ABD’nin rolü ve 3 cuntanın koalisyonu

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, darbe girişimi sonrası Türkiye’deki bazı muhataplarının tutuklandığını söyledi!

ABD (CENTCOM) Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel, darbe girişimi sonrası tutuklananları “ABD ordusunun yakın müttefikleri” olarak niteledi!

Bu iki açıklama öncelikle ABD’nin darbe girişimindeki rolüne, ardından da 15 Temmuz’daki “cuntalar koalisyonu”na işaret etmektedir!

Açalım:

ALLAH’IN LÜTFU: ERKEN DOĞUM

15 Temmuz Amerikancı F Tipi darbe girişiminin üzerinden iki hafta geçti. İlk günden beri dile getirdiğimiz temel tez şuydu: Amerikancı F Tipi darbe, erken doğuma zorlanarak bastırıldı.

Bunu esas olarak “Yurtta Sulh Konseyi”nin hazırladığı bildiride darbe tarihinin 16 Temmuz saat 03.00 olarak yazılmasına ve 15 Temmuz saat 16.00’dan itibaren MİT-Genelkurmay ortaklı yapılan hazırlıklara bakarak yapmıştık. Diğer yandan bu tezimizi güçlendiren bir diğer olgu da Erdoğan’ın daha darbe girişimi sürerken, darbeden “Allah’ın lütfu” diye bahsetmesiydi!

Kısacası darbe girişiminin erken bir saatte ve köprü kapatma gibi tuhaflıklarla başlamış olması bir kurgu olduğuna değil, fakat erken doğuma zorlandığına işaret ediyordu.

Fakat ilk günlerde yanıtı bulunamayan bazı sorular vardı: Örneğin MİT Müsteşarı Hakan Fidan neden sadece Genelkurmay’ı bilgilendirmişti ve Erdoğan ile Binali Yıldırım’ı bilgilendirmemişti? Örneğin Genelkurmay Karargâhı bir takım önlem hazırlıkları yaparken neden Hava Kuvvetleri Komutanı’nı haberdar etmemişti? Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar neden darbe girişimi başlayana kadar odasında oturmaya devam etmişti? Org. Akar’ı Çankaya’ya getirenler neden tutuklandı, ya da Org. Akar neden darbecilerle Çankaya’ya geldi? 1 numara olduğu iddia edilen Org. Akın Öztürk’ün rolü ne? Genelkurmay 5 saat önce öğrendiği darbe girişimini engelleyebilmekte neden yetersiz kaldı?

Bunlar ve benzer soruların bir kısmı hâlâ yanıtsız ama bazı sorular da, özellikle ilk günlerdeki ham bilgilerin üzerine eklenen tutuklu ifadeleri ile yanıt bulmaya başladı. Bunların başında da darbe girişiminin salt F Tipi olup olmadığı geliyor…

ÜÇ CUNTA KOALİSYON YAPTI

Neredeyse generallerin yarısı tutuklandı. Hemen hepsinin F Tipi olduğunu iddia edebilmek pek mümkün değil. Kimi Ergenekon ve Balyoz mağdurları, isim isim bildikleri bazı generallerin Fethullahçılıkla hiç ilgisi olmadıklarını belirtiyorlar.

Anlayabildiğimiz kadarıyla 15 Temmuz darbe girişimi için 3 cunta koalisyon yapmış durumda. Bu cuntalardan üçüncüsü darbe girişimine hiç başlamamış. İkinci cunta ise erken doğuma zorlanan darbeye kısmen dâhil olmuş ama durumu görünce yarısı geri çekilmiş. Bir tek birinci cunta, yani F Tipi cunta bütün gövdesiyle bu darbe girişimine dâhil olmuş.

Üçüncü cuntanın darbe istihbaratının alındığı saatlerden itibaren, ikinci cuntanın da erken doğuma zorlanmış darbenin başlamasıyla birlikte çeşitli pazarlıklar yaptığı anlaşılıyor. F Tipi cunta ise geri dönüş ve pazarlık şansı bulunmadığı için intihar etmiş!

İşte dünkü Yüksek Askeri Şura kararlarını ve Erdoğan’ın TSK’yi yeniden yapılandırma hamlelerini bu çerçevede analiz edebiliriz.

YAŞ KARARLARININ ANLAMI

Yüksek Askeri Şura kararları çoğu kişi için sürpriz oldu. Zira AKP çevreleri de dâhil çoğu kesim için diplerine kadar girmiş F Tipi çeteyi göremeyen ve darbe girişimini engelleyemeyen komutanlar artık görev yapamazdı!

Fakat Erdoğan pragmatistti ve o nedenle “dereyi geçerken at değiştirilmez” diyordu.

Darbe girişimine “Allah’ın lütfu, çünkü Silahlı Kuvvetlerimizin temizlenmesine vesile olacak” diyen Erdoğan fırsattan yararlanıp OHAL kararnameleri ve Anayasa değişiklikleriyle “TSK’yi yeniden yapılandırma” adı altında “dönüştürmek” istiyordu!

Nitekim Erdoğan açık açık “MİT ve Genelkurmay bana, kuvvet komutanlıkları da Savunma Bakanlığı’na bağlansın” diyordu. Askeri okulların kapatılması, TSK’nin üniversitelerden (haliyle İmam Hatiplerden) kaynak bulması, askeri yargının kaldırılması gibi hedefler zaten masadaydı, hükümet yetkilileri açık açık söylüyordu…

Zaten ikinci OHAL kararnamesi ile Jandarma TSK’den tamamen kopartılıp İçişleri Bakanlığı’na bağlanmıştı bile… Dahası İçişleri Bakanı Efkan Ala ekranlarda Jandarmanın kıyafetini bile değiştireceğini ilan ediyordu!

Erdoğan’ın bu hedeflerinin yerine getirilmesinin önünde engel olarak yine en başta TSK’nin kendisi vardı. Erdoğan için o nedenle TSK’de yeni bir kuvvet komutası oluşması yerine, şimdilik bildiği, birlikte çalıştığı ve darbe girişimindeki “yaralı” rolleri nedeniyle mahcup konumda olan komutanların bulunması daha yararlıydı!

Evet, Erdoğan “yaralı” komutanları şimdilik tuttu çünkü mevcut komutanlar “TSK’nin yeniden yapılandırılması” planına itiraz edemeyecek konuma düşmüş durumdaydılar…

ABD’NİN ROLÜNÜ SAPTAMAK ESASTIR!

Tekrar başta belirttiğimiz ABD’li yetkililerin açıklamalarına dönersek…

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel’in darbecileri müttefikleri olarak nitelemesi, hem darbedeki rollerine, hem de yukarıda anlatmaya çalıştığımız cuntalar koalisyonunun varlığına işaret eder.

ABD’nin müttefik gördüğü sadece F Tipi askerler değil, çoğunluktaki NATO’cu generallerdir!

İşte asıl bu gerçeğin üzerinde durmalıyız. 15 Temmuz darbe girişimi, her şeyden önce ve önemli olarak bir Amerikancı darbedir!

Saray ve AKP Hükümeti iki büyük yanlış içerisindedir:

1) Darbe girişiminin salt F Tipi özelliği üzerinde durmaları, orta vadede Türkiye’nin önüne yeni riskler getirecektir! İncirlik’in misyonuna devam etmesi, çeşitli yetkililerin “Suriye’de ABD’yle işbirliğine devam ediyoruz” açıklamaları yapmaları, en hafifinden darbeyi kanıyla engelleyen iradeye ihanettir!

2) Erdoğan’ın darbe girişimini fırsata dönüştürerek Türk Ordusu’nu biçimlendirmeye kalkması, genleriyle oynaması, çeşitli sorunlarla boğuşan Türkiye için bir felakettir. Son iki yüzyıllık ordu tarihi bu açıdan önemle incelenmelidir!

Türk Ordusu tektir ve etrafımızda haritaların yeniden çizilmeye çalışıldığı şu süreçte daha da büyük bir ihtiyaçtır. Onu parçalayan her girişim Türkiye’yi uçuruma sürükler!

Mehmet Ali Güller
29 Temmuz 2016

Reklamlar
  1. #1 by Zeynelabidin özdemir on 29/07/2016 - 13:32

    Sevgili Mehmet Ali Gürler yazılarının naile düşenlerin hepsini takip ediyorum doğru tespitlerin konusunda seni takdir ediyorum ama sende anlamadığım bir olgu var. Nedenleri tespit ederken süpersin fakat sonuçlar ve sonuçları etkileyecek durumları ortaya koyarken hep en üst kademede oynayan adamların varlığı üzerinden ve onların geliştirebileceği stratejilere göre yorumluyorsun. Peki tez antitezi yada kaos herzaman sistemler üstü sonuçlar doğurur yada direkt etki mutlaka temele iner ve kılcalda olsa tepki oluşturur ki gidişatın kaderini asıl değiştiren de bu ince tepkiler olur. Yani bu AKP liler bu kadar mı üstün zekalılar ki yüzlerce kombinasyondan müteşekkil paradigmaları kontrolleri altında tutabilsinler? Hitleri yahudiler yarattı. Kendilerine göre çok kutsal bir amaç uğruna tüm dünyayı ateşe ayna riskine girdiler. Fakat sonra zamanı doğal seleksiyonu kontrol altına alamadılar ve program ilerlemesine rağmen milyonlarca yahudiye mal oldu Avrupa’nın yapısı değişti. Bizdede böyle gelişmelerin olmayacağının garantisi yok. Saygılarımla

  2. #2 by sarp yamac on 31/07/2016 - 11:55

    Merhaba,
    Bu darbe Ortadoğu eksenli bir darbe değil. Bu bariz Avrupa eksenli yapılmış bir darbe. Bunu Brexit dışında düşünmemek lazım. Avrupa içindeki turnuva ati Ingiltere neden şimdi A.B çıktı. Neden Türkiye A.B üye olamaz dendi. Bu söylemler ing. Halkına yapılmadı. Bariz avrupada yapıldı. Bu bir görüş değil istekli. Türkiye AB üye olmamalı bizden yana olmalı. Ayrica Avrupada patlamalar bombalar ile Türkiye dekiler aynı paraleldedir.
    İng. Büyük abisinin yanında yer aldı. Demekki A.B ile ABD arasinda bir eksen krilmasi var. Türkiyedeki bu kalkisma ile Avrupanın altına dinamik koymak istediler. Ve AB den koparip ABD eksenine yerlestireceklerdi. Şimdilerde ing büyük elçisi Ankara nin hoşuna giden yorumlar yapıyor. Büyük abiye hareket çekilirse arayı bulacak.

  3. #3 by Cumhur Utku on 31/07/2016 - 20:58

    Sevgili Mehmet Ali, Cunta tabiri yanlış bence… Ve bence üç gurup değil beş gurup vardı, hepsi Tayyip düşmanıydı ve hepsi darbe planından haberdar değilse bile, müzahirdi. Yani isyancıydı… Birinci gurup: Bilinen Fethullah müritleri.. Personel mafyası ve emir subayları takımı… İkinci gurup: Amerikalı askerlerle muhabbeti olan (İncirlik, Aksaz, Tuslog ) uyanık NATO’cu da diyebileceğimiz gurup… Üçüncü gurup: Hulisi Akar tarafından dışlanmış ve ondan nefret eden gurup.. Dördüncü gurup: Ne kokan ne bulaşan, kim güçlüyse onun yanında olan gurup (aynen milletin aynası, gurup) Beşinci gurup: Kemalist vatanseverler gurubu….

    Bu sıralamam, kalkışmada güçlü ve etkili olma önceliğine göredir. Zaten kalkışmanın erken deşifre olmasının, meclisin bombalanması ve halka ateş edilmesi gibi saçmalıklarının nedeni de bu guruplar arasında emir komuta birliğinin olmamasıdır. Komuta kademesinin bile (Orgeneraller) bir birine düşmüş olduğu hissedilmesi, bu beş gurubun var olmasının delili olmaktadır. Hepsi yanlış yaptı… Bir kalkışma, siyasi bir guruba sırtını vermeden olmayacağını bilemediler. Fethullahı açıkça destekleyen bir siyasi oluşum yoktu. Hala da yok. Şimdilik beş şey oldu: 1. Türk Ordusu tarumar edildi 2. PKK’nın eli güçlendi.. 3. Tayyip kahraman oldu.. 4. Amerika ellerini ovuşturuyor… 5. Az olan asker düşmanlığı, milletin içinde çoğaldı.. Sevgiyle diyeceğim de sevgi de kalmadı… Selamlarım. Cumhur

  1. ABD’nin rolü ve 3 cuntanın koalisyonu | (=Öykü-Şiir-Anı-Günce=)------------->>>Doğa+Yaşam+Sağlık-vd.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: