Enerji-Politik açıdan Erdoğan ailesinin nikahları

Ülke yöneticileri ve çocuklarının nikahları sadece bugün değil, tarih boyunca hep önemli olmuştur. Zira eskiden bu nikalarla siyasal ittifaklar kurulurdu. Bir kral kızını rakip krala veya prense vererek konumunu korurdu. Ya da iki krallık bir nikahla üçüncü bir krallığa karşı ittifak yapardı. Batı’da da, Doğu’da da böyle olmuştur.

Aslında bu gelenek modern tarihte de sürmektedir. Fakat damat ve gelin açısından değil, nikaha şahitlikler açısından. Bir ülke yöneticinin çocuklarının nikahına kimlerin şahitlik yaptığına bakarak “enerji politik” okumalar yapabilirisiniz; hatta eski rejimin inşası olarak restorasyonu ve yeni rejimin inşasındaki ittifakları görebilirsiniz.

Erdoğan’un dört çocuğunun nikahı da hem “enerji-politik” açıdan hem de rejim inşası açısından incelenmesi gereken nikahlardır. O nikahlarda kimlerin şahit olduğuna bakarak “enerji-politik” ilişkileri anlayabilirisiniz. Başlayalım:

ERDOĞAN’IN SİYASİ KONUMUNA GÖRE ŞAHİT SAYISI ARTIYOR

Erdoğanların ilk nikahı 23 Şubat 2001’de, AKP iktidarından önceydi. Burak Erdoğan ile Sema Ketenci‘nin nikahında sadece iki şahit vardı: Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ve BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu.

Erdoğanların ikinci nikahı 10 Ağustos 2003’teydi. Bilal Erdoğan ile Reyyan Uzuner‘in nikahı sırasında Erdoğan başbakan olmuş, dahası BOP eşbaşkanı olmuştu. Erdoğan‘ın siyasi konumunun yükelmesiyle, nikah şahitleri sayısı da ikiden beşe çıkmıştı: İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Arnavutluk Başbakanı Fatos Nano, TBMM Başkanı Bülent Arınç, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AKP kurucusu Nevzat Yalçıntaş.

Bu ikinci nikah Erdoğan‘ın “aşırı artan servet” sorununa hep gerekçe oldu. Erdoğan‘ın artan servetinin kaynağı, oğlunun düğününde takılan altınların borç alınmasıydı! (Erdoğan‘ın siyasi konumu yükseldikçe, artan serveti önüne sorun olarak getirilemez oldu, zorla normalleşti!)

Bu ikinci nikah, aynı zamanda Rus gazının batıya transferindeki Erdoğan-Berlusconi ortaklığının da nikahıydı.

Erdoğanların üçüncü nikahı ikincisinden bir yıl sonra, 11 Temmuz 2004’te yapıldı. Esra Erdoğan‘ın Berat Albayrak‘la nikahı, Erdoğan‘ın siyasi konumunu güçlendirmeye başladığı süreçteydi. O güç artışında bir yılda olağanüstü bir değişiklik olmadığından, nikah şahidi yine beşti: Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, Ürdün Kralı Abdullah, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Romanya Başbakanı Adrian Nastase, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül.

Bu üçüncü nikah, Erdoğan‘ın gireceği bazı özel ortaklıkların da nikahı olmuş oldu: Çalık Holding’de çalışan Berat Albayrak hızla yükseldi ve şirketin genel müdürü oldu. Yola tekstil ile çıkan Çalık Holding de hızla büyüdü ve enerji alanında dev ihaleler almaya başladı.

Bu noktada ikinci nikaha dönebiliriz. 2003’teki Burak Erdoğan‘ın nikahında Arnavutluk Başbakanı Fatos Nano şahitti. Çalık Holding 2005’te Arnavutluk’un özelleştirdiği Albtelecom’un sahibi oldu!

Bitmedi: İlerleyen yıllarda Çalık Holding enerji alanında özellik Kuzey Irak’ta önemli ihaleler aldı. Bu süreçte Erdoğan ile Barzani de özel siyasi ittifaklar kurdu: Kuzey Irak’ın petrolü Bilal Erdoğan‘ın gemileriyle İsrail’e satıldı!

Dahası, damat Berat Albayrak AKP Hükümeti’ne “Enerji Bakanı” yapıldı!

HANEDAN-ŞİRKET NİKAHLARI

Erdoğanların son nikahı ise, bir öncekinden 12 yıl sonra, 14 Mayıs 2016’da yapıldı. Sümeyye Erdoğan ile Selçuk Bayraktar‘ın nikah şahidi, Erdoğan‘ın siyasi konumuyla doğru orantlı olarak sekize yükseldi: Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzzetbegoviç, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, Lübnan eski Başbakanı Saad Hariri ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama.

Erdoğanlar ile Hariri ailesi arasında hep özel bir ilişki oldu. Örneğin Saad Hariri başbakan olmadığı şu süreçte bile Erdoğan‘la başbakanmış gibi görüşebilmekte, birlikte İran ve Suriye’ye karşı konumlanabilmektedirler. (Yeri gelmişken belirtelim: Baba Refik Hariri‘nin 2005’te şüpheli bir suikaste uğraması, aslında 2011’de Suriye’ye yapılacak saldırının da ön hazırlığıydı. Batı bu suikast üzerinden Şam’ı sıkıştırmış ve Lübnan’dan çekilmeye mecbur etmişti.)

Ve en önemlisi Hariri ailesi, bu süreçte Türk Telekom’un da yüzde 55 sahibi oldu!

Ya İzzetbegobiç‘in şahitliği? Çok değil, daha bir yıl önce Erdoğan yanına Celal Koloğlu, Ethem Sancak ve Mehmet Cengiz gibi “özel işadamlarını” alarak Bosna Hersek’e gitmişti. Neden? Çünkü Bosna Hersek’te özelleştirme kapsamına alınan çok değerli kamu şirketleri vardı!

Nikahların enerji-politik kısmı daha da derinleştirilebilir. Biz asıl gündem olduğu için artık Org. Hulusi Akar‘ın şahitliğine geçelim…

AKAR’A TEPKİNİN BÜYÜKLÜĞÜ MİLLETİN TSK SEVGİSİNDEN

Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar‘ın Erdoğanların son nikahına şahitlik yapması olağanüstü tepki gördü. Tepkiler çok gerekçeliydi: Aynı gün sekiz şehidin cenazesi kaldırılıyordu, diğer şahitlerden İsmail Kahraman “yeni anayasada laiklik olmamalı” diyordu, cumhuriyet yıkıcılarına destek olarak görülüyordu, TSK’ye kumpas kuranlara şahitlik ediliyordu vs.

Org. Akar‘ın Suriye’deki işbirliği nedeniyle Pentagon’dan madalya alması, TSK’ye kumpasların medya ayağını yürüten Taraf‘ın Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan‘a babası Çetin Altan‘ın ölümü nedeniyle başsağlığı mesajı yollaması, Erdoğan‘ın gezisi sırasında ölen Hasan Karakaya için TSK düşmanı Akit‘e başsağlığı mesajı göndermesi, zaten ona karşı tepkileri büyütmüştü. Nikah şahitliği ise bardağı taşıran son damla oldu!

Tepkinin büyüklüğü, halkın TSK’ye sevgisi nedeniyleydi; TSK’nin başının o tabloya dahil olmasını yakıştıramıyorlardı!

Tepkilerin yoğunlu nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yayımladı: Org. Akar “devlet protokolü gereği” nikaha katılmıştı! Bu haklı bir mazeret değildi. Zira nikah bir sivilin nikahıydı ve devlet protokolü gereği ise Akar‘ın üniformalı olması gerekirdi! Onu da geçtik ve hadi devlet protokolü gereği nikaha katılım oldu dedik, fakat şahitlik devlet protokolü gereği olamazdı!

Kuşkusuz bu süreçte Org. Akar‘a karşı haklı tepkilere yaslanarak TSK düşmanlığı yapanlar da oldu. Ancak onların varlığı nedeniyle körü körüne bir yanlışa sessiz kalmak da doru değil. Hele doğrudan Org. Akar‘ı savunmaya geçmek, yanlışın büyüğüdür.

Zira Org. Akar’ın o nikaha şahitlik etmesi sıradan bir olay değildir; nikahtaki şahitlik tablosu daha çok Cumhuriyet Ordusu’nun başının, Cumhuriyet yıkıcılarına teslimi olarak okunmaktadır!

Tabloyu Erdoğanların yeni rejim inşasına teslimiyet olarak da okuyabiliriz! (Elbette TSK’nin teslimiyeti değil, Genelkurmay Karargahı’nın teslimiyeti.)

Bu gerçeği atlayarak “savaşan ordunun komutanı hedef alınmaz” diye savunma yapmak doğru değildir. Çünkü bu tür argümanlar insanı en sonunda “savaşan ülkenin cumhurbaşkanı da hedef alınmaz” gibi noktalara savurur!

Bitirirken not düşelim: Erdoğanların Berat Albayrak’la nikahından Enerji Bakanı çıktı, bakalım Selçuk Bayraktar’la nikahtan Savunma Bakanı çıkacak mı?

Mehmet Ali Güller
17 Mayıs 2016

Reklamlar
  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: