ÖCALAN TARİHİ ESERLERİ NE YAPTI?

Tuncay Özkan gerçek bir yaşamdan yola çıkarak Ötekiler isimli bir roman yazdı. Rızgar kod adlı Hüseyin Yanç’ın romanını…

Bir solukta, elinizden bırakmadan, her sayfasını heyecanla çevirerek okuyacağınız bir roman. Yakın tarihin en önemli sorununa bir PKK’linin, bir itirafçının, bir askerin ve bir Ergenekon üyesinin ortak gözünden bakan bir roman.

Aynı zamanda ilk sayfasından son sayfasına kadar özgürlük ile zorunluluk ilişkisinin incelendiği ve sorgulandığı felsefi bir roman.

KİMLİKLER Mİ DEĞİŞİR, KİMLİK DAĞITANLAR MI?

Ötekiler, Dersim’den “solcu” olarak çıkan Hüseyin Yanç’ın hapse düştükten sonra önce “PKK gerillası” olmasını, ardından devlete teslim olup “itirafçı” ve “asker” olmasını ve en sonunda da Ergenekon davasında “terörist” olmasını anlatır.

O nedenle de aynı soruna dört farklı kimlikle fakat ortak gözle bakan birinin romanıdır Ötekiler… Romanın kahramanı yola Rızgar olarak çıkmış ve 20 yıl sonra bu yolculuğu Hüseyin Yanç olarak, şimdilik, tamamlamıştır.

Yanç solcu olarak kalabilse, hapishane koşulları onu PKK’li olmaya mecbur etmese, muhtemelen bu yolculuğu yaşamayacaktı…

Önce TDKP’li, sonra PKK’li, ardından TSK’li ve sonunda Ergenekon üyesi(!) olan Hüseyin Yanç’ın öyküsü, aslında tanıdıktır: Örneğin İlker Başbuğ, önce askerdir ve devlettir fakat en sonunda devletin gözünde teröristtir. Örneğin Abdullah Öcalan, önce teröristtir fakat şimdi devletin gözünde barış elçisidir. Örneğin Parmaksız Zeki kod adlı Şemdin Sakık, önce teröristtir ama sonunda devleti yönetenlere hizmet için Ergenekon davasında tanıktır!

Tuncay Özkan’ın Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan Ötekiler isimli romanını size anlatmayacağım fakat aynı zamanda bir tarih belgeseli de olduğu için o belgeselden bir gazeteciye yansıyan iki notu sizlere aktaracağım.

BAŞBUĞ’LA ÖCALAN’IN YER DEĞİŞTİĞİ DEVLET

Kitabın en dikkat çeken sahnelerinden biri Silivri’de yaşanıyor. Abdullah Öcalan’ın hevalıyken (arkadaş) kendini Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un suç ortağı olarak bulan Hüseyin Yanç, ansızın ekranda Parmaksız Zeki kod adlı Şemdin Sakık’ı görür.

Evet Sakık, Ergenekon davasında, tanıktır!

Salonda bir zamanlar PKK’nin iki numarası olan Şemdin Sakık’la çarpışan, hatta onu Kuzey Irak’tan alıp Türkiye’ye getiren askerler vardır ve fakat teröristtirler!

Hüseyin Yanç da, Rızgar’ken Şemdin Sakık’la birlikte, şu anda suç ortağı olduğu İlker Başbuğ’un komutasındaki askerlere karşı savaşmıştır!

Sakık’ın ekrana yansıyan yüzünü gören Yanç, tüm bu saçmalıkları düşünür ve olayı kıyamet alameti olarak niteler. Bağırmamak için dudaklarını ısırır; ağlar, ağlar…

BÜYÜK ULUS OLMA SORUNU

Ötekiler’den bir gazeteciye yansıyan ikinci not şöyle:

Cudi Dağı’nda Rızgar’ı karşılayan Abdullah Öcalan’ın yeğeni Fırat bir sohbet sırasında şöyle diyor: “Partinin kesin talimatı var. Tarihi eserler doğruca Başkan’a gönderiliyor. Biriktiriliyormuş. Devrimde müzeye konacak.” (s.71)

Acaba Öcalan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan çıkarılan ve kendisine gönderilen bu tarihi eserleri ne yaptı? Müze için bir yerde depoladı mı yoksa “PKK’nin ihtiyacı var” deyip silaha karşılık sattı mı? Yanıtı merak ediyorum.

Urartuların, Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin tarihini ve eserlerini Şam’a, Kandil’e ve oradan da Batı’nın müzelerine taşıyanlar, acaba hangi kimliğin mücadelesini vermiş oluyor!

Yanıtı Rızgar’ın en etkili sözlerinden biriyle verelim: “Bence cezaevleri ile tımarhanelerinde vicdan olan uluslar büyüktür. Gerisi laf.” (s.51)

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
14 Kasım 2013

Reklamlar

, , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: