Pentagon’un Ortadoğu senaryosu

Suudi Arabistan’ın aralarında Şii Ayetullah Nemr‘in de olduğu 47 kişiyi idam etmesi, oldukça sorunlu olan Ortadoğu’ya yeni bir sorun daha ekledi. İran yönetimi, Ayetullah Nemr‘in idamına büyük tepki gösterdi. Öyle ki, Tahran’daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği protesto gösterileri sırasında kısmen yandı.

Bu gelişme üzerine Suudi Arabistan İran’la diplomatik ilişkileri kestiğini ilan etti. Riyad’ı Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Sudan izledi. Bu ülkeler ayrıca İran’a yaptırım kararı aldılar.

Böylece 24 Kasım’da Türk-Rus cepheleşmesi ile tansiyonun yükseldiği Batı Asya, şimdi de Arap-Fars cepheleşmesine itildi. Yani bölgenin Sünni-Şii kamplaşması üzerinden hedef alınması, yeni cepheleşmelerle derinleştirilmiş oldu.

Baştan belirtelim: Bu tablo, ABD’nin istediği ideal tablodur.

ABD İÇİN İDEAL ORTADOĞU

Son 15-20 yıldır okuduğum çeşitli ABD raporlarının toplamınından bir özet yapmam gerekirse, Washington için ideal Ortadoğu’nun şöyle olduğunu söyleyebilirim:

1) Türkler ve Farslar karşı karşıya gelmelidir.

2) Araplar ve Farslar karşı karşıya gelmelidir.

3) Sünniler ve Şiiler karşı karşıya gelmelidir.

4) Kürtler, ihtiyaca göre Araplarla, Türklerle ve Farslarla karşı karşıya gelmelidir.

Bir de bu dört cepheleşmenin alt versiyonları vardır. O alt cepheleşmeleri sıralamadan önce, yukarıdaki dört karşıtlığın ABD’nin bölgesel çıkarlarıyla birlikte, İsrail’in güvenliğine hizmet ettiğini vurgulayalım.

ABD’NİN ‘TÜRK-KÜRT-YAHUDİ-SÜNNİ ARAP’ CEPHESİ

Alt cepheleşmeler ise şöyledir:

5) Araplara karşı Türk-Kürt-Yahudi dengesi kurulmalıdır.

6) Farslara ve Şii Araplara karşı Türk-Kürt-Yahudi-Sünni Arap dengesi kurulmaldır.

7) Türklere ve Araplara karşı Kürt-Yahudi ittifakı kurulmalıdır.

Tüm bu karşıtlıklara ve ittifaklara bakıldığında, ABD’nin ihtiyaca göre müttefiklerini de birbirine karşı kullandığını görürüz.

Toplamda, Lübnan iç savaşı, İran-Irak savaşının her iki cephesine silah yığılması, ABD’nin Irak’a saldırıları, ABD’nin İran’ı dünya çapında tecrit politikaları, İran’a karşı Suudi Arabistan-İsrail ittifakının kurulması, Araplara karşı Mısır-İsrail ittifakının kurulması, yine belli dönemlerde Araplara karşı Türkiye-İsrail ittifakı kurulması, Irak’ın kuzeyinde Kürt devleti kurulması, Kürt örgütlerinin Türkiye’ye ve İran’a karşı sopa olarak kullanılması, ABD’nin 40 yıldır uygulamaya çalıştığı bu cepheleşme stratejisinin içindedir.

GELENEKSEL MÜTTEFİKLERİ MEVZİLEMEK

İşte İncirlik Mutabakatı, geride kalan 40 yılın sonunda bölgedeki inisiyatifini kaybeden ABD’nin yeni bir hamle sürecidir.

ABD İncirlik Mutabakatı ile geleneksel müttefiklerini aynı mevziye sokmaya soyunmuştur: Türk-Kürt-Yahudi-Sünni Arap cephesi.

Türkiye’nin İsrail’le anlaşma yoluna girmesi, Barzani’yle bölgesel hesaplara soyunması ve Suudi Arabistan’la stratejik ortaklık ilan ederek Riyad’ın kurduğu İslam ittifakı içinde yer alacağını açıklaması, ABD’nin geleneksel müttefiklerini biraraya getirme hedefinin ilk sonuçlarıdır.

İnisiyatifi Rusya’ya kaybeden ABD için bu o kadar önemlidir ki, Washington Ankara için PKK konusunda tavize gitmiştir. Washignton, “PKK’yi vuran Ankara Barzani‘yle ittifak kurup nasılsa Suriye’deki PYD’yi zorunlu kabul yoluna girecektir” diye düşünmektedir.

İncirlik Mutabakatı Washington için o kadar önemlidir ki, ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass o nedenle Kürt örgütlere “Türkiye geri dönülmez noktaya ilerletilene kadar sabredin” mesajı vermiştir.

Ve önce Ankara’nın Rus uçağını düşürerek Türk-Rus cepheleşmesi yaratması, ardından da Suudi Arabistan’ın Şii lideri idam ederek Arap-Fars karşıtlığı yaratması, İncilik Mutabakatı’yla başlayan bölgesel hamlenin parçalarıdır.

NE YAPMALI?

Peki ne yapmalı?

Batı Asya’da tezgahlanan Türk-Rus, Arap-Fars ve Sünni-Şii çatışmasını önlemek için artık sadece devlet aklı yetmiyor, bölge aklı ve bölge dayanışması geliştirilmeli…

Burada kritik ülke, konumu itibariyle Türkiye’dir. Türkiye bu büyük cepheleşmede nerede yer alırsa, orası ağırlık kazanacaktır.

ABD Genelkurmay Başkanı Org. Dunford bugün, ABD Başkan Yardımcısı Biden ise iki hafta sonra “bölgeyi ateşe vermek” gündemiyle ülkemize geliyorlar. İncirlik sadece ABD uçkalarının değil, Alman, Fransız, İspanyol, hatta Katar uçaklarının bile bölgeyi bombaladığı bir üsse dönüştü. NATO son toplantısında Türkiye-Suriye sınırının fiili güvenliğinde rol üstlenme kararı aldı. NATO bu amaçla Doğu Akdeniz’e yeni gemiler gönderiyor, Konya’ya awacs sistemi kurmaya başlıyor…

O nedenle Türkiye’nin devrimci, sosyalist, halkçı, kemalist, millici birikimine büyük ve tarihsel sorumluluk düşmektedir. Tabi 1 Mart tezkeresinin önlenmesi sürecinde edinilmiş deneyimi uygulamanın zamanı geçmeden!

Mehmet Ali Güller
5 Ocak 2015

Reklamlar
  1. #1 by M.Haluk ERGÜVEN on 05/01/2016 - 17:26

    Sizi izliyorum,sizi önemsiyorum.Aydınlıkta olmamanıza ayrıca tepkiliyim.
    Çok aydınlatıcı bir yazı,bence bu yazıda eksiklik ,sizin de belirttiğiniz bölge dayanışmasına katkı sağlamaya çalışan Vatan Partisinin çabalarını belirtmemiş olmanız.Saygılarımla.
    M.Haluk ERGÜVEN
    Siyasal Ekonomist
    0532 684 32 16

  2. #2 by Kadir Dede on 05/01/2016 - 20:45

    Abd nin bölgedeki insiyatifi kaybettiğini düşünmek pek gerçekçi görünmüyor. Sadece Rusya ile direkt karşı karşıya kalmamak adına Suriyede sahaya piyonlarını ( Türkiye, PYD ) sürmüş ve çeşitli planlamalarla ( Suud/İran – Türkiye/Rusya gerginlikleri) zaman kazanmaya çalışmaktadır. Eğer Türkiye’yi Suriyeye asker sokmaya ikna ederse Nato ile birlikte hareket etme şansı yakalayarak hedefine ulaşmaya çalışacaktır.

  1. Pentagon’un Ortadoğu senaryosu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: