin önemli bölümünü dinsel ve sportif eğitim oluşturuyordu. Toplu namaz en göze batan eylemleriydi. “Ruslarla ve yabancılarla savaşmaya” hazırlanıyorlardı. Onları en son geçtiğimiz Temmuz ayında görmüştü.
N.Ö’nün kampın yerini tarif ettiği toprak yoldan bir süre daha yürüdük. Orman içinde mevsimlik bir evde kalan H. ile tanıştık. Konuşmaktan çekinen H. sadece kampın yerini gösterdi.
Kamp yeri, Şenköy-Teşvikiye-Kurtköy-Güneyköy dörtgeninin ortasındaki Erikli Yaylası’nda, Davlumbaz Tepe’nin eteklerinde ve Erikli Şelalesi’nin hemen yakınında. Çadır kurulduğu için basılmış ve ezilmiş toprak, yarı yanmış kütükler, bir baraka ve tepeye doğru yürüyüşümüzde bulduğumuz savaşçı giysisini andıran yeni bir ceket dikkatimizi çekti.

“MOBİL KAMP”

Aydınlık muhabirleri karşılaştıkları bu tabloyu terör uzmanlarıyla konuştular. Uzmanlar bu yeri “mobil kamp” olarak tanımladılar. Genellikle bu kamplarda dört aşamalı eğitim gerçekleşiyor. En dış halka olan 4. mobil kampta ideolojik, moral eğitim veriliyor. Toplu namaz ve kitap okuma tipik eylemleri oluyor. Ayrıca yürüyüş ve koşu yapılıyor, sportif faaliyetler gerçekleştiriliyor. 4. kademe mobil kamp, terör örgütünün çevredeki halkla ilk temas noktasını da oluşturuyor. Fark edilme olasılığı dikkate alınarak hazırlanan 4. mobil kamp, insanlara ilk izlenim olarak bir grup gencin kamp faaliyeti gibi sunuluyor. Böylece terörist eğitimin tümü bir örtü altına alınmış oluyor. Bu ilk kademe kamp resmi gücün denetiminde değilse, mutlaka yer değiştirmek zorunda.
3. 2. ve 1. kademe kamplarda ise, dövüş sporları, operasyon planlama, operasyonda görev alma, tuzak kurma, bomba hazırlama ve kullanma, silahlı eğitim gibi faaliyetler gerçekleştiriliyor.

BÖLGE KAFKAS KÖKENLİ

Çeçen terörist kampının bulunduğu bölge sosyolojik açıdan oldukça ilginç. Burası özel bir bölge olarak tanımlanıyor. Kampın çevresindeki köylerin tamamı Kafkas kökenli. Çeçen, Dağıstanlı, İnguş, Abhaz ve Çerkezlerin yaşadığı bölgede geçmiş yıllarda da çeşitli kamp faaliyetleri yapılmıştı. Burada yıllar önce Hizbullah’ın kampı açığa çıkartılmıştı. Civar köyleri şöyle bir gözümüzün önüne getirecek olursak;
Güneyköy’de Dağıstanlılar ikâmet ediyor.
Kurtköy’de Gürcüler ve Karadeniz kökenliler hakim. Karadeniz kökenliler de esas olarak Kafkasya’dan geliyor.
Termal’de Gürcü kökenliler ağırlıkta.
Teşvikiye’de Karadeniz ve Kafkas kökenliler yaşıyor.
Kocadere-Şenköy’de büyük bölümü Kafkaslar’dan, bir kısmı Balkanlar’dan gelen göçmenler ağırlıkta.
Selimiye ve Esenköy’de de Kafkas göçmenleri çoğunluğu oluşturuyor.
Bu köylerde yaşayan çok sayıda yurttaşımızla konuştuk. Hemen tamamı bölgenin geçmiş yıllardaki eylemler dolayısıyla bir terör merkezi olarak tanınmasından rahatsız. Ayrıca bölgedeki mafya ve tarikat faaliyetinden de huzursuzluk duyuyorlar. Ancak küçük bir kesimin Çeçen teröristlere sempatiyle baktığı da söylenebilir.

MAFYA, TARİKAT VE FUHUŞ MERKEZİ

Bölgenin bir diğer özelliği de, tarikat kontrolünün yoğun olması. Başta Nakşiler olmak üzere pek çok tarikat, gerek örgütlenmeleriyle, gerekse bölgedeki ticari faaliyetleriyle göze çarpıyorlar.
Bu bölge ayrıca fuhuş, kara para aklama, uyuşturucu trafiği merkezi olarak da dikkat çekiyor. Bu sektör elbette arazi ve kıyı mafyasıyla da birlikte çalışıyor. Alaaddin Çakıcı da, bir süre bu bölgede saklanmış ve yine bu bölge üzerinden Avusturya’ya firar etmişti.
Durumun ağırlığını göstermesi bakımından bir örnek veriyoruz: 170 bin nüfuslu Yalova’da resmi rakamlara göre her gün 10 bin kişi fuhuş sektörüne girip çıkıyor. İsmi Aydınlık’ta saklı 16 otel bu sektörde faaliyet gösteriyor. Bu bölgeye Canavarlar Vadisi ismini boşuna koymamışlar! İlginç olanı, Canavarlar Vadisi’nin Bursa’daki istihbarat merkeziyle bağlantılı olması.

TÜRK ORDUSU KAMPLARA KARŞI

Kampın bulunduğu bölgede son aylarda yaşanan bazı gelişmeler, eğitilen Çeçen teröristlerin ne tür faaliyetlerde kullanıldıkları konusunda da fikir veriyor. Türk Ordusu bölgedeki kamplara karşı. Özellikle 1999’da Türkiye ile Rusya arasında yapılan Güvenlik Anlaşması’ndan sonra, TSK bu tür girişimleri önleme konusunda titiz davranıyor. En son 57. Hükümet zamanında böyle bir girişim olmuş, derhal önlenmiş. Ancak, gücünü işbirlikçi iktidarlardan alan MİT içindeki bazı CIA’cı unsurlar, yıllardan beri bölgedeki kampları hem kolluyor hem de burada eğitim alan teröristleri ulusal ve uluslararası çeşitli operasyonlarda kullanıyor. Bölgede kamp çalışması konusunda uzun süren sessizlikten sonra, Aydınlık’ın Çeçen terörist kampını saptamasıyla, AKP yetkililerinin “ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin emrindeyiz” türünden açıklamalarının aynı döneme denk gelmesi ilginç.
Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre, bölge son zamanlarda bu kuvvetler arasında büyük bir çatışmaya sahne oluyor. İşte bölgede son aylarda yaşanan bazı gelişmeler?

MİT GÖREVLİSİNİN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ

Milli İstihbarat Teşkilatı Bursa Birimi’nde görevli A.E, 24 Mayıs 2004 yılında şüpheli bir şekilde intihar etti. Aynı gün MİT’ten yapılan açıklamada şöyle denildi:
“24 Mayıs 2004 tarihinde teşkilatımızın Bursa biriminde görevli A.E, geçirdiği bir bunalım sonucu aynı birimde çalışan meslektaşı S.Ç.’nin ölümüne sebep olmuş ve bilahare intihar etmiştir… İki değerli mensubumuzun kaybına sebep olan ve camiamızı derinden üzen bu müessif olayın, yakın sosyal çevrelerinde yeni üzüntülere sebebiyet verebilecek yanıltıcı haberlerle işlenmesinin uygun olmadığına inanılmaktadır. Bu çerçevede kamuoyunu doğrudan bilgilendirme gereği duyulmuştur.”
Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre MİT Bursa biriminde görevli A.E, yukarda ayrıntılarını açıkladığımız bölgedeki terörist faaliyeti izleyen ekiptendi. Gelişmeler üzerine, A.E’nin tayini Diyarbakır’a çıkarıldı ve ulaştığı bilgilerin üzeri kapatılmaya çalışıldı. A.E, Diyarbakır’a tayini belli olduktan sonra da, 24 Mayıs’ta şüpheli bir şekilde öldü. A.E’nin ölümünden sonra da bu terörist faaliyeti gözaltında tutanları etkisizleştirme çabası sürdürüldü. Yayına hazırlandığımız sırada, MİT Bursa birimi bu hazırlığımız dolayısıyla karma karışık durumdaydı.

BASAYEV’İN DANIŞMANLARI, BURSA’DAN RUSYA’YA TESLİM OLDU

Çeçen komutan Şamil Basayev’in yardımcılarından Magomad Togayev adlı Çeçen lider, bu yılın Nisan ayında Rus makamlara teslim oldu. Togayev yıllarca Bursa’da saklandığını söyledi.
Yine Basayev’in yardımcılarından Abdula Aliyev ise, 5 Temmuz 2004 tarihinde Dağıstan özerk Cumhuriyeti’nde Rus yetkililere teslim oldu. Savcılık yetkilileri, Abdula Aliyev’in (72), 1999’dan bu yana yaşadığı Türkiye’den Dağıstan’ın başkenti Mohaçkale’ye geçtiğini ve burada gönüllü teslim olduğunu kaydettiler. Aliyev, Basayev ve Arap asıllı komutanlardan Hattab’a bağlı savaşçıların Ağustos 1999’da komşu Dağıstan’a saldırmasından bu yana Rus yetkililer tarafından aranıyordu.
Rusya’nın talebi üzerine Interpol tarafından arananlar listesine alınan ve Rus yetkililere teslim olan Çeçen Abdullas Aliyev’, kalp ve mide ameliyatı olduktan sonra Yalova’da yaşadı. Abdullah Aliyev, kendisiyle görüşmek için Yalova’ya gelen bir Rus televizyon ekibiyle birlikte, İstanbul’dan, uçakla Dağıstan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Mahaçkale’ye gitti ve burada Rus yetkililere teslim oldu. Aliyev ile Yalova’da son kez görüşen Şamil Vakfı’nın ve Diriliş Partisi’nin kurucu üyesi Cafer Barlas, 6 Temmuz 2004’te AA muhabirine yaptığı açıklamada, Aliyev’in, sağlık durumu iyi olmadığı için son günlerini ülkesinde geçirmek istediğini söylediğini belirtti.

,

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın