Açılım’da 7 Haziran çatışması

Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgene paralelkenar denir. Bunlar AKP, Cemaat, PKK ve neoliberallerdir.

13 yılın sonunda Türkiye’nin bu noktaya gelmesinden bu paraleller sorumludur:

Ekonomide serbest piyasacılığın bile en gerici halini uygulamış, mafyokratik burjuvazi yaratmışlardır. Milletin a’sına koyan işadamlarının kurduğu havuzlar, alınan ihaleler, dağıtılan paylar, hükümet için kurulan medya aygıtları…

Demorkasiye tramvay deyip ilk durakta indiler. Otokratikleşebilmek için ABD ve AB’ye dayandılar, onların desteğiyle başta TSK olmak üzere pek çok merkezi kurumu zayıflattılar. En sonunda da birbirine paralel otokrasiler ilan ettiler.

BÜZÜKKENAR

Biri ülkenin bir bölgesinde otokrattı, diğeri emniyet ve yargıda, öbürü bunların dışında heryerde ama sonuncusu da hem içlerinde, hem üstlerinde…

Palazlandıkça birbirilerinin alanlarına girmeye başladılar, birbirleriyle güç mücadelesine soyundular.

Önce yaklaşık eşzamanlı şu kavgalar başladı: Bir yandan PKK ile Cemaat çarpışırken, diğer yanda da AKP ile neoliberaller çatışmaya başladı.

Yani paralelkenar çapraz uçları üzerinden büzüştü. AKP ile Cemaatin, haliyle de PKK ile neoliberallerin yakınlaştığı büzük bir paralelkenar oluştu.

Sonra AKP ile Cemaat çatışmaya başladı. Neoliberaller bu kez Cemaatle aynı hizaya girdi.

MÜZAKERE ÇATIŞMASI

Ve şimdi de AKP ile PKK çatışmaya başladı.

Nereye gider? Şimdilik bilemiyoruz. Fakat ilk izlenim bunun 7 Haziran’a yönelik bir “müzakere çatışması” olduğu şeklinde…

Tartıma Öcalan‘ın mesajının olup olmadığı üzerinden patladı, karşılıklı birbirlerini suçlamakla devam ediyor.

AKP’ye göre PKK, PKK’ye göre ise AKP aldatıyor. Oysa gerçekte ikisi birden Türkiye’yi aldatıyor! Biri 6 yıldır zaman kazanarak pozisyonunu tahkim ediyor, diğeri ortam sağlayarak iktidarını sürdiriyor.

İkisinin de derdi barış değil, ikisi de ağlayan anaların gözyaşını gerçekte umursamıyor…

HEPSİ BİRBİRİYLE PALAZLANDI

Paralellere özgü bir davranış olsa gerek bu.

Örneğin AKP de Cemaatin kendisini kandırdığını söyledi durdu hep. “Ben bu davanın savcısıyım” diyenler, o davaların kumpas olduğundan bihaber olduklarını iddia etmeye kadar vardırdılar.

Oysa o davalarla dikensiz gül bahçesi yaratmış, o davalarla engelleri tasfiye etmiş ve o davalarla adım adım iktidar olmuşlardı.

Kuşkusuz dördü de birbirine güvenmiyordu, dördü de biribirini kullanmaya ve üzerinden güç kazanmaya çalışıyordu.

Ve dördü de, kendinden biliyordu karşısındakinin yöntemini…

BU TABLO PARÇALANMALI

Ve dördü, bazen ittifak halinde, bazen müzakere ederek, mecbur kaldıklarında kavga ederek 13 yılı geride bırakmış oldular.

Tabi kocaman bir enkaz da yaratmış oldular. Rejimi ve sistemi kendilerine benzettiler. Çürümüş bir rejim, kokuşmuş bir sistem ile insanı hiçleştirdiler.

Karşılıklı kenarları paralel olan bir dörtgenden, paralelkenardan bir sistem yarattılar. İçine önce cumhuriyet düşmanlığı ve laiklik karşıtlığı koydular, ardından da tertipçilik, kumpasçılık, hırsızlık ve yolsuzlukla doldurdular.

Günlerdir aslında bir cinayeti değil, işte bu tabloyu konuşuyoruz.

O nedenle yinelemek pahasına bugün de vurguluyoruz: Önce bu tabloyu parçalamalıyız!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
18 Şubat 2015

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: