Güvenli bölge kime yarar?

Suriye’nin kuzeyinde bir Amerikan koridoru inşa ediliyor mu? Ediliyor.

Bu süreç, Atlantik cephesinin “insan hakları” maskesiyle Esad rejimini hedef almasıyla başladı ve bu noktaya geldi mi? Geldi.

Atlantik cephesi kimlerden oluşuyordu? AKP Hükümeti, Suudi Arabistan ve Katar ABD’nin Suriye’deki taşeronları mıydı? Taşeronlarıydı.

ABD’nin Suriye’de kullandığı aletler kimdi? PKK-PYD’den ÖSO’ya, IŞİD’den Nusra’ya, hemen tüm örgütler 5 yıllık Suriye’yi parçalama sürecinde kullanıldı mı? Kullanıldı.

Bu aletlerin kullanılmasında, lojistik ve istihbarat desteğiyle Suriye’de terör estirmelerinde AKP’nin payı var mıydı? Vardı.

AKP Hükümeti PYD lideri Salih Müslim‘i hem Ankara’ya davet ederek hem de başka adreslerinde biraraya gelerek “özerkliğe karışmayız, ama Esad‘a karşı ÖSO’yla hareket et” anlaşması yaptı mı? Yaptı.

AKP Hükümeti PKK lideri Öcalan‘la Açılım mutabakatı yaptı mı? Yaptı.

Öcalan Açılım’ın yarattığı koşullarda ve AKP Hükümeti’nin izniyle örgütüne Suriye’de özerklik talimatı verdi mi? Verdi.

KORİDORA KARŞI NASIL KONUMLANILIR?

Şimdi tüm bunlar olmuşken AKP Hükümeti’nden Amerikan koridoruna gerçekten karşı çıkmasını beklemek mümkün mü? 13 yıllık mazisi ortada olan bu hükümetin, bizim gibi yıllardır bu tehlikelere dikkat çeken yazarlardan daha güçlü “vatan ve millet bağı” olduğu iddia edilerek Türkiye cephesine yerleştirilmesi, en azından şu aşamada doğru mu?

Daha basit soralım: BOP eşbaşkanının BOP haritasına karşı mücadele yürütmesi mümkün mü? Neredeyse mümkün değil, fakat imkansız da değil.

Ancak burada şablonlar yaratıp, “tamam bölücüydü ama bu tür iktidarlar bölünme tehdidi gerçekten ortaya çıktığında vatanseverleşir” gibi yaklaşımlarla, ya da “hakim sınıflar son tahlilde vatan bütünlüğünü savunur” gibi tezlerle olaya yaklaşamayız.

Gerçeği olgularda aramalıyız. Nedir bakacağımız olgu? AKP Hükümeti Esad’ı devirme hedefinden vazgeçerse ve adım adım Şam rejimiyle anlaşırsa, o zaman AKP Hükümeti’nin Amerikan koridoruna karşı konumlandığını söyleyebiliriz!

Peki böyle bir işaret var mı? Hayır. Tersine Erdoğan da Davutoğlu da Esad‘ı hedef almayı sürdürüyor. Dahası Davutoğlu, IŞİD ve PYD’yi Esad‘la işbirliği yapmakla suçluyor! Ve Erdoğan-Davutoğlu ikilisi uzun bir süredir ABD’yi doğrudan Esad‘ı hedef alan bir askeri müdahaleye zorluyor, NATO’yu göreve çağırıyor!

Hem ABD’nin Suriye’ye açık saldırısını isteyip, hem de ABD’nin koridoruna karşı konumlanılabilir mi?

SIFIR MÜTTEFİKLİ MÜDAHALE OLUR MU?

Türkiye’nin Esad’la anlaşarak Amerikan koridoruna müdahaele etmesi ne kadar doğruysa, güvenli bölge istemesi de o kadar yanlıştır.

Pratikten giderek düşünelim: Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi sadece Ankara ile Şam’ı ilgilendiren bir mesele değildir. Bir cephesi Rusya, İran, Suriye, Irak olan, diğer cephesi ABD, İsrail, Fransa, Suudi Arabistan, Katar olan bir meseledir. Dahası PKK’den ÖSO’ya, IŞİD’den Nusra’ya onlarca örgüt vardır.

Düşünebiliyor musunuz, Türkiye hemen hepsine karşı olarak TSK’yi Suriye’ye sokacak! Akıl işi midir bu? Hangi kurmay, sıfır müttefikli bol düşmanlı bir bölgesel savaşa girer? “Esad’la anlaşmadan koridora müdahale etmek yanlıştır” ısrarımızı bu nedenle yapıyoruz.

Esad‘la anlaşmadan yapılacak bir müdahalenin en kötü sonuçlu senaryosunu da söyleyelim: Türkiye “Amerikan koridorunu” önlemek için Suriye’ye girer, bir güvenli bölge de kurar. Sonra? Şam rejimiyle anlaşmadan orada işgalci gibi uzun süre kalabilir mi? İki yönlü sıkıştırılarak çıkmaya zorlanır ve en sonunda geri dönmek mecburiyetinde kalır. O zaman ne olur? Amerikan koridoru engellenememiş, tersine koridora “yenilerek” meşruiyet kazandırılmış olur!

Not: Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile tartıştığımız konu, Parti’nin programı veya temel politikalarıyla ilgili değil, güncel taktiklerle ilgilidir; Amerikan koridorunun nasıl engelleneceğiyle ilgilir. Dolayısıyla açık yapılmasında Parti hukuku açısından bir sorun yoktur. Ve daha önemlisi, Türkiye kritik kararların eşiğindedir. Böylesi zamanlarda ayrıntılarda olabildiğince çok görüş açıklanması Parti’nin fikir hayatını canlandırır, siyasetlerini olgunlaştırmasına katkıda bulunur. O nedenle ayrıntılarda fazla ve çeşitli fikirlerin çıkmasını engellememek, tersine teşvik etmek gerekir. Bu ve benzeri tartışmalar bahanesiyle Parti düşmanlığı yapanlara en iyi yanıt böyle verilir!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
22 Haziran 2015

Reklamlar
  1. #1 by Marla on 23/06/2015 - 15:52

    Mehmet Ali Bey,

    Perinçek ile yaptığınız tartışmanın “yayınlanmayan” kısmında (Stratejik Hata yazısında)

    “…Bu bir savrulmadır ama daha AKP-Cemaat çarpışmasında alınan “F Tipi’ne karşı AKP’yle birlikte olma” çizgisiyle başlayan bir savrulmadır. O gün “AKP’le birlikte olma” çizgisine girilmesi, hem önemli siyasi hatalara neden oldu, hem de seçim süreçlerinde iktidar yerine muhalefete muhalefet etmeye dönüştü. En sonunda iş Erdoğan‘a muhalefet bayrağını Selahattin Demirtaş‘lara bırakmaya kadar vardı!…”diyorsunuz.

    Anlaşılıyor ki, bu tavır uzun zamandır üstü örtülen bir durumun ortaya çıkışı. Şimdi gidip de burdan bunun taktiksel bir tartışma olduğunu ilan etmek komik olmuyor mu?

    Meselenin tek başına Suriye operasyonu ile ilgili olmadığı açıktır. Hatta eşelenirse taktiksellikten çok stratejikliğe varabilecek bir tartışma da çıkabilir. Bu yazının altındaki açıklama yukardaki alıntı olmasa mantıklı olabilirdi ama bu satırlar farklı bir şeyi ortaya çıkarıyor.

    Ayrıca tartışılan konuda, sizinle daha yakın fikirlere sahip olduğumu belirtir, Aydınlık’ta hiçbir “Aydınlıkçı”nın yazının sansüre uğramadığı bir gelecek dilerim!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: