Doğu Akdeniz Konferansı-2

Doğu Akdeniz’de -küresel güçlerin de dahil olduğu- birincisi egemenlik, ikincisi de enerji-politik mücadele var…

Bu mücadelede Türkiye’ye rağmen bir çözüm olmaz ancak Türkiye’nin İhvancı anlayışla yürüttüğü dış politikayla da bir çözüm sağlanmaz.  

Diğer Doğu Akdeniz ülkeleri açısından şu gerçek ortada durmaktadır: Türkiye’yi devre dışı bırakarak Doğu Akdeniz gazını Kıbrıs ve Girit üzerinden borularda Avrupa’ya taşımak, hele de bugünkü enerji fiyatlarıyla ekonomik değil.

Öte yandan Türkiye açısından da şu gerçek ortadadır: Esad “AKP’nin önerdiği 7 kişilik İhvan listesini” hükümetine monte etmediği için Suriye’yle, Sisi İhvancı Mursi’yi devirdiği için Mısır’la diplomatik ilişkileri kesen bir ülke, Doğu Akdeniz güç mücadelesinde yalnızdır.

Bütünlüklü strateji ihtiyacı

İşte Yunanistan da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki bu yalnızlığını fırsata çevirerek Ege sorunu üzerinden atak yapmaktadır.

Türkiye o nedenle Doğu Akdeniz ile Ege sorunu için bütünlüklü bir strateji üretmelidir.

Kaldı ki, hep belirttiğimiz gibi, Suriye-Doğu Akdeniz-Libya hattı da aslında tek cephedir ve o nedenle bütünlüklü strateji kritik ihtiyaçtır.

Ankara’nın “Suriye’yi Rusya’yla, Libya’yı ABD ile ortak çalışarak, Doğu Akdeniz’i de kuvvet göstererek çözerim” yaklaşımı gerçekçi değildir ve sonuç alabilmekten uzaktır.

Peki ne yapmalı?

Erdoğan ve AB’nin mesajları

Yaklaşık bir ay önce, 13 Ağustos’ta bu köşede, yine aynı başlıkla, “Doğu Akdeniz Konferansı” önermiştik.

Silahların patlamadığı bir çözüm için bu şart. Silahların patladığı “çözüm” ise herkes için yıkımdır ve artık “o benden daha fazla yıkıma uğrar” kaba hesaplarının yapılamayacağı “büyük silahlar” çağındayız. Bu tip bir bölgesel yıkımın tek kazananı, silah tekelleri olan küresel güçler olur.

O nedenle “Doğu Akdeniz Konferansı” toplayabilmek, bölgenin şu anda en büyük ihtiyacıdır.

Nitekim bu yönde açıklamalar da gelmeye başladı.

Erdoğan‘ın kurmaylarına, “Güney Kıbrıs hariç herkesle aynı masaya oturabiliriz” dediği kamuoyuna yansıdı örneğin (3 Eylül 2020). Diğer yandan AB Konseyi Başkanı Charles Michel de “Doğu Akdeniz’de gerilimi düşürmek için çok taraflı konferans düzenlenmesi” önerisinde bulundu (4 Eylül 2020).

Müttefik kazanma ihtiyacı

Er geç bir “Doğu Akdeniz Konferansı” yapılacak.

Üstelik bu konferans, kaçınılmaz olarak Doğu Akdeniz ülkeleri dışında ABD, Rusya ve AB’nin de masada bir şekilde bulunduğu bir konferans olacak.

Dolayısıyla önemli olan o konferansa Türkiye’nin nasıl oturacağıdır. Bugünkü gibi Doğu Akdeniz ülkeleri içinde neredeyse tek bir müttefiki olmayan Ankara’nın katılacağı bir “Doğu Akdeniz Konferansı”ndan, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına yönelik bir karar alabilmek güçtür.

O nedenle Türkiye, er geç yapılacak olan bu konferansa hazırlık olarak, hızla müttefik kazanmaya yönelmelidir.

Şam’la anlaşmak, meselenin anahtarıdır. Zira Şam’la anlaşan Ankara, Kahire’yle normalleşmeyi sağlar.

Kaldı ki Esad, tüm olanlara rağmen, Türkiye ve Suriye’nin çıkarları için Ankara’yla anlaşmaya her zaman hazır olduğunu birkaç kez dile getirmişti.

Öte yandan Mısır’ın eski Ankara Büyükelçisi Abdurrahman Salahaddin’in KRT’de Tülin Daloğlu’na şu söyledikleri de Ankara ile Kahire arasında köprülerin hızla kurulabileceğine işaret etmektedir: “20 yıl boyunca Türkiye ve Yunanistan aralarındaki sorunları çözsünler diye bekledik. Ve bir 20 yıl daha beklemeye hazırdık, eğer ki Türkiye’nin Mısır’a karşı agresif davranışları olmasaydı” (1 Eylül 2020).

AKP’nin medya operasyonu

Odatv neden 200 gündür kapalı? TELE1’e neden 5 gün ekran karartma cezası verildi? Cumhuriyet ve Sözcü yazarları ve muhabirleri neden sürekli davalık? Halk TV ve KRT’ye neden sık sık para cezası veriliyor? Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Müyesser Yıldız ve Hülya Kılınç neden hapiste?

MİT’in deşifre edilmesiydi, Abdülhamit’e hakaretti, şuydu, buydu, geçiniz!

Yolsuzluklar öğrenilmesin isteniyor, hangi yandaşa ne büyüklükte ihale verildiği haber olmasın isteniyor, 12 yaşındaki çocukların tarikatlarda taciz edildiği duyulmasın isteniyor…

Kısacası halkın haber alma hakkı gasp ediliyor…

O nedenle 9 Eylül’de, saat 09.00’da Çağlayan Adliyesi’nde ol; Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç’a destek ol, diyoruz…

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
7 Eylül 2020

  1. #1 by puma on 09/09/2020 - 01:06

    Su anda cozum olsa, o da kotu, Akp burasi bizim ve butun dunya kabul ediyor der, hemen arkasindan oralari pesin fiyata satar, o gelirle halka rusvet verir, bir yandan dunyayi dize getirdik vatani buyuttuk der, erken secim yapar, yuzde 70 oy alir, bu sefer anayasayi istedigi gibi degistirir, idami getirip istedigini idam eder.
    Biz konferans isteriz de, digerleri ister mi.. Lozanda kapitulasyonlari kirmizi cizgi olarak ortaya koyduk, bogazlari , musul-kerkuk’u sonraya biraktik. Buna benzer bir sey olabilir. Su anda 2 ulke biraraya gelip , herkesin kabul edecegi bir sekilde bir bolgeyi paylasabilir mi. Mesela Ege Yunanistanla bizim aramizdaki bir mesele. Normalde bunu kendi aramizda cozebilmeliyiz. Ama bu en iyi cozum olmayabilir. Bence Turkiyenin yakinindaki yunan adalariyla, dogu akdenizdeki bazi Meb bolgelerimizi takas edebilmeliyiz. Once tezlerimizi anlatir, bir yandan Misir ve Suriye ile anlasiriz, dogu akdenizde ne kadar buyuk bir alanda hakkimiz oldugunu herkese kabul ettiririz, sonra baska bir yerden kazanmak uzere bu haklarin bir kismindan vazgeceriz.
    Tabi konu bu kadar basit degil, oralara komsu olmayan Rusya ve Abd , Almanya nasil ikna edilecek, onlara ne pay verilecek, verilmeyecekse onlar bir tarafin fedaisi olarak boy gosterip yapay gerginlik yaratmaya calisirlar. Bir de ABD secimlerinde kimin kazandigi da cok onemli, Trump mu, yoksa savas ve hegamonya taraftari derindevlet mi. Rusya ile Trump arasindaki centilmenlik anlasmasi nasil birseydir. Mesela ABD hic oralara karismaz, ama enerji ticaretinde dolar kullanilmasina devam edilir Boyle pazarliklar olabilir. Yani bunun yeni kurulacak finansal sistemle cok ilgisi olmali.
    Bence su da yapilabilir, her taraf kendi projesini ortaya koyar, ve bunu yaparken diger ulkelerin de haklarini gozetmeleri istenir. Boylecek mutabik kalinan noktalar daha kolay belli olur. Bence dibimizdeki yunan adalari bir givenlik riski, bir adaya karsi onun 100 kati deniz verilebilir, hatta bazen 1000 kati. Birakalim akdenizin ortasindan gaz cikarsinlar, biz de o adalarda zeytin yetistirelim. bu adalardan atilacak toplar s400le engellenemez, engellenmese bile degmez, cok pahaliya gelir. pyd devletcigini bile yoketmediysek bile silah zoruyla asagiya ittik. benzerini egede yapmali.

  1. Doğu Akdeniz Konferansı-2 | (Öykü-Şiir-Anı-Günce)-----Doğa+Yaşam+Sağlık+Politika

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: