KAPATILACAK PARANTEZ: CUMHURİYET

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, hafta sonu Bursa’da dikkat çeken bir konuşma yaptı: “Geçen yüzyıl bizim için bir parantezdi. Bu parantezi kapatacağız. Hiç kimseyle savaşmadan, hiç kimseyi düşman ilan etmeden, hiçbir sınıra saygısızlık yapmadan, tekrar Saraybosna’yı Şam’a Bingazi’yi Erzurum’a, Batum’a bağlayacağız.”

DAVUTOĞLU’NUN GÖREVİ

Böylece geçen yıl “1911-1923 yılları arasında nereleri kaybetmişsek, 2011-2023 yılları arasında o kaybettiğimiz topraklardaki kardeşlerimizle buluşacağız” diyen Davutoğlu, asıl niyetini, daha doğrusu görevini bir parça daha açıklamış oldu!

Öncelikle şu saptamayı yapalım: Ahmet Davutoğlu’nun “geçen yüzyıl bizim için bir parantezdi, şimdi o parantezi kapatacağız” dediği Kurtuluş Savaşı’dır, Kemalist Devrim’dir, Cumhuriyet’tir!

Üstelik Davutoğlu’nun Cumhuriyet parantezini kapatma görevi yeni de değildir; o görev danışmanlığından dışişlerinin başına atanmasına kadar, kendisine verilen her rütbenin gereğidir.

KUZEY IRAK VE KUZEY SURİYE’YLE ENTEGRASYON

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, yüzyıllık parantezi kapatma görevinin ayrıntılarını, Bursa’dan önce, dört gün süren röportajıyla Yeni Şafak gazetesinde verdi:  “Son 100 yıl bir parantezdir, kapatılması gereken bir parantezdir. Sykes-Picot ile başlayan ayrışma kapatılması gereken bir parantezdir. Tarih coğrafi sınırlara isyan ediyordu ve evet biz bu parantezi kapatacağız.” (Yeni Şafak, 28 Şubat 2013)

Röportajın ikinci gününde, kapattıktan sonra nasıl bir parantez açacaklarını da belirtiyordu Davutoğlu: “Eskiden beri savunduğumuz ilke; bölgede yeni sınırlar oluşmasın, daha büyük ölçekli birliktelikler oluşsun. Sınırlar duvar olmaktan çıksın, anlamsızlaşsın.” (Yeni Şafak, 26 Şubat 2013)

“Yeni sınırlar oluşmasın ama eski sınırlar anlamsızlaşsın” demek, normalde anlamsızsa da, Davutoğlu’nda “perde” anlamındadır.

Nitekim Ahmet Davutoğlu ertesi gün perdeyi bir parça aralıyordu: “Sınırın hemen ötesindekilerle sınırları değiştirmeden entegrasyon yaşayacağız. Bu Kuzey Irak için de geçerlidir, Suriye’nin kuzeyinde her kesim için de geçerlidir.” (Yeni Şafak, 27 Şubat 2013)

İşte zurnanın zırt dediği delik budur; Türkiye’nin Kuzey Irak’la, Kuzey Suriye’yle entegrasyonu… Yani Kürt Koridoru, Kuzey Irak’ın Kuzey Suriye üzerinden Akdeniz’e açılması; ardından da Türkiye’nin güneydoğusuna genişleyerek Diyarbakır merkezli Büyük Kürdistan’a dönüşmesi…

Yani 2004 yılında “ABD’nin Büyük Ortadoğu projesi içerisinde Diyarbakır’ı bir merkez yapma görevini” ilan eden Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi…

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNECEK!

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Şafak’ta İbrahim Karagül ve Abdülkadir Selvi’yle söyleşinde, İmralı sürecinin, dış politikadaki bu zihniyet değişiminin bir sonucu olduğunu da belirtiyor.

Böylece “barış” adı altında yürüttükleri müzakerenin de aslında ABD’nin Büyük Kürdistan hedefinin içinde olduğunu kabul etmiş oluyor!

Boşuna “barışı değil, savaşı getiriyorlar” demiyoruz! Çünkü ne Bağdat Kuzey Irak’ı, ne de Şam Kuzey Suriye’yi AKP’ye savaşmadan teslim etmez!

Üstelik küresel güç merkezinin Atlantik’ten Pasifik’e kaydığı, Rusya ve İran’ın Ortadoğu’da etkin hale geldiği şu koşullarda, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye savaşarak da teslim alınamaz!

Türk ve Kürt’ü, Arap ve Fars’la karşı karşıya getirecek bu planları, Türk milleti artık ayaklarının altına almalıdır!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
6 Mart 2013

Reklamlar

, , , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: