OPERASYONUN ARKASINDA ABD Mİ VAR?

Erdoğan, birkaç gündür yeni savunma mekanizmasını devreye soktu: “17 Aralık operasyonunun arkasında ABD var.”

Hatta Erdoğan, son olarak yer ve adres de verdi: “Nisan 2013’te ABD’de Halk Bankası’nı bitirme projesi başlattılar.”

Haliyle insan merak ediyor: Erdoğan bu kararın alınmasından bir ay sonra Washington’daydı. Beyaz Saray’da Obama’yla baş başa görüştü. AK Medya o görüşmeyi “beraber ıslandık biz bu yollarda” diye manşetlere taşıdı. Madem Nisan’da karar alındı, Mayıs’ta neden Obama’ya “one minute” denmedi?

Bakın bu tür soruları çoğaltabiliriz. Örneğin Erdoğan ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone’yi operasyonu yönetmekle suçluyor, Obama’ya “ben kovmadan, sen görevden al” çağrısı yapıyor. Güzel… Peki, O Ricciardone değil miydi daha dün Erdoğan’ın partisinin MYK’sine girebilen!

KOMPLONUN PANZEHİRİ: ÜÇ ALTIN SAPTAMA

Komplo teorisinin ruhunda vardır: Komplonun çıtasını ne kadar yükseltirseniz, büyüsü o kadar artar ve yarattığı girdapla, esas mesele o kadar unutulmaya başlar.

Erdoğan da aynısını yapıyor. Rüşveti ve yolsuzluğu büyük tezgâh diyerek unutturmaya, gündemden düşürmeye çalışıyor.

O nedenle günlerdir yazsak da, bazı saptamaları yeniden vurgulamalıyız:

1) Kuşkusuz ABD hâlâ güçlü ama süper devlet değil! Savaşı da barışı da kotaramayan bir güç artık… Dolayısıyla ABD’nin dün olduğu gibi bugün de kolayca hükümet belirleyecek, tereyağından kıl çeker gibi operasyon yapacak bir kudreti yok! Yapabilse, önce 10 yıl boyunca işgal ettiği Irak’ın mevcut başbakanı Nuri El Maliki’yi devirecek!

2) Ancak ABD’nin bu operasyonla hiç ilgisi olmadığını söylemiyoruz elbette… AKP ile Cemaat arasındaki bu savaşta ABD’nin bir rolü olmaması mümkün değil.

Ama mesele şu: Hangi ABD? Zira ABD’de büyük bir bölünme var ve iki kanadın çatışması tüm müttefiklerine yansıyor. AKP de Cemaat de Amerikancıdır. Fakat ikisi de farklı kanatları suçlamaktadırlar.

Örneğin AK Medya, “operasyonun arkasında ABD var” derken, esas olarak pek bir gücü kalmayan Neo-Conları işaret etmektedir. Diğer yandan FBI’ın bu süreçte ABD’deki Cemaat okullarına iki kez operasyon yaptığını da lütfen not ediniz.

Türkiye’deki Amerikancı yapılar yekpare ve homojen olmadığı gibi, ABD’nin kendisi de öyle değildir!

3) AKP de Cemaat de, Gladyo’nun, yani ABD’nin müttefiki ülkeleri denetlediği yasadışı örgütlenmenin unsurlarıdır. ABD çatlarken, Gladyo’lar da çatlamaktadır. Gladyo’nun çocukları birbirine düşmektedir. Gladyo’nun toplamına karşı mücadele etmek doğru hattır!

BELİRLEYEN ABD DEĞİL, TÜRK MİLLETİ

Bu üç özel saptamayı atladığımız takdirde, yanılırız ve Erdoğan’ın kendisini kurtarmak için dile getirdiği “operasyonun arkasında ABD var” tezgâhına düşmüş oluruz.

Öte yandan yaşanılanlar sadece bir rüşvet ve yolsuzluk operasyonu değildir, Gladyo’nun çocuklarının iç çatışması da değildir, hatta hükümet sorunu da değildir…

Daha da ötesidir: Bir rejim sorunu ve Türkiye’nin geleceği sorunudur.

Bu nedenle sorunun nesnel tarafları, iç çatışmalarına rağmen gerçekte Amerikancılar ile Türkiye’nin milli güçleri şeklindedir. Hangisinin iktidar olacağını belirleme mücadelesidir.

Türkiye’deki bu kıran kırana çarpışmasının arkasında ABD’nin düğmesi değil, ayağa kalkmış Türk milletinin iradesi vardır. AKP ile Cemaati karşı karşıya getiren belirleyici neden, 2010’dan itibaren adım adım yükselen Türkiye’nin milli gücüdür!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
24 Aralık 2013

Reklamlar

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: