Posts Tagged Siyonizm
Rubio’nun ‘Hristiyan birliği’ mesajının anlamı
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 23/02/2026
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee “Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin İsrail’in hakkı olduğunu” savundu. Neden? Çünkü Tevrat’a göre Tanrı o toprakları Yahudilere vaat etmiş!
“Siyonizm nedir” sorusunun yanıtı özetle budur. Eski bir Baptist papaz olan Huckabee de bu nedenle zaten kendisini Siyonist ilan etmektedir.
Ama Siyonizm dinsel bir kavram olmanın ötesinde siyasal bir kavramdır. Öyle olduğu için de örneğin önceki ABD Başkanı Joe Biden “Siyonist olmanız için Yahudi olmanıza gerek yok. Ben bir Siyonistim.” demişti. Çünkü siyonizm Nathan Birnbaum’dan Theodor Herzl’e, oradan günümüze siyasallaşarak ve güncellenerek her dönemde “emperyalizmin çıkarının” aracı olmuştur. Bugün de ABD için “ileri karakolu” savunmak anlamındadır. Biden’ın “Eğer İsrail olmasaydı, ABD bölgede kendi çıkarlarını korumak için bir İsrail yaratmak zorunda kalacaktı.” demesi, meselenin en rafine açıklamasıdır.
Büyük İsrail’e işaretin anlamı
ABD, “Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin İsrail’in hakkı olduğunu” Tevrat’a dayandığı için mi savunuyor yoksa İsrail hegemonyasında Ortadoğu düzeni kurma amacına uygunluğundan ötürü mü dini kullanıyor? Mesele budur.
Kuşkusuz en az İsrailli yöneticiler kadar dinci ABD’li yöneticiler de vardır ama çoğu durumda olduğu üzere din, siyasal hedefin “gerekçesi” olmuştur. O nedenle ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin Siyonizm çıkışından daha önemlisi ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Avrupa’ya “Haçlı Batı ittifakı” önermesidir. Kaldı Huckabee’nin “Büyük İsrail”e işaret etmesi de Rubio’nun “Batı uygarlığını kurtarma” amacı içindedir.
Haçlı Batı ittifakı
Düzeninin yıkılmakta olduğu tespitlerine karşı ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubia Münih Güvenlik Konferansında Avrupa’ya “Batı uygarlığını birlikte kurtarmayı” teklif etti: “Birçok kişi Batı’nın egemenlik çağının sona erdiğine inanmaya başladı. (…) Dünyadaki yerimizi yeniden kazanacağız ve böylece bugün hem Amerika’yı hem de Avrupa’yı tehdit eden ‘medeniyet yok etme güçlerini’ caydıracağız. (…) Bugün burada bulunmamın amacı, ABD’nin yeni bir refah yüzyılına giden yolu çizdiğini ve bunu bir kez daha siz değerli müttefiklerimiz ve en eski dostlarımızla birlikte yapmak istediğimizi açıkça belirtmektir.” (state.gov. 14.2.2026)
Peki ABD “Batı egemenliğini” nasıl ayakta tutacak? “Hikayemiz Amerika kıtasına Hristiyanlığı getiren bir kaşifle başladı” diyen ve “Hristiyan inancını bugüne kutsal bir miras” olarak niteleyen Rubio, Avrupa’ya “Haçlı Batı ittifakı” öneriyor: “Bizler tek bir medeniyetin, Batı medeniyetinin bir parçasıyız. Yüzyıllarca süren ortak tarih, Hristiyan inancı, kültür, miras, dil, atalarımız ve atalarımızın ortak medeniyet uğruna birlikte yaptıkları fedakarlıklarla şekillenen, ulusların paylaşabileceği en derin bağlarla birbirimize bağlıyız.”
Rubio üstelik Hristiyanlık vurgusunu konuşması boyunca defalarca yapıyor.
Batı’nın lokomotifliğinin sonu
Huckabee ya da Rubio’nun politik hedefleri dini referanslarla belirlemeye çalışmasının nedeni açık. Trump yönetimi, emperyalist ABD’nin çıkarlarını sağlayabilmek için “medeniyetler çatışması” temelli bir yaklaşımla Batı dünyasını, “Hristiyan + Musevi dünyası” diye formüle ederek bir işbirliği modeli inşa etmeye çalışıyor.
Mümkün mü? Batı, Hristiyan, Doğu, İslam, Çin diye medeniyetler (uygarlıklar) yoktur, kültürler vardır. Uygarlık sürekli uzayan bir trendir, üretim biçimini ve ilişkisini yenileyerek sıçrayan toplum bu uzun trene lokomotif olur, trene yön verir. Toplumların tarihi böyledir, inerler, çıkarlar…
Huckabee ve Rubio’nunki türünden çareler, hiçbir zaman çözüm olmamıştır, en fazla sancıyı uzatmıştır. Doğum kaçınılmazdır.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
23 Şubat 2026