TÜRKİYE SOLU VE PKK

Türkiye solunun en önemli teorisyenlerinden Doğu Perinçek yine çok önemli bir kitaba imza attı. Sayısı 50’yi aşmış kitaplarından bu sonuncusu, hem Türkiye solunda hem de PKK dâhil tüm Kürt çevrelerinde eminiz tartışılacaktır. Zira Perinçek, her iki kesimi de ağır eleştiriyor.

Tabii Perinçek’in derdinin Türkiye’deki ayrışmayı ve bölünmeyi engelleme olduğunu en başta belirtelim!

Kitap, pek çok tez işliyor. Salt bu yönüyle bile oldukça çarpıcı. Bugün Ufuk Ötesi’nde bu tezlerden bazılarını işleyeceğiz:

PERİNÇEK’İN BAZI TEZLERİ

1. Tez: Etnik temelde ve ayrı örgütlenme emperyalizmle işbirliğine götürür.  Perinçek bu saptamayı olgularla açıklıyor ve ABD-PKK ilişkilerine ayrıntısıyla dikkat çekiyor.

2. Tez: Silahlı mücadele, emperyalizmle işbirliğine götürür. Perinçek bu saptamayı şu gerçeğe dayandırıyor: “Büyük bir güçle baş edebilmek için daha büyük bir gücün yardımına başvurmak kaçınılmazdı.”

Burada bahsedilen silahlı mücadelenin, milli devlete karşı etnik temelde mücadele eden örgütlerin silahlı mücadelesi olduğunu anlıyoruz. Kategorik olarak tüm silahlı mücadeleleri “emperyalizmle işbirliğine götürür” diye nitelemek, kuşkusuz doğru olmayacaktır. Zira son yüzyıl, ülkesini emperyalizmden koparan silahlı mücadelelerin de tarihidir aynı zamanda.

3. Tez: Dört ülkede “Ortadoğu konfederasyonu” hedeflemek, dört ülkeye düşmanlık ve emperyalizme alet olmayı getirir. Perinçek, bu nedenle “Ortadoğu konfederasyonu” isteyenlerin, emperyalizme karşı halkların ve bölge ülkelerinin ittifakını isteyemeyeceğine dikkat çekmektedir.

4. Tez: Kürt milliyetçiliğinin tarihi, emperyalizmle işbirliği tarihidir. Perinçek bu tezi ortaya atarken, PKK’ye teorisyenlik yapan isimlerden İsmail Beşikçi’nin 40 yıldır söylediği “Kürt milliyetçiliği ABD ve İsrail ile işbirliği yapmalı” anlayışına dikkat çekiyor.

Perinçek, Lenin’in “gerici milliyetçilik” saptamasına başvurarak, “zayıf halkların” ezilen ve gelişen dünya ülkelerinde, bulunduğu ülkenin halklarıyla birleşmeden silahlı mücadeleye kalkışması halinde, emperyalizme sığınmaya mecbur olduğunu belirtiyor.

Kuşkusuz kitap daha pek çok önemli tezi içeriyor. Perinçek, PKK’nin emperyalizmin enstrümanı olduğu bu noktaya nasıl geldiğini tarihsel olarak açıklarken, bu saymadığım diğer tezleri de olgularıyla birlikte açıklıyor.

Hatalı “sömürge teorilerinden” başlayarak, PKK’nin “ezilen devletler arasındaki fesat faaliyetlerine” uzanan tarihini Perinçek’ten okumak, oldukça aydınlatıcı.

PKK’NİN 7 DÖNEMİ

Perinçek kitabında ayrıca PKK’nin tarihini yedi döneme ayırarak inceliyor:

1. 1975-1980: PKK’nin Gladyo desteğiyle Güneydoğu’da Türkiye soluna ve devrimci örgütlere terör uyguladığı dönem.

2. 1980-1991: PKK’nin Şam denetimindeki dönemi.

3. 1991-1998: ABD’nin Irak’ı işgali üzerine PKK’nin iki başlı hale geldiği dönem.

4. 1998-1999: ABD’nin baskısıyla Öcalan’ın Suriye’den sınır dışı edildiği ve PKK’nin iki başlılığının ortadan kalktığı dönem.

5. 1999-2004: Öcalan’ın “Kemalistlerle yürüme” dönemi.

6. 2004-2012: Öcalan’ın BOP Eşbaşkanlığı denetimine girdiği dönem.

7. 2012 sonrası: Öcalan’ın Erdoğan’a bir mektupla bağlandığı ve MİT denetiminde görev üstlendiği dönem.

PKK’yi bu dönemler içinde incelemek, Türkiye soluna ufuk açacaktır.

Ancak katılmadığım bir noktayı da belirtmeliyim: Perinçek, Öcalan’ın Suriye’den çıkartılması sürecini tamamen ABD’nin denetiminde bir süreç olarak ele alıyor. Oysa bana göre süreç milli başlamış fakat ABD’nin araya girmesiyle gayrı milli bir sürece dönüşmüştür.

Somutlarsak, Türk Ordusu’nun Şam’a yaptığı “Öcalan’ı çıkar” baskısı milliydi ve 28 Şubat’ın ürünüydü. Öcalan Suriye’yi terk etmek zorunda kaldıktan sonra ABD’nin devreye girmesi ve Öcalan’ı paketleyip “özel şartlarla” ve günü geldiğinde “kullanılmak” üzere Türkiye’ye teslim etmesi ise gayri milli süreçti.

Nitekim Perinçek’in belirlediği tarihsel dönemler içerisinde, bu süreci, Öcalan’ın “Kemalistlerle yürüme” süreci izliyor. Eğer bu süreç tamamen ABD’nin denetiminde olsaydı, zaten onu izleyen süreç “Kemalistlerle yürüme” süreci olamazdı.

Sonuç olarak çarpıcı, ufuk açıcı bir kitap elimizdeki… Ve Perinçek, en önemlisi, Kürt sorununun içeride Cumhuriyet ve emek hareketiyle, dışarıda ise “beş ülke beş deniz” formülüyle çözüleceğini belirterek, “bölünme ve parçalanma” tehlikesinin nasıl aşılacağını göstermiş oluyor.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
3 Eylül 2013

Reklamlar

,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: