Resmi adı Riyad bildirisi olsa da 12 bölge ülkesinin imzaladığı 6 maddelik o bildiri aslında Washington bildirisidir.
Daha acı olanı da 12 ülkeden birinin ülkemiz olmasıdır. Türkiye dışında Washington bildirisine imza atan bölge ülkeleri şunlardır: Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE).
ABD’ye sessiz bildiri
Bildiri, Riyad bildirisi ya da bölge bildirisi değildir, Washington bildirisidir, çünkü:
1) 12 Bölge ülkesinin dışişleri bakanları İran’ı kınıyor, İran’a “saldırılarını derhal durdur” diye ültimatom veriyor ama ABD’ye tek laf etmiyor!
Oysa ABD’nin İran’a saldırısı “neden”, İran’ın yanıtı ise “sonuç”tur. Bölge ülkelerinin sonuca işaret edip nedeni görmezlikten gelmesi, tam da Washington’un istediği durumdur.
2) 12 bölge ülkesi, İran’ın Körfez ülkelerine, hatta Türkiye ve Azerbaycan’a saldırdığını iddia ediyor. Oysa İran’ın Türkiye ve Azerbaycan’a bir saldırısı yok, olmadığını İran yetkilileri defalarca açıkladı. İran’ın Türkiye ve Azerbaycan’ı hedef aldığı iddiasının sahibi Washington’dur, çünkü İran’a karşı kara gücü aramaktadır!
İran’ın meşru yanıtı
3) İran’ın Körfez ülkelerine saldırısı ise propaganda edildiği gibi değildir. İran Körfez ülkelerini vurmuyor; Körfez ülkelerindeki ABD’yi vuruyor. ABD İran’a Teksas’tan ya da New York’tan saldırmıyor, Körfez ülkelerinden saldırıyor. İran da haliyle Teksas’ı ya da New York’u değil, ABD saldırısının geldiği “Körfez ülkesindeki Amerika”yı vuruyor.
Üslerin dışına taşan İran hamleleri ise ABD ve İsrail saldırısına veri sağlayan teknoloji merkezlerinden ABD personelinin yerleştirildiği otellere kadar çeşitlilik göstermektedir. Üzerinde en çok durulan Katar’daki petrol rafinerisinin vurulması ise açık ki öncesinde İsrail’in vurduğu İran petrol rafinerisine yanıttır.
Washington’un talepleri bildiride
4) 12 bölge ülkesi, İran’dan Hürmüz Boğazı’nı açmasını istemektedir ki bu zaten doğrudan Washington’un talebidir.
5) 12 bölge ülkesi, İran’ın “bölgedeki örgütleri desteklemesini, finanse etmesini ve silahlandırmasını” durdurmasını istemektedir ki bu da Washington’un talebidir. Husilerin yalnızlaştırılmasını ve ezilmesini isteyen ABD ve İsrail’dir. Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve ezilmesini isteyen ABD ve İsrail’dir.
6) 12 bölge ülkesi, “Lübnan’da silahların devlet tekeline alınmasını” istemektedir. Bu da ABD ve İsrail’in talebidir. Bizzat ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın bölge mesailerinden biri budur.
Bildirideki İsrail kurnazlığı
Görüldüğü üzere Riyad bildirisi aslında Washington bildirisidir ve bölgenin tarihine bir utanç vesikası olarak geçecek niteliktedir.
İran’ı kınayan ama ABD’ye ses etmeyen bildiride bir tek yerde İsrail’in adı şu şekilde geçmektedir: “İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır.”
ABD’ye ses etmeden İsrail’i eleştirmek, bölge yönetimlerini, halklarının tepkisinden korumak amacıyla bildiriye eklenmiş bir kurnazlıktan ibarettir. Dahası İsrail’i İran’a saldırdığı için değil, Lübnan’a saldırdığı için kınamak ucuz bir kurnazlıktır!
ABD’nin çifte Körfez kazancı
ABD Dışişleri Bakanlığı, daha yeni BAE, Kuveyt ve Ürdün’e 16 milyar dolarlık silah satışına onay verdi. Diğer devletlere de ABD silah satıyor. Sadece bu tablo bile çok şey anlatıyor. ABD hem bu ülkelerden İran’a saldırarak bu ülkelerin vurulmasına neden oluyor hem de bu ülkelere İran’dan korunması için silah satıp para kazanıyor!
Körfez ülkeleri, normalde İran’a saldıramasın diye topraklarını ve hava sahasını ABD ve İsrail’e kapatmalıyken, saldırgandan silah alıyor, saldırgana hizmet ediyor, saldırgana üs oluyor ve İran’dan yanıt gelince de kınama bildirisi yayınlıyor!
Bu utanca “emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin” imzasını dahil edenleri de tarih önemle not ediyor!
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
21 Mart 2026