Doğu Akdeniz Konferansı

Erdoğan’ın Doğu Akdeniz konusunda yaptığı “Herkesin hakkını koruyan bir formül bulalım” çağrısı, kuşkusuz kategorik olarak doğru bir çağrıdır.

Ancak çağrının muhatap bulabilmesi için yapılması gerekenler var. Çünkü çağrı sahibinin en önemli problemi, muhataplarının bir kısmıyla muhatap olmamasıdır!

Bugün Erdoğan’ın çağrısından hareketle sorunu hangi temelde ele almamız ve hangi yöntemle çözmemiz gerektiğini tartışacağız…

İki sorun, tek çözüm

Doğu Akdeniz’deki durum, “Türkiye ile Libya’nın yaptığı anlaşma mı, yoksa Yunanistan ile Mısır’ın yaptığı anlaşma mı hukuka uygun” sorusu etrafında tartışılıyor.

Meseleyi bu dar çerçeve içerisine hapseden bir anlayışla, Doğu Akdeniz’deki sorunlar çözülemez. Çünkü kimi sorunlar, mevcut hukuk sözleşmeleriyle, kavramlarıyla, anlayışıyla çözülemeyecek durumdadır.

Öte yandan çerçeve geniştir; iki temel sorun vardır ve bunlardan biri tarihi geçmişi olan, diğeri ise son 20 yıla dayanan bir sorundur:

Birinci sorun, özetle Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorundur; sınır, adalar, egemenliği tartışmalı ada, adacık ve kayalıklar, adaların silahlandırılması sorunları… Kökleri İtalya’nın Trablusgarp’ı işgaline kadar giden bu soruna ek olarak, bir de Doğu Akdeniz’de Kıbrıs merkezli sorun vardır.

İkinci sorun, Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarının bulunması, paylaşılması, çıkarılması ve pazara ulaştırılması sorunudur.

Bütünlüklü strateji ihtiyacı

İki sorun da birbirine eklemlenmiş durumda. O nedenle Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin hak ve çıkarlarının savunulabilmesi için bütünlüklü bir strateji belirlenmelidir.

Doğu Akdeniz meselesi, bir ucu Suriye, diğer ucu Libya olan bir meseledir aynı zamanda. Türkiye’nin bu hattı tek bir cephe gibi düşünerek strateji oluşturması gerekmektedir. Ankara’nın hattın bir ucunda Rusya’yla, diğer ucunda ABD’yle çalışmak diye özetlenebilecek neo-Abdülhamitçi taktiğinin işe yaramadığı ortada.

Güvenlik kuşağı inşası

Küresel güçleri ve bölge ülkelerini kapsayan bu soruna yaklaşımda iki temel model var:

Biri yayılmacılığı besleyen jeopolitikçiliktir. Bunu dış politikanın en önemli ve neredeyse tek faktörü haline getiren anlayış risklerle doludur. Bu anlayış özetle sorunu komşusunun topraklarında, komşusuna rağmen çözmeye çalışır (Suriye ve kısmen Libya’da olduğu gibi).

Atatürk’ün uyguladığı “komşularla güvenlik kuşağı oluşturma” anlayışı ise sorunu yine sınırların dışında ama komşuya rağmen değil, komşuyla birlikte çözer: Balkan Paktı bunun tipik uygulamasıdır.

Ulusal çıkar esaslı dış politika

Sorunu komşularla birlikte çözme anlayışında, ideolojik angajmanlar yoktur; ulusal çıkarlar vardır. Atatürk, Balkan Paktı’nı inşa ederken komşularının rejimine bakarak hareket etmedi; “iki dünya savaşı arası” sürecin tehditlerine bakarak Türkiye’nin çıkarlarını gözetti.

Suriye’de Esad yönetimine, Mısır’da Sisi yönetimine İhvancılık nedeniyle karşı olmanın Türkiye’nin çıkarlarına yaramadığı ortada. Suriye ve Mısır’daki rejimler, Suriyelileri ve Mısırlıları ilgilendirir, bizi değil. Tıpkı bizim “tek adam rejimi” sorunumuzun da başkalarını ilgilendirmediği gibi.

Ne yapmalı?

Tüm bunların ardından hızla şu politikalar hayata geçirilmelidir:

– Türkiye kendi Münhasır Ekonomik Bölgesi’ni (MEB) “artık” ilan etmelidir!

– Suriye, Doğru Akdeniz, Libya hattında Rusya’yla işbirliğini esas almalıdır.

Şam yönetimiyle anlaşarak, Amerikan Koridoru sorununun en az maliyetli çözümüne, Suriye ordusunun kendi topraklarında egemen olmasının sağlanması çözümüne geçilmelidir.

– Şam’la anlaşmak, Kahire’yle buzları eritir. Kahire’ye Dışişleri Bakanı gönderilerek, diplomatik ilişkiler başlatılmalıdır. Mısır’ın Yunanistan’la 15 yıllık müzakerenin ardından ve Meis Adası’nı dikkate alarak bir anlaşma yapması, Ankara ile Kahire arasında Doğu Akdeniz’de hâlâ işbirliği yapılabileceğinin göstergesidir. Çünkü Türkiye’yle anlaşılması halinde Mısır’ın deniz yetki alanının daha çok olduğunu Kahire görmektedir.

– Kahire’yle anlaşmak, Türkiye’nin Lübnan ve İsrail’le de Doğu Akdeniz’de anlaşma yapabilmesini kolaylaştıracaktır. Nitekim Türkiye’yle anlaşması halinde İsrail’in deniz yetki alanı da artacaktır.

Bu politikaların hayata geçirilmesi, bölgede ABD emperyalizminin etkisini azaltır ve “Doğu Akdeniz sorunu Doğu Akdenizlilerin sorunudur” düzleminde buluşulmasını sağlar.

Son tahlilde, toplanacak bir “Doğu Akdeniz Konferansı” ile herkesin hakkını koruyan ve yararını gözeten bir anlaşmaya gidilebilir. Çünkü sorunun çözümünün gecikmesinin ekonomik kayıp olduğu tüm ülkeler tarafından görülmektedir.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
13 Ağustos 2020

  1. #1 by puma on 14/08/2020 - 09:52

    Olursa iyi bir baslangic olur. Ama yetmeyebilir. Askeri, ekonomik kozlar da var. Yalnizca bolgesel guclerin kendi aralarinda bir paylasma karari almalari da yeterli olmayacak gibi.

    ( liderlere yonelik santajlar mumkun. Baska yerlerde degil belki ama bizde ozel hayata dayali santaj cok yaygin, ve soyadi B ile baslayan en az 4 kisiye kendisi veya aileesi uzerinden santaj yapildi..bu sayede trilyon dolarlar calindi, ve rejiim degisti… ama birisinin yaptigi hirsizliklari ve diger gercek suclari ortaya dokmenin bu halk uzerinde fazla bir etkisi yok).

    Orta buyuklukte bir bolgesel guc olarak, komsularla anlasmak, en azindan centilmenlik anlasmalari yapmak cok yararli olur. Bunu hizlandirmak icin karsi tarafin kozlarini ve zaaflarini bilmek yararli olabilir. Mesela Yunan liderler anlasma yapmak istiyordur, ama bunu halka anlatmak zor olacaktir, veya AByi ikna etmek zor olacaktir. Herkes yalnizca kendi cikarini gozetirse ne olur: Mesela bir cok yolun birlestigi bir kavsak vardir, trafigin yogun oldugu bir saattir, herkes biran once gecebilmek icin burnunu uzatir, bu sefer hem kimse ilerleyelmez, hem de korna seslerinden gerginlik iyice artar. Gereksiz yere zaman kaybi olur, ve normalde gerekenden daha buyuk tavizler gerekir… Ama trafik polisi olsa olayi kolayca toparlar..

    Mesela kuresel bir gucmussuz gibi dusunerekten, soyle oneriler ortaya atilabilir, denir ki su kadar derin yerler kimseye ait degildir. Su kadar uzak yerler kimseye ait degildir. Ya da herkesin ortak malidir. Bu bolgede yunuslar yasamaktadir, ve kime ait olursa olsun orda ekonomik faaliyet yurtulemez. Birileri Paris anlasmasini dayatti, gerekce cevreyi korumakti, ama muhtemelnn gercek sebep baskaydi (iyi miydi, kotu muydu, hala bilmiyorum), ancak ABD bu kadar borcta iken, yeniden endustrilesme karari almak zorundaydi, cunku para bas istedigini al donemi bitiyordu, ve ABD Paris anlasmasini kabul etmedi, cunku bacalarin tutmesi gerekiyordu. Cevreyi korumak baska sey, karbondioksit salmak baska bir sey, bu da ihmal edilen birsey. Onun yerine ya da ondan once mesela organik tarimi dayatabilirlerdi.

    Bence calinan adalarimizi geri alamiyorsak kimse bizi ciddiye almaz. Bir nota bile vermedik, hatta kendi adamiza bizimkiler Yunanistandan vize alarak gidiyormus. Chpli Unal Cevikoz o adalarin zaten Yunanistan’a ait oldugunu soyluyormus (gercekten oyle olsa cesareti icin kutlardik).. Ve bu kisiye halktv (belki ayrica sozcu?) gibi yerlerde s400 konusunda fikri soruluyordu.

    Bence dunyanin butun buyuk sorunlarini birarada ele almadan kalici ilerleme saglamak zor olacaktir.
    Cunku eski zamanlarda mutlaka savas gerektiren bir dugum olusmustur. Nukleer silahlarin varligi sebebiyle savasi bir avuc siyanist-satanist-nazi haricinde kimse istemez. Bu bahsettigimiz kisiler yakin zamana kadar dunyayi yonetiyordular ve hala gucluler, koronayi yarattilar, merkez bankalarinin cogu hala onlara ait (Abd merkez bankasi Fed kamulastirilmis, dogruysa cok ta iyi olmus). Trump diyor ki, korona olmasa Geroge Washingtondan bile daha onemli bir baskan olmus olacaktim.. Boyle bir sey soyluyorsa demek ki onun zamaninda ABDde cok buyuk isler yapilmakta. Fed’in kamulastilrilmasi cok onemli bir olay, J.F. Kennedy bu yuzden olduruldu, baska ABD baskanlari da benzer sebepten. Derin devlet kestirme bir cozum olarak Trump’u da oldurmeye calisti, ve BLM protestolarinin gercek amaci buydu.

  1. Doğu Akdeniz Konferansı | (Öykü-Şiir-Anı-Günce)-----Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: