Terörün kaynağı ve panzehri

Her terör saldırısından sonra toplanan güvenlik zirvelerinde acaba neler konuşuluyor? Örneğin bilançosu ağırlaşan PKK ve IŞİD terör saldırılarının nedeni doğru saptanabiliyor mu?

Yoksa hükümet yandaşı yayınlara yansıdığı gibi “terörle mücadele edildiği için terör saldırılarıyla karşı karşıya kalınıyor” gibi yavan bir saptama orada da geçerli mi?

Olgulara baktığımızda, maalesef böyle görünüyor: Taktik düzlemde kimi olumlu adımlar atılıyor ama stratejik düzlemde hâlâ yapılması gereken yapılmıyor! Nedir o yapılması gereken, anlatalım.

ABD’NİN KULLANIŞLI ALETLERİ: PKK-IŞİD

Öncelikle terörün kaynağını doğru saptamalıyız. Elbette bombayı patlatan el kimi zaman PKK, kimiz zaman da IŞİD’dir ama terörün kaynağı ABD’dir!

PKK’nin ABD’nin doğrudan aleti olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok. Kaldı ki ABD yetkilileri açık açık örgütü “kara gücüm” diye niteliyorlar. PKK yöneticileri de hem ABD’den yardım aldıklarını gizlemiyorlar hem de ABD emperyalizmiyle birlikte hareket ettiklerini…

Fakat ABD ile IŞİD ilişkisi geniş kesimde, hatta devletin sinir merkezlerinde doğru anlaşılmamış durumda. Öyle ki, Kobani’de IŞİD ile PKK çatışırken, “düşmanımın düşmanı dostumdur” kaba yaklaşımı ile Türk devlet aklı IŞİD’i kendi cephesinde bir kuvvet gibi bile gördü! Ve o akıl nedeniyle IŞİD “öfkeli çocuklar” şeklinde nitelendi, yaralanan IŞİD’lilerin Türkiye’deki devlet hastanelerinde tedavi edilmesi sağlandı, devletin resmi haber ajansı IŞİD işgali altındaki kentlerden “halk çok memnun” propaganda haberleri yaptı.

ABD ile IŞİD ilişkisini şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: IŞİD’i bir nehir gibi düşünürsek, ABD’nin rolü burada nehrin istediği yere akmasını sağlamak için arklar oluşturmaktır.

Bağdadi’nin IŞİD’in liderliğine gelmesi için önünün açılmasından, Musul’un işgaline yol verilmesi gibi pek çok olgu bu ark açma işlerindendir. Daha geniş bilgi için “IŞİD: Kara Terör” kitabımızı okumanızı öneririm.

TÜRKİYE’NİN ZAYIF KARNI: AKP

Ancak terörün kaynağını doğru saptamak da yetmiyor, o saptamaya göre tavır almak gerekiyor!

ABD’nin bölgeye dair ana stratejisi Basra’dan Doğu Akdeniz’e uzanan bir enerji koridoru kurmak olduğu için, Türkiye ABD’nin hedefidir. Zira o koridorun bir bölümü Türk topraklarından geçmektedir! Fakat aynı zamanda Türkiye ABD’nin “müttefikidir”, NATO üyesidir, Atlantik Kampı’ndadır…

Türkiye ABD’nin “hem hedefi hem de müttefiki” olarak uzunca bir süredir götürülen ilişkiyi artık taşıyamayacak noktaya gelmiştir. Konu, bu ilişkiye Türkiye’den zaman zaman yapılan itirazları baskılamak için Muavenet Zırhlısı’nı vurmak ya da Türk askerinin başına çuval geçirmek gibi “sopaları” çoktan aşmıştır!

Fakat Türkiye’nin zayıf karnı, hükümetidir! 2002’de ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olarak iktidara gelmiş bir iktidarın Türkiye’ye doğru bir tavır aldırması mümkün olmamaktadır…

AKP’NİN SORUMLULUĞU

Yeri gelmişken belirtelim: Terörün kaynağı ABD olmakla birlikte, ABD’nin kolayca at oynatabilmesinin sorumlusu da AKP hükümetidir!

Örneğin AKP Hükümeti sırf PKK ile müzakere yürütüyor diye örgütün şehirlere silah yığmasına göz yummasaydı, örgütün büyümesine seyirci kalmasaydı, şu an bu ağır maliyetler ödenmiyor olacaktı!

Örneğin AKP Hükümeti “Esad’ı yıkma hedefi” ile Suriye’de teröre destek vermeseydi, Bosna’dan Sincian-Uygur bölgesine kadar dünyanın pek çok yerindeki saha deneyimi olan teröristlerin Türkiye sınırından Suriye’ye geçişine göz yummasaydı, şu an bu ağır maliyetler ödenmiyor olacaktı!

AKP Hükümeti’nin Esad’a karşı desteklediği pek çok terörist örgütün militanlarıyla birlikte geride kalan son 3 yıl içinde IŞİD saflarına katıldığı bilinmektedir.

Yine AKP Hükümeti’nin sırf Esad karşıtı cepheye çekmek için PKK’nin Suriye kolu olan PYD’nin özerklik girişimlerine sessiz kalması, PYD lideri Salih Müslim’in Ankara’da ağırlanarak ÖSO’yla birlikte hareket etmesi karşılığında kantonlarına evet denmesi, şimdi ödenmekte olan maliyetleri artırmıştır!

Dahası, AKP Hükümeti Suriye için terörist bir örgüt olan ÖSO’yla hâlâ birlikte iş tutmaktadır! Düne kadar Halep’te iş tuttuğu Nusra’nın da bugünlerde dönüp Türkiye’yi vurmaya kalkması ihtimal dahilindedir!

Kısacası AKP Hükümeti bugün yaşanan problemlerin aynı zamanda kaynağı olmuştur; terör ihraç ettiği için terör ithal etmek zorunda kalmıştır!

Ve Türkiye’nin şansızlığı da, mevcut siyasal tablo nedeniyle problemin kaynağından probleme çözüm bulmasını beklemek zorunda kalıyor olmasıdır!

ABD’NİN AVANTAJI: “SİYASAL İSLAMCI” ZEMİN

Yukarıdaki saptamayla birlikte şu gerçeği de dikkate almak zorundayız: Son Reina saldırısıyla birlikte bilançonun ağırlaştığı terör saldırılarında ABD’nin kullanışlı aletleri görev yapmaktaysa da, terör örgütlerine avantaj sağlayan ise siyasal İslamcılık kaynaklı siyasal iklimdir, zemindir!

Rus Büyükelçisi Karlov suikastı ile Halep yenilgisi nedeniyle İran ve Rusya büyükelçiliklerinin hedef alınmasının arasındaki bağ gibi, kimi tarikatların noel üzerinden yeni yılı hedef almasıyla Reina katliamı arasında bir bağ vardır! Her iki olayda da bir hafta yoğun süren kışkırtıcı faaliyetler yapılmıştır!

Elbette IŞİD militanı o kışkırtmalardan etkilenerek Renia’ya saldırmamıştır ancak mesele bu terör örgütlerinin işte bu kışkırtıcı zeminde taban bulabiliyor olmasıdır!

IŞİD’e sempatinin yüzde 8’ler mertebesinde olduğu Türkiye anketleri, işte bu zeminin ve siyasal iklimin sonucudur!

IŞİD’in daha düne kadar İstanbul’un göbeğinde “transfer ofisleri” açabilmesi, Ankara Hacıbayram’dan, Kocaeli Dilovası’ndan Suriye’ye konvoylar götürebilmesi, Adıyaman merkezli örgütlenebilmesi işte bu siyasal iklimin sayesindedir!

TERÖRÜN PANZEHRİ: EMPERYALİZME KARŞI BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ

Tamam terörün kaynağı doğru saptandı, o saptamaya göre de tavır alındı…

Peki yeterli mi? Hayır, bir de buna uygun olarak konumlanmak ihtiyacı var! Açalım:

ABD’nin “Basra’dan Doğru Akdeniz’e uzanan enerji koridoru” hedefi sadece Türkiye’yi değil, İran, Irak ve Suriye’yi de doğrudan etkiliyor.

Nitekim ABD öncelikle iki Irak işgaliyle o koridorun merkezini inşa etti: Barzanistan!

5 yıldır süren Suriye operasyonu da işte o merkezin batı kanadını oluşturma girişimidir. Eğer başarılı olunabilseydi, sıra Türkiye ve İran’a da gelecekti. Yani direnen Esad, gerçekte kendi ülkesi kadar, komşuları için de direnmiş oldu!

Bu noktada şu parantezi de açalım: Türkiye’nin hem Irak’ta hem de Suriye’de ABD’yle birlikte hareket etmesi, kendisini hedef alan o büyük projeye taşeronluk yapmasını sağlamıştır!

Bu yanlışlık hâlâ da sürmektedir: Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki koridor girişimine itiraz etmekte ama Irak’ın kuzeyindeki koridorla, hem de Bağdat’a karşı işbirliği yapmaktadır!

Mesele, bütünlüklü ve toplu bir karşı çıkışı gerektirmektedir! Türkiye Suriye’deki koridora karşı çıkıp Irak’takine evet diyemez. İran Suriye’deki koridora karşı çıkıp, Türkiye’de koridor inşasında görev alacak yapılarla işbirliği yapamaz vs.

Özetle ABD’nin hedefindeki dört komşu ülke olan Türkiye, İran, Irak ve Suriye, ABD’nin hedefine karşı topluca hareket etmek zorundadır. Geçmiş yıllarda yapılan “komşunun teröristini komşuya karşı bir istikrarsızlık silahı olarak destekleme” yanlışlıkları artık bir son bulmalıdır. Dört devlet de bu konuda sabıkalıdır ve o nedenle o defterler hep birlikte kapatılmalıdır.

AKP TERÖRLE MÜCADELENİN MALİYETİNİ BÜYÜTÜYOR

ABD’nin “Basra’dan Doğru Akdeniz’e uzanan enerji koridoru” hedefi, o koridorun üzerinde yaşayan Kürtler nedeniyle, aynı zamanda bir Kürt Koridoru işlevi taşımaktadır ama gerçekte Amerikan Koridoru’dur.

Diğer yandan İsrail’in güvenliği için stratejik önemde olduğu için, aynı zamanda bir İsrail Koridoru’dur ve bu nedenle Tek Aviv “Kürdistan’ın bağımsızlığını ilk ben onaylarım” ilanları yapmaktadır.

Koridorun bu coğrafi şartları nedeniyle ABD çok uzun süredir bu dört ülkeye karşı “Kürt kartı” kullanmaktadır. Dün Irak’ta kullandı ve başarı sağladı, dün İran’da kullanmaya çalıştı ama başarı sağlayamadı, dün ve bugün Türkiye’de o kartı kullanıyor ve belli ölçülerde başarı elde etti. 5 yıldır da o kartı Suriye’de kullanıyor!

Kısacası Kürt kartı emperyalizm tarafından dört ülkeye karşı “ayrılıkçılık ve bölücülük” temelinde kullanılmaktadır. ABD’nin bu kartı bu kadar rahat kullanabilmesinin nedeni de dört ülkenin birbirlerine karşıtlıklarıdır. Dört ülkenin birbirine düşmanlığı, ABD’nin bölgeye tekrar tekrar müdahale edebilmesine zemin yaratmıştır.

İşte bu dört ülke terörün kaynağına karşı doğru konumlanıp işbirliği yaparak, emperyalizmin elindeki kartı hızla alabilecektir. Ve emperyalizmin elinde “bölme” niteliği taşıyan o kart, bölge ülkelerinin arasında “yapıştırıcı” görevi görecektir. Dört ülkede de yaşayan Kürt halkı, dört ülkenin bölgesel işbirliğinin yapıştırıcısı, çimentosu işlevi görecektir.

Bu perspektifin dışındaki her bakış, dört ülkeye zarar verir, emperyalizme yarar getirir!

Kaldı ki ABD’nin Suriye’de yenilmesi, Rusya’nın ABD’ye karşı Ukrayna ve Suriye’de silahlı şekilde konumlanması, Çin’in ekonomik bir güç olarak ABD’yi sıkıştırması, dört ülkeye manevra alanı yaratmakta ve yukarıda özetlediğimiz perspektifin hayata geçebilmesinin yollarını kolaylaştırmaktadır.

Geride tek ama önemli bir problem kalmaktadır: AKP Hükümeti…

AKP’nin doğru konumlanmak yerine, yani önce ve hızla Şam’la anlaşıp, sonra bölgesel bir ittifak inşa etmek yerine, Atlantik ve Avrasya cephelerini birbirlerine karşı kullanma “kurnazlığı” ile hareket etmesi ve bunu içeride başkanlık hedefine dönüştürmeye çalışması, terörle mücadelenin maliyetini büyütmektedir!

Öncelikle çözmemiz gereken sorun işte budur!

Mehmet Ali Güller
2 Ocak 2017

Reklamlar
  1. #1 by Erdal on 02/01/2017 - 14:01

    Bravo Mehmet Ali bey ufkumuzu açıyorsunuz, teşekkürler

  2. #2 by Ayfer Karayel on 02/01/2017 - 14:18

    Cok iyi analiz ve yazi, tesekkurler ve tebrikler.

  3. #3 by mayk on 02/01/2017 - 15:40

    Keske sizi de bir CB danismani yapsalar, ama nerde..

    Nehirin ark acilarak yonlendirilmesi iyi bir benzetme.
    Buna benzer bir benzetme, ABDnin (yani Bati kartelinin) Isid yilaninin beyni olmasidir.
    Yani ISID bizzat Bati tarafindan yonetilmektedir. Ornegin ISIDin Batili gazetecilerin kafa kesmeleri
    sahte videolari icin yarim milyar dolar harcanmistir. Kiyafetler, arabalar, silahlar, emirler
    direk olarak Batidan gelmektedir. Yalnizca ortam Ortadogunun kendisine aittir, bunda da batinin yuzyillara
    yayilan yatirimi vardir.

    Nehrin ark acilarak yonlendirilmesi daha cok sahte bayrak operasyonlari icin mukemmel bir benzetme olur.
    Ornegin 11 eylul saldirilari ne icin yapildi: Halki mudahele icin ikna etmek icin. Zorlama yok, herkes istedigine
    inanabilir. Ama onlar yine de sonucu onceden hesapliyorlar, ona gore operasyon yapiyorlar.

    Bir baska ornek bizdeki kurt sorunudur. TC ilk kuruldugunda G.Doguda Naksi ayaklanmalari baslatildi.
    Arkasindaki gucler bugunkuyle ayni. O zaman ingiltere, simdi ABD demiyelim, cunku Batidaki ayni yapi
    (kartel) butun bunlardan sorumluydu. Hedef Lozan sonrasi ortadoguda pay kapma savasi idi.
    Ben bunu su anki kurt sorunundan ayiririm. Belki devletle kurtlerin birbirine supheyle bakmasina sebep olmustur,
    o zamanki naksibendi aga isyanlari, ama bugunku PKK sorunu ve onu destekleyen zihniyet sorunu farklidir.

    Kurtler arasinda solculuk, hatta dolayli olarak Ataturkculuk, ya da kisaca halk partililik, hatta daha soldaki
    partilere oy verme yaygindi (belki yuzde 50). Dogu ve GDoguda hesabi bitmemis olan Bati kartelinin kurtlerdeki
    bu ilerici zihniyetle mucadele etmesi gerekiyordu. Bunun icin devletin icine yerlestirdigi Gladyoyu kullanarak
    kurtlere zulum yapti, yargisiz infazlar, iskenceler v.s. Bunun adi ozu itibariyle kurt sevmezlik, kurt dusmanligi falan degildir.
    Cunku ayni kesimler kurt dostu kiligina da girmekteler surekli olarak. Bunlar sahte bayrak operasonlaridir.
    Insanlarin fikirlerine mudaheledir. TCyi begenen kurtlerin TCden nefret etmesini hedeflemektedir.
    Ayni anda kurt fedaisi konumda gorunecek olan PKK yaratildi. Kurtlerin bunu kurtarici olarak gormesi hedeflendi.
    PKK diyince kurtlerin “biz” diye dusunmeleri hedeflendi. Bu yuzden PKK ne kadar kotu olursa olsun,
    kurtlere devletten daha iyi davranmaliydi. Kurtlere karsi savasanlarla mucadele ediyor goruntusu verilmeliydi.

    Ornegin Gaffar Okkan niye olduruldu: TCyi temsil eden, adil, kurtlerle iyi gecinen bir sembol.
    Bu kabul edilemezdi. TC kotuyu temsil etmeliydi kurtlerin gozunde. Hem boyle bir ornek ortadan kaldirildi,
    hem de TC kurtlerle iyi gecinenlere tahammul edemiyor denmesi saglandi.
    Bununla yuzde yuz benzerlik gosteren bir olay Hrant Dink’in oldurulmesidir.
    Ermeni sorununa milli olarak bakan bir Ermeni kokenli Turk ortadan kaldirildi, ayni zamanda TC Ermenileri sevmiyor
    propagandasi yapildi (Bence bu durum cok siritiyordu, olayi anlamamak icin gerizekali olmak gerekir.).

    Sonucta ozu itibariyle PKK sol gorunumlu Kurt etnik milliyetcisi bolucu bir Gladyo orgutudur.
    PKKya sempati duyan kurtler, onu Gladyoyla savasiyor zanneder. Onlara gore TC tamamen Gladyodur,
    ve bu da Ataturk zihniyetidir. Gercek ise bunun 180 derece zittidir. Bunun icin Unesco’nun
    (ki bunlar Ataturk dostu kimseler bile degildir) 1981deki kararina bakmak yeterlidir.
    Ataturk insani anlamda buyuklugu ve kusursuzlugu temsil etmektedir.

    Sonucta Gladyonun emniyet/ordu/siyaset icindeki gucleri kurtlere vurur. (yani bir zamanlar)
    Sozde buna cevaben PKK masum askere polise vurur.
    Bu arada Gladyonun emniyet/ordu icindeki elemanlari (feto v.s.) kis kis gulerler,
    cunku kendinden olmayan askerler azalmaktadir.
    TCnin kahraman askerleri PKKye vurur hakli olarak.
    TCnin Gladyocu askerleri dagi tasi bombalar.
    Gladyonun hem “turk” hem de “kurt” versiyonlari uyusturucu kacakciligi gibi
    pis islerin icindedir. Bunlar tepede bulusurlar. Ortak patronlari emperyalizmdir.
    Ortak dusmanlari Kemalizmdir. Bazi pislikler ortaya ciktiginda bunu taktiksel
    isler olarak tabanlara anlatmak zor olmayacaktir.

    Kurtculerin ve Fetoculerin ulusalciligi en buyuk kotuluk olarak tanitmasi tesaduf olamaz.

    Sonuc olarak terorun ortamini yok etmek gerekmektedir.
    Bolucu terorle mucadele icin yukarda anlattiklarim genisletilerek kurtlere anlatilmalidir.
    Tartisma ortamina izin verilmelidir.

    Dinci terorle mucadelein caresi laikliktir. Bu daha zor bir is.
    “Bolucu” kurtler zaten solcu/ilericydi, hala oyle olduklarini soylerler, bu yuzden bunlari
    duzeltmek daha kolay bir is, ne kadar duygusal/militan gorunseler de.

    “Baris sureci”, Gladyonun PKK kolunu mesrulastirdigi icin olumlu bir sekilde
    sonuclanmasi imkansizdi. Hem ideolojik olarak hem de yukarda da belitildigi gibi
    cephane olarak guclenmeleri saglandi.
    Bu konuya bilimsel degil de duygusal sekilde yaklasilirsa, dogru bir sonuca ulasmak imkansiz hale
    gelir. Ornegin nevruzda yanan lastiklerin uzerinden atlamak, boyuna atki sarmak,
    komik seyler. Sorunu dogru teshis etmeden ne oldugu belirsiz bir surecten bir sonuc cikmaz.
    Bana gore butun bunlar emperyalizmin sozde muzakere adina kendi kuklalarini kullanarak
    TCye istedigini yaptirmaya calismasindan baska bir anlam ifade etmez.
    Iki taraf muzakere ediyor, ne tesadufese ikisi de ABD kuklasi, ikisi de Ataturk dusmani.

    Dincilik ise cok cesitli. Fetoyle ve Isidle mucadele edecek bir konuma yillar sonra geldik,
    ama benzerleri cirit atiyor. Bunlarla mucadele etmek cok daha zor. En zoru ise bunu basaracak
    siyasi iktidari yaratmak.

    Suriye konusunda umutluyum, Akp iktidar diye sonucun kotu olacagini zannetmiyorum.
    Suriye sorunu nerdeyse halledilmistir bana gore. Yalnizca hasar tamiri biraz zaman alacaktir.
    Emperyalizm ortadoguda kaybetmistir. Bu ilk defa olmaktadir. Bunu saglayan da
    Rusyadir. Rusyanin bunu nasil basardigi, Akpnin jeopolitik anlamda Batidan nasil koptugu
    benim icin bir sir. Bunu Fetoyle olan rant kavgasina baglayamayiz. Bence bunun sebebi
    dunyanin bir butun olarak Batidaki kartelden kurtulma azmidir. Bir de Rusyanin uzay ve askeri teknolojideki
    acik ara ustunlugu. Snowdenin Rusyaya kacmasi, Trumpun secilmesi, Brexit, butun bunlar bir butun.

    Batiyi yoneten kartel artik yalnizca Rusyayi hedef almaktadir, cunku 3. dunya savasini tetiklemekten
    (cunku planlanarak yapilirsa itirazlar gelir, sizmalar olur,..) baska careleri yoktur.
    Ornegin Bati karteli Rus buyukelcimizi oldurdu, ve sanilanin aksine Rusyayla TCyi yaklastirdi.
    Bu sefer “bir de kendimizi vuralim” deyip bir eglence mekanini vurdular, ve hemen arkasindan
    Nato TCyi kiskaca almak icin bayraklari yariya indirdi (bizim vatandaslarimizi koruyamiyorsun, o zaman
    senin ulkende guvenligi ben saglayacagim (zaten 70 yidir “dost” degil miyiz) demek istiyorlar).
    Tutar mi, bence tutmaz.

    TC ve ortadogu ulkeleri Rusyanin actigi yolda (arkta) ilerlemektedir. Trump ile dunya ortaklgi
    pekisecek, ve en kotulerin hepsi kaybedecek.

  1. Terörün kaynağı ve panzehri: EMPERYALİZME KARŞI BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ | (=Öykü-Şiir-Anı-Günce=)------------->>>Doğa+Yaşam+Sağlık-vd.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: