Genelkurmay’ın yanlış ekseni

Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel‘in Savunma ve Havacılık Dergisi‘yle yaptığı uzun ve kapsamlı söyleşi, sıradan bir söyleşi değildir ve karargahın yönelimini ortaya koymaktadır. Bu nedenle bugün de üzerinde duracağız.

Org. Özel‘in, daha doğrusu Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşlerini şu dört başlıkta inceleyeceğiz: 1) Tehdit algılaması bakımından. 2) Tehdide göre konumlanma açısından. 3) Ordunun niteliği noktasından. 4) ABD ve NATO perspektifi bakımından.

1) TEHDİT ALGILAMASI

Org. Özel İran, Suriye ve Irak’ı Türkiye’ye yönelik risk ve tehdit olarak değerlendirmektedir. İran’dan balistik füze ve Suriye’den kimyasal tehdit ile Irak’tan ABD’nin ülkeyi erken terketmesinden kaynaklanan tehditler bulunduğunu savunmaktadır. Dahası Org. Özel, Ukrayna krizinden hareketle Rusya’yı da konvansiyonel tehdit kapsamında değerlendirmektedir.

Bu tehdit algılaması gerçekte Türkiye’nin değil ama ABD’nin AKP Hükümeti üzerinden Türkiye’ye dayattığı sözde tehditlerdir. Yani bölgeye bölgeden değil, Atlantik’ten bakılmaktadır. Türkiye’nin emperyalizme karşı bölgeyle değil, bölgeye karşı emperyalizmle işbirliğinin ifadesidir.

Org. Özel‘in “IŞİD üzerinden PKK meşrulaştırılıyor” vurgusuna dün bu nedenle “olumlu ama eksik” demiştik. Zira PKK’nin meşrulaşmasının nedeni Genelkurmay Başkanı’nın açıkça tehdit ilan ettiği Şam değil, gerçekte Washington’dur!

ABD’yle birlikte Suriye düşmanlığı yapmanın terörle mücadeleye bir katkısı yoktur, tersine, dolaylı olarak teröre destek sonucu bile doğrurur!

2) TEHDİDE GÖRE KONUMLANMA

Genelkurmay Başkanlığı ABD’nin dayattığı bu sözde tehditleri tehdit olarak algıladığı için, buna uygun bir “konsept” belirlemektedir. Org. Özel bunu özetle “savunma konseptinden”, “güvenlik konseptine” geçmek diye tanımlamaktadır. Nitekim bu, NATO Zirvesi’nde kabul edilen ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hulusi Akar‘ın daha önce dile getirdiği değişikliktir.

NATO adına “savunma konsepti” yerine “güvenlik konsepti” uygulamak, haliyle Org. Özel‘in savunduğu gibi TSK’nin önüne “küresel sorumluluklar” yüklemektedir.

Zaten AKP Hükümeti buna uygun olarak TSK’nin görev tanımını değiştirmişti. Türk Ordusu’nun eskiden görevi iç ve dış düşmanlara karşı ülkeyi savunmakken, yeni tanıma göre TSK’nin üç görevi vardı: Dışardan yönelen tehditlere kaşrı ülkeyi savunmak, TBMM’nin verdiği yurtdışı görevlerini yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmakt. Dikkat edilirse TSK’nin görevi ağırlıklı olarak uluslararası göreve dönüşmüştür!

Öte yandan bununla bağlantılı olarak Org. Özel uzun bir süredir ABD’nin ve AB’nin dayattığı sınır komutanlığı gibi yeni birimleri müjdelemektedir. Sınırları “sınır polisi” benzeri bir birimle koruyacak olan TSK’nin asıl kara gücü ise “küresel sorumluluklar” nedeniyle ABD’nin uygun gördüğü yerlerde kullanılacaktır.

3) ORDU’NUN NİTELİĞİ

Bu görev tanımı, haliyle Türk Ordusu’nun niteliğine de yansımıştır. Org. Özel TSK’nin yüzde 35’inin son dönemde uzman personele dönüştürüldüğünü, bunun daha da artırılacağını belirtiyor.

Bu artışı önüne hedef koyan Genelkurmay Başkanlığı’nın ordu-millet bağı nedeniyle yükümlü aslerliğe de devam edeceğini söylemesinin bir önemi yoktur. Zira yüzde 35 artarken, yükümlü askerlik de zaten bedelli arkerlik olarak yavaş yavaş işlevsizleşmekte ve Mehmetçik ruhu aşındırılmaktadır.

4) ABD ve NATO PERSPEKTİFİ

Genelkurmay Başkanlığı’nın tehdit, konumlanma ve nitelik belirlemeleri, kuşkusuz karargahın ABD ve NATO perspektifinin bir sonucudur.

Org. Özel uzun uzun NATO’nun Türkiye’ye katkılarını(!), Türkiye için NATO’nun vazgeçilmezliğini anlatmakta ve NATO’yu “en uygun platform” olarak nitelemektedir!

Üzülerek belirtmeliyiz ki bu perspektif, sonuçları bakımından, Türkiye’nin milli çıkarlarına değil ama ABD’nin bölge çıkarlarına yöneliktir. Bu perspektif içinde terörle mücadele edilmez. Çünkü Türkiye’nin baş düşmanı terör değil, terörü Türkiye’ye ve bölgeye karşı kullanan emperyalizmdir.

Org. Özel‘in ilan ettiği bu yönelimi, Işık Koşaner ve öncesindeki Genelkurmay Başkanları’nın yönelimiyle karşılaştırdığımızda karşımıza çıkan en önemli sonuç şudur: Ergenekon tertibinin asıl hedefi, ABD’ye göre hizadan çıkmış ve Avrasyacı-millici eğilimler taşımakta olan Türk Ordusu’nu yeniden hizaya sokmaktı.

Org. Özel‘in ilan ettiği yönelime ve İncirlik, Eğit-Donat, peşmerge eğitimi, Şam düşmanlığı gibi uygulamalara bakılırsa TSK değil ama Genelkurmay karargayı o hizaya girmeye iyi direnmemektedir! O nedenle 7 Haziran, ordumuzu bu tehlikeden korumanın da tarihidir!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi (Taşra baskısı)
27 Mart 2015

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: