İtalyancası “ragione di stato”, Fransızcası “raison d’état”, Almancası “Staatsräson” ve İngilizcesi “Reason of State” olan kavram Türkçeye genelde “hikmeti hükümet” diye çevrilir. Ama son yıllarda bu kavramı “hikmeti hükümet” yerine “devlet aklı” diye çevirenler ve kullananlar var.
Oysa Özdemir İnce ustamızın da belirttiği gibi “raison” burada “akıl” değil, “neden” anlamındadır. Dolayısıyla bu kavramlaştırmayı üretenler “akla” değil, “varlık nedeni”ne işaret etmişlerdir.
Peki neden “devlet aklı” kullanılıyor son yıllarda?
Hukukun dışına çıkma durumu
“Raison d’état” ve yani “hikmeti hükümet”, yönetim meselesinde bir özel duruma, “Devletin çıkarı ve bekası nedeniyle hukukun dışına çıkabilme durumuna” işaret eder ki “derin devlet” isimlendirmesine daha yakındır.
“Hikmeti hükümet” Arapça kökenlidir ve “hükümetin gözettiği asıl fayda”, “hükümetin icraatında, devlet bekasını gözeten maksatlara göre hareket etmesi” anlamlarına gelmektedir. (Özdemir İnce, Cumhuriyet, 15.02.2022)
İşte “devlet aklı”, devletin bekası için ”hukukun dışına” çıkılmasını savunmayı “normalleştirmek” için üretilmiştir. Hukuk dışılık “devlet aklı” kavramıyla kitlelere bir üst aklın, üstün aklın kamu çıkarını gözetmesi diye sunulmaya çalışılmaktadır.
Bu daha çok devletlerin dönüşümünde, yönetenin devletleşmesinde, “partinin devletleşmesi ve devletin partileşmesi”nde görülen bir durumdur.
Sınıf ve devlet
Devlet, egemen sınıfın kendini örgütleme biçimidir. Egemen sınıf kendini devlet biçiminde örgütlerken, toplumu da kendi sınıf egemenliği altında örgütler. Böyle olduğu için de devlet son tahlilde egemen sınıfın hatta çoğunlukla egemen sınıfın bir kesiminin öteki sınıflar üzerindeki baskı aracı, şiddet tekeli ve zorun toplamıdır. Bu arada “temsili demokrasi” de bütün bu ilişkiler ağını düzenleyen sistemdir.
Devlet zor ve baskıyı ihtiyaca göre ideolojik, siyasi, kültürel ya da askeri yollarla sürekli kılmaya çalışır. Böylece hem egemen sınıfın kendi iç çelişkilerini uzlaştırarak egemen sınıfın birliğini sağlar hem de öteki sınıfları egemen sınıfa tabi kılar. Bu tabi kılma işinde ideolojik aygıtlar ve hegemonya kritik önemdedir; birlikte “toplumun ortak çıkarı” algısını oluştururlar. (Haluk Yurtsever, Sınıf Savaşları ve Devlet, Yordam, 2006)
Dolayısıyla “toplumun ortak çıkarı ile devletin çıkarı ve bekası nedeniyle hukukun dışına çıkabilme durumuna” işaret eden ”hikmeti hükümet”, gerçekte egemen sınıfın çıkarı ve bekası içindir.
Operasyonun arkasındaki akıl
Bu uzun girişi CHP’ye operasyonun “devlet aklı” ile açıklanmaya çalışılması nedeniyle yaptık. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekibinden Bülent Kuşoğlu, “mutlak butlan” kararıyla ortaya çıkan tabloyu, “devlet aklı”nın isteği olarak gerekeçelendirdi özetle. Hatta son cumhurbaşkanlığı seçiminin yüzde 2 ile kaybedilmesinin de “devlet aklı”nın işi olduğunu savundu.
Yukarıdaki dar ve çok kısa teorik çerçeveden hareketle şunları söyleyebiliriz:
1) Devlet aklı da ortak akıl gibi uydurmadır.
2) CHP’ye operasyonun hukuk dışılığı ortadadır. Bu operasyona alet olan CHP’liler, hukuksuzluğa kitle nezdinde “devlet” meşruiyeti sağlamak istedikleri için “devlet aklı” kavramını kullanmaktadır.
3) “Devlet aklı”nı, merkezinde “ittihatçıların” olduğu bir yapının aklı gibi sunmaya çalışmaları da aynı kurnazlık nedeniyledir. Tabanlarına “AKP devletinin aklı” değil, “bizim de siyasi akrabalarımız olanların aklı” demeye getirmektedirler.
4) CHP’ye operasyonun arkasında elbette bir akıl vardır ama bu Kuşoğlu’nun iddia ettiği gibi merkezinde ittihatçıların olduğu devletin aklı değildir, sarayın aklıdır!
Devletin dönüşümü
5) AKP hükümeti, egemen sınıfın temsilcisidir. Egemen sınıf, içindeki sanayi, mali, askeri, teknoloji türünden sermaye yapıları nedeniyle iç çelişkileri olan bir sınıftır. Bu sınıfın en üst katmanındaki yapıların ihtiyacı ile Atlantik sisteminin ihtiyaçlarının örtüşmesi ölçeğinde devlet dönüştürülmektedir. 25 yıldır olan budur. Eski devlet zayıflatılırken, geçiş aşamasında “paralel devlet yapılarının” olması da bundandır.
Kurulan, yani “Atatürk Cumhuriyeti devleti” dönüştürülürken, kurucular, yani TSK ve CHP dönüştürülmektedir. Çünkü egemen sınıf ile Atlantik sistemi nezdinde ve yeni rejim açısından, CHP’nin Atatürk devrimciliğini ve altı ok programını geride kalan yıllarda sulandırmış olması bile yeterli değildir.
Yani mesele bir partinin iç mücadelesi olmasının çok ötesindedir. Çünkü olmakta olan, temsili demokratik sisteminin ortadan kaldırılması girişimidir.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
6 Haziran 2026