Posts Tagged Haziran Halk Hareketi
HAZİRAN İSYANI PAKETİ GECİKTİRDİ
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 05/10/2013
Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı “demokratikleşme paketini” incelediğimiz ilk iki yazıda, paketi içeriği üzerinden ele almış ve “paket böler, devrim birleştirir” demiştik.
Paketin bir de bizim için siyasal mücadele anlamı var. Bugün o anlamı inceleyeceğiz:
ÖNCÜ PAKET
1. Öncelikle belirtelim: Paket, 2009’da başlatılan Kürt Açılımı’nın paketidir, hatta paketlerinden biridir. Öncü pakettir. Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi devamı gelecektir.
Peki, neden parça parçadır? Çünkü Erdoğan’ın paketi tümden ilan edecek gücü yoktur. Erdoğan paketi gücü oranında adım adım, aşama aşama açıklayabilmiştir.
2. Erdoğan’ın 10 dakikalık paketin girişinde 50 dakikalık konuşma yapması ve henüz açıklamadığı maddelerle ilgili sürekli “muhalefet beğenmeyecek” savunmasına başvurması anlamlıydı.
KORKUDAN BAYRAĞA SARILMAK
3. Erdoğan’ın bölücü paketi açıklarken arkasına abartılı bir şekilde 6 Türk Bayrağı alması ve konuşması boyunca sık sık Gazi Mustafa Kemal’e sığınması, kuşkusuz paketin örtüsüydü ama aynı zamanda korkunun perdesiydi.
4. Öyle ki, Erdoğan İstiklal Marşı’nın “korkma” diye başlamasının altını çizerek hem kendisine, hem de tabanına moral vermeye çalıştı.
5. Paketin liberal çevrelerde “dağ fare doğurdu” şeklinde ele alınması dikkat çekiciydi. Zira ağırlıklı olarak o çevrelerin dâhil olduğu Akil Adamlar, Erdoğan’dan günler önce yaptığı açıklamalarla, paketin çok daha kapsamlı olduğunu dile getirmişlerdi.
Kuşkusuz bu salt dışarıdan bir öngörü değil, kendilerinin de dâhil olduğu içeriden bir bilgiydi. Öngörülerinin çıkmaması, Erdoğan’ın zemini henüz uygun bulmamasındandı.
HAZİRAN İSYANI MUTABAKAT TAKVİMİNİ VURDU
6. Asıl açıklamasını haftaya bırakarak kısa bir açıklama yapan KCK Eş Başkanlığı’nın paketten memnun olmaması önemliydi. O açıklamanın kodlarına bakılırsa, paketin “bu içeriği” geç kalmıştı. Şimdiye kadar bu içerikteki paket çoktan açıklanmalı ve sırada yeni paketler olmalıydı.
Açıklamadaki bu kodlar önemliydi, zira AKP ile PKK arasında uzunca bir süredir takvim tartışması yaşanmaktaydı. Öcalan’ın da dâhil olduğu takvimler, 1 Eylül diye başladı ve 15 Eylül, 1 Ekim ve 15 Ekim diye devam etti.
7. Peki takvimler, AKP ile PKK’nin tartışmasına varacak kadar neden ötelendi? Yanıt Haziran Halk Hareketi’ydi!
Haziran İsyanı sadece AKP hükümetini sallamakla kalmadı, aynı zamanda AKP-PKK müzakerelerine de darbe vurdu! Haziran İsyanı, mutabık kalınan takvimleri şaşırttı! Haziran İsyanı, Erdoğan’ın açıklayacağı paketleri geciktirdi!
ERDOĞAN’IN GEZİ SENDROMU
8. Gezi sendromu bütün haşmetiyle AKP’nin üstündedir. Bunu Erdoğan’ın günlük konuşmalarından da anlıyoruz. Erdoğan, konu ne olursa olsun, konuşmasını bir şekilde Gezi eylemlerine getirmekte ve tabanına “başaramadılar” mesajı vermeye çalışmaktadır.
9. “Demokratikleşme paketinin” açıklandığı gün, AK yorumcuların ekranları doldurup benzer şeyleri söylemesi şaşırtmadı. Ancak bazılarının, “Erdoğan, Gezi’nin özgürlük talebini yerine getirdi” demesi çarpıcıydı. Bu yorumcuların utanmak pahasına böylesi bir saçmalığı dile getirmesi, AKP’nin Gezi sendromunun bir yansımasıydı.
HAZİRAN’DAN GÜÇ ALMAK
“Demokratikleşme paketi” ABD’nin belirlediği, AKP’nin açıkladığı ve PKK’nin yararlanacağı bir öncü pakettir.
Ellerinde Türk bayraklarıyla “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyerek bağımsızlık programını temel alan Haziran İsyancıları, işte bu bölücü pakete ağır bir darbe vurdu.
Ancak bu öncü paketle görülmüştür ki, sıradaki paketler daha ağır olacaktır.
Türk milleti artık bu gerçeğe göre konumlanmalı ve Haziran’dan aldığı gücü vatanının bütünlüğü için kullanmalıdır!
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
5 Ekim 2013
KATIR SIRTINDA YAYINCILIK KARARLILIĞI
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 26/09/2013
Aydınlıkçıların değerli kaptanı Ferit İlsever acaba anımsayacak mı? Ulusal Kanal’ı kurduğumuz ilk yıllarda şöyle bir konuşma geçmişti aramızda: Emperyalist sistem ve işbirlikçileri, Ulusal Kanal gibi kitle yayını yapmaya çok uygun bir araç üzerinden Türk milletine gerçekleri anlatmamıza acaba ne kadar müsaade edecekti? Hangi tertipleri uygulayacaktı? Hangi baskı araçlarını devreye sokacaktı?
Kuşkusuz bir karamsarlık sohbeti değil, tersine kararlılık cümleleriydi ağzımızdan dökülenler. Nitekim sohbet biterken şöyle bağlamıştık: Biz Aydınlıkçılar, mecbur kalırsak, vericiyi, çanağı katır sırtına yükler, yayını dağlardan yapardık!
Zira yeni yüzyılda, Kurtuluş Savaşı’nın Telgrafçı Hamdileri bizdik artık. Ve Türk milletine gerçekleri ulaştırmak, boynumuzun borcuydu…
Tüm bunları neden yazdığımı biliyorsunuz. Ulusal Kanal’ı kapatmaya soyunanlara yanıt diye yazıyorum ve “Ulusal Kanal’ı susturamazsınız” diye haykırıyorum!
ULUSAL KANAL’IN 1 MART’TAKİ ROLÜ
Son dönemde Ulusal Kanal’a yönelik artan sınırsız saldırıların arkasında tek bir gerçek var: Ulusal Kanal, diğer haber kanallarından daha çok izleniyor!
Bu, Türk milletinin penguen belgeseli yerine kendi mücadele belgeselini izlemesi demek! Bu, Türk milletinin aydınlanması demek! Bu Türk milletinin, gerçeği bilmesi ve değiştirmeye soyunması demek!
Tüm korkuları bundandır…
Bakın sadece şu iki örnek bile korkularını anlamaya yetecektir:
1. Hiç abartmadan söylüyorum. Türkiye 1 Mart 2003 tarihli savaş tezkeresinden kurtulduysa, bunun en önemli aktörlerinden biri Ulusal Kanal’ın yayıncılığıdır! O tarihte Kanal’ın Haber Müdür Yardımcısıydım ve Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, Haber Müdürü Serhan Bolluk, Ankara Temsilcisi Hikmet Çiçek ve Ankara Haber Müdürü Fikret Akfırat’ın kararlı yayıncılığının, Türkiye’yi bu badireden atlatmak için verdikleri büyük mücadelenin tarihi tanığıyım.
2. Ulusal Kanal, halkın kanalı olarak halkın devrimci şahlanışının da adresi oldu! Ulusal Kanal’ın Haziran Halk Hareketi yayınları, emin olun, gelecekte hem siyasi önemi nedeniyle anılacaktır hem de “zorlu yayıncılığa örnek” olarak iletişim fakültelerinde anlatılacaktır.
Çünkü Ulusal Kanal Haziran’da Türkiye’nin ikinci kurtuluş savaşı destanını yayınladı!
AYDINLIKÇILARA ERGENEKON TERTİPLERİ
1 Mart tezkeresine karşı yayıncılığı anlatırken verdiğim isimler eminim dikkatinizi çekmiştir. Ulusal Kanal’ın dümenindeki ilk üç isim, yani Ferit İlsever, Serhan Bolluk ve Hikmet Çiçek sonraki yıllarda Ergenekon tertibine uğradılar!
ABD 1 Mart tezkeresinin intikamını, TSK’den 11 askere çuval geçirerek, Ulusal Kanal’dan üç yöneticisine tertip uygulayarak almaya çalışmıştır!
Üstelik bu da yetmemiştir.
Ulusal Kanal’ın son 10 yıldaki Genel Yayın Yönetmenlerinden birincisi Ferit İlsever, ikincisi Serhan Bolluk, üçüncüsü Turhan Özlü, dördüncüsü Adnan Türkkan sırayla Gladyo tertiplerine uğramıştır. Ayrıca Ulusal Kanal’ın Genel Müdürü Adnan Akfırat da aynı tertibe uğramıştır.
Peki sonuç?
40 yıldır Gladyo’yla savaşan Aydınlıkçılar tertiplere beşinci Genel Yayın Yönetmeni Yener Güneş ile yanıt vermiştir!
Hem de ne yanıt! Genç Güneş, ağabeylerini hiç aratmayacak kadar ışık saçmış, yayın yapamasın diye bekledikleri Ulusal Kanal, geçmiş yayınlarını da aşmıştır!
HEPİMİZ AYDINLIKÇIYIZ
Bakın bir kez daha altını çizerek vurgulayalım: Aydınlıkçıları sıra sıra zindanlara atabilirsiniz, hatta Halit Güngen gibi öldürebilirsiniz ama Aydınlıkçıları asla bitiremezsiniz, susturamazsınız!
Büyük Aydınlıkçı Şair Nazım Hikmet’in dediği gibi: “Şu / Şu da, / Şuradaki de! (…) Bütün bunların, / Şunların, / Onların, / Hepsi, / Hepsi Aydınlıkçılar’dan / Hepsi Aydınlıkçı.”
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
26 Eylül 2013